6. bölüm / 20
kırık düşlerbölüm 6: Sessiz Çöküş
Bölümler 20Şu an: bölüm 6: Sessiz Çöküş
- 1 bölüm 1 kırık düşler126 kelime
- 2 bölüm 2 Camın ardından259 kelime
- 3 bölüm 3: Gerçeklik Çizgisi275 kelime
- 4 bölüm 4: Bozulma228 kelime
- 5 bölüm 5: Gerçekliği kaybetmek195 kelime
- 6 bölüm 6: Sessiz Çöküş376 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 bölüm 7: Kim Olduğunu Unuttuğu Gün297 kelime
- 8 bölüm 8: Uyanış65 kelime
- 9 bölüm 9: Ayçanın Ölümü155 kelime
- 10 bölüm 10: Camların Ardından101 kelime
- 11 bölüm 11 uyandığında97 kelime
- 12 bölüm 12 abim hasta değildi258 kelime
- 13 bölüm 13 Ben kimim250 kelime
- 14 bölüm 14 aycanin vedasi244 kelime
- 15 bölüm 15 tanı327 kelime
- 16 bölüm 16 gerçeklik eğrisi267 kelime
- 17 bölüm 17 hiç bir şey274 kelime
- 18 bölüm 18 gerçek dediğin220 kelime
- 19 bölüm 19 kırık aynalar178 kelime
- 20 bölüm 20 sessizlik ve son170 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Evdeki aynaların üzeri örtülmüştü.
Elif aynaya bakamıyordu artık.
Çünkü geçen gün, aynada kendi yansımasını değil, başka birini gördü.
Aynı yüz.
Ama başka bir bakış.
Yabancı.
Kızgın.
Karanlık.
O günden beri bütün aynaları örttü.
Annesi nedenini sormadı.
Sormaması daha çok korkuttu onu.
Çünkü belki... annesi zaten biliyordu.
---
Okulda insanlar fısıldaşıyordu.
Ya da o öyle sanıyordu.
Bazı günler öğretmeni onunla hiç konuşmuyordu.
Yok gibiydi.
Ama diğer günler, bütün sınıf gözlerini dikmiş sadece ona bakıyordu.
Ne farkı vardı?
Neden bir gün herkes onu görmezden gelirken, ertesi gün onun varlığı boğazlarına düğüm oluyordu?
Belki de kendisi değişiyordu.
Belki de… herkes aynıydı ama o başkalaşıyordu.
Yavaş yavaş, içten içe.
---
Bir gün, okuldan çıktığında peşinde biri vardı.
Ayak sesleri.
Hafif.
Ama kararlı.
Arkasına baktı, kimse yoktu.
Köşeyi döndü.
Yine ses.
Koştu.
Nefesi yetmedi.
Ayak sesleri artıyordu.
Ama döndüğünde... yine kimse yoktu.
Tam evine girecekken bir not buldu kapının altına sıkıştırılmış:
> “Beni hatırla. Seni terk etmedim. Sen beni unuttun.”
Elif notu aldı, cebine koydu.
Ama içi buz gibi oldu.
Kimin el yazısıydı bu?
---
O gece rüyasında bir çığlık duydu.
Tanıdıktı.
Ama çok uzak.
Rüya gibi değildi, gerçek gibiydi.
Uyandığında yatağının ayak ucunda su dolu bir tas vardı.
İçinde saç telleri.
Kıvırcık.
Siyah.
Ama Elif’in saçı düz ve kahverengiydi
Elif artık yazmaya başlamıştı.
Gizli bir deftere.
Gizli çünkü herkes onu izliyordu.
Gizli çünkü düşüncelerine bile güvenemiyordu artık.
Deftere şöyle yazmıştı:
> “Bazen gerçek olan şeyin hangisi olduğunu unutuyorum.
Bu sabah annem ‘iyi misin?’ diye sorduğunda, içimden bir ses ‘yalan söyleme’ dedi.
Ama anneme ‘iyiyim’ dedim.
Ve içimdeki o ses kahkaha attı.
Kahkahasını duydum.
Kulaklarımın içinde yankılandı.
Kendi içimde bile yalnız değilim artık.”
---
O defteri bir gün kaybetti.
Ondan sonra annesi farklı bakmaya başladı.
Sanki onun bir sırrını biliyormuş gibi.
Bir sabah annesi “Doktor bugün aradı,” dedi.
Elif’in kalbi sıkıştı.
“Ne doktoru?”
“Seninle görüşmek istiyor.”
“Ben hasta değilim.”
“Bunu ona sen söyle.”
---
Doktorun ofisi çok sadeydi.
Ama duvarlardaki tabloların hepsi gökyüzünü gösteriyordu.
Bembeyaz bulutlar.
Ve boşluk.
Doktor hiç "hastasın" demedi.
Hiç “tedavi” demedi.
Sadece sordu:
> “Son zamanlarda gerçek olmayan bir şey yaşadığını düşündün mü?”
Elif cevap vermedi.
Cevap verecek kelime bulamadı.
Ama gözyaşları yanaklarından aktı.
Sessizce.
Doktor gözlüklerini çıkarıp defterine bir şey yazdı.
Ama Elif göremedi.
---
O gece ilk defa ağlayarak uyuyakaldı.
Ama uyandığında ağlamıyordu.
Uyandığında...
Gülüyordu.
Bölüm etkileşimi
