8. bölüm · Kimsenin kızı

VIII

Misli .

Op"Onunla tanışmadan önce aşkın sadece kitaplarda olduğunu sanıyordum."
Sabah kuşların cıvıltısı ile uyandım. Etrafıma bakındım balkondaki salıncaktaydım. Belim feci şekilde ağrıyordu. Geceyi hatırladım Emir ile sarılıp uyumustuk ve ben şuanda Emir'in göğsüne yaslanmış şekilde buldum. Bir kolunu boynumun altına sokup kolunu yastık gibi kullanmama izin vermişti. Diğer kolu ise belime dolanmıştı ama sıkmıyordu. Benim bir elim ise onun belindeydi. Gece uyuduğumuz pozisyondaydık. Kafamı kaldırıp Emir'e baktım uyuyordu. Kahretsin çok tatlı uyuyordu. Onu izledim uyurken huzurlu gözüküyordu. Boşta olan elimi dün öğrendiğim yarasının üstüne götürdüm. Okşadım, bundan sonra o uyuyana kadar yanında duracaktım. Dudaklarımı tişörtünün üstünden yarasına bastırdım. Emir'in belimdeki elinin sıkıştığını hissettim. Kafamı kaldırıp ona baktığımda beni izlediğini gördüm. "Kaçmamışsın" dedi. "Senden hiçbir zaman kaçmayacağım" dedim. Kolunu sıkılaştırdı. Balkona pat diye Emre ile Nisa girdi. Utandım. "Ooo çifte kumrular" dedi Nisa "ya Nisa" diyip onu susturdum. "Emir konuşalım mı" dedi Emir kollarını benden ayırıp kalktı ve Emir ile odasına gittiler. Nisa hemen yanıma oturdu "Gökçe" dedi. "Nisa sus sakın" dedim ve ayağa kalkıp mutfağa ilerledim. Nisa arkamdan geldi gelirkende popomu avuçladı. "Nisa" dedim. Pikanın mamasını verdim. Kapı çaldı,kapıya baktığımda onu gördüm babamı Nisa arkamdan görmüş olacakki "Emre koş" diye bağırdı. Aklımı kaybettiğimi hissettim kafamı iki yana hızla sallamaya başladım,ellerim titredi kulaklarım uğuldadı. Nisa'nın sesini işitemiyordum "hayır, hayır, hayır" geri geri yürüdüm. "Gitmeyeceğim oraya tekrar gitmeyeceğim" etrefimda Nisa'nın sesini duyuyordum ama ne dediğini anlamıyordum. Nefesim daraldığını kalbimin sıkıştığını hiseettim. "EMRE" diye bağırdü Nisa tek seçebildiğim o olmuştu. Bir şey bir kişi beni tutuyordu ama kimdi. Babam hâlâ bana kapıdan bakıyordu. Gözümden yaşlar sürüldüğünü hissettim. Sabah ne kadar güzel uyanmıştım oysaki. Sırtım balkonun kapısına dayanınca durmak zorunda kaldım. Babam hâlâ bana bakıyordu. Kendimi boş bir evde hissediyordum. Görüşüm bulanıklaşmaya başladı. Bilincim kapanmak üzereydi son gördüğüm şey ise Emir'in yüzüğdü.
