4. bölüm · Kızıl Saçlar

4.Bölüm-Aynı Geçen

Elizaan .

Bölümler
1 1.Bölüm-Giriş 2 2.Bölüm-Korku 3 3.Bölüm-Konuşma 4 4.Bölüm-Aynı Geçen 5 5.Bölüm-Aylar sonra 6 6. Bölüm-Mutluluk 7 7. Bölüm-Saldırı 8 8.Bölüm-Korumak 9 9.Bölüm-Gerçekleri Öğrenmek 10 10. Bölüm-Yakınlık 11 11.Bölüm-Travma 12 12.Bölüm-Hisler 13 13. Bölüm-Utangaç Tilki 14 14.Bölüm-Soru 15 15. Bölüm-Sonsuzluk 16 16. Bölüm-Kızlarla 17 17. Bölüm-Eve dönüş 18 18. Bölüm-Sıradan 19 19. Bölüm-Gizli Cevaplar 20 20. Bölüm-Garip mi? 21 21. Bölüm-Çekingen 22 22. Bölüm-Utanç 23 23. Bölüm-Korkak ama cesur 24 24. bölüm-Merak 25 25. Bölüm-Sorunun Cevabı 26 26. Bölüm-Vicdansızın kızı 27 27. Bölüm-Dışarı 28 28. Bölüm-İlk defa 29 29. Bölüm-Sahil'den Eve 30 30. Bölüm-Kitap 31 31. Bölüm-Baygın 32 32. Bölüm-Ölüm Soğuğu 33 33. Bölüm-Kurtarılmak 34 34. Bölüm-Baş ağrısı 35 35. Bölüm-İç ses 36 36. Bölüm-Kızlar ve Dertler 37 37. Bölüm-Kısa Konuşma 38 38. Bölüm-Büyük Kavga 39 39. Bölüm-Uzak Ama Yakın 40 40. Bölüm-Sen hiç gitme 41 41. Bölüm-Hastane 42 42. Bölüm-Ne bu bakışlar? 43 43. Bölüm-Beklerim 44 44. Bölüm-Sessizlik 45 45. Bölüm-Eve Dönüş 46 46. Bölüm-Ağla 47 47. Bölüm-Eskileri Unutmak 48 48. Bölüm-Gerçek Hisler 49 49. Bölüm-Sabah 50 50. Bölüm-Gizem 51 51. Bölüm-Kaan Ve Tripleri 52 52. Bölüm-Anıl'ın Garip Davranışları 53 53. Bölüm-Eğlence 54 54. Bölüm-Anıl İle Kavga 55 55. Bölüm-Daha İyi 56 56. Bölüm-Sonunda Mutluluk 57 57. Bölüm-En Büyük Acı 58 58. Bölüm-Yıllar Geçti Uyan 59 59. Bölüm-Mezarlık 60 60. Bölüm-Gerçekler 61 61. Bölüm-Son

~Ben zaten o gün ölmüştüm, sadece hayatın bana verdiği son günlerde mutlu olmak istedim~

Uyandım.

Uyudum.

Uyandım.

Uyudu- Ne

Kabus görmekten sürekli uyanıyordum. Tekrardan uyuyacağım sırada odamda gördüğüm manzara yüzünden ayağa kalkmaya çalışırken, yataktan düşmüştüm.

Anıl Bora Aksoy, şuanda karşımda ki koltukta bir eli başının altında uyuyordu. Tabi artık uyumuyordu çünkü yere düşmem ile çıkan ses, onu uyandırmıştı. Yavaşça doğrulup, benim olduğum yere baktı.

"Bu kadar sakar olabileceğini düşünmemiştim."

"Sakar değilim sadece... Seni görünce şaşırdım ve kalkmaya çalışırken bacağım bir anda-"

"Tamam kızıl anladık."

"Kızıl?"

"Kızıl değil misin? Yoksa saçların boya mı?"

"Yok. Yani değil tabii ki"

Bu arada bende yerden kalkmaya çalışıyordum. Daha doğrusu sadece deniyordum çünkü elim ayağım birbirine dolaşmıştı.

"Tamam bu böyle olmayacak"

Anıl yanıma yaklaşıp beni kucağına aldı.

"Ya bıraksana beni ne yapıyorsun"

Beni yatağa bıraktığında geri çekildi

"Sakin ol kızıl, ayrıca dua et ters günümde değilim yoksa sesini yükseltemezdin"

"Aynen, eminim" kendi kendime konuşurken telefon sesi odada yankılandı.

"Kahvaltını birazsan gönderirim." Ve odadan çıktı.

"Yine tek başıma kaldım" telefonu alıp bakmaya başladım.

&&&&&

Buraya geldiğimden beri iki şeyi anlamıştım. Bir, burada herkes çok sessizdi. İki, bu ev çok sıkıcıydı. Bütün günlerim aynı geçiyor denebilir idi. Uyan, tekrar uyu, tekrar uyan, odanda kahvaltını yap, telefona bak, akşam olunca odanda yemek ye ve uyu.

Günler, her geçen zamanda daha da sıkıcı oluyordu. Sanki gizli bir döngüde takılı kalmışım gibi hissettiriyordu. Artık ya yapacak birşey bulacaktım, ya da olay çıkartıp bu koca evi-köşk de denebilir-daha heyecanlı bir yer yapacaktım.

Açıkçası bana ikisi de uyar.

Her neyse en azından bacağım iyileşene kadar fazla hareket etmeden birşeyler yapabiliridim. Telefonumu alıp Anıl'a mesaj attım. Evet, aklıma ilk olarak ona bulaşmak fikri gelmişti.

Siz:Sıkıldım.

Zürafa Adam:O numara sürekli bana yaz diye mi var kızıl?

