KIŞIN YETİMİ kitap kapağı

5. bölüm / 6

BÎVEFAM

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BÎVEFAM

꧁𖤍꧂
•BURSA
Ocak 2025

Lalin Ayser

Hayatım boyunca hep korkarak yaşadım. Benim için hayat, hastanede küçük çocukları iyileştirmekten, onların yüzündeki küçücük bir gülümsemeyle mutlu olmaktan ibaretti. Onları kaybetmekten çok korktum. Sevdiğim insanın benden soğumasından, bir gün gözlerindeki yerimi kaybetmekten korktum. Ölmekten değil belki ama bir gün ölmeyi istemekten korktum. Bir gün neşimi kaybetmekten korktum. En çok da sevdiğim insanı kaybetmekten…
Dışarıda kar, sessizce Bursa'nın üzerine yağıyordu. Bembeyaz örtü şehri yavaş yavaş sararken bir süre daha pencerenin önünde durup kar tanelerini izledim. Sonra iç çekerek odamdan çıktım.
Kuzey'i defalarca aramıştım ama yine telefonlarımı açmamıştı. Ekrana her bakışımda beliren cevapsız aramalar, içimdeki huzursuzluğu biraz daha büyütüyordu. Hem de böyle önemli bir günde… İnsan, sevdiği kişinin sesini duymak için bile bu kadar beklememeliydi.
Düşüncelerimi bir kenara bırakıp merdivenlerden aşağı indim. Salona yaklaştığımda ikiz kardeşim Eflin ile kuzenim Batın'ın tartıştığını duydum. Sesleri evin sessizliğini çoktan bozmuştu. Tam yanlarına gidecekken ikisi de beni fark etti ve aynı anda sustu.
“Doktor hanım, açılış gününde bu kadar somurtulur mu?”
Yüzüme küçük bir gülümseme yerleştirmeye çalıştım. Bunu başarabilmiş miydim, emin değildim ama en azından denemiştim.
“Kuzey gelmedi mi?”
Eflin, elindeki tabaklarla yanımdan geçerken soruyu sordu. Bakışlarımı ona çevirdim.
“Gelmedi…”
Batın, Eflin'e yetişip tabağından bir zeytin çalınca evin içini Eflin'in sinirli bağırışları doldurdu. İkisini kendi hâllerine bırakıp montuma uzandım. Montumu giydikten sonra kapıya yöneldim.
“Ben çıkıyorum!”
Bir anda Batın ile Eflin kapının önünde belirdi. Sanki biraz önce birbirleriyle kavga eden onlar değilmiş gibi, şimdi de beni sorguya çekmeye hazırlanıyorlardı.
“Nereye?” diye sordu Eflin.
Batın ise her zamanki gevrek gülüşlerinden birini yüzüne yerleştirdi.
“Kuzey eniştemizin yanına gidiyor, başka nereye olacak?”
Eflin'in yüzündeki ifade bir anda değişti. Şaşkınlıkla bana baktı.
“Ama, Lalin! Bugün senin için çok önemli bir gün. Hazırlanman gerekiyor.”
Ona üzgün olduğumu anlatan bir yüz ifadesiyle baktım. Daha fazla konuşmasına fırsat vermeden kapıyı açıp kendimi dışarı attım. Çünkü kalırsam Eflin'in haklı olduğunu kabul etmek zorunda kalabilirdim. Şimdilik buna hiç niyetim yoktu.
Taksi durağında bir süre bekledikten sonra nihayet uygun bir araç bulup bindim. Şoföre Kuzey'in mekânının adresini tarif ettikten sonra başımı cama çevirdim. Dışarıda kar, Bursa'nın sokaklarını sessizce örtmeye devam ediyordu. Ben ise düşüncelerimle baş başa kalmıştım.
Araç bir süre sonra Kuzey'in mekânının önünde durdu. Ücreti ödeyip dışarı çıktığımda soğuk hava yüzüme çarptı. Hafifçe esen rüzgâr sarı saçlarımı dalgalandırırken montuma biraz daha sarıldım.
