4. bölüm · Kıvır Kıvır Aşk

4- Cam Kırıkları

Tutku Nur

Yine, tüm dans grubu konferans salonunda toplanmıştık. Prova yapmamız gerekiyordu fakat benim partnerim gelmemişti. Hulya hoca Berkanı telefonla bir kaç defa aramış ancak ulaşamamıştı. Bende aramayı denemiştim ve telefonunun kapalı olduğunu öğrenmiştim.

Aradığınız kişiye şuanda ulaşılamıyor..

Bu onu 5. Arayışımdı. Endişelenmeye başlamıştım. Diğer çiftler provaya başlayalı 40 dakika olmuştu. Ben ise köşede oturmuş onları izliyordum. Yazgı, Neva ile dans ediyordu. Ara ara kısa bakışlar atıyor, ardından gözlerini kaçırıyordu. Etek olayından sonra ikisi de benimle tek kelime konuşmamıştı. Zaten o günden sonra etek değil pantolon giymeye başlamıştım.

Kumaş pantolonumun paçalarını oturduğum yerde düzelttim. Dans eden çiftleri izlemekten sıkılmıştım. Eğer Berkan gelseydi bizde onların arasında olacaktık.

Oturduğum yerde arkama yaslandım. Resmen gariban gibi öylece bekliyrodum.
Acaba Berkan'a ne olmuştu? Başına bir iş mi gelmişti yoksa telefonu falan mı bozulmuştu?

Aradan 10 dakikanın geçmesiyle, Konferans salonunun kapısı aralandı. İçeri tahmin edebliceğim üzere Berkan girdi.

Önce gözleri köşede oturmuş olan beni buldu. Ardından dans eden çiftlere baktı.

Hulya hoca, müziği durdurdu.

"Nerelerdeydin çocuğum sen? Telefonuna ulaşamadım saatlerdir!"

Aynı sorunun cevabını bende merak ediyordum doğrusu.

"Kusura bakmayın Hocam, bir kaç işim vardı." Dedi Berkan.
Bu soğukkanlı cevabına bakılırsa gerçekten mühim bir işi olmalıydı.

"Hemen çiftlerin arasına geçin en azından son hareketleri çalışmış olursunuz." Dedi Hulya hoca ve eliyle bana 'gel' işareti yaptı.

Ağır adımlarla Berkan'ın yanına geçtim ve tek kelime etmeden dans pozisyonumuzu aldık.

Hulya hoca müziği başlattığında, dans etmeye başladık diğer herkes gibi.

Berkan'ın hareketleri çok ağırdı ve bir türlü uyumu yakalayamıyorduk. İkimizde bunun farkındaydık..

Hulya hoca müziği tekrar durdurdu.

"Berkan ve Tamay. Nedir bu haliniz? Ritimi kaçırıyorsunuz.. Böyle giderseniz ilerleyemeyiz ve sizi karografi'den çıkarmak zorunda kalırım."
Hulya hocanın söylenmeleri bittikten sonra dansa devam ettik.

"Neden bu kadar keyifsizsin?" Dedim, belkide evde veya ailesiyle sorunlar olmuştu ve keyfi yoktur diye düşünüyordum.

"Dans ediyorum ya işte. Daha ne istiyorsun?" Dedi gözlerini bana dikerek. Adeta tersledi beni.. inanamıyorum.
Gerçekten bir sorun vardı ve bu Berkan'ın keyfini kaçırmıştı. Bunu anlamamak için aptal olmak gerekirdi.

"Eğer bir sorun varsa, bana anlatmaktan çekinme Berkan. Sonuçta arkadaşız ve dans partneriyiz.." dedim yumuşak bir ses tonuyla.

"Sanki isteyerek partner oldum seninle." Dedi ve o an sanki tüm sahne üzerime yıkılmıştı.

Kalbime bir ağrı oturdu o an.. Göz yaşlarım kirpiklerimde birikmeye başladığında ağlamamak için kendimi tuttum.

Ellerimi ellerinden ayırdım ve ondan uzaklaştım. Ona öfkeyle baktım ve hızlı adımlarla sahneden indim. Arkamdan müzik durmuştu ve büyük bir sessizlik hakimdi.

Konferans salonundan çıkarken Hulya hocanın Berkanla konuştuğunu işittim. Kalbim çok fena kırılmıştı ve son bir haftamın ne kadar boktan geçtiğinin o an farkına vardım...

Berkan'ın Anlatımıyla

..

Göz yaşlarına hakim olmaya çalışarak konferans salonundan çıkışını, yaptığım şeye pişmanlık duyarak izlemiştim.

Hulya öğretmenin, öfkleli bir suratla karşıma geçmesiyle beni soru yağmuruna tutması bir oldu.

