KIRIK SOYADI kitap kapağı

4. bölüm / 5

YÜZÜĞÜN ARDINDA

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: YÜZÜĞÜN ARDINDA

"Ne yapıyorsun sen?"

Sesini duyduğum anda boğazım düğümlendi.

Birkaç saniye hiçbir şey söyleyemedim. Emir de benden önce davranmadı. İkimiz de bilgisayarın ekranına bakıyorduk.

Babam birkaç adım atıp odaya girdi.

"Sormadım mı? Ne yapıyorsun?"

Kendimç toparlamaya çalıştım.

"Abiyle okul araştırıyorduk."

Babamın kaşları çatıldı.

"Okul mu?"

"Evet."

Babam bilgisayarın yanına geldi. Ekrana bakmaya çalışınca kalbim yaniden hızlandı.

Ya görürse?

Ya başvuru ekranını fark ederse?

Emir hemen söze girdi.

"Tercihler konusunda birkaç üniversiteye bakıyorduk. Alya'nın kafası karışmış."

Babam gözlerini emire çevirdi.

"Ama tervihini beraber yaptık."

Dudaklarımı birbirine bastırdım.

"Anaokulu öğretmenliği için hangi üniversitelerin daha iyi olduklarına bakıyorduk baba."

Babam birkaç saniye boyunca yüzüme baktı.

Sanki söylediklerimin doğru olup olmadıklarını gözlerimden anlamaya çalışıyordu.

Sonunda bakışlarını bigisayardan çekti.

"Peki."

İçimden derin bir nefes aldım.

Ama babam kapıya yönelirken durdu.

"Yarın isteme hazırlıkları başlayacak. Annen seni sabah erkenden çarşıya götürecek."

Başımı salladım.

"Tamam baba."

Kapıdan çıkmadan önce son kez bana baktı.

"Bir de alya..."

"Efendim?"

"Artık çocuk değilsin. Bundan sonra attığın her adıma dikkat et."

Kapı kapandı.

Birkaç saniye boyunca olduğum yerde kaldım.

Emir yanıma gelip bilgisayara baktı.

"Gördü mü?"

Başımı iki yana salladım.

"Sanmıyorum."

Emir derin bir nefes aldı.

"Bu gece şansımız yaver gitti."

Bilgisayar ekranına baktım.

Kara harp tervihim artık oradaydı.

İlk kez içimde küçük de olsa bir umut vardı.

Belkide gerçekten başarabilirdim.

3 gün sonra.

Evimizin içinde garip bir telaş vardı.

Bu gece beni istemeye geleceklerdi.

Odamda oturmuş annemin bıraktığı elbiseye bakıyordum.

Hafif balık model, korseli beyaz bir elbiseydi.

Her ne kadar korseli elbiselere bayılsamda balık model sevmediğimi biliyordu.

Yada ben bildiğini sanıyordum.

Ellerimi elbisede gezdirdim. Bir gün istediğim bir elbiseyi kendi seçtiğim bir adamın yanında giymeyi hayal etmiştim.

Ama bu gece yanımda olacak adamı ben seçmemiştim.
Bir anda kapı çat diye açıldı gelen annemdi. Hâlâ hazır olmadığımı görünce kaşlarını çattı.

"Sen niye hâlâ hazır değilsin?"

Ona bakmadım hâlâ elbiseye odaklanmış bir şekilde duruyordum. Annem yanıma oturup elini omzuma koydu.

"Kızım, sana diyiyorum duymadın mı?"

Ona dönüp ifadesiz bir şekilde baktım.

"Neden balık model aldın?"

Anlamsız bir şekilde baktı.

"Neden ki? Gayet güzel fiziğini ortaya çıkarır. Hem bugün özel bir gün.Daha fazla oyalanma, giyin." Diyip gitti.

Bilmiyordu.

Daha fazla oyalanmadan elbiseyi giydim annemin dediği korsesi üzerime tam oturmuştu. Alında korseli elbiseleri severdim. Ama balık model olması bütün fikrimi değiştiriyordu. Etek kısmı vücuduma oturuyor, yürüdükce kendimi rahat hissetmiyordum. Keşke annem bunu bilseydi.

Makyaj masasına oturdum sade bir makyaj düşünüyordum nemlendirici ve bazı sürüp makyaja başladım.

Aynada kendime bakıyordum. Elbisemi giymiş, makyajım ve saçım yapılmış gayet güzel duruyordum ama gözlerimde bir gram sevinç yoktu.

Ayağı kalkıp boy aynadan kendimi süzdüm. Gözlerim yanıyordu, kalbime bir taş oturmuştu sanki her an yere kapanıp içim çıkana kadar ağlaya biliridim.

Kapı çalıp usulca açıldı gelen emir'di.

Birkaç saniye hiç bir şey söylemeden bana baktı.

Sonra yüzündeki gülümseme kayboldu.

"Alya..."

Sesini duyunca gözlerimi kaçırdım.

"Güzel olmuşum değil mi?"

Emir başını hafifçe salladı.

