Kış güneşi kitap kapağı

4. bölüm / 4

Kış güneşi

4. Bölüm

Vaveyla Yazarı: MZ Z

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 4. Bölüm

Hastaneden kendimi dışarı attığımda Kayseri’ye gece çoktan çökmüştü. Ayaz, gündüzkinden daha acımasızdı. Eve gitmek istemiyordum, sığınak üstüme üstüme geliyordu. Adımlarım beni mahallenin aşağısındaki o eski, terk edilmiş gece parkına sürükledi. Salıncakların zincirleri rüzgarda gıcırdayarak sallanıyor, paslı demirler karın altında parlıyordu.
Boş bir banka oturup ellerimi ceplerime fırtınalı bir hınçla soktum. Tam o sırada arkamdaki çalıların arasından gelen o uğursuz ayak sesini duydum. Karın ezilme sesi tam arkamda durdu.
"Seni hastaneden çıkarken gördüm Berrak," dedi o ses. Ali.
Yavaşça ayağa kalktım, sırtımı paslı bir direğe yasladım. Kaçacak yerim yoktu. "Yine mi sen? Bıkmadın mı peşimi bırakmamaktan?"
"Adam nerede söyle, bitsin bu oyun," dedi Ali, bana doğru adımlarken. Gözleri delicesine parlıyordu. "Babanın borcunu canınla ödemek istemiyorsan o herifin yerini söyleyeceksin!"
"Bilmiyorum!" diye bağırdım, sesim boş parkta yankılandı. Ama yalandı. Biliyordum.
Tam o sırada Ali cebinden parıldayan bir şey çıkardı. Bir bıçak. Gözüm o keskin namluya kaydığı an, 8 buçuk yaşındaki o çocuk bedenime saplanan acıyı yeniden hissettim. Göğsüm aniden daraldı. Nefes alamıyordum. Hava vardı ama ciğerlerime gitmiyordu.
Ali üstüme doğru bir adım daha attı, bıçağın ucunu bana doğru doğrulttu. Korkudan ve nefessizlikten dizlerimin bağı çözülürken sırtımı direğe daha sert yasladım. Kriz tam ortasındaydı, bedenim benden bağımsız olarak titremeye başlamıştı. Görüşüm bulanıklaşıyor, kalbim göğüs kafesimi patlatmak ister gibi vuruyordu. Kar taneleri yüzüme çarparken bilincimi kaybetmek üzereydim.
Yalnızdım. Karan yoktu. Beni kurtaracak hiç kimse yoktu.
Ali elimi sertçe kavradı ve beni kendine doğru çekti. "Söyle!" diye kükredi yüzüme doğru. Ama benden sadece boğuk bir hırıltı çıktı. Gözlerim tamamen kararmadan hemen önce, parkın çıkışına doğru var gücümle atılmaya çalıştım.