Emir. Saat 12:03
Nisa'nın bağırması ile Emre fırladı. Arkasından gittiğimde kapıda bir adam vardı. Emre önce adama dönüp baktı sonra Gökçe'ye "Gökçe" diye inledi sanki gözlerim Gökçe'ye kaydı sırtını balkon kapısına yaslamış kafasını iki yana sallıyordu ve ağızımdan sadece tek bir cümle dökülüyordu 'oraya tekrar gitmeyeceğim' diyordu ona ilerledim. "Gökçe" dedim ellerimi yüzüne yerleştirdim "Gökçe yapma ağlama" dedim sesim çaresiz çıktı. Gözlerinin yavaş yavaş kaymaya başladığını fark ettim "Nisa " dedim Nisa buraya baktı. "Nisa bilinci kapanıyor bayılıyor Nisa bayılmasın" dedim Gökçe'yi tuttum. "Gitmesin Nisa. Gökçe gitmesin beni bırakmasın" Gökçe artık kollarımdaydı onu bırakmayacaktım. "Emir" dedi Emre ve Gökçe'yi kucağına alıp koltuğa yatırdı hemen Gökçe'nin yanına gidip elini tuttum. Nisa nefesini kontrol etti. Emre ise adama bakıp "sen onu bırakıp gittiğinde bu hale geldi şimdi senin bırakmana bile gerek yok çünkü siktir git artık Gökçe'nin hayatından daha fazla acı çektirme" kapıyı sertçe adamın yüzüne kapattı ve Gökçe' ye baktı. Nisa gökçenin ayaklarını uzatmış kafasını kaldırmıştı. Sınav senesi bunları yaşamamalıydı Gökçe. " Nisa iyi olacakmı" dedim Nisa olacak der gibi bana baktı. O kadar acıya katlanıpta Gökçe bayılmasına katlanamıyordum. " Emre taşınsakmı" dedi Nisa" geçen ayda geldi ondan önceki ayda Gökçe onu görünce bayılıyor bir süre sonra beyininde hasar oluşmaya başlayacak" hayır olmayacaktı Gökçe'ye birşey olmayacaktı. "Siz razımısınız taşınmaya" dedi Emre bana bakarak "Gökçe için iyi gelicekse olur" dedim hemen. Pika yanıma geldi kafasını Gökçe'nin karnına koydu. Pika hissediyordu herşeyi hemde. Elimi Gökçe'nin elinden çekmeden diğer elim ile pikayı okşadım. "Emir sen Gökçe'yi çok mu seviyorsun" dedi Nisa bana "sevmiyorum ki" dedim Nisa'ya bakarak "ben ona aşık olmuşum fark etmeden" diye ekledim. "Emre sana birşey soracağım Gökçe hakkında" dedim Emre bana dönüp sor der gibi baktı. "Gökçe uyurken çok fazla mırıldanıyor ve kendine zarar veriyor bunu neden yapıyor" Emre bilmiyorum der gibi kafasını salladı. " Ben ev bakayım" dedi ve Nisa kalktı. Bende Gökçe uyanana kadar bekledim.
Gökçe. Saat 12:47
Gözlerimi araladığımda Emir'i gordum. Bana bakıyordu ona baktım "iyimisin" diye sordu "iyiyim biraz kafa ağrıyor sadece" dedim. Kahvaltı yapmışlardı ben açtım Emir bunu fark etmiş olacakki bir tost ile meyve suyu getirdi. Koltukta oturup onları yedim. "Kalp randevum vardı saat kaç" dedim Emir'e "12:47" diye cevapladı. Geç kalmamıştım "seninle gelmemi istermisin hem motorum bakımdan çıktı" dedi "olur" dedim ayağa kalktım yaz gelmişti. "Emre ile Nisa nerede" dedim "odalarında" dedi. Odama gittim üstüme şort ve bol bir tişört giydim. "Hazırım" dedim Emir'e bakıp motorunun anahtarını aldı. Bende pikanın kafasını öptüm kafasında ruj izim kaldı. Evden çıkıp asansöre bindik. "Gökçe sarılayım mı sana" dedi Emir şaşırdım hatta utandım kollarımı açtığımda bana sarıldı. "Sana birşey olacak diye çok korkuyorum lütfen beni bir daha korkutma" dedim bende ona sarıldım asansör kapıları açılınca otoparkta olduğumuzu anladım. Emir'in motoru Kawasaki ninja ZX siyah olanındandı. Kaskını takıp bana başka bir kask uzattı kaskı taktım. Motora bindi bende arkasına binip ona sarıldım düşmemek için. 20 dakika içerisinde hasteneye