1. bölüm · Kış Güneşi
1. Bölüm Babamın izinden
Bazen insan hayata küsmek ister ama küsemez. İçinden gelmez insanın. Bir hayal kurar ve içine hapsolur.
Küçükken en büyük hayaliniz neydi mesela?
Benim en büyük hayalim, düşününce oldukça küçük kalıyor. Neden mi? Eskiden mühendis olmak isterdim kimsesiz olunca zor. Gerçi, kimsesiz olunca her şey zor oluyor.
Yetiştirme yurdunda büyüdüm ben. Zordu. Hem de çok zordu. Annemi ve babamı hiç tanımadım. Müdürümüz, yani bize baba gibi sahip çıkan adam, benim babamın arkadaşı olduğunu söylerdi.
Dediğine göre annem ben doğarken ölmüş, babam ise şehit olmuştu. Bu hikâyeleri dinlemekten hiç vazgeçmezdim. O günden sonra mühendis olmak yerine babam gibi bir kahraman olmak istemiştim.
Müdürümüz her fırsatta bana babamı anlatırdı. Kahraman bir yüzbaşıymış babam. Annem ise babamın biricik aşkıymış.
Sevda Demir.
Yüzbaşı Yavuz Demir.
On sekiz yaşıma gelince annemle babamı iyice araştırmıştım. Annem hep savcı olmak istermiş ama annemin babası buna izin vermemiş. Babamla görücü usulü evlenmişler, sonra birbirlerine âşık olmuşlar.
Ben doğduktan sonra babam göreve gitmiş. Annemin ise sancısı başlamış ve ben doğmuşum. O gece yıldızlar o kadar parlakmış ki adımı, “Her zaman o gece gibi parlak olsun.” diye Gece koymuşlar. Bunu da hizmetli olan Kazım amcadan öğrenmiştim.
Yurttan ayrıldıktan sonra askerî üniversitelerden birine zorla da olsa girmiştim. Saatlerce yaptığım antrenmanlar, defalarca yaptığım atış denemeleri ve sonunda başardığım her şey hâlâ dün gibi aklımdaydı.
Ben her zaman babam gibi bir kahraman olmak istemiştim. Ve şu anda olmuştum.
Ben kim miydim?
Yüzbaşı Gece Demir.
Babamın izinden ilerliyordum ve bu beni o kadar mutlu ediyordu ki anlatamam. Küçükken hayallerim yüzünden dalga konusu olmuştum. Şimdi ise bir komutandım.
Babam gibi.
Yıllar olmuştu bu yurt bahçesini görmeyeli. Yine çocuklar gülüyordu, yine çocuklar kırgındı ve yine çocuklar bekliyordu.
Hayallerimi gerçeklestirmiş halde bu bahçeye girmek tuhaf hissettirmişti.
Üzerimde askerî üniformamla direkt müdürün odasına ilerledim. Beni gören çocuklar hayranlıkla bakıyordu. Hafifçe gülümsedim ve müdürün odasının önünde durdum. Kapıyı çaldım ve içeriden gelen sesle içeri girdim.
Kenan Işık.
Babamın dostu ve benim büyümeme yardım eden adam.
Masaya yaslanmış, evrakları inceliyordu. Bir zamanlar siyah olan saçları beyazlamış, keskin yüz hatları kırışmıştı.
Yavaşça masaya yaklaştım. Benim varlığımla başını kaldırmadan konuşmaya başladı.
“Kazım, yine mi geldin? Bu sefer nerede arıza var? Ya da hangi yaramaz haylazlık yaptı?”
Hafifçe güldüm ve ellerimi masaya yasladım. Sonunda başını kaldırıp bana baktı. Gözlerinde birden fazla duygu gördüm.
Şaşkınlık, gurur, sevinç ve özlem...
Boğazımı temizledim ve hazır ola geçtim.
“Yüzbaşı Gece Demir. Emrinizi bekliyorum komutanım!”
Askerî selamımı verdiğimde Kenan amcam ayağa kalktı ve küçükken yaptığımız oyuna dahil oldu.
“Rahat ol asker!”
Rahat ola geçtiğimde bana doğru yürüdü ve sıkıca sarıldı. O an tüm gücümle ben de onu kucakladım.
Sesi duygusallaşmıştı.
“Gece kızım. Gece gibi güzel kızım.”
Saçlarımı okşadı, sonra omuzlarıma dokundu ve yavaşça geri çekildi. Üniformamı iyice inceleyerek:
“Başardın ha benim inatçı kızım.” dedi.
Eskiden de beni güldüren o muzip sırıtışı yüzündeydi.
“Yıllar senden hiçbir şey almamış Kenan Bey!” diyerek pişmiş kelle gibi sırıttım.
İyice güldü ve gururlu bir baba gibi beni süzdü. En sonunda koltuğuna geri oturdu ve benim de oturmam için eliyle öndeki ikili koltuğu gösterdi.
