5. bölüm · KIŞA KARDELEN ALAKURT'A YÜREKDELEN
4. BÖLÜM
'Acaba sen uyansan olmaz mı ? Benden destek alırsın olmaz mı? Hadi daha yapacak çok işimiz var. Bilet aldım bize. Baleye gitmek istiyordun ya hani. Onun için bilet aldım. Ben pek sevmem ama senin için aldım. Gidelim birlikte. Hadi kalk hazırlan. Gideceğiz dedim hala uyuyorsun. '
' Anne. Anne uyanmıyor anne uyanmıyor ki. Hasta mı oldu anne? O yüzden mi? '
' Bahtsız yavrum kadersiz yavrum. ' Kadın , dizlerini döverken gözlerinden yaşlar akıyor dudaklarından ahlar çıkıyordu.
Karşısında durana baktı. Orda kendisine acıyan bakışlara şahitlik etti.
' Abi yardım et. Yardım et abi kalkmıyor. Evimize gireceğiz abi yardım eder misin? '
Gözlerini kaçırdı adam kendisinden yardım isteyenden.
Bir vaveyla koptu. İçleri titreten yeri sarsan bir figan. Orda bulan herkesi yaşlara boğdu lakin bu feryadın ulaşmadığı tek kişi yerde yatandı.
' Uyan hadi bak baleye gideceğiz bir saat sonra başlayacak. Bak biletler burada. '
Elindeki biletleri salladı yerdeki cesede doğru. Gözlerini açıp bakmıyordu ki. Açsa görürdü. Niye açmıyordu?
Annesine bağırdı, kızdı.
Annesi elini dudaklarına götürdü gözlerinden yaşlar akarken. Acılı inlemesini bastırmaya çalıştı.
Bir feryat. Annenin yüreğinden kopan bir ağıt. Kalplere dokunan o çığlık alabora etti her duyguyu.
Yalın ayak başında ki örtüyü düzeltemeden koşan bir anne.
' YAVRUM! '
Yavrusu.
Annesinden aldığı gözlerini soğuk bedene dikti. Oysa uyuyor gibiydi. Her şey üzerine yemin olsun ki öyle güzel uyuyordu ki uyandırmaya kıyamazdı.
Yanı başında ağlayan kadına doğru konuştu.
' Uyuyor. ' dedi. Kadın, onu duymadı. Uyandırmaya çalıştı. O kadar güzel uyuyordu ki uyandırmasını istemedi. Ama o zorladı, silkeledi üzerine eğildi başını göğsüne koydu bağıra bağıra ağladı .
' Uyuyor! Uyuyor dedim uyuyor! Rahat bırak uyuyacak! Uyuyacak! '
Yine dinlemedi. Duymuyor muydu?
Abisi geldi yanına.
' O... öldü. '
Başını kaldırdı.
' Kim öldü abi? ' dedi. Etrafına baktı. Ölen kimdi? Ölen bir beden miydi? Ölen bir et yığını mıydı? Yoksa ölen iki ruh muydu? Ölen neydi?
' Öldü abim gel buraya. '
Diretti. Öldü dedi. Ama kimin öldüğünü demedi. O da sormadı.
Öldü. Ölüm.
4 harf iki heceden ibaret kelime.
4 harf iki hece bana bu dünyayı zindan etti.
4 harf iki hece benden sesimi aldı.
Ölüm.
Ölüm.
Ölüm.
Beyaz yünlü kazağımı üstüme geçirirken altına krem tonlarında midi boy eteğimi geçirdim. Eteğin yırtmacı büzgülü şekilde ilerliyordu. Dizlerime kadar uzun bir yırtmacı vardı. Küçük siyah çantamı almıştım. Kestane rengi saçlarımı düzleştirmiştim. Bol rimel sürüp siyah göz kalemi ile buğulu bir hava katmaya çalışmıştım. Eyeliner çekmekte çok başarılı olmasam da idare ediyordu bence. Kırmızı mat rujla kombinim tamamlanmıştı.
Saat 20.30 geliyordu. Abimlerin aşağıdan sesini duyunca derin bir nefes verip odadan çıktım. Merdivenlerden inerken kalın sütlü kahve kaşemi giyindim. Uzun etek giydiğim ve kaşe yırtmacı sakladığı için Mesut abim kızamazdı. Artık kafede çıkardığımda onca insanın içinde bir şey söyleyecek hali yoktu herhalde.
Beni ilk fark eden Mesut abim oldu. Kaşlarını çatarak bana bakıyordu. ' O ne öyle dudakların kıpkırmızı? Sil şu dudağındakini. ' dediğinde başımı iki yana salladım. ' Nolcak abi ya ne zararı var? '
Altan almaya çalışıp sorun çıkarmasına engel olmak istedim. ' Var var millete dudaklarını mı göstereceksin Kardelen beni deli etme! Sil dediysem sil şunu. ' Yardım istercesine Kadir abime baktığımda ofladı. ' Tamam abi bir kereliğine dursun. Yanında biz varız.' dediğinde Mesut abim bu sefer ona kızdı. ' Gavat mıyız lan biz? Bacımıza bakmalarına izin vericez? ' Kadir abim kaşlarını çattı. ' Ne alakası var abi nolcak rujdan? Heves etmiş kız işte bırak yüzü gülsün. ' Mesut abim bana bakınca gözlerimi doldurdum hemen. ' Çok oluyorsun Kardelen çok oluyorsun. ' dediğinde rahat bir nefes aldım. ' Yanımızdan ayrılmayacaksın duydun mu beni?' Başımı salladım hemen.
Abimler dışarı çıktığında topuklu siyah çizmelerimi giyiniyordum. Onları bekletmemek adına hızla çıktım kapıdan. Kadir abim ön koltuğa geçince sesimi çıkarmadan arka kapıyı açıp oturdum.
15 dakika sonra mekana varınca kalp atışlarım hızlandı. İçeri girdiğimizde abimlerin gözleri etrafta birilerini aradı. Sonra Yangaz Murat'ın olduğu yeri bulduğunda o masaya doğru ilerlediler. Bende peşlerinden ilerledim.