"Güzelsin."

Bakışları elbiseye kaydı.

"Ama sen balık model sevmezsin."

Omuzlarımı hafifçe silktim.

"Annem aldı."

Birkaç saniye sustu.

"Ama mutlu değilsin."

İşte o cümleyle gözlerim doldu.

Birkaç adımda yanıma geldi ellerini yanağıma yasladı. Başını eğip gözlerimin içine baktı bana o kadar saf bir sevgiyle bakıyordu ki canım yandı. Bu hayatta beni sevenler hep bir şey bekledi benden.

Ama emir farklıydı. O benden hiç bir şey istemeden beni seviyordu sadece kardeşi olduğum için.

"Bu gece ne olursa olsun, kendini yalnız hissetme. Ben burdayım."

İşte emir buydu benim için sırtımı yaslıyacağım bir abi.

Bir babaydı.

Aşağıdan zil sesi geldi.

Kalbim hızlı bir şekilde atmaya başladı.

Geldiler.

Karnıma kramplar giriyordu. İçimdeki huzursuzluk midemi bulandırıyordu.

Kapı açıldı annem kapıda durmuş bize bakıyordu.

Ben ve emir kıpırdamadan odanın ortasında duruyorduk.

Emir derin bir nefes aldı. Alnımı öpüp ayrıldı benden.

Ama elimi bırakmadı.

Annem yanımıza yaklaşıp bana baktı eserinden gurur duyan bir sanatcı gibi bakıyordu.

"Neyini beyenmedin acaba prenses gibi olmuşsun."

Evet, prenses gibi olmuştum ama bu elbise'in içinde kendimi beyenmemiştim. Üstü tam beyendiğim gibiydi alta doğru bakınca etek bedenimi sarmış ve kalçamı belli ediyordu.

Annem bir şey dememi beklemeyip.

"Hadi geldiler aşağı inelim." Dedip kapıya dopru yürüdü.

Emir'le birlikte peşine takıldık merdivenlerden aşağı indik annem ve emir önden gidip koltuğa oturdular.

Kapını hemen ardında kimsenin beni görmediği yerde durdum. Kalbim göğüs kafesimi delecek gibi atıyordu.

Derin bir nefes alıp içeri doğru adımladım, içeri girdiğim gibi bütün herkesin bakışları bana kaydı.

Bakışlarım önce karşımdaki adama kaydı kaan aladağ. Yanında eşi derin aladağ oturuyordu. İkisinin arasında ise oğulları vardı.

Miran aladağ.

Babamın benim için seçtiği adam.

"Hoşgeldiniz." Dedim sahte bir tebbesümle.

"Hoşbulduk." Dediler aladağ çifti.

Ortada öyle korkuluk gibi durmayı bırakıp emir'in yanına oturdum.

Babam ve kaan bey işler ile ilgili konuşmaya başladılar. Annem çalışanlara çay ve tatlı ikram etmesini söyleyip derin hanımla konuşmaya başladı.

Konuşmaları duyuyordum ama sanki denizin içindeymişimde boğuk duyuyordum sesleri hiçbir şey anlamadım.

Bakışlarım karşı koltukta oturan adama kaydı. Miran aladağ
Hakkında bildiğim tek şey, babamın onunla evlenmemi istemesiydi.
O ise sanki burada benim geleceğim konulukmuyormuş gibi sessizce oturuyordu.

Bir süre sohbet ettikten sonra kaan aladağ asıl konuya geldi:

"Aslında bugün buraya gelişimizin sebebini hepimiz biliyoruz."

Kalbim hızlı bir şekilde atmaya başladı.

"Biz de bu evliliğin iki aile için hayırlı olacağını düşünüyoruz."

Yüzüm bir an düştü ama hemen toparladım.

Ama benim fikrimi soran yok.

İç sesimin aksine tebessümümü bozmadım.

O sırada bir ses duyuldu.

"Bir dakika."

Herkes ona döndü.

"Bu konuda alya'ın fikrini sormamız gerekmiyor mu?"

Benimle beraber herkes şaşkınlıkla ona baktı. O sırada gözüm babasına kaydı gözleriyle oğlunu uyarıyordu, annesine baktığımda ise hafif bir tebessümle oğluna baktığını gördüm.

Kafam karışmıştı.

Belkide düşündüğüm gibi biri değildir.

Babam gergin bir ses tonuyla konuştu.

"Sorduk tabiki sormadan yaparmıyız, oda istedi dimi kızım." Dedi son cümlesinde bana bakarken gözleriyle resmen beni delip geçiyordu.

Eğer şimdi hayır dersem üniversiteye hayatta gödermezdi. Bunu gözlerinden anlamıştım. Göz pınarlarım yandı. Başımı eğip.

"Evet. Sordular bana bende kabul ettim." Dedim emir hâlimi anlayıp elimi tuttu
Bir nevi yanındayım der gibi.
Bu sözümden sonra babam gözle görülür bir şekilde rahatladı. Miran aladağa baktığımda hiçte inanmışa benzemiyordu.

