KAYIP KRALLIK kitap kapağı

8. bölüm / 9

KAYIP KRALLIK

7. Bölüm: Son Hamle

Vaveyla Yazarı: VAEVASİA ~

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 7. Bölüm: Son Hamle

Selamlaaar, nasılsınız?
Siz bölümü okurken bende tepkilerinizi ve yorumlarınızı bekliyor olacağım.
Oy vermeyi unutmayınn🌙
İyi okumalaar🦢🫶🏻

Bölüm şarkısı: Halsey-Control
_________________________________________
Kalbim küt küt atıyordu. Sanki yerinden çıkacak gibiydi.

Hiç bir şey olamayacak Valeska, sakin ol. Sana kimse bir şey yapmaya cüret edemez. Derin bir nefes aldım ve kapıyı araladım.

Kapıyı araladığımda gördüğüm tanıdık keskin ela gözlerle içimde tuttuğum nefesimi verdim. Ellie de nefesini tutuyor olacak ki sesli bir şekilde nefesini verdi.

"Kapıya bu kadar sert vurmak zorunda mıydın? Kalbim yerinden çıkıyordu!" Dedi Ellie elini kalbine bastırarak.

Ellie'nin aksine bakışları daha olgun ve sertti. Üzerinde siyah bir elbise vardı ve dizlerinin üzerinde bitiyordu. Açık kahverengi olan dalgalı saçını açık bırakmıştı. Ellie'nin aksine saçları kıvırcık değil, dalgalıydı. Ellie'ye benziyordu fakat bir o kadar da birbirlerinden uzaktı. Elinde kurabiye dolu bir tabak vardı. Tabağın üstü kırmızı bir örtüyle kapalı olduğu için ne olduğu pek belli olmuyordu ama kokusu vişneli kurabiyeye benziyordu.

Kapıyı daha kapatmadığımızdan dışarıda kapının yanında duran muhafızları görünce kaskatı kesilmiştim. Boğazımı temizler gibi bir sesle Ellie'yi uyardım ve gümüş metallerle sarılı olan muhafızlara bakmaya başladık. Omuzları geniş, duruşları dikti. Yüzleri metallerle kapalı olduğu için görünmüyordu ama sorgulayan sinirli bakışları görüş açımıza giriyordu.

En önde duran muhafız boğazını temizlercesine bir ses çıkardı ve katı bir sesle konuşmaya başladı. "Ne oluyor burada? Bu kapı neden açılmıyor!"

Bir anda bağırınca yerimizden sıçramıştık. Ellie ile birbirimize baktık ve yutkunduk. Arama emri her an gelebilir diye ödümüz kopuyordu. Ne söyleyeceğimiz hakkında hiç bir fikrimiz olmadığı için aklımıza hiç bir yalan gelmiyordu bu da bizi daha çok tedirgin ediyordu. Tam o sırada Ellie'nin ablası Elaine imdadımıza yetişti.
"Adeline duşta çok durma demiştim! Sonra hiç bir şeyi duyamıyoruz. Ağaç olduk burada ya."
Ardından muhafızlara döndü. "Bizim evin suları kesilmişti de o yüzden Adeline buraya geldi. Sizi de boş yere beklettik kusura bakmayın. Her şey yolunda tekrardan özür dileriz."

"Tamamdır bayan Eleanor," dedi ona karşı.

Muhafızın içine bir kurt düşmüş gibiydi. Gözlerini bana dikti. "Peki sen de mi onunla beraber duştaydın yoksa başka bir şeylerle mi uğraşıyordun? "

Hassss... ŞÜPHELENİYORDU! HEM DE FAZLASIYLA.

Yutkundum ama hemen kendimi toparladım. Boynumu büktüm ve yalanımı inandırıcı bir şekilde muhafıza anlatmaya başladım. "Ben mutfaktaydım. Patronumun istediği bir kaç şey vardı onları hallediyordum. Odamla mutfak yan yana olduğu için şu sesinden duy-"

"Tamam kes sesini! Ne işler çeviriyorsunuz bilmiyorum ama bir şeyler yaptığınız çok açık."

Eliyle kapıyı tuttu ve evin içine bir adım attı. Öteki adımı da atacakken telsizden gelen seslerle geri çekildi ve telsizde denilenleri dinlemeye başladı. "Tamamdır efendim, hemen geliyorum." Dedi telsizle karşı ve şüpheci bakışlarını baka tekrardan çevirdi.

