13. bölüm · KİRALIK SEVGİLİM
12.Bölüm: Aşka geldik
Terasta oturuyorduk. Güney karşımda dimdik, her zamanki gibi sakin ve kendinden emin. Ben ise ayran bardağını elimde evirip çeviriyor, bir yudum içip boğazımda kalıyor diye korkuyordum. Kalbim deli gibi çarpıyordu.
'Geliyor gelmekte olan Leyla.'
Bende öyle düşünüyorum o yüzden heyecanımı gizlemeye çalışıyorum.
Güney derin bir nefes aldı, sonra tane tane, ağırbaşlı bir sesle konuşmaya başladı.
"Leyla… Uzun zaman olmadı biz tanışalı ama bunu sana söylemek istiyorum. Seninle tanıştığımdan beri hayatım değişti. Senin gülüşün, şaşkınlığın, hatta bazen saçmalamaların bile… beni kendine çekti. Özellikle ailen... aşırı eğlenceli ve samimi...Ben senden hoşlanıyorum. Gerçekten, ciddi bir şekilde." Dedi.
Sesli bir şekilde rahatlamış gibi nefesini verdi.
Bir anda beynim durdu. Ellerim titremeye başladı. Ayran bardağını masaya koymaya çalışırken az kalsın deviriyordum.
'Aptal! Aptal aptal aptal! Adam resmen itiraf etti, sen ne yapıyorsun? Bardağı devirip salak gibi durma! Bir şey söyle be kızım!'
Ben panikle, sesim titreyerek konuşmaya çalıştım.
"Şey… yani… sen… ben… ha?"
Gözlerimi kırpıştırdım. Yanaklarım yanıyordu. Ne diyeceğimi hiç bilmiyordum.
Rezillik yükleniyor...
Güney hâlâ sakin, hafif tebessüm etti.
"Evet. Ciddiyim. Seninle olmak istiyorum. Gerçek bir ilişki… eğer sen de istiyorsan."
'Şimdi tam zamanı! ‘Ben de senden hoşlanıyorum’ de! Salak salak bakma adama! Yoksa yine ‘ha?’ diyeceksin ve çocuk vazgeçecek Leyla!'
Ellerimi kucağımda ovuşturarak, kekelemeye devam ettim.
"Ben… yani… Güney… sen… çok… güzel konuştun. Ben… ben de… şey… seni… hoy..."
'Hoy ne Leyla? Ağğğ çıldıracağım şimdi!'
Cümleyi tamamlayamıyordum. Utancımdan yerin dibine girmek istiyorum.
Rezil oldum resmen rezil oldum. Allah'ım al canımı yalvarırım.
'Allah’ım akıl fikir ver şu kıza! ‘Ben de senden hoşlanıyorum Güney’ de! Üç kelime! Üç Leyla! Yoksa ben seni terk edip bu bedenden çıkacağım yemin ediyorum! Kurtul artık şu bekarlıktan of.'
Sonunda utana sıkıla, sesim neredeyse duyulmayacak şekilde,
"Ben de… sende hoşlanıyorum… galiba… yani… kesin…kendimden de hoşlanıyorum tabi. Yani... Şey."
'Beyin hücrelerine suni teneffüs yaptığımın Leyla'sı düzgün konuş artık.'
Gözlerimi kaçırdım, parmaklarımla masadaki peçeteyi parçalıyordum.
Utancımdan ölüyorum.
Güney yumuşak bir gülümsemeyle,
"Galiba değil, kesin olsun isterim." Dedi.
'Bak bak, adam seni sıkıştırıyor. Hadi cesur ol biraz şapşal! ‘Kesin hoşlanıyorum’ de ve gözlerinin içine bak. Yoksa yine salak gibi ‘hoy’ diye mırıldanacaksın!'
Beynim çalışmayı reddediyor gibiydi resmen.
Kızararak, ama bu sefer biraz daha yüksek sesle konuşmaya çalıştım.
"Tamam… kesin hoşlanıyorum. Ama… ben… ne yapacağımı bilmiyorum ki… Yağız antilobundan başka bir ilişkim olmadı yani olamadı acemi sayılırım bu konularda… Aptal gibi davranırım diye korkuyorum." Dedim hızlı hızlı konuşarak.
