Bölümler 5Şu an: YENİ BİR BAŞLANGIÇ
- 1 GİRİŞ290 kelime
- 2 İLK ÇATLAK1.239 kelime
- 3 İLK ADIM997 kelime
- 4 YÜZÜĞÜN ARDINDA1.452 kelime
- 5 YENİ BİR BAŞLANGIÇ2.278 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İstemenin üstünden üç gün geçmişti bu üç gün içinde annem ve babam olmak üzere herkes mutluydu. Miran ile ilgili ne düşüneceğimi bilmiyorum isteme akşamından beri görmedim onu o gün dediği şeyden sonra ona karşı düşüncelerim değişti.
Çalışma masamda oturmuş sonuç belgemin açılmasını bekliyorum yarım saattir ama yoğunluktan açılmıyor. Başımı yellerime yaslayıp ofladım.
"Artık açıl ya yemin ediyorum karnıma kramp girdii." Dedim ağlamaklı bir sesle.
Bilgisayarı açıp tekrar denedim. Bilgisayarın ışığı yüzüme vuruyordu ellerim klavyenin üstünde hareketsiz kalmış. Sonuç sayfasına tekrar tekrar baktım sanki gözümü çeksem sonuç değişecekti. Ellerimi ağzıma kapattım göz pınarlarımdan yaşlar akıyordu.
Başarmıştım.
Başarmıştım. Yıllardır kimsenin inanmadığı, benimse vazgeçmediğim o hayalin ilk adımını atmıştım.
Hemen belgeyi pdf sini alıp bilgisayarı kapattım. Bunu emire söylemem lazımdı telefonu alıp aradım amasını beklerken sevincime engel olamayıp oda da zıplamaya başladım telefondan emirin sesi geldi kahkahalar eşliğinde konuştum.
"Kazandım abi kazandım sonunda hayalimi gerçekleştirdim."
Emir bir an durdu.
"Ciddimisin." Dedi. Şaşkınlığı sesinden bile anlaşılıyordu.
"Evet!" dedim gülerek.
"Çok sevindim alya eve geldiğimde hatırlat sana kocaman sarılıcam tamam mı asker." Dedi.
"Emredersiniz komutanım" dedim şakacı bir ciddiyetle.
Emir derin bir nefes çekip konuştu.
" Alya seninle gurur duyuyorum abim başardın." Dedi büyük bir gururla.
"Biliyorum ve teşekkür ederim abi her zaman yanımda olduğun için."
"Her zaman ömrüm yettiğince bir adım gerinde olucam." Dedi.
"Alya benim kapatmam lazım toplantıya giricem akşam görüşürüz." Diyip cevap vermemi baklemeden kapattı. Yatağın üzerine uzanıp akşam olmasını bekledim.
Camın önünde oturmuş babamların gelmesini bekliyordum. Çoktan hava kararmış saat 8'e gelmişti ama hâlâ gelmemiştiler. Daha fazla camın önünde oturmayıp ayağı kalktım kitaplığımın ününde durup hangi kitabı okuyacağımı seçiyordum kitaplığa bakmayı sürdürürken araba sesleri geldi heyecanla cama koştum.
Emirler gelmişti.
Kapıyı açıp merdivenlerden aşağı koştum. Evin kapısını açtım nefes nefese en önde babam vardı babamı es geçip emire koştum ve sarıldım.
"sana hatırlatmamı istemiştin, sana hatırlatmadan ben sarılayım dedim." Koşmuş olduğum için nefes nefese konuştum.
Kollarını bana sarıp başını saçlarıma gömdü.
"İyi yapmışsın güzelim." Sesi boğuk çıktı başı saçlarıma gömdüğü için.
Arkadan babamın sesi duyuldu.
"hayırdır? ne bu sevinç." Dedi sorgular bir şekilde.
Emirden ayrılıp arkamı döndüm annem ve babam merdivenlerin eşiğinde durmuş bize bakıyorlardı.
