4. bölüm · KIŞA KARDELEN ALAKURT'A YÜREKDELEN

3. Bölüm

Leylişebefruz

Annem Medine teyzelerin evindeki güne gitmişti. Ben de sabahtan beri dükkanda çalışıyordum. Saçını kestiğim küçük çocuğa gülümseyerek el salladım. İlk başta ağlamıştı saçı kısaldığı için ama sonra yeni saçına alışmış gibiydi. Tabii buna ben yardımcı olmuştum.

Seher aldığı kaşı bitirdiğinde ücreti alıyordu. Ayşe ise yeni yıkadığı havluları gösterdi.

' Şunları dışarı sersene Kardelen kurusun. ' dediğinde elinde ki havluları aldım. Ayşe de yerde olan saçları temizlemeye başladı. Dışarısı buz gibiydi ve havluları dışarı asarak doğru yaptığımızdan emin değildim. Zaten annem gün içinde arayıp duruyor yoğunluğu soruyordu.

Havluları sererken caddeden geçen arabaya baktım. Mahir abinin arabasıydı. Nereye gidiyordu acaba?

Bizim durumumuzu söylemeye değildi herhalde. İyice paranoyak olmuştum. Sanki her an Mahir abi aileme söyleyecekmiş gibi geliyor korkutuyordu beni. Bunu onunla konuşmalıydım. Söylemeyeceğine dair söz alırsam rahatlardım. Çünkü o verdiği sözleri her daim tutardı.

Havluları asıp içeri girdiğimde son müşteri de çıkmış oldu. Kızlarla derin bir nefes çekip koltuklara yayıldık. Sağ olsun Ayşe kahve yapmıştı.

' Öldüm valla ne bitmez çileymiş. Kart karı geliyor yok sen beceremedin. Eline de yakışmıyor deyip sinirlerimi bozdu. '

Seher çığlık atarcasına konuşunca Ayşe ile gülümsedik. Halime teyze Seher'e takmıştı. ' Ya ben estetik doktoru muyum? Yüzüne uygun değilse istediğin makyajı yap olmuyor! Getiriyor manken gibi kızların makyajını gösteriyor. Hiç demiyor ki benim yüzüme uygun mu bende böyle durur mu? İstediğini yapıyorum sonra kötü oldu diye bana saydırıyor!'

Seher konuşunca hak verdim ona. Sonuçta başkasında güzel duran aynı şey sizde durmayabiliyordu. Ve sırf bu yüzden bizi kaç kere azarlayan müşteriler vardı.

Ayşe elini salladı. ' Aman boş ver Halime ablayı. Asıl konular Kardelen'de. Naptınız kız nasıl geçti? ' dediğinde ikisinin de gözleri beni buldu.

Yerimde doğrulurken düşen yüzümden dolayı bir şeylerin ters gittiğini anlamışlardı. Onlara olanları tüm açıklığıyla anlattığımda Ayşe benim için üzülmüştü. Fakat Seher onun kadar etkilenmemişti. Benimle göz göze geldiğinde ise yutkundu.

Bir şey diyeceğini anladığımda onda takılı kaldı gözlerim. Çekinme konuş diyordum. Nefes verip kahvesini sehpaya bıraktı. ' Kardelen bir şey diyeceğim ama kızma.' Başımı salladım. Merakla konuşmasını bekledim. ' Ay şekerim canıma tak etti benim. Sen bu çocuğu sevmiyorsun ama göremiyorsun da. ' dediğinde kaşlarım çatıldı. ' Bunu da nerden çıkardın? ' Zihnim şiddetle karşı çıktı. Akif'i gerçekten seviyordum. Seviyordum?

Şimdi Seher neye dayanarak böyle bir yoruma varmıştı?

Akif'le üniversitede tanışmıştık Hasret sayesinde. Hasret'in arkadaş grubundandı Akif. Hasret'le ben daha çok yakınlaştığımda ister istemez aynı ortamlara girmiştik.

İlk başta arkadaş olarak ilerliyordu ilişkimiz. Ki benim açımdan uzun bir süre böyle devam etti. Sonrasında abimden korktuğum için bir ilişkiye başlamak istememiştim. Sonra bana bir gün korkaksın diye bağırmıştı Akif.