"Ne olduğunu bulacağım. Bu iş burada bitmedi!" Dedi ve hızlı adımlarla uzaklaştılar.

Ucuz atlatmıştık. Hemen kapıyı kapattım ve derin nefesler aldım. "Az daha ölüyorduk! Çok ucuz atlattık."

Elaine elindeki tabağı yanında duran küçük sehpaya bırakıp ellerini birbirlerine doladı. Uyaran bakışlarla bize bakıyor ve susmamızı bekliyordu. Teker teker bizi inceleyip derin bir şekilde süzüyordu.

Üzerinde kare yakalı bir elbise vardı. Elbise adeta üzerinde bulunan çiçeklerle süslenmişti. Çiçekler elbiseye daha tatlı ve renkli bir detay katıyordu. Fakat Elaine'ni daha olgun ve dik tutuyordu.

Elbise göründüğü gibi değil, üzerinde ki kişiye göre şekil almıştı adeta. Elbisenin dekolte kısmının yakınında pembe fiyonklu bir bağcık vardı. Elbise onun bedenine tamamen oturmuştu ve dizlerinin hemen altında bitiyordu.

Dalgalı saclarını açık bırakmıştı. Saçları beline kadar uzanıyordu. Önlerinde saçının bir tutamı vardı. Perçemleri çenesinin altına kadar uzanıyordu.

Elaine'yi izlerken onun bakışlarının bende olduğunu fark etmemiştim fakat gözlerimi yukarı çıkardığımda bana çatık kaşlarla bakan bir çift ela gözle karşılaşınca korkudan yutkunmuştum.

Gerçekten de Ellie'ye göre daha soğuktu! Resmen bir yargıcın önünde bana verilen hükmü korkuyla dinliyor gibiydim. Ellerim iki yanında hiç hareket etmiyordu. Başımız dikti ama onun gölgesi altında eziliyorduk resmen. Onun bakışlarıyla karşılaştığımda da bakışlarımı hemen kaçırmış ve yere bakmıştım. Ellie'nin ne hâlde olduğunu merak edince bakışlarımı ona doğru yavaşça çevirdim. Ona baktığımda benden farksız bir tarafı olmadığını fark etmiştim.

Elaine kimsenin bizi dinlemeyeceğinden emin olmak için kapıya yaklaştı ve bir süre kulağını kapının üzerinde tutup dinledi. Hiç bir şey duyamayınca beklediği uzun süre sonrasında hemen bize döndü ve sert bakışlarını bize çıkardı.

"Ne halt ediyorsunuz burada! Ben sizi daha ne kadar uyaracağım ya." Önünde ki perçemleri eliyle arkaya doğru götürdü. Sesini yükseltti.

"Ben daha sizi ne kadar uyaracağım ya? Söyler misiniz bana bunu! Eğer onu ilk çaldığımda açsaydınız hiç bir şüphe üstünüze çekmeyecektiniz." Bir elini alnına kadar götürdü ve alnını ovuşturmaya başladı.

"Gerçekten şaka gibi bir gün ya, anlamıyorum cidden. " Bakışları Ellie'ye döndü.

" Ben seni daha gitmeden uyardım Ellie BAUNT! Sözlerinin üzerinden bir kaç saat anca geçmiştir ve sen onları cidden kenara mı atıyorsun. "

Ellerini iki yana indirdi ve psikopatlara özgü bir gülüş takındı. " Ablanın her dediğini bir kenara mı bırakıyorsun gerçekten. Uyarılarımı ciddiye almam gerekiyordu. Şimdi suskun suskun duruyorsun ama yine beni dinlediğinden emin değilim. " İç çekti.
"Neden Ellie, neden uyarılarımı dinlemiyor ve görmezden geliyorsun? Her şeyi kendi iyiliğim için mi yapıyorum sanıyorsun? En iyi senin bilmem gerekiyordu benden başka kimsenin sizi bu kadar kollamayacağını!"

"Konuşsana Ellie, neden onlara fırsat verdiniz?"

Ellie sonunda bir yumruğunu sıktı ve konuşmaya başladı. "Çünkü korktum abla!" Dedi ağlamaklı bir sesle. " Tek bir yanlışımda öldürürlerdi beni! Ya ağzımdan yanlış bir şey çıksaydı, ölmek istemiyorum ben.."