Sesimin titrememesi için gayret göstererek konuştum.
"Bir şey yok... sonuçlar açıklanmış kazanmışım ona sevindim."
Boş gözlerle bana bakıp konuştu.
"İyi şimdi konuşmayalım yemek yedikten sonra konuşuruz." Diyip konuyu kapattı.
Annemle birlikte yemek odasına gittiler, emire dönüp endişeli bir şekilde.
"Abi şimdi ne yapıcaz." Dedim
"Bir şey yapmıcaz sonucu söyleyeceğiz sadece hangi bölümü kazandığını değiştirecen." Dedi rahat bir şekilde.
"Abi hadi gidelim yoksa kızacaklar." Diyip içeri adımladım.
Masaya yaklaşıp her zaman ki yerime oturdum, masada çıt çıkmıyordu genellikle yemekte yada kahvaltıda konuşmayı uygun bulmuyordu babam ben ise tam tersi konuşmayı severdim.
Kahvaltıdan sonra salona geçtik abim ile ben yan yana otururken, babam koltuğun baş köşesine oturdu annem ise hemen yanına oturmuştu.
Babam koltuğa yayılıp konuşmaya başladı.
"Hangi bölüm ve nerede kazandın." Diye sordu.
"Anaokulu bölümü, ankarada bir üniversiteyi kazandım."
Ankara lafını duyunca bir an duraksadı, eliyle kaşını kaşıdı.
"Ankara öylemi, belgeyi getir." Dedi.
"Ben belgeyi çıkartmıştım çantamda getireyim." Deyip konuşmaya dahil oldu.
Ayağı kalkıp çantasını almaya gitti, bir dakika sonra elinde bir kağıtla geldi. Babamın önünde durup belgeyi uzattı.
Elinden alıp incelemeye başladı babam, belgeyi masaya bırakıp bana baktı gözlerindeki sorgulama, şüphe gitmişti tamamen inanmıştı artık bize.
"İyi doğru söylüyormuşsun ne zaman gitmeyi düşünüyorsun 1 yada 2 hafta sonra açılır." Dedi.
"Aslında yarın yada diğer gün gitsem iyi olur anakarayı tanımıyorum ev tutup oraları tanısam iyi olur." Deyip bakışlarımı ellerime indirdim.
"Tamam zaten sen gittikten sonra miran da oraya gidecekmiş."
Bir an yanlış duyduğumu düşündüm babama dönüp.
"Miran damı gelecek." Sesimdeki tedirginliği saklamaya çalıştım, miran gelirse nasıl yapacaktım.
"Evet nişanlın sonuçta bir sorun olmaz değilmi kızım." Dedi kızım kısmını bastırarak
"Yok neden sorun olsun, ben odama çıkayım." Deyip merdivenlere yöneldim.
Odamın kapısını açıp içeri girdim arkamdan tekrar kapı açıldı geleni zaten biliyordum emirdi. Yatağa oturup ellerimi yatağa bastırdım başımı eğip gözlerimi kapattım. Emirde yanıma oturdu.
"Sakin olmalısın yoksa her şeyi anlarlar, miran kötü biri değil belki anlatsan yardımcı olur." Beni sakinleştirmeye çalıştı.
"Miran kötü biri gibi değil ama bilmiyorum ya öğrendiği gibi babama söylerse." Deyip endişemi belli ettim.
" O zaman ona tam güvenmeden her şeyi anlatma." Dedi aynı anda telefonu çaldı.
Telefonu açıp kulağına verdi karşıdaki her ne dediyse güdü.
"babam bu söylediğini duyarsa seni bir daha şirkete sokmaz oğlum." Şakalaşarak konuştu.
Merak ederek konuştum.
"kim?" dedim yüzüne bakarak.
Telefonu kulağından biraz çekerek bana cevap verdi.
