1. bölüm · Kendi Geçmişinin Hedefi

1.Bölüm

Gizemlikız Gizemlikız

Düz olmak iyidir belki karmaşık olmaktansa. "Kartal timi 3 dakika içinde içtima alanında olun" Demirhanın sert ve gür sesiyle timin en küçüğü ranzadan düştü, hemen ardından mert kalkarken kafasını yukarısındaki ranzaya çarptı, Bora en sakin uyanan olarak ranzasından aşağıya inmiş hazır ola geçmişti. Alp hemen onun yanındaki yerini alırken, Demirhan timin tek kızı olan selinin odasının kapısını çaldı, Selinin uykusu Demirhan'dan sonra en hafif olanıydı komutanının kapıya vurmasıyla ayaklanmış ve kapıya 3 kere vurulduğu için 3 dakikada giyinmişti.

Herkes içtima alanında giderken Demirhan albayın yanına uğramış 2 hafta sonra görev olduğunu öğrenmişti ve zor olduğunu isterlerse göndermeyeceklerini öğrenmişti albaydan.timindeki tek bir asker dahi gitmemek istemeyecekti bundan adı kadar emindi bir Türk Askeri olarak görevden kaçmak onlara yakışmazdı. Böyle bir dine böyle bir millete sahipken kaçamazlardı ha zaten istemezlerdi.

Bu millette toprakta kimler kimler kaçmayıp Şehit olmuştu Çanakkale savaşı en zor savaşken Seyit Onbaşı 276 kiloluk mermiyi kaçmayarak,korkmayarak taşımızken onlar kaçamazdı bu büyük bir terbiyesizlik olurdu. Çanakkale Savaşında 15-18 yaşındaki çocuklar kormayarak sava gittiyse onlarda korkamazdı, Mustafa Kemal Atatürk bu millet için nasıl savaştıysa onlarda savaşmak zorundaydı. Nasıl İslamın peygamberleri yılmadıysa onlarda yılamazdı.

Bu millete borçları vardı. Bu milletin bu toprağın güvenliği onlara dayalıyken yıkılamazladı çünkü onlar kahramanlıklarla dolu bir maziye sahipken korkak olamazlardı. Onlar Türklerdi bütün insanlığın korktuğu bir ülkeydi. Tim tamda 3 dakika içinde içtima alanındaydılar her zamanki gibi genelde eğlenceli olan Kartal timi görev dendiğinde kimseden çıt çıkmazdı.

Demirhan Özay'dan

Tim içtima alanına geldiğinde hepsine göz gezdirdim hepsiyle farklı bir tanışma anımız olmuştu. Hepimiz farklı yerlerimizden yaralıydık ama acılarımız ortakdı bizim. Geldiğimi gören Alp "Dikkat" Dedi ve hepsi ip gibi dizildi. Karşılarına geçtim hazır ola geçtiklerinde hafif sırıtmaya başladım bu pertlerini çıkaracağımın işaretiydi.

Yarım saat önce albayın postası beni çağırmıştı, albay beni görev için çağırmıştı 3 hafta saatime baktım 2 saat 53 dakika 2 saniye sonra görev var demişti aslında sadece 3 hafta var demişti ama önemli bir detay değil. Zorlu olduğunu ve kayıp yaşayacağımız söylemişti bu da önemli değil aslında bizim için her görev tehlikeli ve ölüm riski taşıyor ama bazı görevler varki ya Şehit olursun yada Gazi. Bize sorsanız Şehit olmayı isteriz.

Bir Türk askeri Şehit olursa huzur içinde ölür ama Gazi olursa mutlu olsa dahi kaldıramaz. Kimse kaldıramaz hayatı dağlarda geçen bir insanı eve bağlarsanız emin olun delirir. Yoksa Gazilik çok mükemmel bir şeydir eminim. Çok Gazi kişi gördüm güldüklerinde gözlerinin içi kan ağlıyor hepsinin. Görev detaylarını benimle paylaşmıştı ama plan kurmayı bize bırakmıştı. Türkiyenin özenle seçildiği bir tim dik hepimiz ayrı ayrı farklı anlarda karşılaşmızdık. Biz bile bilmiyorduk tim olacağımızı ama kaderki bizi seçmişti.

"200 koşu ile başlıyoruz tim" Bağırdığım gibi arkalarına geçtim normalde önde olunur ama ben hepsini ayrı ayrı incelemek istiyorum. Koşmaya başladığımız gibi timin en küçüğü ve şebeği Emir'in görünüşüne kıyasla daha sert olmayan sesi geldi kulaklarıma. "Komutanım biraz ses versek" Sırıttım sessizlikten nefret eden bir havası vardı. "Sen söyleyeceksen neden olmasın aslanım" Çocuksu bir heyecan dolu sesi geldi bu sefer"emredersiniz komutanım" Ve belkide kaç askerlerin o söyledi dizeleri söyleme başladık hepimiz;

İzmir'in dağlarında çiçekler açar,
Altın güneş orda sırmalar saçar
Bozulmuş düşmanlar, hep yel gibi kaçar,
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa;
Adın yazılacak mücevher taşa.

İzmir'in dağlarına bomba koydular,
Türk'ün sancağını öne koydular.
Şanlı zaferlerle düşmanı boğdular,
Kader böyle imiş ey garip ana;
Kanım feda olsun güzel vatana.

İzmir'in dağlarında oturdum kaldım;
Şehit olanları deftere yazdım,
Öksüz yavruları bağrıma bastım,
Kader böyle imiş ey garip ana;
Kanım feda olsun güzel vatana.