Kendin için yaşamayacak kadar korkaksın. Abinin sana çizdiği sınırlardan çıkamayacak kadar korkaksın. Sen bugüne kadar hep abinin istekleri doğrultusunda onun için yaşamışsın, diye bağırmıştı.

O günden sonra gecelerce düşünmüştüm. Akif'in sözlerinde haklılık payı vardı. Zaten her şey ondan sonra başlamıştı.

Ben sanki onun sözlerinin aksini kanıtlamak için atılmıştım bu yola. Sonra da devam etmişti.

Akif incitmeden anlayışlı şekilde seviyordu. Beni zorlamıyordu sınırlarımı aşmıyordu. Bende küçüklükten beri gelen sevgisizliğin boşluğunu Akif ile dolduruyordum. İlgisi hoşuma gidiyordu. Anne babam abilerim beni sevmiyor demem ama sevgilerini çok hissettirmiyorlardı.

Mesela annem bir Mesut abimi sevdiği gibi sevmiyordu beni belki de ben yanlış düşünüyordum bilmiyorum. Ama Akif ihtiyaç duyduğum o şefkati, sevgiyi, ilgiyi kapatıyordu.

' Nerden çıkaracağım kızım senin hareketlerinden? Bak canım insan aşık olduğunda sevdiği adamın ona dokunmasını ister. Yanlış anlama beni bu yapımızda var. Şairler bile demiyor mu aşk tutkudur diye. Aşkın içinde tutku şehvet vardır. İnsan sevdiği tarafından arzulanmak ister. Bu ilkel bir dürtü. Ama sen kendin söyledin Mahir abi oraya gelmeseydi bile Akif'in seni öpmesinden rahatsızlık duyacaktın. İstemiyordun öyle değil mi? ' Sesimi çıkarmadım. Seher'e baktım. ' Yanlış düşünüyorsun Seher bunlar benim için çok ileri boyut bana çok fazla yapamam ki ben bunları. '

Seher onu yanlış anlamamamı ister gibi elini sallayıp hızla konuştu.

' Hayır kast ettiğim o değil Kardelen. Sende tutku yok. Git öpüş demiyorum ben. Sana fazla geliyorsa yapmazsın ama sen bunu hiç istemiyorsun. Sen sadece Akif'in sevgisi hoşuna gittiği için aşık olduğunu düşünüyorsun. '

Seher'e katılmıyordum. O yüzden daha fazla bir şey söylemedim.

Sevgi de tutku olmazdı aşk ne demekti bilmiyorum. Biliyorsun kandırma kendini Kardelen. Sus yoksa çok canımız yanar kilitli sandığına geri dön.

Ama Akif'i seviyordum. Kibar biriydi, oldukça yardımseverdi, zor zamanlarımda bana çok destek olmuştu. Akif gerçekten iyi biriydi. Onu sevmemek için sebebim yoktu. Ben onu seviyordum bunu iyi biliyorum. İlişkimizde Seher'in dediği gibi tutku yoktu belki ama Akif'i gördüğüm zaman kalbim hızlanırdı, heyecanlanırdım. Onu görmeden geçirdiğim gün eksik gibi gelirdi. Öyleyse benim bu hislerimin anlamı ne oluyordu?

O sırada içeri Yeliz girdi. Hepimize selam verirken ' Ağda yaptıracaktım ben? ' dediğinde başımı salladım. Ayşe içeriyi işaret etti. ' Bir şey alır mısın Yeliz? ' dediğimde gülümseyerek bana döndü. ' Yok ağda yaptırayım gideceği hemen. ' Gözümü kırptım. ' Nereye? Kaçar gibi. ' Kırıtıp omuz silkti. Seher'e bakıp ' Kuzum saçıma da bir fön çeksek olur mu? ' dediğinde Seher ayağa kalktı. Gözlerini kısarak Yeliz'i inceledi. ' Kız ben anlarım sen buluşmaya gidiyorsun!? Kimle kız kimi buldun? '

Kaşlarım şaşkınlıkla havalanırken Yeliz'e baktım. Gülmeye devam ederken inkar etmiyordu. Seher'e dönüp ' Sende başımıza ilişki uzmanı kesildin ha iyice.' dediğimde saçlarını savurdu. ' Şekerim aşkoloji dalında yüksek lisans yaptım tezimi yazıyorum. Olsun o kadar.' dediğinde güldüm.