Yavaşça oturduğumda masadaki evrakları toparladı. Ben de o anda odayı incelemeye koyuldum.
Gri boyalı duvarlar, kapının hemen karşısındaki masa ve koltuğun arkasındaki büyük raflar...
Hiçbir şey değişmemişti.
Tek değişen şey, bu koltukta oturan Kenan amcamın sarkan ve yaşlanan yüzüydü. Kenan amcam dosyaları toparladıktan sonra gülümseyerek bana baktı.
“Gece yıldızım, söyle bakalım hangi rüzgâr attı seni buraya?”
Derin bir nefes aldım.
“Kenan amca... Hani bir kere anlatmıştın ya babamın...” Derin bir nefes daha aldım. “Babamın mezarının yerini bildiğini. Beni oraya götürür müsün?”
Kenan amcamın yüzü dondu. Sonra gözlerindeki üzüntüyü gördüm. Ben babamı hiç tanımamıştım ama o tanımıştı. Sonuçta dostunu kaybetmişti.
Umutla Kenan amcamın ela gözlerine baktım. En sonunda beni kıramadı.
“Çok mu gitmek istiyorsun Gece’m?”
Başımı hevesle sallayarak onayladım. Derin bir of çekerek ayağa kalktı.
“Gel bakalım benim asi kızım.”
dedi ve ben de hızla yerimden kalktım.
Odadan çıktığımızda Kenan amca önde, ben ise onun arkasında ilerliyordum. Koridorlardaki çizgi film karakterlerinin çizimleri bile eskimemiş gibiydi.
Koridorun sonundan gelen bir azarlama sesi beni gülümsetti. Kazım amcam yine birilerine kızıyordu.
Kenan amcam ilerledi ve çocukların olduğu yere girdi. Ben de hemen arkasından girdim. Bensiz olur mu? Tabii ki olmaz!
Neyse...
Kazım amcam ise elinde süpürge sapıyla bir çocuğu tehdit ediyordu.
Kenan amcam bıkkın bir nefes alarak seslendi:
“Kazım! Yav yine mi!”
Kazım amcam kaşlarını çatarak bize doğru bakınca iki eli bir papuca girmişti. İlk önce Kenan amcama baktı. Kaşları, “Ben ne yapayım?” der gibi havaya kalktı.
Koyu mavi gözleri bana dönünce elindeki sopayı arkasına aldı, sonra yere bıraktı, daha sonra ise tekrar yerden aldı ve çekingen bir şekilde Kenan amcamın yanına geldi.
Kenan amcam sabır dilenir gibi yukarıya baktı. Kazım amcam ise Kenan amcamın kulağına eğildi.
“Kenan Beyciğim, bana neden söylemediniz müfettişin geleceğini?”
Sesini daha fazla kıstı.
“Hem de bir yüzbaşının geleceğini. Kenan Bey, olmuyor böyle. Hem çok da güzelmiş.”
Kazım amcam hafifçe gülümsedi, sonra Kenan amcama biraz daha yaklaştı.
“Kenan Beyciğim, kim bu?”
Hafifçe gülümsedim ve yavaşça yaklaştım.
“Kazım amca, tanımadın mı beni? Hem merak etme, müfettiş değilim.”
Kenan amcam küçük bir kahkaha attı. Kazım amcam ise kaşlarını çattı ve bana daha dikkatli bakmaya başladı.
Kenan amcam derin bir nefes aldı.
“Kazım,” dedi. “Gece yahu, bizim deli Gece.”
Kazım amcam kaşlarını çattı, sonra üniformamı inceledi.
“Hangi kostüm mağazasından çaldın kız bunu!” diye beni azarladı.
“Çalmadım Kazım amca!” diye yükseldim.
“Eminim ben çalmışsındır sen. Cadaloz kız seni!”
Gözlerimi kıstım ve dudaklarımı büktüm.
“Çalmadım diyorum be adam! Kendi özgür hak ve irademle kazandım!”
Kenan amcam ikimize de kahkaha atarak bakıyordu
Kaşlarımı çattım ve benimle birlikte kaşlarını çatan Kazım amcam ile Kenan amcama baktık. Hem de öyle bir baktık ki Kenan amcamın gülüşü boğazında kaldı.Öksürerek boğazını temizledi ve Kazım amcama baktı. En sonunda derin bir nefes alarak konuşmaya başladı."Kazım, ben Gece ile bir yere gidip geleceğim. Bu süre boyunca çocuklar sana emanet."Kazım amcam yine bana garip garip baktı ama sonunda başıyla onaylayıp uzaklaştı.Kenan amcam ise gülümseyerek bana yurdun çıkışını gösterdi ve birlikte yürümeye başladık.Birçok çocuk benim gözlerime bakıyordu. Bir erkek çocuğu öyle içli bakmıştı ki... İnsanlar fark etmez ama ben gayet iyi biliyorum.Yetim çocukların gözleri birbirine benzerdi.
