1. bölüm · KİRALIK SEVGİLİM
Giriş
Herkesin hayatında bir dönüm noktası vardır. İşte benim dönüm noktam, nokta dediğime bakmayın geçmişimin kara lekesi, arttırıyorum kara deliği olan o günü kısaca şöyle özetlemeye başlayayım.
Sokağın ortasında bütün makyajı akmış, üzerinde gelinlik olan bir kız görseniz ne yapardınız?
Ben doğrudan gülerdim herhalde.
Tabii o kız ben olmasaydım.
Evet doğru duydunuz. Gelinlikle, sokak ortasında rezil mi rezil bir şekilde koşuyordum. Çünkü hayatımın aşkı dediğim, birlikte yuva kurmak istediğim adam herkesin önünde:
“Leyla ben yapamayacağım. Bu sorumluluğu almaya hazır değilim. Lütfen beni affet.”
Demiş ve nikah masasından kalkıp gitmişti.
Asalak ben “evet” diye bağırmak için sabırsızlanırken terk edilmiştim. Hem de bütün sülalenin önünde. O anı bir düşünsenize… ya da boş verin, düşünmeyin. Ben düşündükçe fena oluyorum.
Nikâh masasında, çöpün kenarına atılmış, kediler köpekler yesin diye bırakılan ağzı açık ekmek poşeti gibi, ağzım açık bir şekilde kızarıp bozarmış halde Yağız antilobunun arkasından bakakalmıştım.
Sonra ne mi oldu?
Kafamdaki duvağı tek hamlede söküp attım.
Ayakkabımın birini çıkarıp elime aldım ve Yağız antilobunun peşinden koştum.
“Şimdi mi geldi lan aklına sorumluluk alamayacağın?” diye bağırarak ayakkabının topuğunu kafasına geçirdim.
Evet evet yaptım bunu. Hak etti çünkü.
İnce topuklu stilettolarım… bembeyaz güzelim ayakkabılarım… Yağız antilobunun kanıyla boyandığı için çok üzüldüm ve ağlayarak nikâh salonunu terk ettim.
Evet, ayakkabılarıma üzüldüğüm için ağladım ve orayı terk ettim.
Siz ne sandınız?
Sakın bana nikâh masasında rezil olmama, hayallerimin yıkılmasına ya da Yağız antilobunun bana bunu yapmasına üzüldüğümü falan mı?
İlahi siz çok komiksiniz?
'Leyla yeter bence, konuyu dalgaya vurarak olayı normalleştiremezsin. Adam seni terk etti, terk.'
Her neyse… bu benim iç sesim. Laflarının pek ayarı ve filtresi olmayan iç sesim.
Çoğunlukla hayatıma karışır ve araya girer. Siz ona pek aldırmayın.
'Hıhı tamam Leyla. Öyle yaparlar.'
Boşverin siz onu. Nerede kalmıştık?
Evet.
Güzelim beyaz stilettolarımın yasını tutmamın üzerinden 3 yıl geçti. Bu süreçte farklı hobiler edinmeye çalıştım.
Folklor, bale, salsa gibi birçok dans kursuna gittim ama dansın benim ilgi alanım olmadığını fark ettim.
Daha sonra gitar, piyano, saksafon kurslarına gittim fakat onların da bana göre olmadığını düşünüp el işleri ve resim kurslarına başladım.
Ve… benim ilgi alanım resim kursu oldu.
Bunun üzerine sertifikalar aldım ve kendime bir çift terapi resim kursu açtım.
“L’avinia”
L harfi ayrı. Bir farkımız olsun değil mi?
Evet, L’avinia kursumun adı. Anlamı Ölüm çiçeği. Şaka şaka… bir diğer anlamı o evet ama aslı 'hayalimdeki mükemmel sevgili' anlamında olan Lavinia.
'Ölüm çiçeği olan anlamını kullanıyorsun Leyla sallama. Logon bile o çiçek'
İç sesimi dinlemeyin sakın.
Şu an kursumda çiftlerle birlikte çeşitli tablolar yapıyor, onların birlikte anı biriktirmelerine yardım ediyorum.
Neyim ben, iyilik meleği falan mı?
'İnsanlara tahammülün bile yok Leyla kimi kandırıyorsun.'
Hayır, insanlara tahammülüm var. Sadece aşırı vıcık vıcık mutlu çiftlere dayanamıyorum o kadar. Ulu orta öpüşüp koklaşmasınlar canım, aile var sonuçta burada.
Haksız mıyım?
Hayatımı düzene sokmuştum ama bir gün hayat o düzeni bana sokmayı tercih etmiş olacak ki, bir anda kendimi partner kiralamak için kullanılan bir uygulamada kiralık sevgili ararken bulmuştum.
Sevgili hayat… umarım düzenimde yapmış olduğun bu değişiklik için mantıklı bir planın vardır.
Yoksa sana olan inancımı kaybedeceğim.
Yakında...