Yangaz Murat, Mahir abi, Yeliz, Dursun abi, Fatih abi, Yıldız abla bir masada oturuyordu. Önlerine geldiğimiz de Mesut abim ilk olarak gülümseyerek Mahir abiyle erkeksi bir şekilde tokalaştı. Kadir abimde Dursun abiden başlayarak her biriyle selamlaştı tıpkı Mesut abim gibi. Kızlara başlarıyla selam vermekle yetindiler. Mesut abim, Mahir abinin yanına otururken ben Yeliz'in yanına oturdum. Kadir abimde yanımda oturuyordu.
' Geciktiniz Mesut? Serdar'ın duygusal konuşmasını kaçırdınız.' Dursun abi dalga geçtiğinde Fatih abi güldü. ' Ne duygusal konuşmaydı ama. ' dediğinde abimin gözleri beni buldu. ' Kardelen hanım hazırlanmak bilemedi bir türlü.' dediğinde laf etmemek için zor tuttum kendimi. Ben zaten çoktan hazırlanmıştım. Mesut abim takacağı saate karar veremediği için geç kalmıştık. Abimin sözleriyle çoğunluğun bakışı beni bulunca yerimde kıpırdandım.
' Çok güzel olmuşsun Kardelen değmiş valla geç kalmanıza. ' diyen Yıldız ablaya gülümsedim. O sırada abimle göz göze gelince hemen toparladım yüz ifademi ve düz bir tonda ' Teşekkür ederim abla sende çok güzel olmuşsun.' dediğimde güldü. Dursun abiye doğru bakıp saçlarını savurdu. Dursun abi başını iki yana sallayıp sabır çektiğinde aralarının limoni olduğunu anladım.
Yıldız ablaya kaş göz yaptığımda omuz silkip gülümsedi. Sana sonra anlatırım bakışını attığında başımı salladım. Yeliz'e dönüp ' Geçen ki buluşmadan ne haber? ' dediğimde yanakları kızardı. Gözlerim açılırken içimde bir heyecan oluştu. ' Oldunuz? ' dediğimde Yeliz masadakilere bir göz atıp ' Biraz hızlı oldu ama olduk valla. ' dediğinde onun adına mutlu oldum.
' Çok sevindim senin adına. ' dediğimde gözlerime baktı. ' Kardelen ne hissettiğimi bilmiyorum onu gördüğümde çok heyecanlanıyorum elim ayağım birbirine dolanıyor. Böyle hayatımda bir şey oluyor ve ben ilk onunla paylaşmak istiyorum. Saatlerce anlatmak onunla konuşmak istiyorum. ' dediğinde gülümsemem derinleşti. ' E basbayağı seviyorsun kızım adamı. Neyi bilmeyeceksin? Peki o nasıl sana karşı? ' Omuzlarını indirip kaldırdı Yeliz. ' Ben sevgiyi bilirim Kardelen. Sevilmek nedir çok iyi bilirim. Beni kandıramaz bu konuda bana yalan söylese bile yakalarım onu. Çünkü ben çok sevildim ben sevgiyi abim gözlerinde annemin göğsünde babamın kollarında ailemin kalbinde tattım. Ben iyi çok iyi bilirim. '
Kalbime bir şeyler dokundu sanki. Bir kazık çakıldı. Yeliz konuştukça derinlere ilerledi. Yeliz sevilmişti, Yeliz sevilmeyi bilirdi. İçime büyük bir taş oturdu. Sevgisizliğimin ahı ciğerimden çıkarken vebali sevdiklerimde asılı kaldı. Ben gerçek sevgiyi ayırt edecek kadar iyi tanımıyordum. Kitaplardan, dizilerden bana anlatılanlardan bilirdim sevgiyi. Onların doğrusu onların yanlışıyla tanımlardım ben sevilmenin ne demek olduğunu.
Yeliz ile görüştüğü çocuk hakkında konuşurken onun gözlerine ulaşan mutluluğu gördüm. Yeliz hararetli şekilde yaşadıklarını anlatırken Kadir abim olaya dahil oldu.
' Hayırdır sarı ne anlatıyorsun öyle hızlı hızlı? Saniyede 350 kelimeyi devirdin be kızım.' derken alayla gülmüştü. Yeliz göz devirip ' Öyle mutluyum ki inan bana sinirlerimi sen bile bozamazsın Kadir. ' dediğinde abim gözünü kırptı ağzına fıstık atarken. ' Hayırdır? Piyango mu çıktı? ' dediğinde sesinde hala alay vardı.
Yeliz başını salladı. ' Çıktı ya çıktı hem de tam 12'den vurdu.' dediğinde abimin kaşları çatıldı. Bana baktı sonra Yeliz'e baktı. Anlam veremeyince tekrar fıstık alıp ağzına attı. Ardından gözüyle Yeliz'i işaret edip elini salladı. ' Delirdi mi bu? '
Abime göz devirip ' Uğraşma kızla abi bıktım sizin kavgalarınızdan. ' dediğimde abimin gözleri açıldı. ' Ne? Ne dedim ki şimdi ben? Ne yaptım? Zaten hep ben suçlu oluyorum Yeliz hanımın hiç suçu günahı yok. ' dediğinde Yeliz homurdandı. ' Kadir anlıyorum iyi değilsin andropoza giriyorsun falan ama bu duygusallık alınganlık sana bile fazla değil mi gülüm ha? ' Kadir abimin kaşları havalandı. ' Gülüm ha? Kızım ben senin nerden gülün oluyorum? ' Abim cıklayıp başını salladı. ' Koskoca adama ettiği laflara bak. Gülüm ne? '
Yeliz yüzünü buruşturup sağına döndü ve abisiyle konuşmaya başladığında Kadir abim başını bana doğru eğdi. ' Andropoz ne Kardelen? Sarı'nın yanında cahilliğimi gösterirsem dilinden kurtulamam diye bozuntuya vermedim. '
Dudaklarımı dişleyip abime döndüm. Kaşlarım havalanırken nasıl anlatacağımı düşünüyordum. Derin nefes alırken ' Erkeklerin menopozu gibi düşünebilirsin. ' dediğimde abimin yüzü kıpkırmızı oldu. Bana sinirle baktığını görünce ellerimi kaldırıp ' Ben demedim hiç bana bakma öyle. ' dediğimde öfkeli şekilde başını salladı. ' Gösteririm ben o sarı çiyana menopozu. ' dediğinde ' Abi! ' uyarır şekilde çıktı sesim. ' Sen dur ben bilirim ona ne yapacağımı. ' Başımı iki yana salladım. Valla bıktık ya diye çığlık atma noktasına gelmiştim. Yeliz ve Kadir abimin kavgaları asla bitmiyordu.
