15. bölüm / 20
kırık düşlerbölüm 15 tanı
Bölümler 20Şu an: bölüm 15 tanı
- 1 bölüm 1 kırık düşler126 kelime
- 2 bölüm 2 Camın ardından259 kelime
- 3 bölüm 3: Gerçeklik Çizgisi275 kelime
- 4 bölüm 4: Bozulma228 kelime
- 5 bölüm 5: Gerçekliği kaybetmek195 kelime
- 6 bölüm 6: Sessiz Çöküş376 kelime
- 7 bölüm 7: Kim Olduğunu Unuttuğu Gün297 kelime
- 8 bölüm 8: Uyanış65 kelime
- 9 bölüm 9: Ayçanın Ölümü155 kelime
- 10 bölüm 10: Camların Ardından101 kelime
- 11 bölüm 11 uyandığında97 kelime
- 12 bölüm 12 abim hasta değildi258 kelime
- 13 bölüm 13 Ben kimim250 kelime
- 14 bölüm 14 aycanin vedasi244 kelime
- 15 bölüm 15 tanı327 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 bölüm 16 gerçeklik eğrisi267 kelime
- 17 bölüm 17 hiç bir şey274 kelime
- 18 bölüm 18 gerçek dediğin220 kelime
- 19 bölüm 19 kırık aynalar178 kelime
- 20 bölüm 20 sessizlik ve son170 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odaya ilk kez girdiğinde, sandalyeye oturmadı Elif.
Ayakta kaldı.
Gözleri duvar saatine takıldı, sonra pencereye.
Küçük, sakin bir odadaydı. Dışarısı güneşliydi. İçerisi sessiz.
Masada oturan doktor ise onun aksine oldukça sakindi.
İnce parmakları kalemin üzerinde bekliyordu.
Yüzünde alışılmış bir ifade vardı: Yargılamayan bir merak.
Elif, duvara yaslanarak konuşmaya başladı:
> “Ben… biriyle konuşuyordum. Ama şimdi yok. Hiç olmadı galiba, değil mi?”
Doktor kalemini oynattı. Ama hâlâ yazmıyordu.
> “Ayça diye biri vardı. Sadece ben duyuyordum. Onunla dertleşiyordum. O beni teselli ediyordu.”
> “Bazen uyanıyordum, odamın köşesinde dikiliyordu. Gerçek gibi... Gerçek gibiydi.”
Bir an sustu.
Sonra ekledi:
> “Annemin bana bağırdığını hatırlıyorum, ama sesini duymuyordum. Çünkü Ayça daha yüksek sesle konuşuyordu.”
---
Doktor, yavaşça defteri açtı.
Elif’in cümlelerini yazarken, göz ucuyla onu izliyordu.
> “Peki başka? Sadece Ayça mıydı?” dedi sessizce.
Elif başını eğdi.
Çok uzun zaman sustu.
Sonra, o en ağır gerçeği dudaklarından döktü:
> “Ben… birini gömdüm. Abimi.”
Doktor durdu.
Kalem bile dondu o anda.
Elif gözyaşlarıyla devam etti:
> “Ama sonra... abim okuldan geldi. Çantasını attı koltuğa. Annem ‘hoş geldin’ dedi.”
> “Ben delirdiğimi düşündüm. Ya da... belki rüya. Belki kabus. Belki geçmiş. Belki ben yanlış hatırlıyorum sandım.”
Ama sonra içini çekerek devam etti:
> “Ama hatırlamıyorum. Hangisi gerçek bilmiyorum. Ölmüş müydü? Yaşıyor muydu? Ya da hiç var olmamış mıydı?”
---
Doktor defteri kapattı.
Yavaşça ayağa kalktı.
Elif’in yanına geldi, göz hizasına indi.
Sesi titremiyordu.
Çünkü bu tanı, sadece bir kelimeydi.
Ama o kelime, Elif’in tüm geçmişini yeniden yazacaktı:
> “Elif… şizofreni belirtileri gösteriyorsun.”
---
Odada sessizlik hâkimdi.
Elif nefesini tuttu.
O kelimenin anlamını zihni almaya çalıştı.
Sonra yutkundu.
Ve tek bir şey söyledi:
> “Peki… bu benim suçum mu?”
Doktor hemen cevapladı:
> “Hayır. Bu senin suçun değil. Bu senin gerçeğin.”
---
Elif’in gözleri doldu.
Ama bu sefer korkudan değil.
Bir şey ilk defa yerli yerine oturmuş gibiydi.
Kafasının içinde yıllardır bozulmuş olan puzzle...
Sonunda şekil almaya başlamıştı.
Ama bu sadece bir başlangıçtı.
Çünkü hastalığın en zor kısmı tanıyı almak değil, tanıyla yaşamak olacaktı.
Bölüm etkileşimi