"Demir'le konuşuyorum abim sende gece kalma uyu sonra sabah uyanamıyorsun." Diyip ayağı kalktı kapının kolunu tutup açacakken bana döndü.
"İyi geceler." Dedi.
"İyi geceler abi." Arkasından kapıyı kapattı.
Saat daha yeni 10' na yaklaşıyordu dolabımdan pijama alıp banyoda giyindim banyodan çıkıp kitaplığımdan kitap alıp yatağıma uzandım genellikle akşamları yatana kadar kitap okuyordum.
****
Sabah alarmın çalmasıyla uyandım sırt üstü yatıp kendime gelmeye çalıştım alarm tekrar çalınca telefonu alıp kapattım saat 09.00'du oflayıp yatakta oturur hâle geldim elimle gözümü ovuşturdum. Yataktan kalkıp banyoya geçtim çeşmeyi açıp ellerimi suyla doldurup yüzümü yıkadım yandaki peçeteyi alıp yüzümü kuruladım.
Tekrar odaya geçip çiçekli bir kroplu tişört aldım, altınada pastel tonlarında mavi kot pantolon aldım, yine banyoya geçip üzerime giydim pijamalarımı kirliye atım ve odaya döndüm. Makyaj masamın önündeki sandalyeye oturdum. Aynada uykulu yüzümle karşılaşınca kısa bir süre kendime baktım. Bugün her zamankinden farklı hissediyordum. Sanki aynadaki kişi aynı Alya'ydı ama içimde bir şeyler değişmişti.
Çekmeceden nemlendiricimi çıkarıp yüzüme sürdüm. Birkaç dakika bekledikten sonra güneş kremimi alıp yüzüme nazikçe dağıttım. Ardından göz altlarıma biraz kapatıcı, yanaklarıma hafifçe allık sürdüm. Son olarak kirpiklerime maskara uygulayıp aynada kendime tekrar baktım.
Abartılı bir makyaj yapmamıştım. Zaten sevdiğim de bu değildi. Sadece kendimi iyi hissetmem yetecekti.
Elimi saçlarıma götürüp birkaç tutamını düzelttim. Son kez aynaya baktığımda hafifçe gülümsedim.
Bugün ne giyeceğime de nasıl görüneceğime de kendim karar vermiştim.
Belki küçük bir şeydi ama benim için değildi.
Telefonumu elime alıp çiçekli mavi kılıfımı taktım. Kılıfımı kıyafetlerime göre kombinlemeyi çok seviyordum.
Merdivenlerden inip yemek masasına geldim tam zamanında inmiştim yine üstümde bakışlar hissetsem de umursamayıp sandalyemi çekip oturdum. Başımı kaldırdım herkes bana bakıyordu babam bakışlarını bir süre üstümde tuttu sonra umursamayıp kahvaltısına döndü, annem ise her zaman ki gibi kaşlarını çatmıştı.
"Bu hâlin ne çocuk gibi olmuşsun giyimine dikkat etmen lazım senin nişanlı bir kızsın artık." Dedi memnuniyetsiz bir şekilde.
Dediklerini umursamayıp çatalıma aldığım salatalığı ağzıma atarken konuştum.
"Böyle giyinmeyi sevdiğimi biliyorsun anne ve miranın üstümdekini görül bir şey diyeceğini düşünmüyorum." Ben böyle deyince bir şey demeyip yüzünü buruşturup tabağına döndü.
Abimde artık sanırım artık konuşmaya katılmayı düşünmüş olmalı ki söze girdi.
Bence çok güzel olmuş prensesler gibi toz pembe ve pastel mavi tonları çok yakışmış." Dedi ona gülümserken babam artık dayanamamış olmalı ki konuştu.
"Yeter artık herkes sussun kahvaltınıza dönün." Dedi son konuşmamız bu oldu.
Bundan sonra kendim için yaşayacağım ve bu yaşıma kadar istediğim ama giyemediğim ne varsa giyeceğim.