' E Yıldız abla yok mu senin de şöyle güzel kankilerin? Yapalım birini bana ha? ' deyip ortaya atılan Yangaza Mesut abim fesupanallah dedi. Yangazın çapkınlığından hoşlanmıyordu abim. Yangaz abimin homurdanmalarını fark edince ' Ne somurtuyorsun Mesut abi yuvamızı da kurmayalım? ' abim ona döndü. ' Oğlum yuva kurmana laf eden yok ki. Ama sende yuvadan ziyade daldan dala atlayıp kuş kovalıyorsun. Olmuyor abim yakışmıyor delikanlı adama. ' dediğinde Yangazın hiç üzerine alındığını düşünmüyordum.
Fatih kahkahalar atarken Dursun abi ' Mesut'um delikanlı adam diye Yangaz'a mı dedin sen ya? O bilmez bunları abisi. ' diyerek Yangaz'ı zorbaladığında Yıldız abla olaya dahil olup ' Sizin delikanlılık anlayışınız hır gür çıkarıp kabadayı gibi davranmak, sevgilisini uçan kuştan kıskanmak, sevgilisine şarkı söylettirmemek, sevgilisine seni seviyorum dememek, racon kesmek, insanların içinde bir gül dahi verememek ise.. ' dedikten sonra Yangaz'a dönüp ' böyle devam et işin olmasın delikanlı adam olmakla Murat. ' dedi.
Yangaz aldığı destekle sırıtıp ' Yürü be Yıldız'ın parlasın aslan yengem. ' dedi. Dursun abi kıpkırmızı kesildi. Yıldız abla ise onu hiç umursamadı.
Masada gözler ikilinin üzerinde giderken Fatih, Kadir abime doğru eğilerek sessizce ' Yıldız'dan Dursun'un kalesine gol diyebilir miyiz paşam? ' Kadir abim ' Kadın resmen ne Messi'si ne Neymar'ı ben varım diyor ben.' değinde benim gözlerim Yıldız ablanın üzerindeydi.
Dursun abi, Mesut abimle iyi anlaşırdı ve bazı huyları çok benzerdi. Bu yüzden Mesut abimin eşi olacak kadına hep üzülür hatta kimseyle olmasını istemezdim. Bir nevi Yıldız abla da Mesut abim gibi bir adamla birlikteydi. Tabii ilişkilerinin iç yüzünü bilmesem de Dursun abinin çok kısıtlayıcı olduğu Yıldız ablanın sözlerinden belliydi.
Bir kaç dakika sonra sessizleşen ortamın havasını dağıtmak için Yangaz tekrardan Yıldız ablanın arkadaşlarına musallat olmak istediğinde Yıldız abla işaret parmağını tehdit eder gibi sallayıp ' Benim arkadaşlarımdan uzak dur Yangaz efendi. Bende arkadaşlarımın başını yaktıracak göz yok. ' diyerek tamamladı sözlerini.
Yangaz Murat teessüf eder gibi baktı ve sanki alınmış gibi ' Aşk olsun Yıldız abla oysa senle yıldızımızın çok tuttuğunu düşünmüştüm. ' dediğinde sırıttım. Salaktı bu çocuk. ' Gökteki Yıldız'dır ha o Yangaz? ' dediğinde Dursun abi Yangaz güldü. ' Sende Dursun abim kıskanılacak adam var yani. Yıldız bacım benim ablamdır. İnsan ablasına abisine hiç yan gözle bakar mı ? Kırdın kalbimi bak.' dediğinde şebekliğine göz devirdim.
Yangaz 'abi abla ' derken Mahir abiyle göz göze gelmiştim ama o hemen kaçırmıştı gözlerini. Anlaşıldı benimle konuşmak istemiyordu. Sıcakladığım için üzerimde ki kaşeyi çıkarıp sandalyeye asarken Mesut abimin göz hapsinde olduğumu da biliyordum. Üzerimi görmediği için ne giydiğime bakıyordu fakat oturduğum için eteğimin yırtmacını göremezdi.
' Ay biz bir kızların olduğu yere gidelim. Siz erkeklerin sohbetine doyum olmuyor.' Kinayeli sözleriyle Dursun abiye bakan Yıldız abla sitemliydi. Konuşmaya hemen Yangaz atladı. 'Demi demi evet. Bende geleyim sizinle Yıldız abla valla hep testosteron buralar. ' deyip ayağa kalktığında iki yanında oturan Mahir abi ve Mesut abim kolundan tuttuğu gibi yerine oturttu Yangazı.
Duydu tabii kızlar lafını hemen atlıyordu yavşak. Mesut abi Yıldız ablaya bakıp ' Yenge sana emanet Kardelen.' dediğinde başını salladı Yıldız abla.
Yeliz ile birlikte ayağa kalktığımızda korkuyordum açıkçası. Hızlı adımlarla kaçmak istedim ama abimin gür sesiyle durmak zorunda kaldım.
' Kardelen!'
Ona döndüğümde gözü seğiriyordu. Dişlerini birbirine bastırdığı çenesinden dolayı belli oluyordu. Kahretsin çok öfkeliydi. Gözleri yırtmacı olan eteğimde dolaşırken burnundan soluyordu.
Eteğin kendi yapısı saran tarzda olduğu için hatlarım oldukça belliydi. Topuklu çizmem olduğu için bacaklarım açıkta değildi ama yine de bu abimi sinir etmeyeceği anlamına gelmiyordu.
' Lan evden bu kılıkla mı çıktın sen? Hiç giyinmeseydin Kardelen!' dediğinde yerin dibine giriyordum. Dursun abi, Fatih ben utanmayım diye başka yerlere bakıyorlardı ama bu başkalarının yanında beni azarladığı gerçeğini değiştirmiyordu. Üstelik ben 23 yaşındaydım ne giyeceğimi seçecek yaşı çoktan geçmiştim.