geldik. Giriş işlemlerimi açtım. Doktor EKG çekinmeden bakmadığı için EKG çrkmen için EKG odasına gittim. "Gökçe doktorun söylediklerini bize anlatmıyorsun doktor odasında bende olacağım" dedi kafamı tamam anlamında salladım. EKG çekildi ve doktor odasına girdik. Doktor üstümü çıkarttığı için Emir perdenin arkasında duruyordu. Eko çekimi bitince Jeli silip tişörtümü giydim. Doktor ile konuşmak için masasının önünde bekledik ve doktor söze başladı "Gökçe ilerliyor kontrol altında tutmakta zorlanıyorum" dedi Emir'in yaslandığı yerde dikleştiğini hissettim. "Çok fazla stres yapıyorsun bu kalbini etkiliyor böyle giderse kapak değişimi ameliyatı olmak zorunda kalırsın" alışıktım bana fazla koymuyordu ama Emir bunları ilk defa duyuyordu çünkü onlara sadece ilerlediğini ama ciddi bir durum olmadığını söylüyordum. "Tam olarak Gökçe'nin nesi var" diye sordu Emir bunu sormamalıydı. Onlar sadece ritim bozukluğunu biliyorlardı. Elimi alnıma yerleştirip nefes almaya çalıştım. "3 kapağında yetmezlik ve ritim bozukluğu var. Aort kapak yetmezliği ciddi seviyede ve Gökçe bunun ameliyatını kabul etmiyor kabul etmediği taktirde bayılmaları sıklaşacak ve hatta kalp büyümesi ve ya yetmezliği gibi şeyler ortaya çıkmaya başlayacak. Mitral kapak ve pulmoner kapakta bulunan yetmezlikler orta seviyede ilaç ile kontrol altına alınabiliyor. Son olarak ise ciddi seviyede ritim bozukluğu var" dedi. Teşekür edip odadan çıktık motora kadar ikimizde konuşmadık. Motorun başına geldiğimizde " Gökçe seninle bir yere gitmek istiyorum" dedi tamam diyip kafamı salladım. Kaskı taktık iki saattir hastanedeydik. Yağmur yağmaya başlamıştı ama rahatsız etmiyordu. Hava kapalıydı. Yarım saat gibi bir sürnein ardından motor yavaşladı mezarlığa gelmiştik. Emir motordan indi onu takip ettim. Bir mezarın başında durdu. İsmi yazmıyordu mezarın biraz geride durdum. Emir'in omuzlarının düştüğünü hatta titrediğini gördüm ağlıyordu. Yanına gitmek ile gitmemek arasında kaldım. Yanına gidip önce duamı ettim sonra elimi Emir'in sırtına koydum. Şu an açıklama yapmamalıydı yaparsa bende ağlardım. Kenardaki mermerden yapılmış otura oturdu. Bende yanına çömeldim. Mezarın üstünde sadece -ruhuna Fatiha- yazıyordu isim yoktu. Emir biraz sakinleşti. "Babaannem" dedi mezara bakar. "Bu hayata bana değe veren tek insandı onuda hayat benden aldı" dedi içimde bir şeyler kırıldı. Yağmur biraz hızlanınca çömeldiğim bedenimi Emir iki bacağınım arasına alıp üzerime hafifçe eğildi. Konuşmadım sevdiği birinin yanında ağlması iyi bir şeydi ben hiç tatmamıştım o duyguyu. "Gökçe sende benden görmezsin değil mi" dedi "gitmem" dedim ayağa kalktı "daha fazla ıslanmadan gidelim" dedi mezar taşını öptü ve yanıma geldi. Kendimden hiç beklemediğim bir hareket ile parmak uçlarıma çıkıp yanağına masum bir öpücük bıraktım. Şaşırdı ama birşey demedi. Motora binip kısa sürede eve geldik. Ders çalıştım gece yarısı olmuştu ders çalışırken. Uyumaya hazırlanıyordum ki kapım çaldı" gel" dedim. Emir odaya girip kapıyı arkasından kapattı " birlikte uyuyalım mı" dedi " tek uyumak istemiyorum" diye ekledi kafamı tamam anlamında salladım. Gece lambasını da yatağa yattım pika kucağıma geldi ona sarıldım. Emir'de pikanın yanına karşıma yattı o da pikaya sarıldı " iyi geceler" dedi bana bakarak " iyi geceler dedim ve uyuduk.