16. bölüm · KÜLLER ve TAÇLAR

Maskeli Sözcükler

TANEM DEMİREL

Agana'nın ağzından...

gece, sarayın üzerine ağır ağır çökmüştü. Ay, taş duvarların üzerinden sızan solgun bir yara gibiydi
koridorlar ıssız değildi, sadece nefes almıyord.
Tieran ve Rai'nin nöbet değişim saatiydi. gece nöbetlerinden nefret ediyordum. alında sadece gece olanlardan değil ama neyse. 2. kattaydık Rai kralın ofisinin önünde bense ona yaklaşık 27 metre uzaklıkta olan prens Liam'ın odasının önündeydim
nöbete başlayalı 10 dakika olmadan kızıl şeytanın kralın odasına girdiğini gördüm.
duvarda duran meşalelerin alevleri etrafa loş bir ışık yayıyordu. Duvardaki saatin sesi beğnimde yankılanmaya başladı.
tik tak tik tak...
Dakikalar hızla geçiyordu.
ben koridorları izlerken kralın odasının kapısı aralandı ve Nisha saçları gibi kırmızı olan geceliğiyle dışarı çıktı. Merdivenlere doğru yürüyüp ağır adımlarla aşağıya indi. "hey, Rai sıkıldım hadi bir şeyler anlat" dedim. Rai konuşmadı üstelik yüzüme de bakmıyordu. "Rai?"
Rai'nin gözleri yere kitlenmişti. Bir .şeyler olduğunu biliyordum bu yüzden yanına yürüdüm. "anlat Rai"
"neyi?" dedi anlamamazlıktan gelerek. Onu küçüklüğümden beri tanıyordum. Ne zaman bir şeyden rahatsız olsa sessizleşirdi.
"önemli degil"
[24/2 19:27] ☆*TaNeM*☆: "gözlerimin içine bir bak Rai. bu yalana kanacak göz var mı bende"
"var mı"
"yok!"
"hadi söyle Rai n'oldu"
"ben... duymamam gereken bir şey duydum Agana"
"ne duydun"
"kral ve Nisha sandığımız kadar uzak değil Agana" dedi tek solukta. Bu dedikleri çok işimize yaraybilirdi. "nasıl yani" dediğimde Rai kıs bir süre duraksadı. "kral 'beni böyle sıkıştıramazsın' dedi" anlamaya çalışarak kaşlarımı çattım. "Nisha da 'seni sıkıştırmıyorum sadece istediğimi almak istiyorum' dedi"
"bu mu yani" dediğimde Rai kıs süreliğine bana bakıp "sonra kral sesini alçaltıp... 'aramızda olanları karıştırma' dedi" gözlerim büyüdü. Aramızda olanlar derken?
"aramızda olanlar mı dedi?"
"aynen öyle dedi" skandal!
arkamı dönüp yerime dönerken dudağımın ucu kıvrıldı. Demek 'aramızda olanlar'
bu sarayda iki kişiye ait bir şey asla iki kişiye ait kalmazdı ve bunu saraydaki herkes çok iyi bilirdi.
en aptal değildim.
Sır doğru kulağa fısıldanmalı.
Tieran?
Hayır, o fazla sert.
Mary?
Hayır, da susmasını bilir.
Ama mutfaktaki yaşlı dedikoducu kadınlar...
Ya da muhafız değişimlerinde laf taşıyan askerler...
Hafifçe gülümsedim.
Bir kelime yeter "aralarında bir şey varmış"
Ya prens duyarsa. Müstakbel eşinin babasıyla ilişkisi olduğunu. İşte asıl eğlence o zaman başlar.
Mary'nin ağzından...

perdenin arasından sızan ışık odamın zeminine ince bir çizgi olarak düşüyordu. Kollarımdan destek alarak yavaşça doğruldum. Lioraya bakmak için kafamı çevirdim.
Liora yok!
bir hışımla ayağa kalktım. Yoktu. O yanımda değildi! Üstümü bile giyinmeden kapıya koştum. Kapıdan hızla çıktığımda durdum. Liora, Zayan'ın kucaındaydı.
ne yapacağımı bilemediğim için yere çöküp derin bir nefes aldım. "Liorayla ne yapıyorsun?" dedim.
"gece huysuzlandığın duydum ve ağlamadan onu yanından aldım" tekrardn ayağa kalktım ve Liorayı kollarımın arasına aldım.
hızla büyüyordu. Onu bulduğumda henüz üç günlüktü. şu anda yaklaşık bir aylık olmuştu bile. Lioraya alıştım. Günümün büyük bir bölümünü onunla geçiriyordum sonuçta. Zayana "ben sandım ki... kral..."
"sorun yok" dediğinde tebessüm ettim ve kıyafetimi giymek için odama girdim. Liorayı yatağa bıraktım.[25/2 15:14] ☆*TaNeM*☆: Dolabın kapağını araladığımda elim tereddütsüz koyu şarap rengindeki elbiseye gitti. İnce ama ağır bir kumaşı vardı; hareket ettikçe sessizce akıyordu. Bel kısmı dar, etekleri yere değmeyecek kadar ölçülüydü. Omuzlarımı örten hafif dantel işlemeler sert görünümünü yumuşatıyordu ama rengi masum değildi. Saçlarımı açık bıraktım, boynum açık kaldı. Bugün dikkat çekmek için değil, ciddiye alınmak için giyinmiştim
[25/2 15:48] ☆*TaNeM*☆: Liorayı tekrardan kucağıma aldım ve kapıdan çıktım. Merdivenlerden inerken Zayan'ın arkamdan geldiğini biliyordum. Daha yemeğe 40 dakika olduğu içi biraz sarayı gezmek istiyordum.
Anlamadığım şekilde herkes fısıldıyordu. Fısıltılara kulak verebilmek için mutfağa girdim.
"ben de duydum"
"kralın odasındaymış"
"çok yakınlarmış"
"kral onu diğerlerinden ayrı tutuyormuş" anlamaya çalışıyordum ama anlamıyordum. Kralın odasına biri girmiş ve o kral için özelmiş doğru mu?
"günaydın şekerlerrr!" diye mutfağa giren tabii ki Aganaydı. O mutfağa gelince tüm fısıltılar sustu.
" aa niye konuşmuyorsunuz. Bir şey mi kaçırdım?" dedi.
"ee söylesenize. Çekinmeyin benden" kimseden ses çıkmayınca "tamam, ben de Valerona sorarım" dedi.
dedikoduların krala gitmesinden korkan kadınlar hemen birini öne sürdüler "o biliyor"
"anlat" dedi Agana .
"sey... kral müstakbel gelinimizle aynı odada fazla samimilermiş"
"ne! İnanamıyorum" bende!
"peki bunu kraliçe Eliana biliyor bu tatlım" dedi gülümseyerek . "hayır"
dudağının ucu kıvrılan Agana "güzel" dedi. Ne planlıyordu.

Devam edecek...

Okunma sayısı artıyor teşekkür ederimmm🤗 ama lütfen biraz yorum da yapin çünkü ihtiyacım varrr. Genelde her gun 1 bölüm atmaya çalışıyorum. Beklemede kalınn😝