' Abi nolcak biz bizeyiz..' dediğimde gözlerinden ateş çıkacağına yemin edebilirdim. Ayağa kalktığında Mahir abi kolundan tutup oturttu onu. Eğer yanıma gelseydi kolumdan sürükleyerek çekip eve götürürdü beni eminim.
Mahir abinin gözleri üzerimde gezinirken rahatsız hissettim kendimi. Rahatsızlığımı anladığında çekti bakışlarını. ' Bırak sorun çıkarma Mesut. ' deyip abimi sakinleştirmeye çalıştı. Abim ise seninle evde hesaplaşacağız bakışlarını attığında ne kadar korkarsam korkayım bunu geri plana attım.
Onun bu kıskançlık krizleri yüzünden kaç kez mahvolan günlerimi biliyordum. Zehir ediyordu bana o günleri. Şimdi öyle olsun istemiyorum. Eve gidince neler olacağını biliyorum ama şu an tek istediğim anı yaşamak. Azıcık da olsun genç gibi hissetmek, yaşadığımı görmek istiyorum.
Çıkmaz'daki kızların yanına gidip onlarla sohbet ettik. Abimlerin bakışları ara ara bizde oluyordu. Mahir abiyle de göz göze geliyordum. Onları bir kenara bırakıp Akif'i bulmaya çalıştım.
Köşedeki masada olduğunu gördüğümde içime su serpildi. En azından geldiğini öğrenmiş oldum. Beni fark ettiğinde yüzümü izledi önce. Abimlere kısa bir bakış atıp ona döndüm ve gülümsedim. O da ben gülümseyince gülümsedi. Yakalanmamak için çok ona bakmamaya çalıştım ama onun bakışlarını üstümde hissediyordum beni inceliyordu.
Kalbim hızla atarken Hasret'e döndüm.
' 5 dakika beni idare etsene. ' dediğimde kaşlarını çattı. Ardından Akif'e bakınca gülümseyip ' Merak etme sen. ' deyip önündeki tatlıdan yemeye devam etti. Bense o sırada kimseye belli etmeden kafenin çıkışına ilerliyordum. Arkamdan baktığımda Akif'in beni izlediğini gördüm. Başımı yana eğdiğimde mesajı anlamış olmasını umdum.
Dışarı çıkıp köşeyi döndüğümde arkamdan baktım. Akif'in bedenini görünce gülümsedim. Hemen duvarın arkasına dönüp beni kolları arasına aldı. Derin bir nefes alıp kokumu içine çekti. Sarılma faslının uzadığını düşününce kollarımı ayırdım ondan.
Yüzüne baktım. Yara izleri hala duruyordu. ' Ben çok üzgünüm Akif. Yani Mahir abini kötü bir niyeti y...' Kaşlarını çattı. ' Mahir itine ne oluyor zaten hiç anlamadım. ' dediğinde bu sefer ben kaşlarımı çattım. ' Mahir abi beni Yeliz'den ayırmaz Akif. Kendince korumaya çalıştı sadece. ' dediğimde ' Ha sevgilin yerine o iti koruyorsun yani öyle mi? ' öfkelendiğimi hissediyordum. Onu koruduğum falan yoktu.
' Kimseyi koruduğum yok ama onun hakkında böyle konuşman doğru değil Akif. Biz Yangaz, Yeliz'le birlikte başımıza iş açarken hep Mahir abi korudu bizi. Çocukluktan beri böyleydi. Abim o benim öyle kötü konuşma. ' dediğimde sinirlense de daha fazla uzatmadı. Biraz kırgın bir ses tonuyla ' Seni aradım bir sürü mesaj attım hiçbirine dönmedin. ' dediğimde nefes verdi.
' Ne yapmamı bekliyordun Kardelen? Sevgilim elimi tutup abisinin karşısına çıkamayacak kadar cesaretsiz olduğu için yüzünü görmek sesini duymak istemedim. ' dediğinde kalbimde bir şeyler koptu. Gözlerim doldu. Titrek bir tonda ' Akif. ' diyebildim sadece. ' Ne Akif? Yalan mı? '
Gözlerimi kaçırdım. Hala çok öfkeliydi. Ve bu öfkeyle beni anlamazdı. Boş sokakta dolandı gözlerim. Eli yavaşça havalanıp çenemi bulduğunda yüzünü bana yaklaştırdı. ' İzin ver Kardelen. ' dediğinde derin bir iç çekti. Gözlerini kapattı. ' İzin ver yanında olayım yörende olayım. İzin ver artık. ' dediğinde yüzünü daha çok yaklaştırmaya başladı.
' Akif lütfen şimdi değil. ' dediğimde gözlerini bir hışımla açtı. Mavi gözlerindeki siniri görüyordum. Ben nasıl ikna edecektim? İlk defa bu kadar çok üstüme geliyordu Akif bu konuda. Kendimi kötü hissettim. Ona yetemiyormuş gibiydim. Böyle hissetmek istemiyordum ama sanki hiçbir şeyi başaramıyormuşum gibiydi. Bir ilişkiyi yürütmeyi beceremiyordum.
Senden bir bok olmaz Kardelen.
Ne sanıyorsun sen kendini kızım bilim adamı falan mı?
Senin yaptığını çocuklar yapar.
Ne bu şimdi bu küçücük iş için ödül mü bekliyorsun?
Abimin sesinin kulaklarımda çınlamasına engel olamadım. Bugüne kadar kendimi bir halt zannetmemem için yetersiz hissetmeme sebep olacak şekilde konuşmuştu benimle. Ve ben şimdi gerçekten kendimi yetersiz hissediyordum. Ezilip büzülüyor, abimin kalıplarında yok oluyordum.
Ağzını aralayıp konuşacağı esnada sokaktan gelen sesler yüzünden sustu. Her şey o kadar kısa süre içinde gerçekleşti ki hareket edecek yetiyi kendimde bulamadım.
Kalbim korkuyla attı.
Abim bağırıyordu abim benim ismimi bağırıyordu.
Öldürürdü beni.