Peygamber kucağı şehitler yeri,
Çalındı borular haydi ileri.
Bozuldu çadırlar kalmayın geri,
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa;
Adın yazılacak mücevher taşa.

Türk oğluyum ben ölmek isterim;
Toprak diken olsa yatağım yerim;
Allah'ından utansın dönenler geri;
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa.
Adın yazılacak mücevher taşa.

İzmir marşıydı kurtuluş savaşında yazılan kıtalardı bunlar nice şehitlerin arkasında yazılan bir Türk milleti için yazılan kıtalardan biriydi sadece. 200 koşu içtima alanına geldiğimizde bitmişti. Boğazımı yırtana kadar bağırarak söylediğimiz marş dan sonra ayrı bir güç gelmişti hepimize "önce dinamik esneme ardından Açma-kapama hareketleri yapiyoruz tim"" Emredersiniz komutanım" Ağır hareketler yapmadan önce esneme açma germe gibi rahatlama hareketleri yapılması şarttı hiç bir şey olmadan sakatlanmak istemezdik.

Esneme bittiğinde "20, 25 kez 30 saniye burpee, spuat/lunge ağırlık kaldıracağız ardından antrenman alanına gidip dağ tırmanışı pratiği yapacağız dağa tırmandıktan sonra kilonuz kadar ağırlık taşıyacaksınız 20-30 metre boyunca engel parkuru)/sprint+yön değiştirme 50 sprint, engel 3 tur yapacağız bunları üç kez dinlenmeden art arda yapacaksınız ardından rahatlamak için 2 dakika hafif jogging 2-3 dakika statik esneme ve nefeslerinizi düzene sokmak için 2-3 dakika derin nefes ve rahatlama yapacağız.
yıldım, yoruldum demek yok itiraz istemiyorum"

Hepsinde göz gezdirdiğimde hepsi susmuştu ağır ve acılı bir içtima olacaktı. Normalde camları yansa benimde canımın yapacağı timime içtimada acımazdım düşman acımazdı çünkü işkence yaptığında sen yoruldun sonra devam edelim veya yeter bu kadar demezdi. her seferinde daha fazlasını üstüne koyarlardı. Siz bile tahmin edemezdiniz o soysuzların neler yapabileceğini.

1 saat 30 dakikada bitmişti. Kartal timi kendini yere attığında yanlarına gidip tepelerinde dikildim."komutanım bacaklarımı hissetmiyorum " Emir konuştuğunda bütün tim sessiz kes sesini çığlıklarını atmışlardı. Dudağımın kenarının kıvrıldığına eminim " Öyle mi emir""öyle valla komutanım""başka hissetmediğin yerlerin varmı" Düşünmeye başladığında sırıtmam kocaman bir gülümsemeye dönmüştü. Beni güldüren tek aileme KARTAL TİMİNE. "Tüm vücudum ağrıyor komutanım valla sadece kollarım birazcık ağrımıyor" "Birazcık demek"" Evet komutanım"

"Ağrıtmamı istermisin aslanım" Anında jeton yeni düşmüş gibi yerinde dikleşti bütün tim siktir çekerken emir 3 yaşındaki çocuk bakışlarını atmakla meşguldü. "Haşa komutanım ağtırmayın siz hiç zahmet etmeyin yani zahmet etmezsiniz de yormayın kendinizi izniniz olursa ben bi üstümü değiştireyim tabi sizde isterse... " Panık yaptığında saçmalayan çocuğa döndüm adam demek yakışmazdı. 1.85 boyunda 23 yaşında birinede çocuk yakışmazda hareketlerine uyuyor.

"Saçmalamadan git aslanım hadi" Sanki pimi çekilmiş bomba varmış gibi hızla ayaklandı hazırola geçti "emredersiniz komutanım" Arkasından atlılar kovalıyormuş gibi koşmaya başladığında timce kahkaha attık. Yere yapışan timime döndüm " Hadi sizde defolun" Timin ikinci şebeği mert cıvık ve flörtöz bir tavırla konuştu" Aşk olsun komutanım beni beni bihternizi kovuyor musunuz" Sahte bir kızgınlıkla suratına baktım sahte olduğunu anladıklarına yemin edebilirim. " Evet mertcim tam olarak öyle yapıyorum özellikle seni kovuyorum"

Tripli bir edayla arkasını döndüğü gibi koşmaya başladığında bir kahkaha daha attık. Görevi yarın söylemem istenmişti. Bora omzumu patpatlayıp gitmeye başladığında ensesine bir tane vurdum. O da ensesini tutup bana baktığı gibi tek kaşımı kaldırdığımı gördüğü gibi koşmaya başladı. Alp de bana selam verip gittiğinde gülümsedim. Selin yanımda duruyordu gitmemişti hala timin tek kızıydı o kardeşimizdi, silah arkadaşımızdı ne kadar asker olsada süsünden ödün vermeyen prensesimizdi.

Kollarımı açtığımda sıkıca sarıldı bana başının üstünde öptüğümde kıkırdadı belkide benim hiç bir zaman olamayacak kız kardeşimdi o. Ayrıldığımızda belkide tek koşmadan giden oydu. Odama çıktıpımda telefonu açtım ve 27 yaşındaki bir adamın hayatı bir mesajla yıkıldı.

Naber nasılsınız? Nasıl yazmışım? Bir erkeğin ağzından ilk defa yazıyorum nasıl olmuş sizce? Umarım çooook okunur? Wattpad ve Kitappad da da yayında canlarım!