Ellie'nin gözlerindeki çaresizlik okunuyordu. Elaine yutkundu. Elaine bir an derin düşüncelere dalmıştı fakat nerede olduğunu kendine hatırlatırcasına başını iki yana sallayıp kafasını dağıttı. Ardından yine bir dil duruşla konuşmaya başladı. Fakat bu sefer diğerinden daha sakindi.

Ellie'nin gözünden bir damla yaş düşmüştü. Onu da eliyle hemen silip toparlandı.

"Ellie'm güzel kardeşim. Ben buradayım, hâlâ yaşıyorum ve sizi korumak için yaşamaya devam edeceğim. Ben yaşadığım müddetçe hiç bir şeyden korkma, korkanlar her zaman daha az yaşar. Sen benim kadar korkusuz ve ben ol. Bu sana yardım edecektir. Zora sıkıştığınız her an senin arkanda harekete geçmeyi bekliyor olacağım."

Bu huzursuz havayı hemen dağıttı ve sesini kısıp konuşmaya başladı. " O muhafızlar sizin bir tel saçınıza dokunsaydı onların beyinlerinin patlatır, kılıçlarını onlara montelerdim. " Gözlerindeki kadarlık ne kadar ciddi olduğunu gösteriyordu bize. Evet, gerçekten de yapacakmış gibi bakıyordu.

Kısık sesle gülüştük. Ellie ve benim omzuma dokundu ve "Hadi kurabiyeleri fazla bekletmeyelim." Dedi.

Işık hızında Ellie ile birbirimize baktık. Elaine kıkırdadı.
Ellerimi alkışlar şekilde çırptım ve konuştum." Her zamanki meşhur çikolatalı vişneli kurabiye mi?" Dedim heyecanla.

Elaine onaylar şekilde başını salladı ve tabağı alıp mutfağa doğru yürümeye başladı. Onu hızla takip ettigimizde "Ellerinizi yıkamadan kurabiyelere yaklaşmaya cüret bile etmeyin!" Dediğinde hızla en yakın musluğa doğru ilerleyip ellerimizi yıkadık. Ardından eski kahverengi tahta masaya doğru ilerledik ve kahvrenegi sandalyeleri çekip oturduk. Elaine kıkırdayarak üzerine örttüğü bezi açtı ve mutfağı artık sadece o güzel kokusu değil, varlığı ile de dikkat çekmeye başladı.

Hemen bir parça aldım ve ağzıma attım. Önce çikolatanın o tatlı tadı gelmişti ağzıma daha sonraysa vişnenin o mayhoş tadı buluşmuştu. Bu kurabiyeye fazlasıyla bayılıyordum. Eğer sözlerimin bir önemi olsaydı Elaine'ne bir fırın açardım.

O kadar hızlı yiyorduk ki Elaine en sonunda " Yavaş olun boğazınıza kaçacak." Diye uyarma gereği bulmuştu fakat kimse onu dinlemeyince " Ne hâliniz varsa görün! Konuşmuyorum artık sizle, dinlemiyorsunuz zaten." Diye homurdandı.

Mutfağı bir neşe ve kurabiyenin kokusu doldurmuştu. Ortama bir nebze de olsa bir mutluluk katmıştı. Hayallerde olamayacak kadar güzel bir andı..

★★★

Boş bakışlarımı tavernada gezdiriyor ve uflayarak bana denen görevleri yapıyordum. Sürekli alkol kokan bu tavernadan nefret ediyordum. Sürekli korkunç bakışlarla beni izleyip gülümseyen erkeklerden daha çok nefret ediyordum. Derin bir nefes daha aldım ve içkileri doldurmaya devam ettim.

"Biraz daha doldur güzellik, senin yanında bu yetmez bana." Bana da senin gözlerinle dudaklarını yer değiştirsem yine yetmez ama ben bir şey diyor muyum sana, dememe ramam kalmıştı. Ben bunun koluyla bacağını da yer değiştireceğim her dakika artıyor işkencesi resmen.

Doldurdum ve geri çekildiğimde patronun beni el hareketleriyle çağırdığını fark ettim. Hemen önlüğü düzeltip onun yanına gittim. Bay Cliff kadar sıkıcı bir adam tanımadım ama şuanlık onu dinleyen uslu bir çocuk gibi görünmem gerekiyordu. Bazen onu öldürmekle ilgili çok seneryo kurardım.