Yeliz heyecanlı duruyordu. ' Hadi ya geç kalacağım ben.' Seher fön çekmek için hazırlanırken Ayşe'de ağdayı hazırlıyordu. Bense Yeliz ile ne kadar uzaklaştığımızı bir kez daha hissetmiştim. Gizlimiz saklımız olmayan kızla şimdi buluşmaya yeni gideceğini öğreniyordum ve kim olduğunu dahi bilmiyordum. Bu durum üzücüydü. Oysa güzel bir arkadaşlığımız vardı.

Yeliz'in yapılan saçını izlerken telefonum çaldı. 'Kardelen canım bir yarım saat uğrasana bana? Bir konuşalım.' Saate baktım. Yeliz aynadan beni izliyordu. ' Hasret kuafördeyim annem de yok. ' dediğimde itiraz kabul etmedi. Israrına karşılık pes ettim. Peki tamam diyerek telefonu kapattığımda Yeliz bir şey demeden baktı sadece.

Onları Hasret ile tanıştırdığımda hiç hoşlanmamışlardı birbirlerinden. Zaten ben Hasret'le yakınlaştıktan sonra Yeliz ile aram açılmıştı. Üstelik o dönemlerde kendimde verdiğim kurtuluş mücadelesinde Yeliz'den uzak durmam gerekiyordu. Fakat şimdi bu uzaklığı kapatmak istiyordum çünkü Yeliz'e gerçekten değer veriyordum. Hatalı olan bendim sanırım ama birbirimizi gerçekten seviyorsak atlatabilirdik bence.

' Sana iyi eğlenceler canım benim çıkmam lazım. ' dediğimde başını sallayıp onayladı sadece.

Üzerimdeki paltoya sıkıca sarınıp Hasret'in evine yürümeye başladım. Esen rüzgar kemiklerimi titretiyordu sanki. Burnumun kızardığını görmesem bile emindim. Zaten burnum akmaya başlamış gözlerim sulanmıştı. Bu kış çok çetin geçiyordu. Ve ben kış mevsiminden nefret ediyordum. Yaz insanıyım ben sonuna kadar yaz yani. Ne güzel güneş sahil kum deniz al sana cennet. Halbuki kış? Sızlanmayı bir kenara bırakıp hızlı adımlarla ilerlemeye devam ettim.

10 dakika yürüdükten sonra Hasretlerin oturduğu apartmana gelmiştim. Zile basıp dış kapı açıldığında içeri girdim. Ellerimi birbirine sürterek ısınmasını sağlarken merdivenlerden çıkıyordum. 2. katta oturdukları için neyse ki çok yorulmamıştım. Hasret beni kapıda yüzündeki gülümseme ile karşıladı. ' Hoş geldin canım gel içeri geç. ' dediğinde bir adım kenara çekilip bana yol açmıştı. Botlarımı çıkarırken Hasret önüme terlikleri koyduğunda gülümseyip teşekkür ettim.

' Bize latte yaptım içeriz değil mi yanına da kek koyarım şimdi. '

' Olur. ' dedim uzatarak. ' Yardım edeyim ben de. ' Başını sallayıp eliyle durdurdu beni. ' Yok kuzum içeri geç sen ben iki dakikaya hallediyorum. ' Başımı yana eğip ' Peki o zaman. ' dedikten sonra oturma odasına geçtim.

Hasret mutfakta yiyecekleri hazırlarken bende sehpayı çıkarıp oturacağımız koltuğun önüne koydum. Aman ne de yardım ettin sen şimdi diyen iç sesimi susturdum. Ben yardım etmek istedim ama canım arkadaşım istememişti valla bende hiç ısrar edemem. Bir kere de ben güzel güzel ağırlanayım değil mi ama? Hakkım valla. Eve hep misafir geldiğinde mutfaktan dışarı çıkamazdım. Sürekli çayları tazeler biten tabakları yıkar hep bir koşuşturma içinde sürüklenirdim.

Çantamdan telefonumu çıkarıp Whatsappa girdim. Önemli bir şahsiyet olduğumdan ötürü yığınla mesaj olmalıydı. Hem bir kaç gündür hiç girmemiştim. Heyecanla uygulamaya girdiğimde karşılaştığım tablo içler acısıydı.

