10. bölüm · KIRILMA NOKTASI
10.BÖLÜM GERGİNLİK
"Ah!"
"Acıttım mı? Çok özür dilerim."
Aras yaramı fark edince bizi salondan çıkarıp sınıfa getirmişti. Şimdi ise beni sırada oturtup önümde diz çökmüş, mikrop kapmaması için yaramı temizliyordu.
"Eyvah! Saat kaç? Annem merak eder şimdi."
"Merak etme, o işi halledeceğim ben."
"Bu arada, ben yaranı temizlerken Burak'ı iki kez öldüreceğime dair mesaj atar mısın?"
"Memnuniyetle."
Kader: Burak, Aras seni iki kez öldürecekmiş.
Burak: Ben ne yaptım ya?
" 'Ben ne yaptım ya' diyor."
"Elini körünü! Bu çocuk beni deli edecek. Ya rica etsem, münasip bir zamanda münasip bir dille anlatacağımı iletir misin?"
Kader: Münasip bir zamanda münasip bir dille öğrenecekmişsin.
"Ekip" adlı gruptan gelen sesli çağrı:
"Mert niye açmıyor?"
"İşi var."
"Ooo, ne işi?"
"Zevzekleşme hemen, bekle; yanımda şu an, hoparlöre alıyorum."
"Burak seni sordu, hoparlöre alıyorum."
"Al bakalım, ne istiyormuş yine."
"Noldu Burak?"
"Kanka, Melis seninle görüşmek istiyor ve bayağı ısrarcı."
★★★
Aras'ın yaptığı sürprizden sonra Burak'ın araması yine keyfimizi kaçırmıştı. Biz de başka bir gün bunun telafisini yapıp bugünlük ayrılmaya karar vermiştik. Beni eve o bırakmıştı. Şimdi ise duştan yeni çıkmış ve üstümü giyinmiştim. Yapmam gereken bir şey vardı: Serçe'yi araştırmak. Rahatça bakmak istediğim için önce duş almıştım; tabii bu süre zarfında meraktan çatlamıştım ama kendimi zapt etmeyi başarmıştım.
Şimdiyse merakımı gidermenin zamanıydı. Hemen Google'a girip araştırdım ve gördüğüm şey: Bir rivayete göre serçeler gözyaşı döktüğünde ölürlermiş. Ama bunu niye bana kolye olarak vermişti ki? "Bana seni hatırlatıyor" demişti, neyi kastetmişti acaba? Bunu mutlaka ona soracaktım.
Şimdi ders çalışmam gerekiyordu. Kalemliğimi tam açmıştım ki en üstte katlanmış bir kağıt parçası gördüm. Kağıdı okuyunca yeni bir not olduğunu fark ettim:
"Uyardım seni
Hazır ol şimdi
Vurunca saat 12'yi
Olacaksın yine külkedisi"
Yine mi ya? Kim ki bunları yazan? Ne istiyor benden ve beni neyle tehdit ediyor? Bir an önce notların sahibini bulmalıydım. Hemen Burak'a haber vermeliydim.
★★★
"Burak oğlum seni 3 kez öldüreceğim."
"Yo Mert kanka, ben ne yaptım ki?"
"Ne yapmadın ki oğlum, sayayım mı yaptıklarını? Birincisi; 'kızı çağırma işini ben hallederim' derken kastettiğin bu muydu? Benim bayıldığımı söylemek miydi? Ya oğlum, kız panik atak geçirdi. Bir daha geçirmesi çok riskli olur; böyle ani korku, endişe, üzüntü, şaşkınlık gibi duygular yaşamaması gerek. İkincisi; senin yüzünden kız aceleyle gelirken düşmüş ve dizi yaralanmış. Lan o kızın üzülmesine ben dayanamazken, onun canı yandı senin yüzünden. Üçüncüsü kanka; sen sudan özür dileyeceğim gün niye Melis'i karıştırıyorsun, bir de kızın yanında? Yine morali bozuldu kızın. Beni daha sonra arayıp da söyleyebilirdin bunu."
"Tamam, kabul; biraz kaşınmışım, özür dilerim."
"Neyse, olan oldu. Melis ne istiyormuş?"
"Bilmiyorum ki, tutturdu 'konuşacağım' diye. Ben 'ama o istemiyor' dedim, yine de kızın inadı inat. İkidir mesaj atıyor, canımdan bezdim. Konuş, kurtar beni!"
"Burak oğlum sen salak mısın? Ayıp oluyor ama ya, bu grupta neden hep ben 'salak' duyuyorum?"
"Öylesin çünkü oğlum. Engellesene kızı, rahatsızsan mesajlardan."
"Oha oğlum, sen çok zekisin."
"Burak ben çok zeki değilim kardeşim, sen çok salaksın. Hadi eyvallah, kapatıyorum ben."
Su'yu eve bıraktıktan sonra, eve gidip Burak'tan hesap sormak için onu aramıştım. Melis ayrıldıktan sonra bile başıma bela olmaya devam ediyordu ama tabii ki de ona taviz vermeyecektim. Beni aldattıktan sonra, hem de yaklaşık 3 yıl sonra benimle konuşmaya hakkı yoktu.
★★★
"Burak? Noldu?"
"Yeni not geldi, atıyorum fotoğrafını."
"Aynı el yazısı gibi ama kim olabilir, aklım hiç almıyor ya."
"Kim bu, nasıl bu kadar iyi saklanıyor ki?"
"Yazıyı yazan solak."
"Nasıl yani?"
"Yazı düz, italik harflerle yazılmış. Sağ elle bunları yazmak daha zor, bu yüzden %97 bu kişi solak. Bu bilgi bayağı işimize yaradı çünkü bizim okulda çok az solak var."
"Bravo Burak, kankasın. Ama bir saniye ya; başkasına yazdırıyorsa, okul dışından biriyse?"
"Sence bir insan, birinin isteği üzerine tehdit içerikli bir not yazar mı hiç? Sorgulamaz mı?"
"Şaka derse?"
"Madem şaka, neden kendisi yazmıyor? Demek ki korktuğu bir şey var, öyle düşünür."
"Tabii ya, çok doğru."
