2. bölüm / 9
KAYIP KRALLIK1.Bölüm: TAVERNADAKİ KADIN
Bölümler 9Şu an: 1.Bölüm: TAVERNADAKİ KADIN
- 1 GİRİŞ;199 kelime
- 2 1.Bölüm: TAVERNADAKİ KADIN557 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2. Bölüm: GECE KUŞU1.309 kelime
- 4 3. BÖLÜM: DEVRİLEN BARDAKLAR1.608 kelime
- 5 4. Bölüm: Gizemli Notlar2.027 kelime
- 6 5. Bölüm: AYNANIN DİĞER YÜZÜ2.448 kelime
- 7 6. Bölüm: Güneşin Karanlığındakiler2.971 kelime
- 8 7. Bölüm: Son Hamle2.192 kelime
- 9 8. Bölüm: Kendini Kanıtla2.261 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Oy vermeyi unutmayınn💗 İYİ OKUMALAAR 🌸
---------------------------------------------------------------
Dışarıda rüzgar hafifçe esiyordu. Kimse buna aldırış etmeden işlerine devam ediyordu. Bense tavernanın soğuk olduğunu hissettiğim o havada içkilerini doldurmasını isteyenlerin içkilerini dolduruyor, onların bana olan söylemlerini aldırış etmemeye çalışarak kirlenmiş bardakları temizliyordum.
Herkes kendi halindeydi, Erkekler kendi günlük işleriyle uğraşıyor ya da tavernanın o kirli atmosferiyle çalışanları süzüyordu. Bir çığlık sesi duyulduğunda herkes o sese doğru döndü. Buna bende dahildim. Fakat yine bir kadının muhafızlar tarafından alınıp götürüldüğünü gördüğümde merakıma yenik düştüm ve hiç bir şeyi umursamadan peşlerinden gittim.
Sonunda Muhafızlara yetiştiğimde "Niye onu götürüyorsunuz, ne yaptı?" Diye sorduğumda soğuk bir sesle "Emirlere itaatsizliğin karşılığı ölüm" diye cevap verdi aralarından biri. Hemen önlerine geçip kollarımı iki yana açarak " Peki ama hangi emire uymadı da götürüyorsunuz?" dediğimde aralarindan biri öne çıkarak "Fazla kurcalamamanı öneririm, senin yerinde olsam tek kelime dahil etmezdim. Tabii ölmek istiyorsan orasını bilemem güzellik" dedi ve bir gözünü çapkınca kırptı. son cümlesinde derin bir imâ vardı. Yutkundum.
Beni itip ilerlemeye devam ettiklerinde isteksizce onları takip ettim. Yine ne olacağını biliyordum, aslında artık sasirmiyordum bile. Dillerindeki tek şey kurallar ve kurallardı. Peki bu kurallar neydi? Sadece kadınlar için kurulan kuralların mantığı neydi?
Amaçları neydi hiç bir fikrim yoktu.
Kadının giyotine çıkışını içimde bir buruklukla izledim. Kadın giyotinin yanında durduğunda çocuklarının acı bir çığlık atıp ağlamaları kalbimde büyük bir yumruya sebep oluyordu.
Bunları yaşamamalıydı, bunları hakketmemişlerdi. Anneleri gözlerinin önünde öldürülmemeliydi. Neden kurallar kadınlar için bu kadar katı olmak zorundaydı ki?Belki de o gün evine mutluca dönmeyi bekliyordu..
Her ne kadar bu olasılık çok düşük olsa da...
Engel olmalıyım diye düşündüm, onlara engel olmalıydım. Ama nasıl yapacaktım? Erkeklerin egemenliği söz konusu olan bir hayatta kadının öldürülmemesi için ne yapacaktım? Hiç bir şey yapmadan durmak kalbimin yumrusunu daha da arttırıyordu.
En sonunda kadın için yapacağım hiç bir şey olmadığından kadının çocuklarının kadını ölürken görmesi kadının canını daha çok yakacağını düşündüğümden çocukların yanına doğru yürümeye başladım.
Çocukların yanına yaklaştığım sırada çığlık sesleri gittikçe artıyordu. Kadın bağırdılkça çocukları da daha fazla bağırıp ağlıyordu.
Çocuklarına yanına geldiğimde kadının çığlıkları boğazını koparacak şekildeydi. Kadına arkamı döndüm ve çocukların önünü kapatmaya çalıştım. "Oyun oynamak ister misiniz? Sizi harika bir yere götüreceğim. Anneniz bana bunları söyledi" dediğimde çocuklar boğazlarını koparacakçasına çığlık atıp arkama bakıyorlardı.
Ne olduğunu anlamak için arkamı döndüğümde kadının kopmuş kafasının yerde yuvarlandığını gördüm.
Geç kalmıştım.
Kadının kafası platformda ilerlerken herkes korku içinde kadının kafasına bakıyordu. Kadının göz yaşları yüzünde kurumuş, kanlarsa göl gibi akmaya devam ediyordu. Çocukları bu alanda fazla bulundurmak istemediğinden ikisinin de elinden tutup uzaklaştırmaya başladım.
Çocukların aklıysa hâlâ annelerinin kopan kafasıydı. Çok büyük şok geçirmiş olmalılardı ki konuşamıyorlardı bile. Öylece donup kalmışlardı.
Şoktan çıkıp çıkmadıklarını anlamak için konuşmaya başladım. "Ne yapmak istersiniz?" Dedim. Ses yoktu. "İsimleriniz nelerdi?" Yine ses yok.
En sonunda teyzesi onları görmüştü ve teyzeleri ona doğru koştu. "İyi misiniz canlarım" dediğinde her ikiside hüngür hüngür ağlamaya başladı ve içlerinden sarı uzun saçlara sahip, mavi gözlü kız konuşmaya başladı. "T-t-teyze anneme neden öyle yaptılar? Bir şey yapmamıştır ki benim annem." Diyip ağlamaya başladı.
Kadınsa bana doğru dönüp "Onları bana getirdiğin için sağol. Artık işine bakabilirsin." dediğinde bende sessizce oradan uzaklaştım
O görüntü hâlâ aklımdan çıkmıyordu.
"Hey, Valeska!" arkamdan biri sesleniyordu. Tek Valeska ben olmadığımı düşünerek yoluma devam ettim.
Ama o ses hâlâ Valeska diye bağırmaya devam ediyordu. Sonunda ses yanıma yaklaşık "Valeska Hyde durmayı düşünürmüsün?" Dediğinde gözlerimi devirip arkamı döndüm. Arkamı döndüğümde kaskatı kesilmiştim.
Onu burada görmeyi beklemiyordum...
Bölüm etkileşimi
