5. bölüm · Kıvır Kıvır Aşk

5- Yüksek Sıcaklık

Tutku Nur

Bu kaderin bir oyunu muydu bilmem ama şu anki duruma sanırım üzülmeliydim...

Telefonlarımız çekmiyordu ve yangın merdiveni boşluğunda mahsur kalmıştık.

Berkan içeri girdiğinde, arkasından kapıyı kapattığı için kapı otomatik kilitlenmişti.
Dışarıdan birisinin gelip açması gerekiyordu.

Yangın merdivenlerini inip tüm katlardaki kapıları denedik. Kapı kolu bile yoktu. Günlerden pazardı ve yarın tüm öğrenciler okula gelecekti. Bulunduğumuz noktada telefon çekmiyordu. Okulda zaten başlı başına bir şebeke sorunu vardı.

"Öylece bekleyecek miyiz?" dedim, yangın merdivenlerinin demirliklerine kafamı koyarak. Oturduğum soğuk zemin, üşümeme sebep olmuştu.

"Başka şansımız var mı?" dedi Berkan, kilitli kapıya yaslanarak. Kollarını göğsünde kavuşturmuş, öylece bana bakıyordu.

"Belki birisi kontrol etmek için gelir," dedim bir umutla.

"Hiç zannetmiyorum... Çok küçük bir şans," dedi.

"Hülya Hoca?" dedim, belki bizi merak ederdi.

"Provalar 15 dakika önce bitti," dedi, telefonundan saate bakarak.

20 dakikadır buradaydık ve iyice daralmaya başlamıştım.

Berkan, üzerinden okul ceketini çıkardı ve bana uzattı.

"Al, buna otur. Üşüme," dedi ceketini bana uzatırken.

İtiraz etmeden ceketi aldım ve oturduğum yere, merdivenlere serdim. Ardından üzerine oturdum. Hiç kibarlık yapamazdım; burada mahsur kalmamız onun suçuydu. Tamam, ben buraya ağlamak için gelmiş olabilirim ama beni ağlatan da oydu. Kısaca bu hikâyede masum bendim. Kesinlikle.

"Gel, yanıma otur," dedim elimle yanımı işaret ederek. Zalımın oğlu, kıyamıyordum ki ona.

Tebessüm ederek yanıma oturdu. Rahatsız edici sessizlik sürmeye devam etti. Kafamda ona sormak istediğim sorular dolaşıyordu.
Neden bugün keyifsizdi?
Ciddi bir şey mi olmuştu?
Kavga mı etmişti?
Aile sorunları mı vardı?

Bu soruları her ne kadar deli gibi merak etsem de beni terslediği için bir daha soramazdım.

Gözlerim merdiven boşluğuna dalmış, öylece düşünüyordum.
Berkan'ın parmakları buklelerimle oynarken hiç oralı olmadım.

"Hâlâ küs müsün bana?" dedi buklelerimden parmaklarını çekerek.

"Hayır," dedim ve Berkan’a dönerek, "Burada ne kadar süre böyle kalacağız?"

"Bilmiyorum, en kötü geceyi böyle geçiririz... Yarın gelen öğrenciler illaki sigara içmek için yangın merdivenlerine gelecektir," dedi, sanki çok normal bir durummuş gibi.

"Ailem merak eder," dedim göz ucuyla Berkan’a bakarken.

"İnternet çekmiyor. Haber verseydin, en azından yardım için birini gönderirlerdi," dedi.

"İnternet veya telefon çekseydi en başından Hülya Hoca'yı arardık zaten," dedim.

Ardından aklıma gelen bir fikirle aniden ayağa kalktım. "Bekçi!" dedim heyecanla. "Ona sesimizi duyurursak yardıma gelir," dedim nefes nefese. "Hatırlıyor musun Berkan? Bahçede bekçiyi görmüş müydün?"

Biraz düşündü Berkan. Durdu ve gözlerimin içine bakarak, "Hayır, görmedim," dedi tek solukta. "Hafta sonu bekçi ne arar okulda?" dedi bana uzun uzun bakarak.

Üzüntüyle geri yerime oturdum. Başım cidden belaya girecekti. Ailem, ben eve gelmeyince beni arayacak ve telefonuma ulaşamayacaktı. Belki de kayıp ihbarı falan verirlerdi.

"Gece soğuk olacak, üşüyeceğiz biraz," dedi üzerimdeki ince gömleğe bakarak.