Yanına ulaştığında elinde bir isimlik vardı. Yutkundum, bunun ne demek olduğunu biliyordum. "Bence artık ismini tekrardan değiştirmeliyiz Valeska,"
Gerçek ismimin de Valeska olduğunu bilmiyordu. Zavallı şey.

"Bana bu ismi önerdikleri zaman," biraz düşündü.
"Aslına bakarsan onu hiç tanımadım ama tavsiyesine uymam gerektiğini hissettirdi bana." O zamanı çok iyi hatırlıyordum. Aklım geçmişin o puslu sokaklarındaydı artık.

GEÇMİŞ:

Hava soğuktu ama içinde bulunan alan daha da soğuktu. Korkudan tir tir titriyordum. İsim vereceklerdi, istemiyorlardı bir kadının kendi benliğinde olmasını korkuyordum. Her sey den çok annem yıldızların arasında beni bulamayacak ve tanımaya çağından ödüm kopuyordu.

Annem bir savaşın ortasında idam edilmişti. Ben o zamanlar daha 5 yaşına yeni girmişim. Ashley teyzenin anlattığına göre benim doğum günümde idam edilmişti. Acıydı ama gerçek maalesef buydu. Benim en büyük günahımdı bu.

Ashley teyze ile Annem bir zamanlar iki yakın dostmuş. O yüzden Zyran ile bu kadar yakındık çünkü annelerimiz de birbiriyle çok yakındı. Evet, Ashley teyze Zyran'ın annesiydi. Beni bu yaşıma kadar büyütmüştü ve hakkını asla ödeyemezdim. O da maalesef Kara toprağa teslim olmuştu.

Annemin adını hiç bir zaman bilemedim çünkü Ashley teyze onun bir günahkar olduğunu ve günahkarların isimlerini ağzımıza almamamızı söylemiş ve beni susturmustu. Annemin yüzünü bile bilmiyordum! Hayatımda her zaman kendimden nefret edeceğim bir an olarak kalacaktı bu.

İşlediği suçu bile isteye yapmıştı. Ashley teyze onu çok uyarmasına rağmen onu dinlememiş ve kendi bildiğini yapmıştı. Sonunda da... İdam edildi...

Yutkunarak masaya doğru korku dolu adımlarla bakıyordum. Yanında yüzünü göremediğim maske ve şapkayla yüzü gizli bir adam vardı ve bir şeyler içiyorlardı, her zamanki gibi. Fakat bu adamı daha önce hiç görmemiştim. Yüzünü gizliyordu. Adam ona bir şeyler söylüyordu. Sonra bir an beni işaret etti. Evet bendim çünkü bay Cliff bana doğru döndü ve beni göstererek "o mu?" Dedi.

Adam başını salladı. Artık daha çok titriyordum, korku bedenimi sarmıştı. Ben daha 16 yaşındaydım ve bu işlere düşmek her kadın için zordu. 16 yasinda biri için fazla olgun biriydim.

Bay Cliff kaşlarını çattı. "Bunu yapmak zorunda değilim, rahat bırakın beni." Dedi ve adam sinirle masasına yüklü miktarda para bıraktığında bay Cliff'in adeta gözleri parlamıştı. Ellerini sıkıştılar ve adam hızla oradan ayrıldı.

Bay Cliff gelmemi isaret edince korku dolu adımlarla ilerledim ve yanında durdum. Basım yere doğru egikti. Elinde ise bir isimlik vardı. İsimliğe bir isim yazdığında kaskatı kesildim. Hayatım bu dakikadan itibaren daha büyük bir cehennem olacaktı.

"Yeni adın bu. Artık buna alışsan iyi olur, Valeska." Kaskatı kesilmiştim. Adımı nereden biliyordu? Burada hiç bir kadının gerçek isimlerini bilinmezdi. İsimliğe baktığımda nefesimi az daha sesli verecektim.

İsimlikte yazan benim gerçek adımdı ve o adam benim gerçek adımı kullanabilmem için resmen para ödemişti! Tanımıyordum ama bu iyiliğini asla unutmayacamtım. Bana yaptığı en büyük iyilik buydu ve bunun karşılığında ne gerekiyorsa yapacaktım.

Ben Valeska Hyde, isimlerimizi ve haklarımızı alan bu diyara kan kusturacaktım.