Kahvaltıdan sonra abimler işe giderken ben de salonda oturmuş telefonda video kaydırıyordum. Annem salona girip karşımdaki koltuğa oturdu heyecanla bana bakıyordu. Neden öyle baktığını anlamamıştım, bana öyle bakmasına dayanamayıp sordum.
"Noldu? Anne." Diye sordum.
"Miranla konuştun mu hiç?" dedi büyük bir gülümsemeyle.
"Hayır. Konuşmadım hem numarası yok bende benimde numaram yok onda." Dedim.
Bu cümlemle bütün heyecanı söndü, morali bozulmuştu annem hep böyle konuları konuşmayı çok sever, ama benim hayatım boyunca sevgiliyi geç sevdiğim olmadı hep derslerime odaklanmıştım bu yüzden hiç benimle bir muhatabı yoktu.
"Neden? Almadın numarasını nişanlın değilmi bu adam senin." Dedi kızgın bir şekilde.
Umursamaz bir tonda, " ona bakılırsa miran da benden numara istemedi anne. Sadece bana kızamazsın." Dedim.
"Bana bak senin dilin uzuyor, sakın orada da böyle olayım deme kendine çeki düzen ver." Dedi bana bakarak bu halimden rahatsız görünüyordu.
"Ben yukarı çıkıp valizimi Toplayayım anca akşama biter." Deyip onun bir şey demesine müsaade vermeden ayağı kalktım ve merdivenlere yöneldim. Arkamdan homurtularını duyuyordum.
Odama girip sandalyeyi dolabın önüne yerleştirdim. Sandalyeye çıkıp dolabın üstündeki mavi valizimi indirdim , valizimi çok severek almıştım pastel tonlarında maviydi üstüne bordo renginde bir lale çizmiştim küçük küçük. Valizi yatağımın üstüne koyup fermuarını açtım, dolabımdan ilk önce askılıktaki elbiselerden başladım hepsini çıkartıp yatağın üstüne yığdım hepsini katlayarak valizlere yerleştirdim.
Sonuncu tişörtü de valize yerleştirirken derin bir oh çekip odaya baktım bütün dolabı boşaltmıştım. Kışlıkları, yazlıkları hatta bütün askıları bile aldım orda ihtiyacım olacaktı, odayı tamamen boşaltmıştım ilk defa odamı böyle boş görüyordum. Tam üç valiz doldurmuştum ve bir tane küçük boy valiz doldurmuştum oraya da makyaj malzemelerimi ve cilt bakım malzemelerimi koymuştum. Hepsini odanın bir köşesine koydum.
Tam oturacaktım ki araba seslerini duydum.
Abimler mi gelmişti?
Saate baktım 9'a geliyordu saatlerimi bu odaya ayırmıştım. Yemek hazırlanmıştır şimdi aşağı inmeye çok üşeniyordum. Oflayıp ayağı kalktım odadan çıkıp aşağı indim.
Herkes salonda oturmuştu ben de abimin yanına oturdum.
Abim bana bakıp kaşlarını çattı.
" Noldu? Sana." Dedi.
Omuz silkip konuştum.
"Eşyalarımı topladım." Dedim yorgun bir şekilde.
"Çok yorgun görünüyorsun yemekten sonra hemen uyu yarın saat 12.00'da uçağın var." Dedi düşünceli sesle.
Masa hazır olduğunda masaya geçtik, hiç bir konuşma geçmiyordu yemeklerine odaklanmıştı herkes. Babam boğazını temizleyip konuştu.
"Eşyalarını topladın mı?" dedi.
"Evet. Topladım her şeyi." Dedim başımı tabağımdan kaldırmadan.
"Miran'a dedim Ankara'ya gideceğini oda senden sonra ki gün uçağı var."
"Tamam." Konuşma burada bitmişti.
Yemeler bittikten sonra kalktım annemlere bakıp.
"Ben yatıcam yarın erken kalkmam lazım iyi geceler." Dedim ve merdivenlere yöneldim.