Sadece üç sohbetten mesaj vardı. Bu bana yapılır mıydı ya?
Önce sınıf grubuna girdim. Biri ödevin bitiş tarihi sormuştu ama kimse cevap vermemişti. Bu duruma içerlemiş olacak ki ' Arkadaşlar canınızı istemedim lanet olası ödevin bitiş tarihini sordum ne sanki Lozan'ın gizli maddelerini sormuşum gibi davranıyorsunuz? Arkadaşlarınızdan değerli üstüne kapanıp koynunuzda sakladığınız notları da istemedik. Altı üstü bir tarih. Yazık. Biz meslektaşız açıkçası hiçbirinize yakıştıramadım. ' diye uzun bir mesaj atmıştı. Ve buna da görüldü yemişti. Bu duruma gülerken çocuğun onca serzenişine rağmen cevap yazmadım. Kaideler bunu gerektirir arkadaşlar. Sınıf grubunda ki mesajlara cevap verilmez. O zaman niye var bu grup? Süs olsun diye mi?

Sınıf grubundan çıkıp amcamın eşi olan Sultan yengemin mesajına baktım. Bana hayırlı cumalar içerikli bir fotoğraf atmıştı. Ortalığı karıştırdıktan sonra cuma günü için mesaj atması tam yengeme göre bir hareketti açıkçası. Ona da görüldü attığımda diğer mesajın annemden olduğunu gördüm. Eve geç geleceğini söylüyordu bu yüzden babamlara ben yemek hazırlayacaktım. Suratım asıldı. İlla bir iş yapacağım yani bundan kaçış yok.

Akif ile olan sohbetimize baktığımda hiç mesajın olmaması biraz kırmıştı beni. Tamam beni suçlu görüyor olabilirdi ama üzerinden kaç gün geçmişti. Onu defalarca aramış mesaj atmıştım hiçbirine dönmemişti.

Hüzünle mesajlara bakarken bir anda çevrimiçi yazısı belirince kalbim tekledi. Heyecandan telefonu kapattım. Fazla yeni yetme gibi davrandığımı fark ettiğimde kendime sövmek istedim. Derin bir nefes alıp telefonu tekrar açtım ve evet Akif hala çevrimiçiydi ama bana mesaj falan yazmıyordu.

Yani bu durumda başkasıyla mı konuşuyordu? Kimle konuşuyordu? Hah aynen Kardelen yine kafanda kurmaya başladın. Akif'in yazıp yazmayacağını merak ettiğim için beklerken bildirim sesi geldi. Hasret'in telefonu olduğun anlayınca salonun kapısına doğru baktım. Bildirim sesleri gelmeye devam ettiğinde önemli bir şey olacağını düşünerek ' Hasret telefonuna sürekli bildirim geliyor. Önemli sanırım. ' diye bağırdım.

Hiç kalkıp mutfağa gidemezdim valla. Üşenirdim bir kere. ' Sağ ol kuzum geldim şimdi. ' diye bağırdı o da mutfaktan. Ki bir kaç dakika sonra elindeki tepsiyle kapıdan göründü. Latteleri ve tarçınlı havuçlu keki çıkardığım sehpaya koyduğunda ' Eline sağlık canım. ' dedim. Ellerini üzerine silerken telefonunu aldı. ' Afiyet olsun balım. ' dedi. Telefona bakarak güldüğünde kaşlarım havalandı.

Gülümseyerek bir şeyler yazmaya başladığını gördüm. Akif'te çoktan çevrimdışı olmuştu zaten. Bir süre sessizce Hasret'in mutluluğunu izledim. Göz göze geldiğimizde başımı sallayıp ' Hayırdır? Çağırdın beni de oturalım diye ama gözünüz bizi görmüyor Hasret hanım.' dediğimde kıkırdadı. ' Aman sonra anlatırım boş ver. ' dediğinde ' Anlamadık sanki. ' dedim. Gülmekle yetindi. Şu gizemli sevgilisiyle bir gün tanışırdık elbet. Hasret'in yüzünü böylesine güldüren birini tanımak isterdim. Çünkü Hasret çapkın bir kızdı. Öyle uzun süreli bir ilişkinin içinde bulunmazdı. Hoş bu çocukla da 1 aydır beraberler ama Hasret'in en uzun ilişkisi buydu.

