1. bölüm · Kimsenin kızı

I

Misli .

“Bazı insanlar annesiz büyür… ben de onlardan biriydim.”
Diye başlamıştı kitap. Saçma gelmişti bir kitap niye böyle baslarki demiştim içten içe. Etüt zili çalmasıyla kitap kapağını kapatıp etrafa bakındım. Kimse kalmamıştı. Eşyalarımı toplayıp sınıftan çıktım. Çıkışa yönelirken "Gökçe bekle!" Erel'in sesiyle yavaşladım."Sonuçlar açıklanmış" dedi ardından ve dershanenin duvarında sonuç tablosuna baktı. İstemsizce baktım ' gökçe reneta akkaz ' deneme sonucum iyiydi ismimi sevmiyordum ama değiştirmekte istemiyordum." Kızım 452 puan ne" dedi Erel "407 almışım" diye ekledi. Derslerimde başarılı olmam gerekiyordu. "Yükselmişim" dedim Erel'e bana baktı "çıkalım artık geç oldu" diye söylendim. Dershaneden çıktık yağmur yağmıştı ve hâlâ ince ince yağmaya devam ediyordu. Erel ile yürümeye başladık. Evlerimiz karşılıklı dairelerdeydi. "Markete uğramamız gerek" diyerek sessizliği bozdum. Erel kafasını aşağı yukarı sallayarak beni onayladı. Markete girip bir kaç abur cubur aldım. Eve geldik kapıda Erel gıcık olsun diye dil çıkardım ve kapıyı hızla kapattım "kertenkele gibi sürekli dil çıkarıyorsun" demesini apartmanda dinledim dudaklarımdan istemsizce minik bir kahkaha kaçtı. Evin ışıklarını yaktım "pika kızım" diye seslendim "pika neredesin " dedim ardından çantamı girişe asıp evi dolaşmaya başladım. Yatak odama girip üstümü değiştirdim. Pika ise oturma odasından koşarak geldi. Eğilip ona ödül maması verip sevdim. Ardından mutfakta birşeyler atıştırıp yatağa yattım. Telefonumu elime aldığımda ne annemden ne de babamdan mesaj yoktu. Annemden mesaj atmasını beklemiyordum ama babam atar diye düşünüyordum. Annem beni istemiyordu. Nedenini bende bilmiyordum. Ama umrumdada değildi benim için akademik başarım daha önemliydi. Telefonu kapatıp gece lambasını kapattım. Pika direkt kucağıma geldi ona sarıldım. Kapımın çalınması ile yataktan fırladım pika havlamaya basladı. Kapı kilitliydi saat gece yarısını çoktan geçmisti kim olabilirdiki bu saatte? Erel olabilirmiydi? Sanman, kapı bir kez daha çalınca kapıya yoneldim. Kapı deliğinden baktığımda kuzenim Emre ve arkadaşı Emir'i gördüm. Kapıyı açar açmaz Emre "kuzen ne yaptın?" Diyerek eve girdi. Elim kapıda kaldı ve ona baktım arından
Emir de girince kapıyı kapatıp yanlarına gittim. "Sen salakamısın Emre" sinirlenmiştim "İnsan haber verir geleceğim diye evde tek yaşadığımı biliyorsun" dedim. Ellerimi belime yerleştirip "hosgeldiniz, niye geldiniz lan bu saatte?". Pika yanıma geldi kafasını okşadım." Baban gönderdi" diye yanıtladı emir beni babamı gönderdi,niye gönderdi? Kalp hastası olduğumumu öğrendi iyide bunu ben,Erel ve Şeyma abladan başka kimse bilmiyordu. "Gökçe babam sadece seni merak edi..." Emre sözünü tamamlamadan söze atladım "Emre babam beni merak ediyorsa beni niye aramıyor Emre babam beni istemiyor mu?" Sesimin titremeye başladığını hissettim hayır ağlayamazdım. Ellerimi saçıma geçirip çekiştirdim sırtımı duvara yasladım duvara sürtünerek yere oturdum kendimi boş bir okyanusta hissediyordum. Kalbimin atışı bir an kulağımda büyüdü, sonra sanki tamamen sustu. "Emre" dedim sesim mırıltı gibi çıkmıştı ben bile zor duymuştum. "Gökçe sakin olmalısın" kulağıma eğildi "kalp hastalığını biliyorum" diye mırıldandı. Hayır bu olamazdı bunu kimsenin bilmemesi gerekiyordu. Buna Emre bile dahildi. "Ben biraz dışarıya çıkayım" dedi Emir. Kabanını giyip evden çıktı. "Emre bunu bilmemen gerekiyordu" dedim Emre'ye bakarken karşıma gelmişti elleri bileklerimdeydi ellerimi saçlarımdan çekmeye çalışıyordu zihnim bir anda beni geriye çekmişti.