Güney güldü. Sakin, sıcak bir gülümseme.
"Sorun değil. Hallederiz."
'Oh be nihayet! Aptallık yapmadın. Ama hâlâ parmaklarını ovuşturuyorsun, dur Leyla! Ellerin durmuyor senin manyak!'
İçimdeki kelebekler resmen savaş çıkardı. Bir yandan mutlu oluyordum, bir yandan da utancımdan yerin dibine girmek istiyordum. Ellerimi kucağımda sıkı sıkı kenetledim ki titremesinler.
'Bir şey söyle! Gülümse bari! Yoksa manyak gibi suratın asık kalacak Leyla!'
Utangaç bir sesle, gözlerimi masaya dikerek. "Beraber… öğrenmek… kulağa güzel geliyor değil mi?" Dedim.
"Evet beraber öğrenebiliriz Leyla."
"Ama ben… çok beceriksizimdir bu işlerde. Uzun zaman oldu... öpüşmeyi unuttum...Yani… filmlerdeki gibi değil… ben… dudağımı yanlış tarafa koyarım herhalde…"
'Sen var ya Leyla çok fena ve azgınsın.'
Üç yıl olmuş bırakta birazda işin tadını çıkarayım.
Güney hafifçe güldü. O sakin, derin gülüşüyle. Elini masanın üzerinden uzattı ve benim titreyen elimin üstüne nazikçe koydu.
Yumuşak ve kendinden emin şekilde konuştu.
"O zaman ilk dersi ben veririm. Acele etmiyoruz. Senin rahat olman benim için önemli."
'Ohaaa! Elini tuttu! Kalp krizi geçiriyorum resmen Leyla.'
Kızarıklık yayılıyor mu yüzüme?
Yoksa terliyor muyum?
Allah’ım bu çocuk çok sakin, ben ise tam bir facia!
'Bir şey söyle Leyla, susma!'
Elimi çekmeye çalışıp sonra vazgeçerek, kekeledim.
"Tamam… Yani… ben de istiyorum. Ama… ya ben bir salaklık yaparsam? Mesela ayran içerken bıyık yaparım, sen de tiksinirsin… Ya da konuşurken birden konuyu değiştiririm… Benim ağzım hiç durmuyor ki…"
Güney başparmağıyla elimin üstünü yavaşça okşadı. Hâlâ çok sakin.
"O bıyığı da silerim. Konuyu da değiştirmek istersen değiştiririz. Senin o şapşal halin hoşuma gidiyor Leyla. Gerçekten."
Bir anda yüzüm alev alev oldu. Gözlerimi kaçırdım, ama elim hâlâ onun elinin altındaydı.
'Bak bak, ‘şapşal halin’ dedi. Adam seni kabul ediyor manyak! Şimdi ‘ben de senden hoşlanıyorum’ diye güzelce tekrarla. Titreme! Ellerin yine oynuyor, dur artık!'
Sende beni başgöz etmek için geberiyorsun Allah'ın belası.
"Ben… senden hoşlanıyorum Güney. Gerçekten. Ama lütfen… bana sabırlı ol. Çünkü ben… şu anda bile ne diyeceğimi bilemiyorum. Kalbim çok hızlı atıyor, ellerim terliyor… Bak görüyor musun?"
Elimi hafifçe kaldırıp gösterdim. Güney yine güldü ve elimi daha sıkı tuttu.
"Görüyorum. Ve çok tatlı buluyorum."
'Tatlı buluyormuş… Uff bu çocuk fazla ağırbaşlı. Senin içindeki fırtınayı bir bilse… Hadi Leyla, biraz cesur ol! Ona doğru eğil bari!'
Çok yavaşça, utangaç bir gülümsemeyle "O zaman… ilk dersi ne zaman veriyorsun?" Dedim.
'Utangaç mısın Sen şimdi Leyla? Asıl utanmadan Yatak odasının yerini soracak gibisin. Gaz veriyorumda sende abartma. Namus diye bir şey var.'
Güney’in gözleri parladı. Hafifçe öne eğildi.
"Şimdi olabilir."
Şimdi mi?