Hasret'le dedikodunun anasını ağlatmış, sınıftaki herkesi çekiştirmiştik. O kadar zevkliydi ki zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştım valla. En son sınıftan bir kızın taktığı fıstık yeşili çantayı konuşuyorduk. Gülmekten gözlerine yaş gelen Hasret derin bir nefes çekerken içine elini boş ver anlamında sallayıp ' Aman canım bize ne bunlardan milletin derdin boş verelim. ' dediğinde yediğim kek ağzımdayken başımı salladım. ' Haklısın bize mi kaldı? ' diyerek dedikodu faslını sonlandırmıştık.

Kekimi yerken aklımda dolaşan düşünceler yüzünden gerildim. Ve konuşma ihtiyacı hissettim.
Hasret'e döndüm. ' Hasret? ' Bana gülümseyerek baktı. ' Efendim canım? ' Derin bir nefes alırken gözlerim halının desenlerindeydi. Ne kadar güzeldi çiçekler öyle içe içe geçmişken. Renkleri de uyumluydu. ' Aşık olduğun adamla öpüşmek normal mi sence? ' dediğimde güldü. Ardından boğazlı kazağını indirip kızarıkları gösterdiğinde gözlerim kocaman açıldı. O ise gülüp ' Ne var kız seviyoruz bizde ne yapalım? ' dedi.

Ardından ' Aşık olduğun adama dokunmak istersin Kardelen. Baksana bana ona dokunmadan duramıyorum. Üstelik çok zevk veriyor. ' dediğinde yüzüm alev almıştı. ' Tamam tamam duymak istemiyorum. '

Bunlar gerçekten çok fazlaydı benim için ayıp geliyordu bana. Sanki yanlışmış gibiydi. Ben böyle yetiştirilmiştim. Akif'in elini tutarken bile çok utanıyordum. Bir yerden Mesut abim çıkacak ve bana kızacak ya da annem gelip ben seni böyle mi yetiştirdim Kardelen diye bağıracaktı.

Hasret gülerek ' Hayırdır niye sordun yoksa Akif'le mi öpüştünüz kız? ' Heyecanlı sesini duyunca ona baktım. Gözleri açılmış merakla cevabımı bekliyordu. Yanaklarıma kanın oturduğunu hissediyordum.

' Hayır canım saçmalama ben o kadar ileri gidemem. ' dediğimde Hasret güldü. Onun için böyle şeyler çok normaldi asla çekinmezdi. Daha önce de sevgilileri olmuştu onlarla da böyle şeyleri yaşayan bir kızdı. ' Kız sen bu adama öptürmüyorsun koklatmıyorsun erkek milleti bunlar başka gülü koklarsa görürsün. Sonuçta onun da ihtiyaçları var. ' dediğinde sinirlendiğimi hissettim.

' Öyle bir niyeti varsa zaten hiç devam etmesin Hasret. Hem Akif yapmaz öyle şey güveniyorum ben ona. ' Elimi tuttu ve samimi şekilde gülümsedi. ' Kuzum ben senin için söylüyorum üzülmeni hiç istemem. Akif'e de güveniyorsan sorun yok zaten. Sen onu bunu boş ver de Yeliz'den haber ver. Geçenlerde konuşuyorlardı. Yeni sevgili mi yapmış hemen? ' Başımı iki yana salladım. ' Bilmiyorum ki uzun zamandır konuşmuyoruz.' Burun kıvırdı. ' Aman konuşmayın zaten o kendini beğenmişle. Üsten üsten takılmaları yok mu öldürüyor insanı. ' Rahatsızca yerimde kıpırdandım. ' Aslında öyle değildir Yeliz. Yani birazcık.' dedim. Aklımda ise Yeliz'in üstten üstten konuşmaları, Hasret'e karşı olan şımarık ve alaycı üslubu canlandı. Hasret sanırım haklıydı emin değilim.

