KÜLLER ve TAÇLAR kitap kapağı

6. bölüm / 16

KÜLLER ve TAÇLAR

Kehanetin Gölgesi

Yazar: TANEM DEMİREL

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: Kehanetin Gölgesi

Bahçeye çıkmıştık bile. Bahçe kocamandı ve daha yarısını bile yürümemiştik sessizliğimizi prens bozdu "bugün güzel görünüyorsun, bunun bir sırrı var mı?"
"Herkesle flört eder misiniz?"
"Hayır, sadece hoşuma gidenlerle"
Dedi ve gülümsedi. Bana hoşuma gidiyorsun mu demeye çalışıyordu?
"Demek öyle" diyebildim sadece.
"Babam kral olmam için önce evlenmem gerektiğini söyledi" bu da nerden çıktı şimdi.
"Kendinize bir aday buldunuz mu"
"Ah sanırım buldum hem de çok kısa bir süre önce"
"Adınıza sevindim"
"Peki sen evlenmeyi düşünüyor musun" bu soruyu beklemediğim için afallamıştım "ben... bilmem"
"Bence düşün bunu"
Sana sorucaktım ya.
"Düşünürüm" dedim ve dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Eee şey Eira nerede acaba?"
"Odasında giyiniyordur muhtemelen"
"Ne"
"Ah, sanırım haberin yok seni almadan gitmiyeceğini söyledi, biraz ortalığı karıştırdı. Seni veremeyeceğimiz için onu aldık" kendimi tutamadım ve bir kahka attım. Eira gerçekten inanılmaz bir kız.
Prens başını bana doğru eydi "parfüm mü sıktın" biraz daha yakınlaştı ve boynumu kokladı "e-evet"
"Hmm, güzel kokuymuş" fazla yakın duruyordu ve iyice rahatsız olmaya başlamıstım.
"Buyr- a çok pardon ben sizi görmedim, gidiyorum"
Hemen çekildim "dur!" Bizi yanlış anladı ben ve bu adam mı imkansız
"Bırak yanlış anlasın"
"Ama saray dedikoduları"
"Olabilir" ne kadar geniş hbir adam bu ya.
"Gel, boşver bunları yemeğe 10 dakika var gidelim" dedi ve önden yürüdü bahçede öylece kalakaldım. Boş boş yere bakarken Zayan "hadi, gel artık!" Diye bağırdı onun sesiyle irkilip yürümeye başladım.
Yemek salonuna girdiğimde Eira çoktan gelmişti üstü, canlı bir sarı renkteydi. Kumaşı yumuşak ve hafifçe dalgalanıyor, her hareketinde ince bir ışık oyunu yaratıyordu. Omuzları hafif kabarık, belden daralan kesimi zarif ve rahat görünmesini sağlıyordu. Yakası ve kollardaki ince dantel detayları, sade sarı rengin içine hafif bir zerafet katıyordu. Saçını da açık bırakmıştı. Saçlarını toplamadığı nadir günlerden biriydi.
Ayağa kalkıp bana sarıldı.
"Sana inanamıyorum"
"Bande" güldüm ve Eira'nın yanına oturdum. Saray üyeleri yavaş yavaş gelirken bir yandan da yemekler hazırlanıyordu.
Masada basit ama şık bir akşam yemeği hazırdı: taze sebzelerle hazırlanmış bir salata, hafifçe baharatlanmış tavuk parçaları ve sıcak ekmekler yer alıyordu. Yanında küçük bir kase tereyağlı patates ve tatlı olarak hafif meyveli bir puding masayı tamamlıyordu.
Artık herkes buradaydı ve yemek yiyorlardı.
Yemek sırasında Alaric, bana büyük bir dikkatle bakıyordu ama onu görmezden geliyordum en azından görmezden gelmeye çalışıyordum. Eila bir bana bir ona baktı ve önüne dönüpsessizce güldü. Artık bir kaç ay benimle dalga geçerdi.
Doyduğumu hissettim ve yavaşça ayağa kalkıp krala döndüm "izninizle ben odama gidiyorum" dedim kral da beni başıyla onayladı. Salondan çıkdım ve merdivene yürüdüm tam o sırada Arkamdan bir kapı açılma sesi geldi arkama döndüğümde yaşlı ve gözünde çizik olan bir adam bana doğru baktı. Adam beni biraz korkutmuştu açıkçası. Önüme dönüp bir adım atacakken.
"Bekle" dedi kısık bir sesle. Tanrım sen beni koru. Arkamı döndüm ve yüzüne baktım "sen, Mary Redwyne"
"Evet benim"
Kahin ağır bir sessizlik içinde, odanın loş ışığında durdu. Gözleri, sanki uzaklardan görünmeyen bir şeyi görüyormuşçasına parlıyordu. Derin bir nefes aldı ve sessizliği bozan tonda, titrek ama keskin bir sesle konuştu:“Bir hafta… yalnızca bir hafta sonra, sarayın taşları arasında yeni bir gölge belirecek. Bir kadın gelecek, genç ve görünüşte masum; ama onun gelişiyle birlikte… hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmayacak. Bu sarayda, kimsenin bilmediği sırlar saklı; duvarlar fısıldıyor, taşlar tanıklık ediyor, ve senin kaderin… her bir taşın içinde gizlenmiş gibi duruyor. Hazırlıklı ol… çünkü gördüğün her ışık, gördüğün her gölge, artık aynı olmayacak.” dedi. Buyur bakalım ne diyor bu adam şimdi.
Babam ben küçükken kahinlere ve büyücülere inanmamam gerektiğini söylerdi o yüzden oldum olası inanmazdım. O zaman 6 yasındaydım bir kahine gitmiştik kahin bize "annen geri dönecek belki uzun sürebilir ama yine de geri dönecek 6 yıl bekle..." demişti. 12 yaşına girdiğim gün annemin geri gelme umuduyla gözüma uyku girmemişti. Ama annem gelmemişti o günden sonra annemin bizi terk ettiği gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldım. "Kahinler yalancı olur" dedim birden
"Kehanetimin tuttuğu gün bunu göreceğiz ama senı uyarıyorum çocuk bu sarayda benim bile bilmediğim sırlar var. 1 hafta bekle ve gör..."

Sizce bir hafta sonra ne olacak... bir sonraki bölümde görelimmmm

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…