Akif'le beni karanlıkta kuytu köşede bir başımıza olduğumuzu görürse öldürürdü. Kalbim yerinden çıkmak ister gibi atarken yerimde tutuklu kaldım. Düşünmeyi kaybetmiştim sanki.
O esnada karanlıkta biri kolumdan tutup çekti beni. Çöp kutusunun koyulduğu boşluğa bedenimizi sığdırırken eliyle de çığlık atmamı engelledi. Karanlıkta yüzünü seçemiyordum ama sokak lambasının turuncu ışığı gözlerine düştüğünde kim olduğunu anladım.
Mahir abi.
' Nerde? Kardelen nerde lan? ' Abimin bağırdığını duyunca gözlerim doldu. Hatta birinden yaş aktı. Mahir abi bunu fark ettiğinde bana baktı ama bir şey yapmadan sessizce bekledi.
Akif'in şaşkın sesini duyduk. ' Kardelen mi? Kardelen'in işi ne burada Mesut? Sigara içmeye çıktım ben Kardelen'i görmedim. ' dediğinde abimin öfkeli soluklarını duydum. Adım sesleri gittikçe uzaklaşırken gözlerimi kapattım.
Rahat bir nefes verirken dudaklarımın üstünde hala Mahir abinin avuç içi vardı. Başını oraya eğip gidip gitmediklerini kontrol etti. Sonrasında bana döndüğünde baktı yüzüme bir kaç saniye. Sonra ateşe değdirmiş gibi hızla çekti elini.
' Kışsın yazla oyun oynarsın. Karsın ateşe kafa tutarsın. Eriyip yok olacağını bildiğin halde ateşle oynamanın alemi ne Kardelen?' dediğinde bir şey diyemedim.
Beni kolumdan tutup arkadan dolandırdı. Halis abinin kafesinin başka giriş yeri olduğunu bugüne kadar hiç bilmiyordum. Mahir abi kapıyı kendine doğru çekerken önce benim girmemi bekledi.
Ses çıkarmadan içeri girerken önüme geçip gideceğini anladığımda kısık sesle ' Teşekkür ederim. Mahir abi. ' dediğimde durdu. Sadece sırtını görebiliyordum. Derin nefes aldığı için omuzları hareket etti. Ve bana döndüğünde aslında onun ne kadar sinirli olduğunu anladım.
Üzerimi inceledi baştan aşağı ve onu gördüğümü bilmesine rağmen geri durmadı. ' Kardelen. ' dedi yılgınca. İçimi bir sıkıntı kapladı. ' Seni uyardıkça dikine gidiyorsun yolun sonu senin için hayırlı değil. ' dediğinde kaşlarımı çattım. Ne demek istediğini anlamamıştım. ' Anlamadım Mahir abi. ' dediğimde yüzünü sıvazladı sinirle. Öfkeliydi, hareketlerinden yeterince belli ediyordu bunu.
' Çıkmaz'a yeni gelmedin Kardelen Çıkmaz'a doğdun sen. ' dediğinde sabırla sözlerinin devamını bekledim. Kara gözlerini ela gözlerimden kaçırmadı. ' Seni geçen hafta da uyardım ama sen hala hatanda ısrar ediyorsun. Mesut seni orda bulsaydı ne olacaktı Kardelen? Senin hakkında ne düşünecekti? Sana ne yapacaktı bilmiyor musun sen? Biliyorsun hem de çok iyi biliyorsun.'
Sonlara doğru ses tonu suçlar havada çıkıyordu. Ne demek istediğini çok iyi biliyordum. Adım çıkacaktı. Onlara göre bir erkekle akşam vakti karanlıkta başka ne yapıyor olacaktım? Kendini vermiş diyeceklerdi. Orospu ilan edeceklerdi. Ve abim bana gelen ilk görücüyle evlendirecekti beni.
Burası Çıkmaz'dı ve ben Çıkmaz'a yeni gelmedim Çıkmaz'a doğdum. Çok iyi biliyordum doğru. Fakat onun anlamadığı bir şey vardı belki de atlıyordu. Bu yüzden o noktanın üstünde durdum.
' Hata? ' dedim belirsiz bir tonda. Gözlerimin dolduğunu hissederken ' Sevmek hata mıdır abi? ' dediğimde bunları beklemediği açıktı. Dudakları aralanırken gözlerinde ki boşluğu gördüm. Dumur olmuş gibiydi. ' Israr ediyorsun dedin ya sevmek yanlış mı abi? İnsan sevdiği kişiyi seçebilir mi? '
Ben Mahir abinin ilk defa bu kadar sarsıldığını gördüm. O hep duygularını saklayan düz bir adam olarak profil çizmişti. Gözlerinde gördüğüm buğunun sebebi neydi? Dumanlı gözlerinde yıkım vardı. Acıyı mesken bellemişti. Kalbim acıdı Mahir abiyi o halde gördüğüm için. Üzülmesini istemiyordum. Severdim ben Mahir abiyi onun aksine. Değer verirdim ve ben sevdiklerimin kırılmasına üzülmesine asla dayanamazdım. Kendimi kırar üzer de onlara bir şey olmasına izin vermezdim.
Abime, anneme belki Akif'in davranışlarına katlanmamın sebebi de buydu. Kolay sevmezdim ama sevince de tüm kırıklarıyla severdim.
Başını eğdi doğru dercesine. ' Seçemez. Ama gönlün yanlış kişideyse gönlünü susturmasını da bilmelisin sığna. ' dediğinde bilmediğim bir kelime kullanmıştı.
Başımı salladım. ' Beni yargılıyorsun ya abi umarım sende yanlış kişiye gönlünü kaptırdığında susmasını bilirsin. ' dediğimde çoktan bana ardını dönmüş içeri gidiyordu. Sözlerimi duyduğunu verdiği cevaptan anladım. ' Şimdiye kadar bildim. '
Dudaklarım aralanırken kalbim gerginlikten hızla atıyordu. Benim bu cümleden anladığım Mahir abinin bir sevdiği olduğuydu. Kimdi? Yoksa ben mi yanlış anlamıştım. Çok üstünde durmadım çünkü neden Akif için yanlış insan dediğini sorguluyordum. Akif neye göre yanlıştı?
