5. bölüm · Kırmızı Çizgimsin
5.BÖLÜM
Sevgili olduğumuz barışda öğrenmişti. Ve sadece sırıtmıştı. Şimdi ise salonda beraber oturuyorduk.
Ama her an can sıkıntısından patlayabilirdim.
Duru: Size bir gerçek söyleyeyim mi?
Barış: Söyleme.
Duru: Sana inat söyleyeceğim. Çok sıkıcısınız.
Barış: Sıkılıyorsan kapı orada.
Bu bok beni kovuyor mu lan. Gözlerimi kırpıştırarak umuta baktım.
Duru: Bana nasıl davranıyor görüyormusun? Gideyim mi yani ben?
Umut bakışlarıma dayanamamış olacakki sinirle barışa döndü.
Umut: Düzgün konuş lan yengenle. Kimse bir yere gitmiyor.
İyi oldu dercesine elimi karnıma sürdüm. Umuta döndüm.
Duru: Gitmeyeyim demi?
Gülümsedi.
Umut: Gitme.
Ağzını burnunu yiyebilirdim.
Begüm: Aşkınız bittiyse oyun mu oynasak.
Duru: Bizim aşkımız hiç bitmez bebeğim kıskanma. Hem ne oynayacağız?
Begüm: Götüm. Tabu oynayalım.
Barış: Bu yaşta.
Begüm gözlerini belerterek barışa döndü.
Begüm: Noldu anlatamam diye korkuyor musun?
Barış: Çok korkuyorum lütfen beni yenme.
Hergün tartışmasalar bir yarımız eksik kalırdı.
Umut: Ben oynamıyorum. Siz oynayın.
Duru: Oynuyosun.
Umut: Oynamıyorum.
Duru: Oynuyosun dedim.
Umut: Tamam oynuyorum.
Öyle dize geleceksin aslanım.
Begüm: Herkes tamam olduğuna göre takımları yapalım. Ben duruylayım.
Umut kolunu omzuma atıp beni kendine çekti.
Umut: Ben varken mi? Sen barışla ol.
Begüm: Ben bununla aynı takımda olursam ikimizden birinin sonu olur.
Umut: Beni ilgilendirmez.
Begüm zorlada olsa ikna olmuş barışla aynı takımda olmayı kabul etmişti.
Telefondan oyunu indirdik. İlk begümler anlatacaktı. Barış anlatacak ben ise yasaklı kelimeleri söylüyor mu diye kontrol edecektim.
Kelime atmosferdi.
Barış: Biz ne alıyoruz?
Begüm: Yemek.
Barış: Yok yemek değil. Bizim yaşamak için buna ihtiyacımız var.
Begüm: Hava.
Barış: Evet evet hatta dünya bununla kaplı.
Boyu çok uzun olduğu için kelimelere bakmakta zorlanıyordum.
Duru: Yasaklı kelime dünya.
Barış kelimeyi geçti. Sıradaki kelime kumsaldı.
Barış: Kış değil.
Begüm: Yaz.
Barış: Yaz ayında ne yaparsın?
Begüm: Denize giderim.
Barış: Denizin etrafında ne olur?
Begüm: Kum.
Barış: Türet.
Begüm: Kumsal.
Doğru bildikleri için bu kelimeyi de geçti. Yeni kelime stetoskoptu.
Barış: Öhöm öhöm. Ne olmuşum ben.
Begüm: Hasta.
Barış: Hasta nereye gider?
Begüm: Doktor.
Barış: Doktor nereni dinler.
Begüm: Götünü.
Barış: Doktor senin götünümü dinliyor?
Begüm yanındaki yastığı alıp kafasına attı.
Begüm: Düzgün konuş lan benimle.
Duru: Yasaklı kelime kullandın. Dinlemek yasaklıydı. Ve süre bitti.
Sadece bir tane bilmişlerdi.
Begüm: Kaç tane bildik.
Dikkatli dikkatli bakıyormuş gibi yaptım.
Duru: Bayağı fazla olduğu için sayamadım pardon. 1 tane.
Begüm bir yastık daha attı.
Begüm: Hepsi senin yüzünden.
Barış: Ben ne yaptım sen bilemedin.
Umut: Tamam bir susunda başlayalım.
Ben anlatıyor barış kontrol ediyordu.
Kelime aynaydı.
Duru: Ben neyin karşınısa geçip makyajımı yapıyorum.
Umut: Ayna.
Doğruydu. Sıradaki kelimeye geçtim. Kelime evrakdı.
Duru: Sen bunlarla çok ilgileniyorsum hatta dün ben telefonlarımı isterken bunlara bakıyordun.
Umut: Dosya.
Duru: Türet.
Umut: Evrak.
Yeni kelimeye geçtim. Kelime ağlamaktı.
