Bölümler 16Şu an: 6.bölüm
- 1 1.bölüm520 kelime
- 2 2.bölüm531 kelime
- 3 3.bölüm535 kelime
- 4 4.bölüm284 kelime
- 5 5.bölüm332 kelime
- 6 6.bölüm489 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7.bölüm475 kelime
- 8 8.bölüm1.203 kelime
- 9 9.bölüm1.073 kelime
- 10 10.bölüm1.140 kelime
- 11 11.bölüm1.114 kelime
- 12 12.bölüm1.030 kelime
- 13 13.bölüm1.138 kelime
- 14 14.bölüm1.060 kelime
- 15 15.bölüm985 kelime
- 16 16.bölüm906 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ekin’in o son cümlesi çadırın içinde buz gibi bir hava estirmişti. Feyza Nisa, sanki biri suratına tokat atmış gibi kalakaldı. O "popüler kız" maskesi bir anlığına düştü, dudakları titredi ama hemen kendini toparlayıp yapmacık bir kahkaha attı.
"Ay inanmıyorum, şaka mısınız siz? Ne kadar kaba insanlar bunlar Kerem! Nereden buldun bunları?" dedi, Kerem’in koluna yapışarak.
Kerem, Ekin’in sert çıkışına şaşırmıştı ama Feyza’nın tavırlarından da pek memnun görünmüyordu. Kolunu yavaşça Feyza’dan kurtardı ve sert bir sesle, "Feyza, uzatma istersen. Kimsenin kimseye küfrettiği yok ama sen de biraz fazla ileri gittin," dedi.
Ezgi olarak dayanamadım, araya girdim. "Bak tatlım, burası okul kantini değil, ormanın ortasındayız. Parfümün burada ayıların ilgisini çekmekten başka bir işe yaramaz. Eğer bizimle kalacaksan o egonu çadırın dışında bırak!"
Feyza gözlerini devirdi, "Ay daraldım resmen! Kerem, ben seninle yalnız konuşmak istiyorum," dedi ve Kerem’i kolundan tutup çadırın dışına doğru sürükledi.
Doruk arkalarından bakıp ofladı. "Al işte, bir bu eksikti. Zaten yolumuzu bulamıyoruz, bir de Kerem’in eski maceralarıyla uğraşacağız."
Ekin hala sinirliydi. "Ezgi, bu kızda bir iş var. Nur ve Naz da böyle garip davranıp kaçmışlardı. Bu ormanda herkes mi tuhaf?" dedi.
Haklı olabilirdi. İçimde garip bir huzursuzluk vardı ama asıl huzursuzluğum Kerem ve o kızın dışarıda yalnız kalmasıydı. "Ben bir bakayım şunlara, ne karıştırıyorlar," dedim ve kimsenin itiraz etmesine fırsat vermeden dışarı fırladım.
Ağaçların arkasına saklanıp onları izlemeye başladım. Feyza, Kerem’e çok yakın duruyordu.
"Kerem, lütfen geri dön. O kız kim ki zaten? Sıradan, kaba bir tip. Sen benim dengimsin," dediğini duydum Feyza’nın.
Kerem bir süre sessiz kaldı. Kalbim küt küt atıyordu. "Sıradan mı?" dedi Kerem birden. Sesi yine o gıcık ama etkileyici sertlikteydi. "Ezgi’ye sıradan diyemezsin Feyza. O, senin tanıdığın kızlara hiç benzemez."
Duyduklarım karşısında donup kaldım. Kerem beni mi savunuyordu? Tam o sırada bir dal parçasına bastım. "ÇIT!"
Kerem hızla başını benim olduğum yöne çevirdi. "Kim var orada?"
Eyvah, yakalanmıştım! Kaçacak yerim yoktu, ben de her zamanki kabadayı tavrımla ağacın arkasından çıktım.
"Benim be, ne bağırıyorsun! Orman senin tapulu malın mı?" dedim üste çıkarak.
Feyza bana iğrenerek baktı. "Bizi mi dikizliyorsun sen ezik?"
"Seni değil, Kerem’i dikizliyorum aslanım, bir sorun mu var?" dedim gıcıklığına. Kerem’in dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. Yine o ölümcül gülümsemesiyle bana bakıyordu.
Feyza sinirle ayağını yere vurdu. "Kerem! Bir şey desene şu kıza!"
Kerem yavaşça bana doğru yürüdü, tam önümde durdu. Aramızda sadece bir nefeslik mesafe kalmıştı. "İdilcik," dedi fısıldayarak. "Beni dikizlediğini itiraf etmen ne kadar hoş."
"Haddini bil eşşek kafalı, sadece Ekin çağırdı diye geldim!" dedim ama yüzümün yandığını hissedebiliyordum.
Tam o sırada ormanın derinliklerinden çok şiddetli bir uluma sesi geldi. Ama bu normal bir kurt sesi değildi. Çok daha derinden ve korkunçtu.
Feyza çığlık atıp Kerem'e sarıldı. Hepimiz o yöne bakarken, çadırın içinden Doruk ve Ekin’in de korkuyla dışarı fırladığını gördük.
"Bu ses de neydi?" diye bağırdı Ekin.
Kerem ciddileşti, bakışları anında sertleşti. "Feyza, bırak kolumu. Herkes çadırın yakınına gelsin, hemen!"
Karanlığın içinden bize doğru parlayan kırmızı gözlerin yaklaştığını fark ettik. Gelen her neyse, hiç dost canlısı görünmüyordu.
devam edecek…
Bölüm etkileşimi