Kafamda bir çok cevapsız soru vardı fakat yeri değildi. Abim beni bulamadıkça daha da delirirdi. Hızlı adımlarla içeri girdim bu yüzden. Hasret'i aradığımda telaşlı gözleri etraftaydı. Beni arıyordu sanırım? Bulunca gözlerini açtı hemen yanıma koştururken ' Kız nerde kaldın? Arıyorum açmadın da. Mesut abi seni arıyordu her yerde. ' dediğinde yutkundum. ' Geldim işte. ' Hasret yüzüme bakınca kaşlarını çattı. ' Noldu sana yüzün kireç gibi olmuş? Yoksa Akif bir şey mi yaptı? ' dudaklarımı birbirine bastırırken başımı iki yana salladım. ' Yok. Ben bir abime gözükeyim. ' deyip Hasret'in kolları arasından çıktım.
Topuklu çizmelerin üstünde yürürken Mahir abiyle göz göze geldim. Yüzünü çevirip göz temasını kesti. Derin bir nefes aldığımda abimle yüzleşmekten korkuyordum.
Beni fark eden ilk Fatih abi oldu. ' Aha geldi kız işte Mesut boş yere yaygara kopardın.' dediğinde abimin ateş almış gözleri beni buldu. İki adımda yanıma geldiğinde ' Nerdesin sen? ' diye tısladı yüzüme. Kolumu tutup sıkıyordu. Canımın acısın bir kenara bırakıp ' Tuvaletteydim abi. ' dediğimde alaylı şekilde güldü. ' Çocuk mu kandırıyorsun Kardelen? 10 saat napıyorsun orda? ' dediğinde yutkundum.
Gözlerimi kaçırıp utanmış gibi yaptım. ' Özel bir durumdu abi. Kızsal bir durum. ' dediğimde çatık kaşları düzeldi. Sıktığı kolumu serbest bırakıp kendini geriye çekti. Gözleri üzerimde gezindi.
Ardından ' Ağrın var mı hastaneye gidelim mi? ' dediğinde bakışlarım yumuşadı. Regl dönemlerim sancılı geçerdi. Beni Mesut abim götürür hastaneye iğne vurdururdu. Elim kolunu tutarken başımı iki yana salladım. ' Yok abi iyiyim. ' dediğimde beni kolunun altına aldı.
Biliyorum çoğu zaman bana kızar bağırır çağırır kalbimi kırardı ama abimdi. Belki sevgisini gösteremez yanlış yapardı ama bazen öyle bir an gelirdi ki gönlümü alır sevildiğimi hissettirirdi. Abimdi o benim. İnsan ne kadar yanlış yaparsa yapsın ailesine yüz çeviremezdi.
Kalp kırardı yıkar dökerdi belki ama ertesi sabah yine sarıldığı aile olurdu. Saçlarımın üstünden öperken içimde ki çocuk Kardelen bayram ediyordu. Gözleri yaşlı abisinin şefkatine bulanıyordu.
O anda ben yine o kuyuyu andıran gözlerle rast geldim. Abimle bana bakıyordu düz bir ifadeyle. Masaya geldiğimiz de abim ' Biz kalkalım artık hadi size iyi eğlenceler.' dediğinde Dursun abi abime döndü. ' Daha erken Mesut'um nereye? ' dediğinde abim başını salladı. ' Yok yeter bize bu kadar hem Kardelen'de rahatsız eve geçelim biz yarın iş var. ' dediğinde Dursun abi bana döndü. ' İyi misin abim? ' Gülümsedim. 'İyiyim abi karnım ağrıyor sadece biraz. ' dediğimde başını salladı. İyi iyi der gibi.
Kadir abim, abimin sözleriyle ayaklanırken Mahir abide ' Bize de müsaade. ' dediğinde Yangaz hemen surat astı. ' Ne müsaadesi abi ya daha 10 kızın numarasını alabildim. ' diyerek isyan etti. Mahir abi burnunu kırıştırıp sert bir şekilde Murat'a baktığında ben bile korkmuştum. Mahir abinin tersi çok pisti çocukluktan biliyorum.
Murat yutkunurken ' Yani abicim sen git istiyorsan ben Fatih'le gelirim. Demi lan? ' deyip Fatih'in ensesine vurduğunda kısık sesle küfür etti Fatih. Ters şekilde Murat'a baksa da onu onayladı.
Mahir abi nefes verdi ve Yeliz'e baktı. ' Yeliz'im kalkalım mı? ' dediğinde Yeliz ayaklandı. Montunu giyerken Mahir abi çoktan Yeliz'in beline sarılmıştı. Son kez masadakilerle selamlaştıktan sonra çıkışa gittik.
Arabaların önünde durduğumuzda abim ile Mahir abi bir şeyler konuşuyordu. Yeliz'in ise yanımda dikildiğini hiç fark edememiştim. Bana dönüp ' Uzun zamandır ayrı düştük. ' dediğinde başımı salladım. Öyle olmuştu. ' Ee neler yapıyorsun bakalım? Geçen yine mesaj atmıştım ama görmedin sanırım. ' dediğinde yüzüm utançtan kızardı. Görmüştüm ve bence Yeliz'de gördüğümü biliyordu ama kibarlığından söylememişti.
' İyiyim Yeliz. Kusura bakma yoğunum bu aralar sınav yaklaşıyor ya. ' dediğimde anladım dercesine başını salladı. Ben eczacılık okurken Yeliz hemşirelik okuyordu. Aynı üniversitede olsak da bölümlerimiz farklıydı.
Kendimi ona karşı suçlu hissettiğim için ' Bir buluşma ayarlayalım hem arayı da kapatmış oluruz ha ne dersin? ' dediğimde heyecanla gülümsedi. Sarı saçlarını geriye atarken ' Olur valla çok güzel olur. Benim de sana anlatacaklarım vardı. ' dediğinde gülümsedim onun gibi.
Sarı saçlı mavi gözlü bir kızdı Yeliz. Zaten gözleri Karadenizli olduğu için otomatik mavi yüklenmiş gibi bir şeydi. Sadece saçları boyaydı. Siyah saçlı olsa da sarıya boyuyordu ve sanki kendi saç rengiymiş gibi doğal duruyordu.
