5. bölüm · Kendi Geçmişinin Hedefi

5.Bölüm

Gizemlikız Gizemlikız

Demirhan Sancar'dan

"Teşekkürler Kartal", "görevim" Kimse bilemezdi bir gün kurtardığım canlardan birinin daha yeni öğrendiğim biyolojik abinin kızı olacağını. Özel harekat tan olanlar içeri girmişti, köylüleri çıkarmak için. Özel harekatın komutanı elindeki telsizle yanıma geldi, "Sizin albay" Kafamı salladım sadece, hazır ola geçtim, beni görmeyeceğini biliyordum ama saygıydı bu, hak edene verilen türden.

"Albayım", "Kartal durum nedir" Ne olduğunu öğrendiğinden emindim, neden şimdi tekrar bana sorduğu ise tartışılırdı. Kısa bir özet geçtiğimde sıkıntılı nefes alma sesi geldi karşı tarafdan "bir sorun mu var komutanım" "Yüzbaşı şimdi söyleyeceklerimden sonra sadece kolsuzu yaralama hakkın var, öldürmek veya ağır yaralamak yasak anlaşıldı mı? " Düşündüğüm olmasın lütfen "anlaşıldı mı asker" Yüksek sesle bağırdım "Emredersiniz komutanım".

"Yıllar önceki patlamayı kolsuz yapmış" Kolsuz yapmış, arkamda duran it, bu kadar acıyı çekmeme sebep olan olayı bu it yapmış, hayatımı karartan kişi şuan arkamda ha. "Asker eğer dediğime uymazsan askerlikten olursun, anlaşıldı mı yüzbaşı" Sonu hafif yüksek sesle söylemişti. Zorla kendimi toparladım. "Emredersiniz komutanım" Ne kadar dayanırım işte orası şüpheli. "Helikopter geliyor asker elinizi çabuk tutun", "Emredersiniz komutanım"

Konuşma sonlandığında arkamı döndüm, mert ve alp'in bir şeylerin ters gittiğini anlaması uzun sürmemişti. Önce merte sonra alpe baktım, "şerefini siktiğim bu iti öldürecek dereceye yaklaştırdığımda beni durdurun" Mert hızlıca önüme geçti "albay izin verdi mi" Bazen yukarıdakileri dinlememe gibi bir huyum oluyordu. "Öldürmem yasak ama dövmem serbest" Alp sırıtarak önüme geçti "ne olduğunu anlatırsınız komutanım sizden sonra bir turda biz dövelim" Güldüm, canım acıyordu ama fiziksel değil, bu zamana kadar tek hissettiğim duygunun verdiği acıydı.

Aziz yanıma geldi,"sorun ne yüzbaşı" Hepsinde gözlerimi gezdirdim, bakışlarım küçük kızda durdu ismini hatırmalıyordum. "Sizi ilgilendiren bir durum değil başkomiser sadece küçük kızın korkmaması için biraz uzaklaşın" Konuşmasına izin vermeden, kolsuz itine yürüdüm daha yeni yeni ayılmıştı.
"Oooo yüzbaşı öğrendin mi" "Cibiliyetini siktiğim oruspu çocuğu" Güldü ciddi ciddi, eceline gülüyor. "Acımadım biliyormusun yüzbaşı, o kadar dik başlı, cesur, korkusuz ve dirençliydiler ki dayanamadım..."

Alp'in sesi geldi "komutanım sakin olun" Şeref yoksununun insanın kulağını tırmalayan sesi geldi "sıra onlarada gelsin mi yüzbaşı" arkamı döndüm şuan ona vurursam dayanamaz öldürürüm. "Hadi ama komutan öylece duracakmısın" Önünde eğildim "durmayacağım ama seni de öldürmeyeceğim, ölüm sesin için kurtuluş olur yavaş yavaş acı çektire çektire hem ifadeni alacağım hemde seni öldüreceğim" Korkmaya başlamıştı.

"Nasıl olacakmış" Dudaklarımda göreni kaçırabilecek bir gülümseme oluştu. "İkimizin arasında özel olsun isterdim ama ufak bir anlatım yapabilirim, iç organlarını tek tek bıçaklayacağım, derini soyacağım" Titremeye başladı, istediğim oluyordu "yapamazsın üstleriniz emir vermeden hiç bir halt yapamazsınız", "eğer konuşmazsan bunu yapmam için bana emir bile verirler soysuz it"

Ayaklandım mert'e döndüm "mert bu iti sen al, aziz komiser helikopter bizi almaya geldi, yola çıkalım. " "Tamam yüzbaşı" Kendi timine bir şey söyledikten sonra ilerlemeye başladık. 1-2 saat sonra helikopterin oraya gelmiştik. Herkes bindiğinde en son ben bindim. Kan kaybettiğim için hafif başım dönmeye başlamıştı bile. Yavuz'un konuşmasına dikkat kesildim.

"Yüzbaşının yaralarına bak oğlum" Bir sürü hışırtıdan sonra sanırım konuştuğu kişinin yanıtını duydum"Tamam komiserim".Gözlerim kapalı olduğu için kim nerde oturuyordu bilmiyorum. "Komutanım", tek gözümü açarak karşımdaki adama baktım kısa boyluydu, buradaki en kısa kişi olduğunu bile söyleyebilirim. "Efendim", elindeki sağlık çantasını işaret etti " Yaralarınıza bakayım".