Hasret göz devirdi. ' Sen öyle san kuzum. Melek yüzlü şeytan o. ' Hasret, Yeliz'den gerçekten hiç hoşlanmıyordu. Bende ikisinin arasında kalıp duruyordum. ' Bırak şimdi Yeliz'i Şükriye teyzenin oğlu Serdar abi terhis oluyormuş. Bu cumartesi Halis abinin mekanında kutlama yapacaklarmış haberin var mı? ' Çayını içerken onayladı beni. ' Annemle gündeyken söyledi Şükriye teyze. Sen geliyor musun? ' Başımı salladım. ' Geleceğim tabii Akif'le zaten ayda yılda bir kere görüşebiliyoruz. Orda görürüm en azından.' dediğimde güldü. Oysa gülünecek bir şey yoktu burada arkadaşının geleceği mevzubahisti. En içten dileklerimle kınıyordum Hasret'i.

Tabii kendisinin benim gibi sorunları olmadığı için rahattı. Hasret, annesiyle birlikte tek başlarına yaşıyordu. Babası çok önceden işlediği cinayet yüzünden hapse girmişti. O yüzden rahattı Hasret onu kısıtlayan bir babası ya da abisi yoktu. Hacer teyze de çok tatlı kadındı. Kızının okuması için elinden geleni yapıyordu.

Birden bana dönüp ' Sen de şu ders notlarını atacağım dedin kaldı kızım? Çalışacağım ben. ' dediğinde elimi alnıma götürdüm. ' Unuttum ben onları Hasret. İki gündür ne yaşadığımı bilmiyorum ki. Neyse ben sana getiririm onları.' dediğinde kaşlarını çattı. ' Ne yaşadın kız iki günde? ' dediğinde dudaklarımı ıslattım.

' Ne olacak kızım Akif'le buluşacağım diye anneme ayrı abime ayrı yalanlar söylüyorum. Üstüne kuaförde çalışıyorum ev işleri de var. Tüm bunlara ek olarak KPSS çalışmaya çalışıyorum ve Akif'le kavga ettik. ' dediğimde önce güldü sonra üzüldü halime canım arkadaşım. Pis pis sırıtması yok muydu? Gıcık.

' Tamam sinirlenme hemen prenses. Anlat bakalım Akif'le niye kavga ettiniz? ' dediğinde iç çektim. ' Artık abimlere ilişkimizi söylemek istiyor. Benle park köşelerinde gizli saklı buluşmak zoruna gidiyor sanırım. Ben senin hep peşinden mi koşacağım dedi. Haklı da ama korkuyorum Hasret. Abimi bilmiyor ki geri dönüşü olmayan yola girmek istemiyorum. ' dediğimde kolumu sıvazladı teselli niyetine. Yüzü yumuşak bir ifade aldı.

' Kardelen ben seni iyi tanıyorum. Sen bir şeyi çok istersen kimse senin önüne çıkamaz. Kabul Mesut abiden korkuyorsun falan ama emin olsaydın eğer deli bir cesaret gelirdi sana.' dediğinde kaşlarımı çattım. Neyi ima etmeye çalıştığını anladığım halde konuşmasını dinledim.

Bugün neden herkes aynı şeyi söyleyip duruyordu?

' Yanlış anlama beni kuzum. Yani nasıl söylenir onu da bilmiyorum ama sen bu Akif'i çok sevseydin gözün Mesut abiyi falan görmezdi. Bak dışardan bir göz olarak ilişkinize bakıyorum da siz sevgiliden daha çok iki dost gibisiniz. ' deyince öfkeyle ayağa kalktım. ' Ne saçmalıyorsun Hasret? Bugünlerde herkes ilişki uzmanı kesildi başıma. Ben ne hissettiğimi iyi biliyorum. Sizin yorumlarınıza ihtiyacım yok. '

Çantamı alıp hızla kapıya yöneldim. Arkamdan bağırıyordu Hasret ama onunla konuşmak istemiyordum. Niye herkes Akif'i sevmediğimi düşünüyordu? Ben yanlış mı davranıyordum? Duygularımı anlamayacak yaşta da değildim. Salak da değildim. Ne liseli gibi muamele yapıyorlardı bana?

' Kardelen dur Allah aşkına. Kızım bir dinle beni. '

Hasret'ten kolumu kurtarıp botlarımı giydim. Montumu elime alırken olabildiğince hızlı şekilde gitmek istiyordum. Onun üzgün olduğunu sesinden de yüzünden de anlıyordum ama önce Seher'in şimdi Hasret'in aynı şeyleri söylemesi sinirlerimi bozmuştu.

Ona bakmadan ' Sonra konuşalım Hasret. Ben sana notları da getiririm. Hadi Allah'a ısmarladık.'