"Üşümeyi bırak, ya acıkırsak veya susarsak?" dedim kederli kederli.

"Ya tuvaletimiz gelirse?" dedi Berkan gülerek.

Ona ters ters baktım ve, "Haha, ne kadar komik," dedim yapmacık bir şekilde.

"Bir süre sadece ikimiz varız, bence iyi anlaşmaya çalışalım," dedi duvara yaslanarak.

Ona aldırış etmeden elime telefonumu aldım. Saate baktığımda saatin 16.27 olduğunu gördüm.

"Havanın kararmasına 2 saat var," dedim telefonumu kenara koyarak.

"Kıyafetlerimizin ince olması kötü oldu," dedi tekrar gömleğime bakarak.

"Burasının soğuk olacağını zannetmiyorum," dedim boynumdaki birkaç düğmeyi açarak.

"Ne yapıyorsun?" dedi panikle.

"Ne var?" dedim ellerimi gömleğimden çekerek. "Daraldım."

"Ha, tamam," dedi gözlerini kaçırarak.

Galiba soyunacağımı sandı. Bu olay aklıma geldikçe kendi kendime gülerdim artık.

Yüzümdeki tebessümü gizlemek için saçlarımla yüzümü kapattım.

"Niye gülüyorsun, yanlış anlamış olamaz mıyım?" dedi imalı imalı.

Gülüşümü saklayamamıştım. Eh, madem anladı rahat rahat gülebilirdim.

Onun şaşkın bakışlarını umursamadan gülmeye devam ettim.

"Delirdin iyice," dedi, tuhaf bir varlık görmüş gibi bakmayı sürdürürken.

"Sinirlerim bozuldu," dedim gülüşlerimin arasında.

"Anlayabiliyorum," dedi kafasını duvara yaslayarak.

Ortamdaki sessizlik sürerken benim vücut ısım gitgide yükseliyordu.

"Dansımız yarım kaldı," dedi Berkan.

"Sayende," dedim imada bulunarak.

Sözümü bitirdiğimde ortamda yayılan müzik sesiyle gözlerim Berkan'a döndü.

"Dans müziğimiz değil ama iş görür," dedi ayağa kalkarken.

Elini bana doğru uzattı. "Benimle dans eder misin, kıvırcık?" dedi kirpiklerinin altından bana bakarken.

Kalp atışlarım normal ritmini bozup hızla atmaya başlamıştı.

Elini tuttum ve ayağa kalktım. Her zamanki dans pozisyonumuzu aldık ve dinlediğimiz müziğin ritmine göre dans etmeye başladık.

Bu dans diğerlerinden farklıydı... Bu... biraz daha bize özeldi. Bizi kimse izlemiyordu. Başımızda bir öğretmen yoktu. Uymamız gereken figürler yoktu. Bu tamamen bize ait olan bir danstı...

Dudaklarımdaki gülümsemeyi gizlemeden ona bakıyordum. Berkan’ın yüzünde de küçük bir tebessüm vardı.

Berkan’ın telefonunun kapanmasıyla müzik kesildi. Dans pozisyonumuzu bozmadan öylece durduk.

"Şarjı bitti galiba," dedi Berkan sessizce.

Ellerimiz birbirinden ayrılırken ortamı kaplayan sessizlik devam ediyordu.

Berkan telefonunu yerden aldığında, "Tamamen kapanmış," dedi.

Halsizce bulunduğum yere çöktüğümde Berkan’ın bakışları hızla bana döndü.

"Tamay?" dedi hızla yanıma geldiğinde.

Ellerini yüzüme uzattı. "Ateşin var senin," dedi, sesi her geçen saniye daha da telaşlı çıkıyordu.

"İyiyim ben," dedim ellerini ittirerek.

"Değilsin."

"Yorgunum ve burası beni darlıyor," dedim bıkkınca.

"Üzgünüm, gel buraya," dedi beni kendine çekerek.

Yerde duran kolej ceketini aldı ve üzerime örttü.

"Dizime yat. Uyu biraz," dedi bir yandan ateşimin ne kadar yüksek olduğunu anlamaya çalışırken.

Hoşlandığım kişinin benimle böyle ilgilenmesi her ne kadar hoşuma gitse de bu hali beni düşündürüyordu. Neden bu kadar ilgiliydi? Gerçekten arkadaş olarak değer veriyor olmalıydı.

Göz kapaklarım ağırlaşırken, son gördüğüm görüntü Berkan’ın endişeli yüzüydü.

...