4. bölüm · Kayıp Saat
BÖLÜM 4:gerçeğin katmanları
Elif, karşısındaki adamı uzun süre izledi.
Işığın altına tamamen çıktığında yüzü netleşti.
Bu imkânsızdı.
Çünkü sistem kayıtlarına göre bu adam yirmi yıl önce ölmüştü.
Adı dosyada tek bir satır olarak geçiyordu:
“Olay yerinde hayatını kaybetti.”
Ama şimdi canlıydı.
Elinde ise Selin Kaya’ya ait olduğu düşünülen dosya vardı.
Elif elini silahına götürmedi.
Ama nefesini kontrol etmeye çalıştı.
“Sen… kimsin?”
Adam dosyayı kaldırdı.
“Ben öldüğümü sandığınız dosyanın kendisiyim.”
Elif kaşlarını çattı.
“Bu bir cevap değil.”
Adam yavaşça içeri girdi.
Kapıyı arkasından kapattı.
Artık kaçış yoktu.
“Adım önemli değil komiser.”
“Önemli olan şu…”
“Yirmi yıl önce bu konakta bir cinayet işlendi.”
Elif gözlerini kırpmadı.
“Bunu zaten biliyoruz.”
Adam acı bir gülümsemeyle başını salladı.
“Hayır.”
“Bildiğiniz şey sadece size gösterilen.”
Adam dosyayı masaya bıraktı.
Sayfaları tek tek çevirdi.
Elif fark etti ki bu belgeler polisin arşivinde yoktu.
Hiç olmamıştı.
“Selin Kaya ölmedi,” dedi adam.
Elif hemen karşılık verdi.
“Parmak izi raporu var.”
Adam başını salladı.
“Evet.”
“Çünkü parmak izi ona ait değildi.”
Elif durdu.
“Ne demek istiyorsun?”
Adam duvara doğru yürüdü.
“Selin Kaya, Karaca ailesinin içinde bir gerçeğe ulaştı.”
“Ve o gerçeği öğrendiği gün…”
“Ölmesi gerekiyordu.”
Elif dikkat kesildi.
“Kim tarafından?”
Adam uzun süre sustu.
Sonra tek bir isim söyledi:
“Ahmet Karaca.”
Elif bir anlığına dondu.
“Cinayet kurbanı mıydı?”
Adam güldü.
Ama bu gülüşte eğlence yoktu.
“Ahmet Karaca kurban değildi komiser.”
“O, düzenin sahibiydi.”
Bölüm 14: 03.17’nin Anlamı
Elif masaya yaklaştı.
“03.17 ne demek?”
Adam gözlerini saate çevirdi.
Durmuş saat hâlâ oradaydı.
“Bir saat değil,” dedi.
“Bir kayıt.”
Elif anlamadı.
“Ne kaydı?”
Adam yavaşça konuştu.
“20 yıl önce 03.17’de…”
“…konakta biri öldürüldü.”
Elif’in kalemi elinden düştü.
“Ahmet Karaca mı?”
Adam başını salladı.
“Hayır.”
Elif’in kafası karışmıştı.
“O zaman kim?”
Adam derin bir nefes aldı.
“Selin Kaya.”
Elif geri çekildi.
“Bu imkânsız.”
“Parmak izi…”
Adam sözünü kesti.
“Parmak izi gerçek.”
“Çünkü Selin o gece hayattaydı.”
Elif gözlerini kıstı.
“Nasıl yani?”
Adam dosyayı açtı.
İçinden bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta Selin vardı.
Ama yanında başka biri daha.
Ahmet Karaca.
Ve ikisinin arasında duran üçüncü bir kişi…
Rıza Karaca.
Elif fotoğrafa baktı.
“Bu… ne?”
Adam sessizce cevap verdi.
“Gerçek cinayet zinciri.”
Bölüm 16: Kardeşlik Yalanı
Adam anlatmaya başladı.
“Rıza Karaca öldü sanılan kişi değil.”
“Elinde kan yok.”
“Ama sır var.”
Elif dikkatle dinliyordu.
“20 yıl önce Selin, Ahmet Karaca’nın karanlık işlerini öğrendi.”
“Bunu Rıza’ya anlattı.”
“Rıza onu korumak istedi.”
Elif araya girdi.
“Peki sonra?”
Adam gözlerini kaçırdı.
“Sonra Ahmet Karaca öğrenildiğini fark etti.”
Oda iyice ağırlaştı.
“Ve Selin’i susturmak istedi.”
Elif yavaşça sordu:
“Öldürdü mü?”
Adam başını salladı.
“Hayır.”
“Daha kötüsünü yaptı.”
Elif nefesini tuttu.
“Ne yaptı?”
Adam tek cümle söyledi:
“Onu yok etti.”
Elif’in telefonu çaldı.
Merkez arıyordu.
Ama Elif açmadı.
Çünkü artık geri dönüş yoktu.
Adam son kez konuştu.
“Bu dosya kapanmaz komiser.”
“Elif’e bakışları sertleşti.”
“Çünkü Selin hâlâ bu hikâyenin içinde.”
Elif kaşlarını çattı.
“Nasıl?”
Adam kapıya yöneldi.
Ve çıkmadan önce şunu söyledi:
“Çünkü 03.17…”
“…bir ölüm saati değil.”
“…bir yeniden doğuş saati.”
Kapı kapandı.
Elif yalnız kaldı.
Durmuş saate baktı.
03.17.
Ve ilk kez gerçekten anladı:
Bu cinayet bir kişinin ölümü değildi.
Bir gerçeğin saklanmasıydı.
Ve o gerçek ortaya çıktığında…
Karaca ailesi artık asla aynı kalmayacaktı.