Sıcak bir yaz günüydü. Güneş havada parlıyordu. Etrafta çocuklar koşuyordu. Beni aralarına almıyorlardı 4 yaşındaydım . Apartmanın altında sırtımı duvara yaslamış karşımdaki anne kıza bakıyordum yanlış hatırlamıyorsam kızın adı mineydi. O zamanlar annem beni istemiyordu. Gözümden yaşlar süzülüyordu. "Gökçe" Emre seslenmişti o zamanlar Emre 6 yaşındaydı. Ellerim kulaklarımdaydı çünkü Mine dediğim kız annesine benim annem olmadığını söylüyordu. Emre karşıma gelip ellerini bileklerime yerleştirip yine ellerimi uzaklaştırmaya çalışıyordu " Gökçe bana bak. Abicim bana bak hadi" ama ona bakamıyrodum. Emre bir anda kalkıp Mine'nin yanına gitti." Abla burada değil başka bir yerde konuşsanız olurmu" diye annesine nazikçe sormuştu. Kadın gitmeyi reddedince Emre beni kucağına alıp apartmana girip annesinin yanına getirdi. Küçük olduğum için anlayamıyordum annemin neden gittiğini anlamamıştım ama Emre'nin benim her yaşımda yanımda olduğunu hatırlıyordum. Annemin boşluğunu zamanla Emre annesi ile kapatmıştı.
Emre'ye zorla baktım "Emre nereden biliyorsun bunu,babama demedim değil mi lütfen dememiş ol babam beni istemiyor öğrenirse bana acıyıp beni yanına alır" sesim çaresizdi. Emre bana baktı onun gözlerinde huzur vardı. Gözlerim kahvelerine kilitlendi. Sonra ise "senin popondaki bene kadar biliyorum Gökçe seni" dedi istemeden kıkırdadım. Ben gülünce o da güldü. "Hah gül şöyle,kalk bakalım bir su iç yat yarın dershaneye gidiceksin sınava az kaldı kafanı dağıtma bunlarla". Ayağa kaldırıp mutfağa götürdü beni su verdi suyu içtim "üniversiteyi nere seçmeyi düşünüyorsun işimi oraya ayarlayayım." Deneme ile yks ayrıydı üniversite nereye gideceğimi bilmiyordum. " Bilmiyorum" diye sorusuna cevap verdim. Emre 24 yaşında özel bir hastanede psikolog olarak çalışıyordu. Benim yüzümden başka bir yere gitmesini istemiyordum. "Büyük ihtimalle Ankara üniversitesi istiyorum" dedim üniversite hem evime çok yakındı hem de Emre hastaneden ayrılmak zorunda kalmayacaktı. " Bölüm seçebildin mi?" Diye sormuştu hayır seçmemistim eşit ağırlık seçtigim için az bölüm vardı. Emre gibi psikoloji okumak istemiyordum. Hukuk seçebilirdim hem ezberim güçlü hem de savunma yapabiliyordum ve ben zaten avukat olmak istiyordum. " Hukuk seçicem" dedim kalcamı masaya yaslayıp Emre'ye baktım. " 3 hafta kaldı sınava" çok az kalmıştı sınava, sınav yaklaştıkça stres yapıyordum stres ise vücuduma vuruyordu. Stresten dolayı konuşmam da bozukluk oluyordu, kalp hastalığım ilerliyordu. Defalarca Emre ile konuşmuştum ama stresle başa çıkamıyordum. Gözüm dolaptaki takvime kaymıştı. Yarın 30 Mayıs'tı doktor kontrolüm vardı. "Emre" dedim anında "he" dedi bana baktı. "Yarın kontörlüm var" dedim. Ona bakarken saat 02:10 olmuştu. Emir eve gelmiş odasına gitmişti. "Yarın gelmemi istermisin doktorun yanına" diye sordu Emre "yok,yok işine git sen ben sana haber veririm ayrıca geç oldu yatsak mı" dedim Emre beni onaylar gibi kafasını salladı "iyi geceler" diyip odama giderken "pika gel kızım" diye pika seslendim. Odanın kapısını pika gelince kapatıp yatağa yattım pika ise kucağima yattı ona sarılıp karnını okşadim "koca kız oldun" diyip kafasını öptüm. Pika Golden türü bir köpekti. Onu bulduğumda yeni doğmuştu ,çöp konteynerın yanındaydı. O da benim gibi terk edilmisti. Şuan iki yaşında kocaman bir kız olmuştu. Hayatımın en zor zamanında karşıma çıkıp hayatı tekrar sevmeme yardım etmişti. Pika sakat bir köpekti bu daireye taşınırken bir ihmal sonucunda araba çarpmıştı iki hafta yoğun bakımda kalmış ama yine de hayata tutunmuştu. Bazen korkunca kasılıp kalıyordu ve sol arka ayağına basamıyordu. Patisini avucumun içine koydu. O an eridiğini hissettim. Cenin pozisyonunda yatıyordum bir kolum pikanın altında diğer ise pikanın üstündeydi elim ağzındaydı pikanın diğeri ise patisini tutuyordu. Pika bu evde sadece bana yaklasıyordu. Emre ile Emir sık sık evde bağırarak konuşuyordu pika bundan korkuyordu. Zihnim doluydu,sürekli bir şeyler düşünüyordum. Kendimi uykunun kollarına teslim ettim.