KOLEKSİYONER kitap kapağı

6. bölüm / 11

KOLEKSİYONER

6.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Aden Larosa

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: 6.BÖLÜM

Oy vermeyi unutmayalım lütfen:)

"Yağmur yağarken , umut dolarmış yeryüzüne ."
"Çürümekte olan çiçekler, çürümek üzere olan bitkiler, filizlenmek için bekleyen tohumlarda umut bağlarmış bir geleceğe."

"Ta ki bir canlı tarafından koparılana dek."

-Adeniumlarosa-

Asenanın anlatımından...

Yağmur yağıyordu. Henüz haziran ayında olmamıza rağmen aniden yağmur yağmaya başladı.

Kafamı gökyüzüne doğru kaldırıp baktığımda yeşillerime bir yağmur damlası düştü. Gülümseyerek kafamı indirerek yürümeye başladım.

Saat akşamüstü vakitlerindeydi. Daha yeni yeni dükkanlar kapanıyor.

Mağazaların kepenklerini kapatıyorladı.

"Bugün seçmelere katıldığımda çizimlerimin olmadığını farkettim."

Çizim defterimi düşürmüştüm. Seçmeleri kazanan kişi Wilson ailesinin katılacağı törende giyeceği elbiselerin çizimleri ve yapımlarını üstlenecekti.

"Seçmelere katılamamıştım. "

"Çizim defterimi nasıl kaybettiğimi bilmiyordum. "

"Bildiğim tek şey sabah bütün dolapları boşaltarak çizim defterimi aradığımdı. "

"Sonuç başarısızdı. "

Bugün erkenden çıkıp hava almak istedim. Yağmurun yağıyor olması çok güzeldi ama ince giyinmiştim.Bunu esen rüzgarla beraber üşüdüğümü hissedince anladım.

Sanırım bugün yağmur sevgim biraz arka planda kalmıştı. Sanırım artık üşütebilirdim. Askılı bir elbise giymiştim bembeyaz elbiseninin desenleri mor rengindeydi.

Dizlerimin üstünde bitiyordu. Dizlerim üşüdüğümü belli ediyordu. En yakın mağazaya uğrayıp şemsiye ve yağmurluk almak istiyordum. Ellerimi ovuşturarak yüzüme doğru tuttum.

Evden çıkarken cüzdanımı almadığımı çantamın içini ararken anladım.

Bugünlerde çok mu unutkandım ben?

Ah diyerek sinirle soludum. Neyse arabamı otoparktan alıp getirmesi için Victor'u arayayım hemen. Diyerek çantamın fermuarını açarak telefonumu elime aldım.

Şarjım bitmek üzereydi bunu telefonun ekranındaki turuncu renkli uyarıyla anlamıştım. Yüzde on beş şarjımın olması çok kötüydü.

Vakit kaybetmeden Victor'u aradım.

Arabamı times Meydanı'nda bulunan ayakkabı mağazasının yanındaki pizzacının yanına getir.

Peki küçük hanım diyerek telefonu kapattı Victor.

İşte şarjım bitmişti sanki tam zamanıydı biteceğinin sanki, birazcık yürüyeyim Mert'in ofisi yakınlarda sadece 2 sokak ötede diyerek yürümeye devam ettim.

Sanırım saçlarım çok ıslanmıştı. Yağmur etkisini göstermişti. Yavaş yavaş yağıyor olabilirdi.

Ama kesinlikle şiddetliydi. Yürürken aniden durup gökyüzüne bakmak istedim. Güneş kaybolmak üzereydi.

Etrafını çevreleyen bulutlar Güneş'i örtüyordu.Uzaktan görülen Gökyüzündeki gökkuşağı eşsiz güzellikteydi.

Duyduğum sesle beraber birinin beni sertçe çekip göğsüne yaslaması bir olmuştu.

Beni göğsüne yaslaması bana bir arabanın çarpmasını engellemişti.

Bunu hızla küfürler savurarak yanımızdan geçen sürücüden anlamıştım. Dikkatsizliğim başıma iş açıyordu.

Fakat gözlerime yağmur suyu kaçtığından net göremiyordum. Savrulan ıslak siyah tutamlar yüzümü örtüyordu.

Beni göğsüne yaslayan bir adamdı. Geniş omzunda kaybolmuştum.

Erkeksi kokusu çok güzeldi. Amber ve misk kokuyordu. Büyülenmiştim.