Duru: Küçük bir çocuğun var tamammı. Düşmüş bu ne yapar?
Umut: Ağlar.
Duru: Yani.
Umut: Ağlamak.
Sıradaki kelimeye geçtim. Kelime evrendi.
Duru: Burası neresi?
Umut: Ev.
Duru: Genişlet. Bu ev nerede hangi şehirde?
Umut: İstanbul.
Duru: İstanbul nerede?
Umut: Türkiye.
Duru: Tamam şimdi genişlet daha da Türkiye nerede?
Umut: Dünya evren mi?
Duru: He evet.
Yeni kelimeye geçtim. Kelime psikolojiydi.
Duru: Çok doldun tamammı? Birine seni dinlesin diye para veriyorsun bu kim?
Umut: Psikolog.
Duru: Evet psikologlar neye bakıyor?
Barış: Süre bitti.
Koşarak umuta sarıldım.
Duru: Çok iyiydik.
Barış: Dört tane bildiniz.
Umutu yanağından öptüm. Şimdi ise begüm anlatıyor umut kontrol ediyordu. Getirdiğimiz atıştırmalıkları yiyerek onları izlemeye başladım.
Begüm: Benim bir ilişkim var. Ama sürekli kavga ediyoruz. Bir barışıyoruz bir küsüyoruz. Ne bu?
Barış: Toksik ilişki.
Tam kişisine gelmişti. Barışında en son bir ilişkisi vardı.
Yeni kelimeye geçti.
Begüm: Çok koştum tamammı ne oldum o zaman?
Barış: Yoruldun.
Begüm: Güneşte var.
Barış: Terledin.
Begüm: Terleyince ne yaparsın?
Barış: Duş alırım.
Begüm: Duş almak gibi bir şansın yok bunu alıyon pıs ediyor.
Barış: Deodorant.
Yeni kelimeye geçti.
Begüm: Az önce ben kumsal demiştim kumsal nerede olur?
Barış: Deniz.
Begüm: Denizin ortasında küçük küçük neler olur?
Barış: Ada.
Tam yeni kelimeye geçecekti ki umutun telefonu çalmıştı.
Umut: Söyle.
Bir süre karşı tarafı dinledi. Ama dinledikçe yüz ifadesi değişiyordu.
Umut: Kapat geliyoruz.
Barış ayağa kalkıp umutun yanına gitti.
Barış: Ne oldu?
Umut: Yolda anlatırım hadi.
Barış önden çıkmıştı. Umut yanıma gelip yüzümü iki elinin arasına aldı.
Umut: Bugünü telafi edeceğim. Acil olmasa gitmem.
Deyip alnımı öptü.
Duru: Dikkat et kendine.
Umut: Sende dikkat et. Seni seviyorum.
Yanağımı öptü.
Duru: Bende seni seviyorum.
Bende onu öptüm. Umut hızlı adımlarla salondan çıktı ve gittiler.
...............
Çoktan akşam olmuştu. Begüm odama gelmişti. Ben ise odada dolanarak umutu arıyordum ama açmıyordu. 15 kere aramıştım.
Bir daha arıyordum.
Duru: Aç artık aç.
Begüm yataktan kalkıp yanıma geldi.
Begüm: Duru tamam sakin ol işi vardır o döner sana.
Saat gece 2 ydi ve gittiklerinden beri haber alamıyordum.
Begüm: Hadi gel otur biraz.
Begümle beraber yatağa oturduk. Hala elimde telefonla bekliyordum.
Duru: Birşey olmamıştır değil mi?
Begüm: İnşallah olmamıştır. Hadi saat geç oldu uyuyalım biraz.
Uyumak istemiyordum. Zaten istesemde uyuyamazdım. Begüm de anlamış olacakki ısrar etmemişti.
................
Saat 6 olmuştu. Ve ben hala haber alamıyordum. Gözüme uyku girmemişti ben uyumadım diye begüm de uyumamıştı. Hala arıyordum ama cevap alamıyordum.
.............
2 gün geçmişti ve ben hala haber alamıyordum. Adamlara sorduğumda en yakın zamanda geleceğini söylüyordu ama gelmiyordu. İki gündür doğru düzgün uyumamıştım. Göz altlarım mosmor olmuştu.
Uzun süre uykusuz olduğum için salonda uyuyakalmıştım. Duyduğum kapı sesiyle hemen uyanıp kapıya ilerledim. Ama umut değil adamı ali gelmişti.
Onun geldiğini görünce tekrar koltuğa oturdum.
...............
3 gün olmuştu. Odama duş almak için çıkmıştım. Dolabımı açıp rahat birşeyler aldım. Banyoya geçip duş almaya başladım. Kısa bir duştan sonra çıkıp üstümü giyindim. Banyodan çıktığımda yatağımda yatan kişiyi görüp yatağa doğru koştum. Gelmişti.