Apartmanın merdivenlerinden hızlı adımlarla indim. Elimde ki montu da giydikten sonra Çıkmaz'ın sokaklarında yürümeye başladım. Hiç dükkana gidesim yoktu. Kızlara mesaj atıp dükkanı onlara bıraktım. Kapanışı yaparlardı zaten çok bir şey kalmamıştı.

Sakin adımlarla eve yürürken Mahir abinin arabasının evlerinin önünde olduğunu gördüm. Adımlarım yavaşlarken önce arabaya ardın evlerinin bahçesine baktım. O anda kapı açıldı ve Asiye abla göründü.

Beni görünce sevinç dolu sesi yayıldı. ' Kız Kardelen ne yapıyorsun nerden böyle? ' Gülümseyerek bahçe kapısına doğru ilerledim. Kaldırımın olduğu yerde dururken Asiye abla çoktan bahçe kapısını aralayıp çıkmıştı.

Paltosunun üstünde keşanı vardı. Kollarını bana sarıp sıkıca sarıldı. ' Salondan abla eve geçecektim şimdi. Senin de haberin gelmişti hoş geldin. ' dediğimde gülümsedi. ' Hoş buldum hoş buldum. ' Eli belimdeyken beni inceledi. Nerdeyse 7 aydır görmüyordu.

' Kız bir güzelleşmişsin sen ha. Zaten güzeldin de şimdi eskiye bin basarsın. Çıkmaz'da oğlu olan anneler seni boş bırakmazlar. ' dediğinde güldüm yanaklarım hafif pembeleşirken. ' E hadi işin yoksa gel özlemişim seni. Ömer'i de görürsün. Uy nenem bende de akıl kalmadı müsait miydin? ' dediğinde iki bina ötede olan evimize baktım.

Aslında yapacak bir işim yoktu. Annem zaten gündeydi. Akşama doğru yemek yapacaktım ama akşama daha 2 saat vardı. Eve gidip odamda aptal düşüncelere boğulup depresyona girmektense Asiye ablayla konuşur Ömer'le oynardım. Kafam da dağılırdı.

' Kız zaten Yeliz zillisi ortada yok. Yangaz Murat kim bilir hangi kızın peşinde. Ablaları geldi hiç biri ortalıkta yok. Sen gel bari yalnız bırakma beni. ' dediğinde başımı salladım. ' Mahir abinin arabası burada ama? ' dediğimde bakışları arkamda kalan arabaya düştü.

' Havaalanından o aldı beni. İçerde Ömer'le oynuyorlar gider birazdan. ' Başımı salladım. Birlikte içeri girerken ' Sürpriz yapalım dedum da hiç kimse yok. Annem beni bırakıp güne gitmiş babam kahvehanede. E çocuklarda yok kaldık mı bir başımıza.' dediğinde gülüyordum.

Botlarımı çıkarırken Asiye abla kapıyı açıyordu. ' Hüseyin abi gelmedi mi abla? ' dediğimde cık sesini çıkardı. ' Kaynanam bırakmadı kocamı. Cadaloz. Hasan'la birlikte kaldı onlar.' Gülmeme engel olmaya çalıştım.

Hasan abi Alakurt ailesinin ilk çocuklarıydı. Onlar daha çok Trabzon'da kalıyor İstanbul'a az geliyorlardı.

' Gülme kız görürüm bende seni ana kuzusu bir kaynanaya düştüğünde. Kadın kocamı benden kıskanıyor. Görmen lazım ön koltukta kasıla kasıla bir oturuyor. Birde keşanını yüzüme yüzüme savurması yok mu ama ben biliyorum o Hüseyin'e. İki hafta koltukta yatsın da görsün gününü. '

Asiye abla sinirli konuşunca ' Hüseyin abinin suçunu ne ablam? Yazık adama. ' dediğimde başını salladı. ' Yok yok anca akıllanır benim kocam. Ama bende Asiye'ysem kaynanamın hakkından gelmesini bilirim. ' deyince sesimi çıkarmadım.

İçeri salona girdiğimizde Mahir abi Ömer'i koltuk altından tutup havaya kaldırıyor geri indiriyordu. Küçük Ömer'de her havalandığında kahkahalar atıyor dayısının yüzünü yakalamaya çalışıyordu.