Vücudu kasılmıştı.Benim ona temasım onun kasılmasına sebep olmuştu. Kollarından sıyrıldığımda ona teşekkür etmek istedim.

Yeşillerimi açarak ona doğru baktım. Siyah bir takım elbise giymişti. Ona eşlik eden siyah bir gömlek kaslı vücudunda şekilli duruyordu.

Kol kasları çok belirgindi. Benden uzun olduğu için kafamı kaldırıp yüzüne bakmaya çalıştığımda yeşillerime damlayan yağmur damlalarıyla kirpiklerimi kırpıştırdım.

Orta uzunluktaki kumral saçları yüzüne savrulmuştu. Ellerimi kavrayan eli sıcacıktı.

"Damarlı parmakları ile ellerime bir şemsiye tutuşturdu."

Yağmurda fazla durmayın lütfen üşütebilirsiniz diyerek ceketini çıkararak yavaşça omzuma bıraktı.
Askılı bir elbise giydiğimden titriyordum.

Ama sizin şemsiyenizi alırsam siz ne yapacaksınız? Diye makul bir soru sordum.

"Lütfen şemsiyenizi alın şoförüm birazdan arabamı getirmiş olur."

"Hem siz de üşütürsünüz böyle diyerek elimdeki şemsiyeyi ona doğru uzattım. "

"Arabam ilerde şemsiye kullanmam gerekmiyor diyerek reddetti. "

Adamın sesini neredeyse duyamıyordum.

"Yanımızda bir kadın telefonla konuşuyordu."

Sesi çok yüksekti. Neredeyse ikimiz de birbirimizin sesini zor duyuyorduk.

"Teşekkür ederim." Dedim.
Şemsiyeyi açarak üzerime doğru tuttuğumda adam iyi günler diyerek arkasını döndü.

Gözlerim hala bulanık görüyordu. Çantamdan çıkardığım mendille yağmur damlalarının yıkadığı ıslak yüzümü ve ıslak kirpiklerimi sildim.

Sanırım ıslak kirpiklerimde biriken yağmur damlaları bulanık görmemi sağlıyordu. Victor beni aradığında telefonumun şarjının bitmediği için dua etmiştim.

Öncesinde tamamen kapandı zannetmiştim fakat telefonu titreşim moduna aldığımı görünce afalladım sadece %10 civarı bir şarjım kalmıştı pil göstergesindeki imge yoktu.

"Ya da ben şu an göremiyordum. Yağmur damlaları ekranı ıslatmıştı."

"Görüş açım pek net sayılmazdı."

Yürümeye devam ettim şemsiyeye doğru kafamı kaldırdığımda içi masmaviydi, sarı sarı yıldızlarla doluydu parlıyordu tamamen.

Yüzümde silik bir tebessüm belirince Araca doğru ilerleyerek bindim ve şemsiyeyi kapatarak yanımdaki koltuğun üzerine bıraktım.

Omzumdaki ceket çok güzel kokuyordu. Elbisemin rengiylede çok güzel uyuşuyordu. Telefonumu şarja taktım ve eve doğru ilerledi araba.

Soru sormadım zira burnumu ve zihnimi şenlendiren bir koku vardı üzerimde.

Cekete doğru başımı indirerek daha çok kokladım. Misk,amber ve okyanus karışımı gibi kokuyordu.

Hapşırınca üşüttüğümü anladım.
İşiniz Mert beyle zor diyerek konuşmaya başladı Victor.

Öyleydi.
Zira hapşırdığımı görürse bile kızardı doktor Mert beyimiz.

Abiniz canınıza okuyacak ama en çokta bizim canımıza ha ne dersiniz Asena hanım?

Kıkırdayarak cevapladım. Fakat bir kez daha hapşırınca gülmem yarıda kesildi.

Kedi gibi hapşı diyince ben bile anlamadım ne olduğunu kedi sesi gibi hapşırıyordum.

Alışılmış bir durumdu benim için ama böyle ulu orta da olmazdı yani.
Abime olan üstünlüğüm biraz yerlerdeydi şuan.

Zırlamama son bir.

Eve doğru gelince üzerimdeki ceketi yavaşça aldım omuzlarımdan baya genişti bana anlarlardı bana ait olmadığını diyerek çıkartıp elime bıraktım.

"İki yana katlayınca benim blazer ceketim gibi durmuştu."

"Bana ait bir parçaymış gibi göründü ceket."