Mekânın girişine doğru ilerlerken tanıdık bir yüz gördüm.
Adnandı.
Kuzey'in sağ kolu, aynı zamanda benim de ara sıra uğraşmayı sevdiğim insanlardan biriydi. Beni fark ettiğinde yüzündeki ifade değişti. Gözlerimin içine baktı; bakışlarında anlam veremediğim bir hüzün vardı.
“Adnan?”
Bir an irkildi sanki. Ardından yüzünü toparlayıp başını hafifçe salladı.
“Hoş geldin Lalin.”
“Hayırdır? Beni görünce hayalet görmüş gibi oldun.”
Normalde bu lafıma karşılık mutlaka bir şey söylerdi. Bu kez yalnızca kısa bir gülümsemeyle yetindi. Gözlerini benden kaçırması dikkatimi çekti ama üzerinde durmak istemedim.
“Kuzey nerede? Geldiğimi biliyor mu?”
Adnan'ın yüzündeki ifade yeniden değişti. Sanki söylemek istediği bir şey vardı da kelimeleri ağzında tutuyordu.
“Odasında,” dedi sonunda. “Seni beklemiyordu sanırım.”
“Zaten sürpriz yapmaya geldim.” Gülümsedim. “Yoksa haber mi verseydim? Belki saçımı yapar, kırmızı halıyla karşılanmayı beklerdim.”
Bu kez dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Lalin benim işlerim var senle uğraşamam.”
“Beni çekemediğin için böyle konuşuyorsun.”
“Kesinlikle.”
“Peki, o zaman ben gidiyorum. Sen de burada surat asmaya devam et.”
Yanından geçerken omzuna hafifçe çarptım. Normalde o da mutlaka karşılık verirdi ama bu kez arkamdan yalnızca seslendi:
“Lalin.”
Döndüm.
“Efendim?”
Birkaç saniye yüzüme baktı.
“Bir şey yok,” dedi sonunda. “Dikkatli ol, olur mu?”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Adnan Alaz, sen bugün fazla tuhafsın. Hasta falan mısın?”
“Git artık, Lalin.”
Gülerek başımı salladım.
“Peki, peki. Görüşürüz!”
Koridor boyunca ilerledim. Kuzey'in odasının bulunduğu tarafa yaklaştıkça içimde garip bir heyecan belirdi. Onu son günlerde eskisi kadar göremiyordum. Belki de bu akşam açılışta birlikte vakit geçirir, aramızdaki o tuhaf mesafeyi ortadan kaldırırdık.
Kapısına vardığımda içeriden bir kadın sesi duydum.
Adımlarım yavaşladı. Kadının,
“Peki, Lalin ne olacak?” diye sorduğunu duyabildim.
Yalnızca olduğum yerde kaldım. Elimden başka bir şey gelmedi.
Kuzey'in sesi geldi ardından. Tanıdığım, ezbere bildiğim o ses…
“Lalin'i şimdi karıştırma.”
Elim kapının koluna uzandı ama hareket edemedim. Kalbim, az önceki neşemden geriye hiçbir şey bırakmayacak kadar hızlı atmaya başlamıştı.
Belki yanlış anlamıştım. Belki konuşmanın benim bilmediğim bir açıklaması vardı.
Kendime bunu söyleyip kapıyı hafifçe ittim.
Ve onu gördüm.
Kuzey, odanın ortasında duran kadının hemen yanındaydı. Kadının eli gömleğinin yakasındaydı; Kuzey de elini onun belinden çekmek için hiçbir çaba göstermiyordu.
Bir an göz göze geldik.
Kuzey'in yüzündeki ifade aniden değişti.
Ben ise kapının eşiğinde, hâlâ elim kapı kolundayken, sevdiğim adamın bana ait sandığım gülümsemesini başka bir kadının yüzüne yansırken gördüm.
“Kuzey…” diye fısıldadım.
Sesim bana bile yabancı geldi. Hemde çok yabancı.
O an, dışarıdaki soğuğun neden içime kadar işlediğini anladım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…