Asiye abla arkamdan seslenerek ' Oğlum bak kimi getirdim sana? ' dediğinde Mahir abinin gözleri bize döndü. Ömer hiç annesini duymamış havada olduğu için kahkahalar atıyordu.

Mahir abi bir süre bana baktıktan sonra ' Hoş geldin Kardelen. ' dedi. Başımı sallayıp ' Hoş buldum abi. ' dediğimde Ömer'e dönmüştü.

Ömer'i kucağından indirip pusetine koyarken Asiye ablaya baktı. ' Emziğini getirdin mi abla? ' deyince Asiye ablanın dudakların hih çıktı. ' Ben Kardelen'i görünce unuttum ya onu dur gidip alayım. ' Bir şey dememize kalmadan kapıya koştu.

Mahir abiyi izlerken kendimi oldukça gergin hissediyordum. Üstelik ortamda ki tuhaf sessizlik insanın canını daha çok sıkıyordu. Önceden olsa bu kadar rahatsız olmazdım. Her şey Akif'le bizi parkta basmasıyla karışmıştı.

Boğazımı temizleyip bu anlamsız sessizliği bozmaya karar verdim. Eskisi gibi olmak yanında kasılmak istemiyordum. ' Nasılsın abi? ' dediğimde yüzüme bile bakmadı. Ömer'in oyuncaklarından birini eline almış Ömer'in ilgisini çekmeye çalışıyordu.

Alelade bir tonda 'İyi. ' çıktı.

Bundan sonra sen nasılsın demesi gerekmiyor muydu? Burada sohbet açmaya çalışıyorduk. Kaşlarımı çatıp yaptığı kabalığı gözüne sokmak niyetiyle alaylı bir tonda 'Bende iyiyim abi. ' dedim. Başını salladı. ' Sormadım ama iyiysen güzel. ' Dudaklarımdan hah çıktı.

Amacı neydi bunun? Öfkelendiğim zaman dilimin ayarı asla olmazdı. ' Ne yapmaya çalışıyorsun Mahir abi? Konuşmaya çalışıyorum ama abuk sabuk da..' Bana bakınca susmak zorunda kaldım. Öfkeli değildi yüzünde başka bir şeyde okunmuyordu. Düz bir ifadeyle bakıyordu.

' Seni ispiyonlamayacağıma emin olmak için konuşma açmana gerek yok Kardelen. Yapacak olsaydım çoktan yapardım.' dediğinde artık gerçekten ona inanamıyordum. Böyle bir amacım yoktu. ' Niye o zaman suç işlemişim gibi bakıyorsun bana!' sesim yüksek çıkınca kaşlarını çattı. ' Ben senin abin sayılırım Kardelen gelip de seninle sevgilinle münasebetini konuşacak değilim edebini takın!' dediğinde gözlerimin dolduğunu hissettim. Dudaklarımı ısırdım ağlamamak için.

Sevgilim olduğu için böyle davranıyordu. Belki de ben yine saçmalıyordum. O eldi onunla Akif'i konuşacak halim yoktu zaten.

Gözlerimin dolduğunu gördüğünde gözlerinden pişmanlığın emarelerini yakaladım. Yüzünü ovalayıp ' Özür dilerim öyle söylemek istemedim. ' dedi.

Mahir abi anlayışlı bir adamdı. Yeliz'in sevgilisi olduğunda kardeşini desteklemiş yanında durmuştu. Sırf sevgilim olduğu için bana hakaret edecek beni aşağılayacak bir adam asla değildi. Üstelik beni saygısızlıkla itham edecek biri hiç değildi. Bu yüzden bu kadar sert çıkışması garip gelmişti ve sözleri kalbimi kırmıştı. Ama özür dilemesini bilen bir adamdı. Yanlış yaptığında hatasını kabul ederdi. Özür dilemenin onu küçültmeyeceğini bilirdi. Tüm bunlara rağmen ' Bazen bazı özürlerin insan üzerinde pek bir tesiri olmuyor. Hele de kalp kırıklığından sonra gelen özrün tesiri hiç yok. ' özrünün bir anlam ifade etmediğini söyledim.

Bölüm sonuuu!!!

Umarım beğenirsiniz yorum yapmayı ve oy vermeyi unutmayın olur mu?