Kadir abim içtiği sigarayı önümüze atarken Yeliz ile bana baktı. ' Barıştınız mı siz? ' dediğinde kaşlarımı çattım. ' Küs değildik zaten. ' dediğimde abim kaşlarını kaldırdı. Öyle mi diye sorgu doluydu gözleri. Yeliz'e bakıp göz kırptı. ' Nasılsın bakalım Yeliz hanım? ' dediğinde Yeliz önce Mahir abiye baktı. Ardından ' Seni görene kadar çok iyiydim Kadir ama şimdi cin çarpılmışa döndüm. ' dedi.
Ardından abimin önümüze attığı biten sigarasını eğilip aldı ve iki adım ötedeki çöp kutusuna atarak bence abime güzel bir ders verdi.
Abim yutkunurken ' Görmemişim ya..' diyerek çöp kutusunu kastetmişti. Sonra kısa süreli bana bakıp tekrar Yeliz'e döndü. ' Yoksa biz de davar değiliz. Biliyoruz. Geçende Fatih atmıştı yere uyardım hatta hanzoyu. Kara cahil. ' derken gülümsemeye çalışmıştı.
Bense abimin kızaran kulaklarına bakıyordum. Utandığında direkt kulakları kıpkırmızı kesilirdi. Yeliz yüzünü buruşturdu. Başını iki yana sallayıp ' Davarsın Kadir davarsın. Bir kadınla nasıl konuşman gerektiğini bilemeyecek kadar hem de. Ben senin devren falan değilim. Benimle böyle kahvehanedeki arkadaşlarınla konuştuğun gibi konuşamazsın. '
Abimin kulakları gittikçe kızarırken sert bir ifadeyle Yeliz'e baktı. ' Niye sizin gibi mektep görmedik diye mi? Elimiz kalem yerine çekiç tutuyor diye mi? Yoksa parmaklarımıza mürekkep değil de motor yağı bulaşıyor diye mi? O mektepleri okuyan talebelerin hepsi İstanbul beyefendisi mi? '
Abimin kızdığını anladığımda ikisinin de konuşmayı bitirmesini istedim. Abim, liseden sonra okumamıştı tıpkı Mesut abim gibi. Zaten lise de sürekli okuldan kaçardı.
Yeliz abime boş şekilde baktıktan sonra ' O beğenmediğin İstanbul beyefendileri nerde nasıl konuşması gerektiğini biliyor en azından. Ayrıca ne kadar çok ajitasyon yaptın ya keşke tiyatrocu olsaymışsın. ' dediğinde elimle alnımı sıvazladım.
Yine başlamışlardı yine ve yine. Yeliz ve Kadir abim çocukken hep kavga ederlerdi. Pek anlaşamazlardı. Büyüdüğümüzde biraz daha durgunlaştılar ama eskiden çok kötülerdi. Yeliz'in saçları kaç kez Kadir abimin elinde kalmıştı. Kadir abimin ise kaç kez kaşı Yeliz'in attığı taşlardan yarılmıştı artık saymayı bırakmıştık biz.
Abim başı önde ayakkabılarıyla yerdeki taşı itelerken ' Bak ya! ' sitem ettiğinde ' Kızla doğru düzgün konuşulmuyor ki şartlamış kendini kavgaya hemen laf sokacak yer arıyor çiyan.' Yeliz kaşlarını çatıp ' Öküz. ' diye mırıldandı ama abim duymadı.
Kısa esten sonra alakasız şekilde ' Okulda rahatsız eden falan var mı? Dalaşan itler? ' dediğinde Yeliz göz devirdi. ' Merak etme Kadir olursa belasını da bulur. ' Yeliz'in sözleriyle kıkırdadım.
Yeliz, hiç erkeklerden korkmaz ona sataşan olursa haddini bildirirdi. Deli dolu bir kızdı. E Karadenizli sonuçta delilik kanında vardı.
Kadir abim dik dik baktı Yeliz'in suratına ardından ' Yeliz. ' dedi sabır dercesine. Yeliz'de abime bakıp ' Ney Kadir? ' dedi. Kadir abim bir şey söyleyeceği anda Mahir abi ' Yeliz hadi güzelim. ' bağırarak kardeşini yanına çağırdı. Yeliz ile sarıldık. Bana el sallarken Kadir abime dönüp ' Hayırlı akşamlar. ' deyip önüne döndü. Yanından geçen Mesut abime de iyi akşamlar dedi. Mesut abim saçlarını karıştırıp ' Hayırlı akşamlar cimcime. ' dediğinde Yeliz oflayıp saçlarını düzeltiyordu.
Biz onları izlerken Mahir abide Yeliz'in haline gülüyordu. Abisine bakıp ' Ne gülüyorsun abi ya? Burada kardeşinin ne paralar harcadığı saçlarına savaş açıyorlar. Parana yazık bak. ' dediğinde Mahir abi daha çok güldü. Yeliz düzenli olarak saç bakımını yaptırır boyatırdı. Eh parayı da abisinden alıyordu anlaşılan.
' Daimi müşteriyiz biz Kardelen güzelime indirim yapın. ' dediğinde kollarımı göğsümde toplamıştım. Sözlerine gülerken ' Fiyatları annem belirliyor abi sen bir ona sor. ' demiştim.
Kadir abim ise yanımda durmuş ' Gıcık bu kız. Kendini de beğenmiş. Aklınca bizi ezikliyor. Yakıştıramadı tabii hanımefendi.' diyerek söylenmişti. Omzuna vurdum. ' Arkadaşım hakkında düzgün konuş vallahi gider söylerim Kadir abim böyle dedi sana diye. Hemen bana döndü. Kolumdan tutup beni salladığına düşer gibi oldum ama sıkı sıkıya tuttuğu için bir şey olmamıştı. Sadece dudaklarımdan ' Yaa abiii yaa! ' naraları çıkmıştı. ' Hele bir o deliyi musallat et başıma o zaman görüşürüz seninle Kardelen hanım. ' Gülerken elimi kaldırdım. ' Tamam tamam şaka yaptım. '
Gülüşerek arabalara bindiğimizde eve vardığımızda etrafın sessizliğinden ötürü yavaş hareket ediyorduk. Abim kapıyı açtığında ses gelmeyince annemlerin yattığını anladım. Üzerimde ki kaşeyi asarken abim bana döndü.