Duru: Umut.
Hemen sarıldım. Çok özlemiştim. O da benimle aymı duygularda olacakki sürekli öpüyor kokumu içine çekiyordu.
Geri çekilip yüzünü ellerimin arasına aldım.
Duru: Çok özledim seni. Çok merak ettim. Bir yerinde birşey varmı?
Umut gülümseyerek beni dinliyordu ama onunda uykusu vardı.
Umut: Sapasağlamım. Bak geldim sana.
Duru: Çok korktum sana birşey olacak diye.
Beni kendine çekip sarıldı.
Umut: Birşeyim yok gerçekten sadece uykum var.
Yanağını öptüm. Kokusuyla mayışmıştım.
Duru: Benimde uykum var.
Ayrıldık.
Umut: İlk önce ben gidip bir duş alayım. Sen o zaman kadar saçlarını kurut. Ben geleyim uyuyalım olurmu güzelim?
Kafamı salladım. Ayağa kalkıp son kez öpüp odadan çıktı.
O çıktıktan sonra makyaj masama oturup saçlarımı kurutmaya başladım. Bir süre kuruttuktan sonra umut dediği gibi gelmişti. Yanıma gelip birazda saçlarımı o kuruttu.
Umut: Saçlarını örecekmisin?
Duru: Sen örsene.
Umut: Bilmiyorum ki.
Duru: Ben öğretirim.
Kafasını salladı.
Duru: Şimdi saçımı eşit şekilde üçe ayır.
Saçımı çekmemeye özen göstererek üçe ayırdı.
Duru: Soldakini ortadakinin üstüne at.
Dikkat ederek yaptı.
Umut: Saçını çekmiyorum değil mi?
Duru: Çekmiyorsun aşkım.
Umut: Aşkın sana kurban olur.
Gülümsedim. Aynadan onun güzel simasını izliyordum o ise gülümseyerek dikkatli bakışlarla saçıma bakıyordu.
Duru: Şimdi sağdakini ortadakinin üstüne at.
Yaptı.
Duru: Bir sol bir sağ devam et.
Bir süre yaptı bazen bozdu bazen tam yaptı. Sonunda düzgün yapmıştı. Eline toka verdim. Saçımın ucuna tokatı takıp gururlu bakışlarla eserine baktı. Örgüyü omzuma alıp baktım.
Duru: Çok güzel olmuş.
Gülümseyerek kalktım elini tutup yatağa ilerledim.
Duru: Hadi artık uyuyalım.
Beraber yatağa girdik. Ben yine göğsüne sinmiştim.
Umut: Duru.
Çoktan mayışmıştım.
Duru: Efendim.
Umut: Yarın akşam düğüne davetliyiz.
Kafamı kaldırıp yüzüne baktım.
Duru: Sana ne zaman söylediler?
Umut: Eve gelmeden.
Göğsünden itip ondan uzaklaştım.
Duru: Sen benim telefonlarımı açmayıp elalemin telefonlarınımı açıyorsun.
Yüzünde anlık bir bocalama oldu.
Umut: Yok güzelim eve yaklaşmıştım zaten o yüzden seni aramadım.
Duru: Tamam ben anladım anlayacağımı.
Deyip ona arkamı döndüm. Arkamda kıs kıs gülüşümü duyuyordum. Bana yaklaşıp elini belime atıp benş kendine çekti.
Umut: Güzelim hadi küsme bana.
Duru: Küsmedim uyuyacağım.
Umut: Kesin öyledir. Onların telefonunu açtım ama senin yanına geldim.
Boynuma bir öpücük bıraktı. Ona döndüm.
Duru: Seni gerçekten çok merak ettim.
Umut: Biliyorum yavrum biliyorum. Ama birdahakine açmaya çalışacağım.
Sözüne güvenip tekrar göğsüne sindim.
Aklıma gelenle tekrar kafamı kaldırdım.
Duru: Ben yarın ne giyeceğim?
Umut: Ya bende birşey oldu sandım.
Duru: Bu birşey değilmi?
Umut: Öyle tabii ama sen çuval giysen bile sana yakışır.
Duru: Off insan bir hafta önceden söyler.
Tekrar göğsüne sindim.
Harbi amk ben yarın ne giyeceğim. İşin en önemlisi bu bir mafya düğünüydü. Umut insanlara bir ilişkisi olduğunu göstercekti.
Ama ben gerçekten ne giyeceğim?
.........
Bu bölümde böyle.
Normalde bugün bölüm atmayacaktım. Ama dayanamadım.
Bölümü nasıl buldunuz?
Oyun sahnesi gibi sahneler daha gelsin mi?
Neyse hadi baybayy.
