2. bölüm · Kıvır Kıvır Aşk
2- Kırmızı Fular
Hulya Hoca, "Mezuniyet Dansı" grubunu oluşturdu.
Hulya hoca, sizi ekledi.
Hulya hoca; Berkan,Yazgı,Neva ve 8 kişiyi ekledi.
Evimde oturmuş ayaklarımı uzatmış telefonuma bakıyordum.
Az önce Hulya hoca hepimizi dans grubuna eklemişti.
Bulunduğum yerde kıpırdanıp gruba girdim.
Hulya hoca yazıyor...
Hulya hoca:"Gençler selam, yarın bildiğiniz gibi hafta sonu."
Hulya hoca: "Bence bu hafta sonunu değerlendirip, ilk provamızı yapabiliriz."
Hulya hoca: "Size evde alıştırma yapmanız ve esnemeniz için birkaç dans figürleri göndereceğim."
Hulya hoca: "Sonuçta vaktimiz kısıtlı, bu yüzden herkesin tam konsantre çalışmasını istiyorum."
Hulya hoca: "Ah unutmadan yarın provaya seçtiğiniz renklerde gelin lütfen. Prova saati, 13:30 Cumartesi."
Hulya hoca: Fotoğraf
Merakla fotoğrafa tıkladım. Oh, demek dansımızda bu figürler olacak. Biraz zor görünüyor. Üstelik final pozu için bu kadar esnek olabilirmiydim?
Ayağa kalktım. Sanki Berkan karşımdaymış gibi kendi kendime dans etmeye başladım. Bir yandan figürlere bakıyor bir yandan esnek olmaya çalışıyordum. Karşımda biri yokken gayette kolay oluyor herşey. Ancak hemen yanında, sana temas eden üstelikte hoşlandığın birisi varsa... İşte o zaman herşey o kadar da kolay olmuyordu.
Aynada kendime takıldı gözlerim. Dağılmış kıvırcık saçlar, esmer ten, kahverengi gözler.. Ne kadar da pasif bir tiptim. Fiziğim iyiydi ancak saçlarım çok kendine buyruk davranıyordu.
Ayndada kendime bakmayı kesip yarın için giyecek birşeyler baktım. Kırmızı renkte birşeyler bulmam lazımdı çünkü Berkan o rengi seçmişti.
Elime geçen sene aldığım ve hiç giymediğim kırmızı puantiyeli elbise geçti. Çok tatlı duruyordu ama elbisenin boyu biraz kısaydı. Prova yaparken rahatsız edebilirdi beni. Üstelik boyun kısmımı çok açıkta bırakıyordu. Buna rağmen gündelik ve sade bir elbiseydi.
Neden olmasın dedim içimden. Elbiseyi askıdan çıkardım ve üzerime tuttum. Boyu diz kapağımın hemen üzerinde bitiyordu. Çokta kısa değil.
Üzerime denemek için giydiğimde nedense kendime çok yakıştırmıştım. Elbisenin kolları omuzumda durduğu için boynumu ve köprücük kemiklerimi ortada bırakıyordu.
Neyse canım.. Saçımla örterim zaten.
..
Ertesi gün olmuştu ve ben tam tamına yarım saattir saçımla uğraşıyordum. Buklelerimi şekillendirmek için her gün su ile ıslatıp bukle belirginleşirici sürerek tarıyordum. Kıvırcık kızları hafife almayın çünkü onlar hayatın zorluğunu kafalarında taşıyordu.
En sonunda buklelerimi kurutup şekillendirdim. Saçlarım içime sindiğinde makyajımı yapıp parfümümü sıktım. Artık hazırdım ve aynadaki görüntüme memnun olmuştum.
Ayakkabılarımı giyip evden hızla çıktım.
Prova saatine 15 dakika kalmıştı ve koşamıyordum çünkü terlersem çok utanç verici olurdu. Buna rağmen hızlı tempoda okula doğru yürüyordum. Telefonumun titremesiyle mesajlara baktım.
Mezuniyet Dansı
Neva: "Ben konferans salonundayım herkes nerede?"
Berkan: "Ben alt kattayım oraya geliyorum."
Hulya hoca: "Çocuklar siz diğerlerini bekleyin benim biraz işim var."
Neva: "Ben ve Berkandan başka kimse yok, gelmeyi düşünmüyor musunuz?"
Öfkeyle sohbetten çıktım ve koşmaya başladım. Ne demek Neva ve Berkan konferans salonunda baş başa? Benim kitabımda yazmaz böyle şeyler. Hayırdır kardeşim?