' Orda sesimi çıkarmadım diye kurtuldum sanma Kardelen! Ben sana demedim etek giymeyeceksin diye! Kızım sen beni niye dinlemiyorsun? Orda ki yavşak heriflerin ne düşündüğünü sen değil ben biliyorum ben! ' Elini kaldırıp üzerime tehdit edercesine salladı. ' Yaktırma bana o dolabındaki kıyafetleri! Beni deli etme! '
Öfkeden dolayı yüksek çıkan sesi bedenim irkilmesine sebep oldu. Omuzlarım önüme düşerken başımı da öne eğmiştim. Tükürükler saçarak hala konuşan abimin ne dediğini anlayamıyordum artık. Sadece etek giymiştim bir şey yapmamıştım ki.
' Kuyruk mu sallayacaksın lan sen? Bela mı olacaksın başımıza? ' dediğinde sol gözümden yaş aktı. Hiçbir şey diyemedim. Kadir abim onu kolundan tutup üstümden çekmeye çalıştı.
' Abi yeter bu kadar ağır konuşuyorsun.' dediğinde kolunu sertçe çekerek itti Kadir abimi. ' Ne ağırı lan ne ağırı!? Ben dedim ama bu kızı o okula göndermeyin dedim! Ordan alıyor bu cesareti orda ne idüğü belirsiz tiplerden etkileniyor! Kızım sen böyle giyinince ne mal olduklarını anlayacak erkekler. '
Ne malıydım ben? İçimde ona karşı yükselen bir öfke vardı. Sürtük mü diyemiyordu? Kuyruk salladığımı söylemişti ya. Fahişe mi diyemiyordu yoksa? Bir etek giydim diye tüm bunları yapmış mı oluyordum? Bu muydu yani?
Zihinlerin, düşüncelerin kirliliği değil de kıyafetimden dolayı mı kirliydim? Abim bağırdıkça olduğum yerde titriyor korkudan daha da küçülüyordum.
' Odana çık Kardelen. ' Kadir abim beni kolumdan tutup merdivenlerin olduğu yere itti. Mesut abim ise hala hakaretler ediyordu. Kadir abim üstüme gelmeye çalışan abimi tutuyor bir yandan da bana bağırıyordu.
' Odana git dedim Kardelen git çabuk.' Gözlerimden yaşlar aktı.
Abim bacaklarımı kırardı. Abim, Akif'i bilirse beni öldürürdü. Kalbim hüzne boğulurken boğazım yanıyordu.
Doğduğumuz ev kaderimiz miydi sahiden? Yeliz'de benim gibi bir muamele görüyor muydu abisinden? Ya da mesela başka evlerde başka şehirlerde benim gibi Kardelen'ler var mıydı? Susmak zorunda olan aşağılanan Kardelen'ler var mıydı?
' Kaçma gel buraya dedim sana! Buraya gel Kardelen! Hesap ver bana. '
Olduğum yerde dikilmeyi bırakıp koşar adımlarla odama çıktım. Hıçkırıklarımı tutmaya çalışırken suçumu arıyordum. Ne yapmıştım ki ben?
Benim gibiler çoktu bu hayatta. Boynu bükük acılı Kardelenler çoktu. Sığındığım kapıya tekme vurulmasıyla yine sıçradım. Elim hızla kilide gitti. Kilitledikten sonra dizlerimin üstüne çökerken eğilen başıma engel olamadım. Ağzımı kapatıp sesimin çıkmasına engel oldum. Susturuldum, şiddet son bulsun diye. Ben sustum şiddet büyüdü boynuma dolandı urgan oldu. Beni susturdular şiddet ecelim oldu.
Abimin sesleri uzaklaştığında kapım çalındı. ' Kardelen aç kızım benim. '
Kilidi yuvasından çevirdiğimde karşımda sabahlığı ile annem dikiliyordu. Yüzüme baktığında yüzü sıkıntıyla çöktü. Kapıdan geçip örtüğünde beni kolları arasına aldı.
Saçlarımı okşarken ' Hişş. ' dedi. Ağladım omuzlarım sarsıldı. ' Hişş. ' dediler yine. Annem susturdu beni. Susmanın doğru olduğunu düşündüm. Bana öğretilen buydu. ' Sus kızım. ' Annem oğlunu değil, oğlunun düşüncelerini değil beni susturdu.
' Yapma yavrum abini dinle. Büyük sözü dinle. ' Ben ne yaptım anne diyemedim?
Bazen insanlar size öyle bir duvar örerdi ki ne duvarın ardında ne duvarın önünde yer bulabilirdiniz kendinize. Gitseniz olmaz kalsanız olmazdı. İşte ben öyle bir yerdeydim şuan.
Haklı olduğumu söylemek istedim ama annem için haklı olan çoktan belliydi. Annemin yeri abimin yanıydı.
' Sözünü dinle abin senin kötülüğünü istemez Kardelen. ' dedi.
Abim benim hayatımı istiyor anne diyemedim. Sustum. Beni öyle bastırmışlardı ki sesimi çıkaramadım. Sanki bir ton yükselse sesim duvarın ardına çıksa tüm dünya üzerime çullanacak gibiydi.
Sustum, susturuldum diğer Kardelen'ler gibi.
Bölüm sonuuu!!!
Nasıl buldunuz bakalım?
Beni etkileyen bir bölüm oldu yazarken zorlandım ama herkesin düşünce yapısını göstermem lazım ki ilerleyen bölümlerde karşımıza çıkan durumların altı dolu olsun.
Biliyorum hepimiz Kardelen'in kendini savunmasını istiyor ama bu kurgunun başında olmaz. Çünkü Kardelen karakteri gelişimini süreç içinde yaşayacak. Bu yüzden anlayış gösterip biraz beklerseniz pişman olmazsınız.
Peki sizin en sevdiğiniz kısım neresiydi?
Oy verip yorum yaptık değil mi? Bunu okudun ama yine oy vermedin yorum yapmadın. Noğlurr yorum yapp diye ensene yapışacağım artık valla.
Sonraki bölümde görüşmek üzere o zaman.
