3. bölüm · Kayıp Saat
Bölüm 3 :
Selin Kaya ismi dosyada siyah harflerle duruyordu.
Ama Elif’in zihninde tek bir düşünce vardı:
“Ölü bir insan nasıl parmak izi bırakır?”
Laboratuvar raporu tekrar kontrol edildi.
Hata yoktu.
Eşleşme yüzde yüzdü.
Başkomiser Elif Arslan, dosyayı kapatmadı.
Aksine, ilk kez sezgisine güvendi.
Eski kayıtlar çıkarıldı.
Selin Kaya, 20 yıl önce Karaca Holding’de sekreterdi.
Sessiz, dikkat çekmeyen bir kadın.
Ama dosyada eksik bir sayfa vardı.
O sayfa bulununca her şey değişti.
Selin’in aslında “kaybolmadığı”, bir soruşturmanın ortasında ortadan kaldırıldığı yazıyordu.
Dosyanın kenarında tek bir not vardı:
“Bu dosya kapatılacak.”
İmza yoktu.
Ama Elif o imzayı tanıyordu.
Çünkü Karaca Konağı’ndaki aile arşivinde aynı yazı stili vardı.
Bölüm 8: Mert’in İtirafı
Gözaltındaki Mert sonunda konuştu.
Ama söylediği şey Elif’in beklediği gibi değildi.
“Ben babamı öldürmedim.”
Elif dosyayı masaya bıraktı.
“O zaman neden kavga ettiniz?”
Mert başını eğdi.
“Babam bana Selin’i sordu.”
Elif’in kalemi durdu.
“Ne demek sordu?”
Mert yutkundu.
“‘Onu hâlâ görüyor musun?’ dedi.”
Oda buz kesti.
“Selin’i tanıyor muydunuz?”
Mert gözlerini kaçırdı.
“Ben… küçükken tanıyordum.”
“Ne oldu ona?”
Mert cevap vermedi.
Ama gözlerindeki korku, cevaptan daha güçlüydü.
Teknik ekip konağı yeniden taradı.
Bu kez daha derine inildi.
Ve Elif, çalışma odasında küçük bir detay fark etti.
Duvar saatinin içinde gizlenmiş eski bir kamera düzeneği vardı.
Sistem çalıştırıldı.
Ekrana siyah beyaz görüntüler düştü.
Tarih: 20 yıl önce.
Odaya genç bir kadın giriyordu.
Selin.
Elinde bir dosya vardı.
Ve ardından kapı açıldı.
İçeri giren kişi Ahmet Karaca’ydı.
Görüntüde ses yoktu ama yüz ifadeleri her şeyi anlatıyordu.
Tartışma büyüyordu.
Selin geri adım atıyordu.
Ve sonra kamera aniden kesildi.
Elif videoya bakarken fark etti:
Kayıt bilinçli olarak sonlandırılmıştı.
Ama kesilmeden hemen önce Selin’in elindeki dosya yere düşmüştü.
Üzerinde tek bir kelime yazıyordu:
“İHANET.”
Elif dosyayı kapatmadı.
Artık tablo değişmişti.
Bu bir aile cinayeti değildi.
Bu bir sır cinayetiydi.
Tam o sırada yeni bir bilgi geldi.
Olay gecesi konağa giren bir araç tespit edilmişti.
Plaka kaydı silinmişti.
Ama araç 20 yıl önce de aynı konağa girip çıkmıştı.
Ve o aracın sahibi hâlâ hayattaydı.
Adı raporda geçiyordu:
Rıza Karaca.
Mert’in amcası.
20 yıl önce Selin kaybolduğunda şehirden ayrılan kişi.
Ve şimdi yeniden şüphelerin merkezindeydi.
Elif konağa tekrar gitti.
Bu kez tek başınaydı.
Çalışma odasında durdu.
Durmuş saat hâlâ masadaydı.
03.17.
Elif saate baktı.
Sonra kendi kendine fısıldadı:
“Bu saat zamanı göstermiyor…”
“Bir olayı işaret ediyor.”
Tam o anda arkasında bir ses duyuldu.
“Yanlış düşünüyorsun komiser.”
Elif arkasını döndü.
Kapıda biri vardı.
Yüzü karanlıktaydı.
Ama sesi tanıdıktı.
“Bazı şeyler zamanı göstermez…”
“…tekrarlanan hataları gösterir.”
Elif’in gözleri kısıldı.
“Sen kimsin?”
Adam yavaşça ışığa çıktı.
Ve Elif ilk kez gerçekten şaşırdı.
Çünkü karşısındaki kişi…
resmî kayıtlarda ölü görünüyordu.
Ve elinde Selin’e ait olduğu düşünülen aynı eski dosya vardı.