"Tamay!"
Tanıdık bir ses bana seslenince olduğum yerde durdum. Arkamı döndüğümde Yazgı nın bana doğru koştuğunu gördüm. Soluk soluğa kalmıştı. Anlaşılan yetişmek için bayadır koşuyordu. "Dur, daha provanın başlamasına var birazdaha. Hem kimse toplanmamış." Dedi nefes nefese
"Hayır, Berkan ve Neva konferans salonunda." Dedim ve vakit kaybetmemek için yürümeye koyuldum.
"Birlikte gidelimmi?" Dedi hemen yanımda yürürken.
"Olur"dedim yeterki gidelim şu konferans salonuna.
Yazgı ile okula girdiğimde arkamızdan diğer öğrencilerde geliyordu. Hızla merdivenlerden çıkıp konferans salonuna girdik.
Neva ve Berkan yan yana oturmuş konuşuyorlardı.
Tüm enerjim vücdudumdan çekildi. Moralim bozulmuştu. Yazgı kolunu omzuma attı. "Selam millet! Biz geldik!"
Ne münasebet? Yazgı'nın kolunu omzumdan iteledim. Bu duruma hiç alınmış gibi gözükmüyordu.
Berkanın gözleri önce omuzlarıma sonra yazgının kolunda gezdi.
Tüm öğrenciler konferans salonunda buluşmuştuk ve aradan geçen birkaç saniyenin sonunda Hulya hoca içeri girdi.
"Gençler!" Dedi soluk soluğa. "Ah, hepiniz gelmişsiniz çok güzel." Dedi ve elindeki dosyaları kenara bıraktı. "Dans müziğimizi ayarlamakla meşguldüm kusura bakmayın." Çantasından çıkardığı ses bombasının sesini açtı ve tüm salonda yankılanmaya başlayan güzel notalar dudaklarımın tebessüm etmesine sebep oldu.
Bakışlarım Berkana kaydı ama Berkanın gözleri Yazgıdaydı. Çatık kaşlarla ona bakıyor bir yandan boynundaki fuları çekiştiriyordu. Aralarında benim bilmediğim birşey mi olmuştu?
Ah, fular demişken.. Siyah gömleğinin üzerine kırmızı bir fular takmıştı ve çok yakışmıştı.
Siyah kumaş pantolonuyla adeta sanat eseri gibi duruyordu. Eğer resim yeteneğim olsaydı onu sayfa sayfa çizerdim...
"Şimdi herkes çiftinin yanına geçsin bakalım." Dedi Hulya hoca.
İçimi kıpır kıpır olurken Berkanın yanına geçtim. Fularını boynundan çözmüştü.
Önce omuzlarıma sonra köprücük kemiklerimde gezindi gözleri. Elindeki fuları aldı ve saçlarımın arasından geçirip boynuma bağladı.
"Açık yerleri fazla kapatmaz ama iş görür" dedi kısık bir sesle.
Efendim? Ben mi? Nasılmıyım? Ahahah. Yanaklarıma hücum eden sıcaklık ve boynumda Berkanın fularıyla şapşik gibi sırıtıyordum.
Normal şartlarda olsam başka birisinin giydiğim kıyafete karışmasına müsade etmezdim ama Berkanın yaptığı ince hareketi bozmayacaktım.
"Provadan sonra veririm fularını." Dedim.
"Gerek yok sende kalsın." Dedi soğuk bir ses tonuyla.
Ne olmuştu da böyle soğuk duruyordu anlayamamıştım. Dün böyle değildi. Farkında olmadan yanlış birşeymi yapmıştım?
"Evet gençler, dans pozisyonunuzu alın, ritime göre sizi yönlendireceğim."
Hulya hocanın söylemesiyle Berkan'la dünki gibi dans pozisyonumuzu aldık.
Göz ucuyla Berkanın mimiklerini ölçmeye çalışıyordum. Nafile... Ciddi ve sert bir yüz ifadesiyle sadece dansa odaklanmıştı.
"Biraz gerginsin galiba" dedim bu durumdan sıkılarak.
"Her gün bir kızla dans etmiyorum." Dedi kirpiklerinin altından bana bakarak.
Berkanın söylediklerine gülünce, "Sende gergin gibisin" dedi.
"Bende her gün bir erkekle dans etmiyorum." Dedim onun cevabını değiştirerek.
"İyi, sevindim." Dedi gözlerini kaçırarak.
Neydi bu şimdi? Nedir bu imalar?
...