'Panik! Panik mod on! Kaçma sakın, kaçarsan öldürürüm seni Leyla.'
Güney’in Şimdi olabilir demesiyle kalbim resmen duracak gibi oldu. Gözlerimi kocaman açtım, nefesim kesildi. O sakin bakışıyla bana bakıyordu, sanki dünyanın en doğal şeyiymiş gibi.
'Manyak mısın kızım? Adam sana öpücük dersi verecek, sen donup kaldın yine! Bir şey yap, kaçma, erime, bayılma!'
Fısıltı gibi, sesim titredi.
" Ş-şimdi mi?.. Yani… burada… terasta?.."
Güney hafifçe gülümsedi. O ağırbaşlı, güven veren gülümsemesiyle. Sandalyesini biraz daha yaklaştırdı, dizlerimiz neredeyse değiyordu. Elimi hâlâ bırakmamıştı. Diğer eliyle usulca yanağıma dokundu. Parmak uçları çok sıcak ve nazikti.
"Evet… eğer sen de istiyorsan. Acelemiz yok Leyla. Senin kalp atışlarını duyabiliyorum neredeyse. O kadar hızlı atıyor ki…"
Aman Allah’ım yanağıma dokundu! Eridim. Tamamen eridim. Bu çocuk çok sakin, ben ise lav gibi yanıyorum.
'Bir şey söyle Leyla, aptal aptal bakma!'
Utangaçça gülümseyerek, gözlerimi kaçıramadan.
"Ben… istiyorum. Ama… çok utanıyorum."
'Alttarafı öpücük istiyorsun değil mi Leyla? Yani öpücüktür inşallah o. Bana hiç yansımadı çünkü.'
Güney yavaşça öne eğildi. Alnını alnıma dayadı. Nefesi yüzüme değiyordu.
Komaya gireceğim şimdi.
"Senin şapşallığın, utangaçlığın… hepsi beni sana daha çok bağlıyor. Gözlerin titriyor şu anda. Dudakların da. Çok tatlısın Leyla."
'Bayılacağım. Hadi cesaretlen biraz! Adam seni öpecek, sen de karşılık ver. Titreme Leyla!'
Gözlerimi kapattım. Güney’in dudakları çok yavaş, çok nazikçe benim dudaklarıma değdi. İlk başta sadece bir dokunuş… sonra daha derin, daha sıcak.
Ellerim kendiliğinden onun göğsüne gitti, tişörtünü hafifçe sıktım. Öpücük uzadıkça içimdeki panik yerini garip, sıcak bir huzura bıraktı.
Dudağımızı ayırdığında alnını yine alnıma yasladı. İkimiz de hafif nefes nefeseydik.
"Nasıl hissettin?" Dedi sakince.
Gözlerim hâlâ kapalıydı.
"Sanki… gökyüzü başımın üstüne indi. Çok güzel… Ama ben… doğru yapabildim mi? Yanlış bir şey yaptım mı?"
'Aptal! Güzel olduğunu söyle! Adam resmen seni eritti, sen hâlâ ‘doğru mu yaptım’ diye soruyorsun Leyla.'
Güney gülerek, saçımı kulağımın arkasına sıkıştırırken, "Mükemmeldi. Çünkü sendendi." Dedi.
Ben iptal arkadaşlar.
Kolunu belime doladı ve beni kendine doğru çekti. Başımı göğsüne yasladım. Kalbi güçlü ve düzenli atıyordu. Benimki ise hâlâ deli gibi.
"Bundan sonra da şapşallık yaparsam… beni terk etme olur mu?"
Güney saçlarımı okşayarak "Asla. Senin her halin hoşuma gidiyor. Şapşal halin, utangaç halin, gülüşün… hepsi." Dedi.
Uff… Bu çocuk tam bir adam. Ben de onun Leyla’sıyım artık. Kalbim duracak gibi ama… mutlu olmaktan.
'Hadi bakalım bu işi düzgün yaparsan yaşadın Leyla.'
Terasta, akşam rüzgârı hafif hafif eserken, onun kollarında kendimi ilk defa gerçekten güvende hissettim.
Ve mutluydum.
Aşka gelmiştim galiba.
***