Odama girip yatağıma oturdum, bakışlarımı odam da gezdirdim. İlk defa böyle görüyordum burayı çocukluğum burada geçmişti aslında her şey okula başlamadan iyiydi en azından annem tarafında iyiydi. Annem odama gelir benimle ilgilenirdi arada abimle oyunlar oynarken bize katılırdı, babam bundan hoşnut duymasada umursamazdı ama birden bizden uzaklaştı her istediğim ihtiyaçlarım eksiksiz yerine getirilmeye devam etse de annem değişmişti, elbiseme, davranışlarıma ve hedeflerime karışmaya başlamıştı babamın söylediği her şeye katılmaya başlamıştı.
Başımı sağa sola sallayıp aklımdaki düşünceleri kovdum ama gözlerimin dolduğunu hissediyorum. Banyoya geçip bavula koymadığım pijamamı giydim, makyajımı da çıkarıp odaya döndüm. Yatağa yatıp gözlerimi kapattım.
Umarım Ankara benim için iyi bir başlangıç olur.
***
Elimde valizimle sırtımda çantamla son kez odama bakıyordum birazdan aşağı inip havalimanına gidecektim. Ben odama bakmaya dalmışken arkamdan bir ses duydum.
"Aşağı inmeyeceksin sanırım?" dedi emir.
"İniyorum sadece bütün hayatımın geçtiği odama bakmayı bırakamadım."
"Evet. Ne zamanlar geçirmiştik burada sen beni alıkoyup annemden izinsiz aldığım makyaj malzemeleri ile bana makyaj yapardın." Dedi gülerek.
"Ama kabul et güzel makyaj yapıyordum."
Elini başıma koyup saçlarımı karıştırdı.
"Abiii! Yapma."
"Sus, bücür. Hadi aşağı inelim yoksa gerçekten uçağı kaçıracaksın." Dedi.
Başımı salladım. Haklıydı uçağı kaçıramazdım emir iki valizimi aldı bende geriye kalan bir valizi aldım. Merdivenlerden inerken annemleri kapının dışında beklediklerini gördüm babam iki de bir saatine bakıyordu. Sanki bitse de gitsem hemen diye düşünüyordu kapıdan çıkıp onlara döndüm.
"Anne, baba..."
"Hiç inmeyeceksin sandım kızım." Dedi annem.
"İndim işte anne. Uçağı kaçıracağım gitmem gerek." Dedim.
Annem gelip bana sarıldı, ama o kadar samimiyetsiz bir sarılıştı ki içim soğudu. Ondan ayrılıp babama döndüm bana bakıp sadece elini uzattı. Elini tutup öpüp alnıma koydum. Elimden tutup kendine çekti kulağıma eğilip.
"Sakın orda bir şey yapayım deme, gerçi miran da gelecek ama yine de uyarayım dedim." Dedi.
Bir şey demeyip ayrıldım ondan dışarıdan baba-kız sarılması gibi görünse de gerçek kalp kırıcıydı. Emir araya girip.
"Benimle vedalaşmana gerek yok zaten seni ben bırakıcam." Dedi.
Babam bunu duyunca Emir'e döndü.
"Şirkette işler bekliyor Alya'yı şoför bırakır." Dedi.
Emir başını sallayıp reddetti.
"Kardeşimi bırakıp gelicem, bir kaç dakikamı alır." Diyip valizleri bagaja koyup kapağını kapattı.
Bana dönüp.
"Hadi Alya arabaya bin." Deyip şoför koltuğuna bindi. Bende yanıda ki koltuğa binip kapıyı kapattım.
Emir arabayı çalıştırıp bahçeden çıktık.
Başımı cama yaslamış dışarıya bakıyordum, arabanın içi sessizliğe boğulmuştu. Araba durunca kendime geldim, dışarıya bakınca çoktan geldiğimizi gördüm.