Ritime göre, Hulya hocanın verdiği komutlara uyarak dans ediyorduk. Aradan yaklaşık 40 dakika geçmişti ve artık yorulmaya başlamıştık. Ritim bozulduğu an tekrar en başa dönüp dans hareketlerini tekrar ediyorduk. Dans müziğini tekrar tekrar duymaktan artık kafam şişmişti. Yinede herşeye rağmen bu durumda bile cennette gibiydim.
Dans hareketleri zordu ve bol bol temas içeriyordu. Berkan'la her harekette daha çok yaklaşıp ortamın gerilmesine sebep oluyorduk.
Sıra final pozumuza geldiğinde işler biraz karıştı...
"Yapamıyorum" dedim mızmızlanarak.
"Aslında şöyle dursak olacak gibi." Dedi Berkan.
"Dengem bozulu-" dememle dengemi gerçekten kaybetmem bir oldu.
Berkanla birlikte yere yapışmamız kaçınılmazdı. Yani teknik olarak yere yapışan Berkandı. Berkana yapışanda bendim.
Şuanki durumu betimleyecek olursam tam olarak Berkanın üzerindeydim. Bir dizim yerde bir bacağım Berkanın bacak arasında kollarım göğsünde, kafam boynunda, saçlarım ise heryerdeydi.
"Tamay.." dedi Berkan.
"Berkan.." dedim utançla.
"Herkes bize bakıyor. Kalkarmısın artık?" Dedi haklı olarak.
Dizlerimden destek alarak ayağa kalktım. Dağılan saçlarımı ve kırışan elbisemi düzeltirken Berkan da ayağa kalkıyordu.
"İyimisiniz çocuklar? Bir yerinize birşey olmadı ya?" Dedi Hulya hoca telaşla.
"Kafamı yere vurdum ama birşeyim yok" dedi Berkan.
"Ah çocuğum.. buz falan koyalım böyle olmaz." Dedi Hulya hoca.
"İyiyim ben." Dedi Berkan kafasının arkasını tutarak.
"Tamay, sen nasılsın yavrum?" Dedi Hulya hoca merakla.
"Birşeyim yok Hulya hoca, yumuşak bir düşüş oldu." Dedim
"Benim için pek öyle olmadı." Dedi Berkan işi şakaya vurarak.
"İlk provada olabilir böyle şeyler. " Dedi Hulya hoca.
"Özür dilerim, benim yüzümden oldu." Dedim Berkan'a.
"Dert etme, önemli değil." Dedi Berkan.
"Bu günlük bu kadar yeter çocuklar hepinize teşekkür ederim, güzel çalıştınız." Dedi Hulya hoca ve ardından müziği kapattı.
Kafamı çevirmemle Yazgı yı yanı başımda bulmam bir oldu.
"İyi olduğuna emin misin? Dizin yaralanmış." Dedi Yazgı.
O söyleyene kadar dizimin sızladığını fark etmemiştim.
"Çizilmiş sadece." Dedim önemsemeyerek. Bir yandanda dizimdeki tozu silkeliyordum.
Yazgı diz çöküp bacağımı tuttu.
"Ne yapıyorsun bırak." Dedim hiddetle.
Hayır yani sana ne oluyor durduk yere?
Yazgı söylediğimi umursamadan dizimdeki sıyırığı inceliyordu.
Şuanda başka yerde olsam tekmeyi vururdum kafasına ama minnoş bir kız olmam gerek.
Berkan, Yazgının omuzundan tutup çekiştirdi.
"Duymadın mı? Bırak dedi kız."
Yazgı sülük misali hala bacağıma yapıştığında en sonunda Berkan, bacağımı Yazgıdan kurtardı.
"Sen yinede yara bandı yapıştır Tamay." Dedi Yazgı.
"Sanki bunu o akıl edemeyecek." Diye mırıldandı Berkan.
Boynumdaki Fuları çıkartıp Berkana uzattım.
"Al, unutmadan vereyim sana."
"Sende kalsın dedim ya." Dedi Berkan bir Fulara birde bana bakarak.
"Olmaz, al bunu." Dedim ısrar ederek.
"Bağlarmısın onu boynuna. Yoksa ben yapmak zorunda kalacağım." Dedi Berkan öfkeyle.
Şaşkın şaşkın Berkana bakarken O, elimdeki Fuları alıp boynuma tekrar bağladı.
"Bundan sonra senin bu." Dedi saçlarımı düzelterek. Ardından konferans salonundan çıktı.
Olduğum yerde öylece kalmış bir elim boynumdaki fularda diğer elim Berkanın dokunduğu saç tutamında, öylece kalakalmıştım.
...