Görüşüm tamamen bulanıklaşırken, ciğerlerime batan o görünmez iğneler canımı her şeyden çok yakıyordu. Ali’nin parmakları bileğimi bir kelepçe gibi sıkıyordu ama pes etmeyecektim. Adalet, bu dünyada bana hiç uğramamıştı; kendi adaletimi kendim sağlamak zorundaydım.
Tüm gücümü, çocukluğumdan beri içimde büyüttüğüm o amansız nefretle birleştirdim. Dizlerim titriyordu, gözümün önünde siyah noktalar uçuşuyordu ama ani bir hamleyle botumun topuğunu tüm ağırlığımla Ali’nin kaval kemiğine geçirdim. Acıyla inleyip sarsıldığı an, bileğimi elinden hırsla kurtardım.
Arkamı dönüp koşmaya başladım. Gece parkının karlı, kaygan zemininde kaç defa düşme tehlikesi atlattığımı bilmiyordum. Parkın o tekinsiz, zifiri karanlığında tek başımaydım. Arkamdan gelen Ali’nin küfürlerini ve ayak seslerini duydukça içimdeki o çocuksu korku katlanarak büyüdü. "Adaletine tüküreyim dünya," diye geçirdim içimden kaçarken. Eğer burada düşersem, beni bu karların altından kimse sağ çıkaramazdı.
Korku, ciğerlerimdeki tıkanıklığı adeta bir kırbaç gibi dövdü ve beni sokağın sonundaki sığınağa kadar koşturdu. Sığınağın demir kapısını açıp kendimi içeri attığımda arkamdan sürgüyü çektim. Sırtımı kapıya yaslayıp yavaşça yere çöktüm. Delicesine titriyordum, kalbim yerinden çıkacak gibiydi ama durmalıydım. Sakinleşmeliydim.
"Abla? Geldin mi?"
Atlas’ın sesini duyduğum an, yüzümdeki tüm korku ve acı ifadesini saniyeler içinde sildim. Üzerimdeki karları hızla silkip ayağa kalktım. İçeride, nemli duvarların arasında gaz lambasının ışığında bana bakan kardeşime döndüm. Gözlerimdeki o yangını, az önce bir bıçağın ucundan kaçtığımı anlamasına asla izin veremezdim. Her zamanki gibi, içim kan ağlasa da dışarıya buzdan bir duvar örecektim. Duygularımı belli etmek, bu hayatta yenilmek demekti.
"Geldim ablacığım," dedim, sesimin pürüzsüz ve tepkisiz çıkmasına özen göstererek. "Dışarısı biraz soğukmuş, o kadar."
***
Kayseri’nin dondurucu sabahı sığınağın küçük pencerelerinden içeri sızarken, dün gecenin izlerini ruhumun derinliklerine gömmüştüm. Atlas’a kahvaltı hazırlayıp, her şey yolundaymış gibi davrandıktan sonra anneannemin ufak tefek alışveriş işleri için kendimi tekrar dışarı attım. Kar durmuştu ama yerdeki buz tabakası atılan her adımı tehlikeli kılıyordu. Mahallenin eski meydanına doğru yürürken, içimdeki o tetikte olma hissi bir an bile azalmıyordu.
Meydandaki küçük bakkaldan çıkarken, tam karşımda duran o yüksek modelli siyah arabayı gördüm. Kapısı açıldı ve içinden yine o adam indi. Üzerinde dün hastanedeki önlüğü yoktu; siyah kabanı ve sert ifadesiyle doğrudan bana doğru adımlıyordu.
Karan.
Göz göze geldiğimiz an adımlarımı hiç yavaşlatmadan yanından geçip gitmek istedim. Ama tam hizasına geldiğimde, iri cüssesiyle önümü kesti. Ela gözleri, dün geceki krizin ve korkunun yüzümde bıraktığı o görünmez solgunluğu arıyor gibiydi.
"Dün hastaneden öylece kaçıp gitmen büyük bir aptallıktı, Berrak," dedi sesi yine o üstten bakan, kibirli tınısıyla. "Ama şaşırmadım. Sen hep arkana bakmadan kaçmayı iyi bilirsin."
İçimde biriken o hınç dalgası anında yüzeye çıktı. Başımı dikleştirdim, gözlerinin tam içine, en ufak bir duygu kırıntısı bile göstermeden baktım. Dün gece ölümün kıyısından kendi tırnaklarımla dönmüştüm, şimdi karşımda bana ders vermeye çalışan bu adama boyun eğecek değildim.
"Sana hesap vereceğimi falan mı sanıyorsun Doktor?" dedim, sesimi adeta dondurarak. "Önümden çekil. Senin o kibirli doktorluğuna da, geçmişten kalma nefretine de ayıracak tek bir saniyem yok."
Karan’ın çenesi kasıldı. Aramızdaki o düşmanca elektrik, Kayseri'nin ayazını bile bastıracak cinstendi. "Benim de senin o bitmek bilmeyen belalarına harcayacak vaktim yok zaten," diye tısladı, yüzünü yüzüme doğru biraz daha yaklaştırarak. "Ama bu mahallede, gözümün önünde dolanıp durduğun sürece bana dün geceden kalma o leş gibi tehlike kokusunu bulaştırma."
Dün gece parkta yaşananları biliyor muydu, yoksa sadece tahmin mi ediyordu anlamamıştım. Ama geri adım atmaya niyetim yoktu. "O zaman gözlerini kapat Karan," dedim, buz gibi bir gülüşle. "Çünkü ben buradayım ve senin o çok kıymetli huzurunu kaçırmaya fazlasıyla niyetliyim."
Karan’ın yanından bir hışımla ayrılıp sığınağa doğru yürürken bacaklarım öfkeden titriyordu. Onun o kibirli bakışları, her şeyi bildiğini sanan o ukala tavrı sinir uçlarıma dokunuyordu. Ama duramazdım. Duygularımı belli etmek yoktu. Kendimi toparladım, derin bir nefes aldım ve sığınağın demir kapısının önüne geldim.
Kapıya yaklaştığımda, paslı demirin üzerine sert bir bıçak darbesiyle saplanmış, rüzgarda sallanan siyah bir zarf gördüm.
İçim ürperdi. Çevreme bakındım; sokak ıssızdı, sadece karın soğuk fısıltısı vardı. Zarfı bıçağın ucundan çekip aldım. Bıçak, 8 buçuk yaşındayken karnıma yediğim o ilk darbenin soğukluğunu hatırlatır gibi parlıyordu. Zarfı hızla açtım. İçinden tek bir kağıt çıktı. Üzerinde büyük, düzensiz harflerle yazılmış satırlar kandan farksızdı.
Tehdit doğrudan bana aitti. Kardeşime ya da Karan’a değil, tamamen benim varlığıma ve geleceğime yönelik, nefesimi kesecek kadar ağır bir darbeydi:
"Babamın katiliyle aynı kanı taşıyorsun Berrak. Adamın yerini söylemediğin her gün, o bıçağın yarım bıraktığı işi tamamlamak için yaklaşıyorum. Eğer 24 saat içinde o ismi mezarlıktaki o ağacın altına bırakmazsan, bu karlar erimeden önce seni kendi ellerimle diri diri toprağa gömeceğim. Adalet benim ellerimde. Bu sefer seni kurtaracak bir sığınak olmayacak. Seni yavaş yavaş, nefessiz bırakarak öldüreceğim."
Kağıdı sıkıca avucumun içinde ezdim. Dişlerimi birbirine vurdum. Ali, babamın geçmişteki tüm günahlarının bedelini doğrudan benim canımla, beni nefessiz bırakarak ödetmek istiyordu. Korku bir yılan gibi zehrini akıttı içime ama yüzümdeki o ifadesiz maskeyi düşürmedim. Bu mahallede, bu soğukta tek başımaydım. Kendi adaletimi kendim yazacaktım. Kapıyı açtım ve hiçbir şey olmamış gibi içeri adım attım.
Bu seferki bölğm ekstra kekstra uzun oldu💖💅🏿✌🏿

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18