Şemsiyeyi de alarak hızla çıktım basamakları taki Martha'nın bana seslenişini duyana dek.

Hızla geriye döndüm. Ceket ve şemsiyeyi biraz gerimde tutarak.

İlk siparişini aldın mı?

Hayır. Martha okulda çizim kitabımı düşürmüşüm.
Aradığım hiçbir yerde yoktu. Okuldaki dolabıma bile baktım ama bulamadım.

Çok dikkatsizdim galiba bu aralar.

Sürekli derslerden ve çizimlerden başınızı kaldırmadığınızdan olabilir mi? Dedi en kınayıcı bakışını bana atarken.

Hadi ama Martha henüz okulda bir sipariş almadım ama kendi işimi de kurmak için yavaşça çalışıyorum.

Ne yavaşlığı kendini tavşan ve kaplumbağanın yarışındaki kaplumbağa dan sayıyorsan ben okeyim. Diyerek inatla durdu lafının arkasında.

Hem neden bu kadar ıslaksın sen?

Şşeyyy...

Neyyy. Ceketin kuru ve şemsiyende üstün gibi ıslak ne bu bir tür bilmece falan mı?
Pek çözemedim doğrusu.

Martha üstümü başımı değiştirip gelsem çok üşüdüm diyerek tüydüm ordan. Sağ olsun kendileri de bana pek kıyamıyordu.
Pek sorgulamadı beni.

Duş aldıktan sonra beyaz bir sweatshirt ve kot pantolon üzerime geçirerek akşam yemeği için aşağıya indim.

Kıpkırmızı olan burnum bir tık üşüttüğümü sinyallerini verirken Mert çoktan elinde iki kupa ıhlamur çayıyla yanıma gelmiş çoktan azarlamaya başlamıştı beni.

Günümüz...
Yarım saat sonra...

Çalan zil sesinden sonra elimdeki kağıtları çalışma masasına bırakarak kapıyı açmaya gittim.

Gelen Pelin'di.

Valizlerini içeriye bırakmaya çalışmadı önce boynuma atladı ve iyice sarıldı bana ben de tabi kollarımı sıkıca omzuna sardım.

Özlemiştik birbirimizi bir kardeşten öteydik biz , birimizin tırnağı kırılsa bizimde canımız yanardı.

İçeriye gelsene hemen kapıda durma öyle baya yorulmuşsundur.

Yoruldum derken sesi oldukça sakindi.

Ben bir duş alayım. Oturur sohbet ederiz olur mu?

Tabi olur . Dedim ona uyarak.

Mutfağa geçip az önce sipariş verdiğim yemekleri ısıtmaya başladım.

Yerken konuşurduk.

Yemekleri ısıtırken bir yandan da sinanla konuşuyordum.

Bak Sinan Winchester şirketindeki birçok düzeni değiştirmemiz gerekecek.

Alexander takılmaz böyle şeylere.

Fikrini sormana bile gerek yok.

Peki.

Defileye ne kadar gün kaldı?

Sadece bir hafta kadar bir süre kaldı.

Biliyorsun ki durmak yok
Bizim makasımız elimize bir kere alıştı mı çıkmaz artık.

Tıpkı başladığın bir elbisenin her zerresini kendin tasarlamak gibi.

Tabi ki. Diyerek onayladı.

Şu arkadaşının mücevher tasarımları çok mu iyi? döküldü dudaklarımdan istemsizce bu soru.

Tabi ki.
İşinin ehlinde biri.
Her çeşit tasarım yapar.

Hımm.
Diyerek mırıldandım ağzımın içinde.

Öyle diyerek ekledi.

Sinan diyerek seslendi ince sesli bir kadın sesi, şu elbisenin önündeki dekolte de kullanılacak işlemeleri bulmıyorum.

Bana atılan mailde yok. Diyerek devam etti. Kusura bakma Asena diyerek ekledi.

Sorun yok halden anlarız.

Bilirsin.

Bilirim. Diyerek onayladı beni.
Görüşürüz.
Diyerek kapattım telefonu.

İçecekleri de alarak masaya bıraktım. Hazırdı herşey.

Kitaba sınır koydum 400 beğeni 120 yorum gelince diğer bölümleri yayınlayacağım....

Diğer kitaplarıma da bi el atsanıza be valla çok uğraşıyom 😌😒😔😕😣😖🧐🧐

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

50okunma 6beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18