"Gerek yok aslanım, sen git otur", hemen arkasında oturan Aziz'e baktı ardından yanındaki Yavuz'a. Aziz ufak bir baş sallayarak beni onaylamış oldu. Helikopter inişe geçtiğinde, yerimizde dikleştik. Merdiveni sallandırdığımızda polislerin hepsi indi, halatı toplayarak sırasıyla atladık. Biz hazırola geçtiğimiz de albay bana, sonrada dokunmadığım ite baktı.

"Asker", " Emredersiniz komutanım" Albay hepimizde hasar taraması yaptıktan sonra görmediğimiz arkadaki kör bir noktaya baktı, hafif gülümsedi. "Serbestsiniz", daha ne olduğunu anlamadan sırtımıza birileri atlamaya başladı, yeri boylamıştık. Emir'in sesi geldi "Komutanım sizi göremeyeceğim sandım" Ağlamaklı konuşmuştu, Mert'in üstüne atlayan Bora'nın sesi geldi "komutanım valla bizi bir daha arkada bırakmayın"

"Çekilin bakayım bende sarılacağım" Üstümüze atlarsa altta kalacağını bilen akıllı bacım selin'imin sesi geldiğinde üstümdekileri iteledim. Selin tepemizde dikilmiş, kollarını göğsünde bağlamış şekilde bakıyordu. Mert ve Bora'da ayaklandığında hepimize sıkıca sarıldı.

Albayın konuşmasıyla tekrar hazırola geçtik "yaralarına baktır asker, sonra rapor vermeye gel", " Emredersiniz Komutanım" . Diğerleri tim odamıza giderken, revire gittim. İçeriye girdiğimde içerideki doktorlar ayaklandı "yaralarıma baktıracaktım", içerideki kız "Ah tabi buyrun" , sedyeye oturduğumda üstümü çıkardım yaralarıma bakması bitince masasının oraya gitti reçete yazacaktı büyük ihtimalle.

Biyolojik aileye benziyordu, sanki bir yerde gördüm ama neyse eve gidince araştırırdım. Beni tanıyordu , yüzüme baktıktan sonra bir anda gözlerini kaçırması, ağzında bir şeyler gevelemesi, konuşurken ah falan demesi beni tanıdığını gösteriyordu ama nereden. Önümdeki kız kağıdı bana uzattığında aldım "ağrınızı hafifletmesi için ağrı kesici, iltihap kapmaması için antibiyotik yazdım ama sargılarınızı değiştirmeyi unutmayın", "anladım".

Albayın odasının önüne geldiğimde kapıyı çaldım, gel sesi geldiğinde içeriye girip hazırola geçtim. "Otur Demirhan" İsmimle seslendiğine göre resmiyet kalkmıştı, direkt oturdum. "Kolsuzun sorgusuna girmeyeceksin", "komutanım hayatta olmaz". Çok da yumuşaklık barındırmayan sesi odayı doldurdu. " Demirhan o adam sağlam lazım senin eline verip de komaya sokmana izin veremem".

"Komutanım o sorguya zorlada olsa gireceğimi biliyorsunuz, o sorguya girerim ,o iti de konuştururum", " Tamam gir ama eğer ağır yaralanırsa sonuçlarına katlanırsın". Ayaklandım "emredersiniz komutanım". "Yüzbaşı yanına Yavuz ve Aziz'i koyacağım, kendin durmazsan onlar durduracak anlaşıldı mı? "." Komutanım Yavuz benim Öz abim biliyorsunuz değil mi"

"Biliyorum sırf bu yüzden koyuyorum". saçlarımı çekiştirdim. "Komutanım beni o halde kimse görmeyecek özellikle Yavuz" .
Yıllardır silah tuttuğunu ve yaşlandığını belli eden ellerini masanın üzerine koyup birleştirdi. "Saklamayı değilde paylaşmayı öğren Demirhan şu zamana kadar yaşadığın tek duygulardan olan sinirini paylaş, etrafında seni sakinleştirebilecek, akıl verebilecek insanlar olmasına izin ver".

"Komutanım yıllar önce verdim birilerine ama gözlerimin önünde öldüler, sırf beni koruyabilmek, sakin tutabilmek için, bir can daha veremem sikik bir duygu için" Sıkıntılı bir iç çekti "yıllardır bastıyorsun oğlum patladığında her yere zarar vereceksin, o korumaya çalıştığın insanlara da". " Vermem komutanım ben sevdiğim kimseye bile isteye zarar vermem.

Duruşumu dikleştirdim "çıkıyorum komutanım". Son umut kırıntısıyla gözlerime baktı "askerliğini düşün Demirhan masum canları ve vatanını korumak için savaştığın mesleğini düşün, yanlış bir şey yapma". Sadece başımla onayladım, sözünü verebilirbiydim bilmiyorum ben canımdan çok sevdiğim mesleğimi, canımdan çok sevdiğim insanları öldüren adam için yakabilirmiydim bilmiyorum.

Tek bildiğim bir şey var bu dünyada kimse masum bir can daha almasın diye dayanacaktım.