Ne ara gelmiştik. Emir arabadan inip benim tarafıma geçti kapımı açıp elini bana uzattı.
"Eee küçük hanım bu lütfu bana bahşedermişsin." Dedi beni neşelendirmek için bunu yaptığını biliyordum.
Elini tutup arabadan indim, bagajdan bavulları çıkarıp benim yanıma döndü.
"Al bir tanesini, kaslıyım biliyorum ama üç tane kolum yok." Dedi kaslarını göstererek.
"Kardeşine bavul taşıtmaya utanmıyor musun." Dedim şakacı bir şekilde.
"Sus kız yürü hadi gidelim." Deyip havaalanına girdik danışmana Ankara uçağını sorup bavullarımızı tartıya koyduk.
"Buradan düz gidip iki yere yol açılıyor oradan sola girin uçak girişi orada sadece siz mi uçağa bineceksiniz." Dedi çalışan.
Başımı sallayıp doğruladım.
"O zaman beyefendi buradan sonrasına giremez ben biletinizi alayım." Dedi bileti alıp uzaklaştı.
Abime dönüp baktım çoktan gözlerim dolmuştu bile.
Ellerini yanaklarıma koyarak alnımı öptü, ve sarıldı kulağıma eğilip.
"Sakın üzülme bu senin için yeni hayatının başlangıcı." Benden ayrılıp yine yanaklarımdan tuttu.
"Kızım. Niye ağlıyorsun mutlu olmalısın şuan." Dedi gözyaşımı silerken.
"Napayım ilk defa senden ayrılacağım." Dedim
Personel ' Ankara uçağı için bir dakika kaldı' deyip bilgi verdi.
Emir bir çalışanı durdurarak.
"Kardeşim bunların hepsini taşıyamaz yardım edermisiniz." Diye sordu.
Çalışan " tabi ki hangi uçak." Diye sorarken iki valizi aldı.
"Ankara." Diye yanıtladı emir.
Ben de diğer valizi alıp çalışanın arkasından yürümeye başladım bir anda durup emire doğru koştum ve sarıldım gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken.
"Beni hep ara tamam mı." Dedim.
"Arayacağım sana söz veriyorum ama geç kalacaksın hadi git." Dedi.
Valizimin kulpunu tutup çalışana yetiştim emir arkadan bağırıyordu.
"Üniformanı giydiğinde beni direk ara!" diye bağırdı.
Çalışan valizleri yerleştirmişti elimdekini de alıp yerleştirdi biletimi alan çalışan gelip biletimi valizlerimi taşıyan çalışana verdi. Çalışan bilete bakıp bana döndü.
"Sizi oturacağınız yere götüreyim." Dedi.
İnsanların arasından geçerek nerde oturacağıma bakıyordum. Perdeli yerden geçerek bir yerimi gösterdi.
"Yeriniz burası hanımefendi." Deyip gitti.
Abim bana VİP bölümünden bilet almıştı. Yerime geçip sırt çantamı yanıma bıraktım.
Uçak havalandığında camdan aşağı baktım. Evim, sokaklar, alıştığım hayat yavaş yavaş küçülüyordu.
Bu şehirde bıraktığım sadece ailem değildi. Yıllardır benim için çizilmiş olan hayatı da geride bırakıyordum.
Artık önümde yepyeni bir hayat vardı.
Ve bu kez, o hayatı benim için kimse seçmeyecekti.
Yeni bölüm geldii!!
Uzun zaman oldu ama anca yazıp atabildim merak etmeyinn. Ben vaktim olduğunca yazıyorum ve yayınlıyorum beklemeye devamm.
Bölüm sonu sohbetii!!
Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz?
Alyanın kazanmasına sevindiniz mi?
Emir hakkında ne düşünüyorsunuz?
Peki ankaraya yerleşen miran?
Alya başaracak mı??
Yorumlarınızı bekliyorumm.
Beyenirsenizde çok mutlu olurumm.
Bölüm etkileşimi