"Ne oldu oğlum?"
"Neden ağlattın kızı?
"Aranızda kötü birşey mi oldu?
"Oğlum cevap ver."
"Berkan!"

"Hulya hocam, bana biraz müsade edin." Dedim en sonunda bıkarak.

"Git şu kızın gönlünü falan al yoksa çiftleri değiştireceğim." Dedi Hulya öğretmen.

Ona kulak asmasan sahneden indim ve hızlı adımlarla konferans salonundan çıktım.

Onu isteyerek kırmamıştım.. sadece çok öfkeliydim ve ona patladım.

Söylediğime üzülmesini hatta ağlamasını beklemiyordum. Sonuçta bizi Öğretmen eşleştirmişti ve bunu o da biliyordu.

Boş okul koridorlarında belki onu görürüm diye bakınarak yürümeye başladım. Dışarıdaki hava atmosferi çok boğucuydu. Öğle saati olmasına rağmen, güneş yoktu ve tüm gökyüzü bulutlarla çevrelenmişti. Yağmur yağması kaçınılmaz görünüyordu.

Tüm katları teker teker gezdiğimde artık Tamayı bulamadığım için pes etmiştim.

Nereye kaybolmuştu bu kız? Acaba okuldan mı çıkmıştı.. ama dışarısı çok soğuk, üzerinde cekette yoktu. Ah, aptal kız. Hasta olacaktı.

Okulun en üst katına çıkmıştım bahçeyi rahat görebilmek için. Camdan boş bahçeye bakıyordum, tek bir öğrenci bile yoktu çünkü hafta sonuydu. Diğerleri de konferans salonundaydı. Eğer onu görseydim saçlarından kolayca tanırdım.

Duyduğum hıçkırık sesiyle olduğum yerde hızla arkamı döndüm. Kalp atışlarım nedenini bilmediğim bir şekilde hızlanmıştı.

Tamay olabilir miydi? Ağlamaya benzer sesler yangın merdivenlerinden geliyordu.

Yavaş adımlarla merdivenlere ilerledim..

Acil çıkış kapısının arasından hayran olduğum kıvırcık saçları görünce rahat bir nefes aldım.
Onu bulmuştum..
Sobe.

Kapıyı aralayıp içeri girdim. Merdivenlere çökmüş, ağlamaktan kızarmış gözlerle merdiven boşluğuna bakıyordu. Arkamdan kapıyı kapattım. Geldiğimi duymasına rağmen gözlerini merdiven boşluğundan çekmedi. Gelenin ben olduğumu nasıl anlamıştı?

Yanına oturunca tek kelime etmeden bana baktı. Gerçekten onu kırmıştım..

Elim, saçlarına uzandı ama kendini geri çekti.
Normalde saçlarına dokunmama birşey demezdi veya kaçınmazdı.

"Küstün mü bana?" Dedim ses tonumu yumuşak tutmaya çalışarak.
Bir kaç saat önce bağıran ses tellerim şuan nazik olmaya özen gösteriyordu.

Kafasını çevirip cevap vermeyince bu haline gülesim geldi. Çocuk gibiydi.. cidden küsmüştü.

"Kötü bir gün geçiriyorum ve acısını senden çıkardım.."
Lafımı bitirdiğimde yandan yandan bana bakıyordu.

"Özür dilerim." Dedim sonuçta özür dilemek erdemliktir.

"İyi, affedildin o zaman." Dedi çatlamış sesiyle.

"Sonunda konuştun. Endişelenmeye başlamıştım." Dedim.

"Bende senin için endişelenmiştim ama cevabımı çok güzel aldım." Dedi bana laf çarpıştırarak.

Bu kızın sözleri bazen tam yerine oturuyordu.

Ellerim tekrar o çok sevdiğim kıvırcık saçlarına uzandı. Bu sefer birşey yapmayınca buklelerinin arasına parmaklarımı geçirdim.
Saçlarının yumuşaklığını seviyordum. Tıpkı bir koyuncuk gibiydi.
Kalp atışlarım hızlanınca ellerimi saçlarından çektim. İkimizinde sağlığı için bu gerekliydi şuan.

"Hadi, provaya geri dönelim. Malum, yarım kalan bir dansımız var." Dedim kolundan çekiştirerek.

İkimizde ayağa kalktığında kapıya uzandım.
Elim boşluğa gidince olduğum yerde dondum.
Siktir.

Tamay şaşkınlıkla, "Arkandan kapıyı kapatmış olamazsın." Dedi. Sesindeki endişe rahatlıkla anlaşılıyordu.

Kapı sadece dışarıdan açılabilir şekildeydi. İçeriden bir kulpu yoktu.

Sanırım bir süre kapana kısılmış halde burada mahsur kalmıştık..

Baş başa. Sadece ikimiz.

...