Şimdiki Zaman:

Eskisinden daha dik ve omuzlarım sarsılmaz bir şekilde bay Cliff'in yanına doğru ilerliyordum. Bu sefer yanında kimse yoktu. Kocaman bir göbeğe sahipti ve geldiğinden beri içip duruyordu. Ayyaş salak.

Bakışları beni ezmek ister gibiydi ama ben hâlâ sarsılmaz bir şekilde ilerliyordum. Onun bakışlarının bende bir hâkimiyeti yoktu eskisi gibi.

Yanına yaklaştığımda bir adam bana göz kırpıp içkisini benim için kaldırmıştı. Göz devrimemek için zorlayan dakikalardı resmen.

Ölüm Diyarı Yasa 4: Hiç bir kadın kendi adını kullanamaz. İsimlerini erkekler belirler.

Bay Cliff' in yanında durduğumda kasları çatıktı. " Normalde pek yapmam ama sen biraz farklıydın Valeska, senin adını ben koymalıydım. Bence artık ismini tekrardan değiştirmeliyiz Valeska."

Kaşlarımı çatmıştım. Anlamadım kartanesi? Ben seni buraya gömersem sen görürsün ismim ne oluyor aşağılık herif!

Elinde isimliği tutuyordu. Garip bakışlarla oraya bakıyordum.
"Aslında onu hiç tanımadım ama tavsiyesini dinlemem gerektiğini hissettirdi bana." Yalancı. Rüşvet almıştı bir de hissettim diyor salak mı acaba yoksa içki mi yan etki yapıyor buna hâlâ anlamıyorum.

"Bence yeni adın sana daha çok yakışacak sana. " Bir gözünü kırptı ve bana iğrenç bir sekilde gülümsedi. Midem bulanıyordu.

İsimliği bana verdiğinde ismin Aurora olduğunu görmüştüm. İsmimi degistirecek ve bende kabul mi edeceğim, çok beklerdi eski Valeska yok onun karşısında kemiklerini hemen şimdi kırabilirim.

Yüzünde hâlâ iğreneceğim bir sırıtışla beni süzüyordu. " Bence yeni adını kutlamalıyız, benim odama geçmeye ne dersin?" Ben bunu yolarsam görürdü o yari kel kafasının hâlini.

Ona sert bir tokat attım. Sadece onun duyabileceği bir sesle konuştum." Siz ne dediğinizi sanıyorsunuz! Kemiklerinizi buraya gömerim. Elin elime değerde cehennemin olurum." Onun kemiklerini kırmak için kendimi hazırlamaya başladım. O bana yaklaşmış ve tıslayarak. "Ne yaptığını sanıyorsun sen!" Diye yaklaşıp saçıma asılmak için elini uzattı.

Müziğin sesi kısık olsaydı bu kadar rahat davranamazdım tabii. Muhafızlara yakalanmamam daha önemliydi onun hayatından.
Tam elini kırıp saçıma uzanmaması için bir hamle yapacaktım ki camdan gelen bir sesle herkes o tarafa dönmüştü.

Biri buraya bir ok fırlatmıştı.

Kime diye döndüğümde karşımda benim saçımı yakalamaya çalışan Bay Cliff'in kanlar içerisinde yere yığıldığını görmüştüm.

Ne kadar da şanslıydım ya elimi kana bulamadım. sayelerinde her kimse artık hakkını yiyemezdim şuan. Üzümü ye bağını sormamam daha normal bence.

Bakışlarım önce yerde kanlar içerisinde yatan bay Cliff'e daha sonra ise okun ucunda bulunan nota takılmıştı.

Yine not ve yine ben.

Notu kimse fark etmeden aldım ve hızlıca cebime koydum. Her neyse önemli ve beni ilgilendiren bir şey olduğundan adım kadar emindim.

Hemen oradan uzaklaştım ve kapıdan fark edilmeden çıkmayı başardım.

Tüm diyarın kabusu olacaktım. Tüm erkeklerin saltanatını yıkacak ve kadınların en büyük gururu olmak için elimden geleni yapacaktım.

Daha da önemlisi kimse bana engel olamazdı.

________________________________________
Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuzz
Sizce o not neydi ve kimden?
Fikirlerinizi yorumlarda belirtmeyi unutmayın. Sonraki bölüm cevaplarla beraber görüşürüzzz

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

36okunma 18beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18