Siz:Sıkıldım

Zürafa Adam:Onu anladım zaten kızıl.

Siz:Bana kızıl deme.

Zürafa adam:Neden esmer mi dememi tercih edersin?

Siz:Asla!

Zürafa adam:O zaman kızıl lakabına alış.

Zürafa adam:Kızıl

Siz:Efendim

Zürafa adam:Yok bir şey sadece seni denedim.

Siz:Yaşına göre fazla genç davranıyorsun.

Zürafa adam:Sen bana yaşlı mı diyorsun yoksa?

Siz:Evet

Zürafa adam:Aramızda sadece 3 yaş var kızıl abartmak sana yakışmıyor.

Siz:Olsun sen yine de yaşlısın.

Zürafa adam:Öyle olsun bakalım.

Siz:Her neyse çok sıkıldım ben.

Zürafa adam:Ben ne yapabilirim bu konuda?

Siz:Bir şeyler konuşsak.

Zürafa adam:Gece ve Nehire söylesene.

Siz:Onlarla hep konuşuyorum zaten.

Zürafa adam:Benim dışımda konuşabileceğin arkadaşların var Kızıl.

Siz:Ama onlarla konuşmak istemiyorum.

Zürafa adam:Peki madem.

Zürafa adam:o zaman söyle ne yapıyorsun?

Siz:Gönderdiklerini yedim ve canım sıkıldığı için sana yazdım.

Zürafa adam:Sanırım düşündüğümden de çok sıkıldın.

Siz:Evet.

Zürafa adam:Buraya gelmeden önce sıkıldığında ne yapardın?

Siz:Genellikle birşeyler çizerdim ama buraya bir kağıt bile yok.

Siz:Nasıl her şey olur da kağıt, kalem olmaz ki.

Zürafa adam:Haber verdim yarım saat içinde getirirler.

Zürafa adam:Başka?

Siz:Sen ciddi misin?

Zürafa adam:Çok ciddiyim. Şimdi söyle başka?

Siz:Boya kalemi ama daha soluk tonlarda.

Zürafa adam:Tamamdır.

Zürafa adam:Bu kadar mı?

Siz:Bir de kahve olsa fena olmazdı.

Zürafa adam:O da tamam.

Siz:Teşekkür ederim ama neden bana bu kadar iyi davranıyorsun?

Siz:İlk başta hep bağırıyordun.

Zürafa adam:O seni araştırmadan önceydi.

Siz:Beni araştırınca ne öğrendin ki?

Zürafa adam:Sese karşı hassas olduğunu, mor rengini çok sevdiğini, 21 yaşında olduğunu falan.

Siz:Bunları sorsan ben bile söylerdim. Boşuna uğraşmışsın.

Zürafa adam:Uğraşmak sayılmaz adamlarım herşeyi yapıyor zaten.

Siz:Doğrudur.

Zürafa adam:Bir şey daha öğrendim.

Siz:Ne öğrendin?

Zürafa adam:Yıldızları çok sevdiğini.

Tam bu sırada odanın kapısı çaldı ve içeri bir kadın girdi.

"Bunlar sizin için Alya hanım" bir sürü takı kutusunu makyaj masasına bırakıp çıktı.

Yavaşça ayağa kalkmak isterken yere düştüm. Kimse gelmeden yavaşça kalkıp makyaj masasının mimik koltuğuna oturduktan sonra takıları incelemeye

Zürafa adam:Hayırlı olsun şimdiden.

Siz:Bunlar...

Siz:Bunlar çok güzel.

Siz:Çok teşekkür ederim.

Zürafa adam:Ne demek kızıl.

Siz:Ya ben ne diyeceğimi bilemedim şuan.

Zürafa adam:Bu kadar beğeneceğini düşünmüyordum.

Siz:Ama çok beğendim.

Zürafa adam:Hey hey ağlamıyorsun değil mi?
(Görüldü)

Zürafa adam:Bu kızlar neden hep böyle.

Siz:Daha önce çok kıza hediye gönderdin sanırım.

Zürafa adam:Sadece Nehir, Gece ve sana gönderdim.

Siz:Anladım.

Zürafa adam:Her neyse kızıl bu kadar sohbet yeterli eğer bahçeye inmek istersen, kapıya seslen sana bir iyiliğin daha olacak.

Siz:Şimdiden teşekkür ederim.

Zürafa adam:Daha önce hiç hediye almamış gibi davranıyorsun.

Siz:Çünkü almadım.

Siz:Ama boşver.

Telefonu kapatıp takılardan bazılarını takıp, fotoğraf çekindim.

Bir süre sonra gelen kağıt kalem ve boyalar ile çizim yaparken odaya Gece geldi.

"Ne güzel çizim yapıyorsun"

"Küçükken de güzel çizerdim. Doğuştan gelen bir yetenek galiba"

"Ben hiç çizemem. Ama sesim çok güzeldir benim de"

"Bir gün şarkı dinlemek isterim senden"

"En yakın zamanda hem sana hem de Nehir'e söylerim."

"Nehir demişken o nerede?"

"Biraz karnı ağrıyordu odasında."

"Geçmiş olsun. Gidelim derdim ama mağlum bacağımın üzerine basamıyorum."

"Bu arada takıları yeni mi getirdiler? Kim göndermiş? Çok güzeller."

"Anıl Bora Aksoy"

"Ne? Ciddi misin?"

"Çok ciddiyim."

"Dayımdan beklenmeyecek bir hamle."

"Bende ilk şaşırmıştım ama umursamadım çokta."

Telefon çaldı.

"Kusura bakma buna bakmam gerekiyor sonra tekrar gelirim."

Sadece kafamı salladım.

&&&&&