Annem hemen yanıma gelip kaldırdı beni.

"Eee biz kahveleri yapalım o zaman hadi kızım." Dedi gergin bir ses tonuyla.

Mutfağa girip ellerimi mermere yasladım, kendimi sıkıyordum.

Göğüs kafesim sıkışıyor, göz pınarlarım yanıyordu boğazımda bir düğüm var ve yutkunamıyordum. Dişlerimi dudaklarıma geçirip gözlerimi yumdum.

Şimdi olmazdı ve abim yanımda değildi. Yaslandığım yerden ayrılıp dik durdum derin bir nefes alıp mutfağa baktım.

Çalışanlar kahveyi yapıyor ve annem başlarında durup talimatlar veriyordu.

Mutfak masasına oturup başımı duvara yasladım bu bir kaç gündür yaşadıklarım ağır geliyordu bana fazla dolmuştum. En son üç gün önce ağlamıştım sanırım.

Bir anda biri kolumdan tutup kaldırdı ve ellerime kahve tepsisini verdineye uğradığımı şaşırdım. Kahveyi veren kişiye baktığımda annem di.

"Sana sesleniyorum duymuyormusun, kahveyi bile sen yapmadın bari götür sen sadece damadın kahvesini götürüyorsun bizimkileri çalışan getirecek hadi oyalanma." Dedi ve gitti arkasında öylece kaldım.

Annemin arkasında dalıp gitmişken omzumu sıvazladı biri başımı çevirip baktığımda hülya abla olduğunu gördüm kendisi 45 yaşındaydı çalışanlardan en büyüğü oydu.

"Canını sıkma kızım Allah baş edemeyeceğimiz sorunlar vermezmiş sen bunun üstündende gelirsin anneni takma hadi kahveleri götür kızım daha fazla oyalanmayalım." Dedi şefkatli ve anlayışlı bir ses tonuyla.

Annemden bile görmediğim şefkati başkasından görmek ne kadar acınası.

Derin bir nefes alarak mutfaktan çıktıp salona geldim ben direk miran'ın önüne giderken ellerim titredi önüne geldiğimde bir an duraksadım ne yapıcağımı bilemedim. Kahveyi alması için eğildim.

Miran kahveyi tuttu ama tepsiden çekmedi.

Başımı kaldırıp yüzüne baktım.

Anlamaya çalışır bir şekilde bakıyordu. Daha fazla öyle durmayıp tepsiy çektim ve yanında benim için ayrılan sandalyeye oturdum.

Herkes miran'a bakıyordu sanırım annem kahveye tuz atmalarınıda istemişti saçma ama işimede yarardı. Çünkü osmanlı'da tuzlu kahve bir reddetme sembolüydü. Günümüzde ise bu gelenek tam tersine dönmüştü.
Miran kahveyi tekte içip sehpaya koydu ama yüzü biraz ekşimişti. Herkes onun bu haline güldü bende dikkat çekmemek için sadece tebessüm ettim.

Kaan aladağ söze girdi.
"Eee sebebi ziyaretimiz belli Allahın emri peygamberin kavriyle kızınız Alya'yı oğlumuz Miran'a istiyoruz."

Babam mutlu bir şekilde ellerini dizlerine sürttü.

"Verdim gitti."dedi.

Tek kelime hayatı mahvedermiydi.

Benimkini etti.

Herkesle birlikte ayağı kalktım.

Çalışan kız nişan tepsisini tutuyordu tam yanımızda durdu. Babam yüzüğü alıp ilk önce Miran'ın parmağına taktı, sonra benim elimi tuttu elimi sıkıyordu ya farkında değildi yada bilerekten yapıyordu. Yüzüğü takıp makası aldı.

Kurdeleyi kesiyormuş gibi yaptı.

"Makas kesmiyor sanırım. Adettendir." Dedi gülerek.
Kaan bey hafif bir sırıtışla elini cebine attı cüzdanını çıkarıp bir demet para koydu tepsiye.

Kırmızı kurdele kesildi.

"Hayırlı olsun."

Evin içinde bir kaç kişi aynı anda konuşmaya, gülümsemeye başladı. Annemin yüzünde mutluluk, babamın yüzünde ise memnuniyet vardı.

Sadece emir bu mecbur kaldığım duruma üzgünce bakıyordu.

Ben ise bir şey söylemeden parmağımdaki yüzüğe baktım.

O yüzük parmağımdaydı ama bana ait değildi.
Tıpkı bugün karar verilen kararlar gibi

İçimden geçirdim.

Bana bir yüzük takmışlardı. Ama ben çoktan başka bir hayatı seçmiştim.

Evett! Yeni bölüm geldii.

Bölüm sonu sohbetii!

Nasıl buldunuz bölümü?

Alya nişanlandı sizce iyi mi oldu?

Miranı nasıl buldunuz?

Alya başarabilecek mi?

Yorumlarınızı bekliyorumm😊
Beyeni de atarsanız beni çok mutlu edersinizz.🤍🫶

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

42okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…