KAYIP KRALLIK kitap kapağı

7. bölüm / 9

KAYIP KRALLIK

6. Bölüm: Güneşin Karanlığındakiler

Vaveyla Yazarı: VAEVASİA ~

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 6. Bölüm: Güneşin Karanlığındakiler

Selamlaaar, nasılsınız? Biliyorum, bölüm çok geç geldi ama emin olun düzene sokmaya çalışacağım. Bölümü okurken oy vermeyi ve tepkilerinizi yorumlarda belirtmeyi unutmayınn🩷

Şimdilik iyi okumlaaaaar🌙

----------------------------------------------

Üstümde hissettiğim bir soğuklukla irkilerek gözlerimi açtım.
Her şey sadece bir rüyaymış...

Gözlerimi araladığımda ilk gördüğüm üstümde ki ıslaklıklardı. Daha sonra yatağımın kenarında duran elinde sürahiyle uyanmamı bekleyen bir adet Ellie'yi gördüm.

Açık kahve kıvırcık saçlarını açık bırakmış ve arkasına mor bir kurdele takmıştı. Ela tavşan gibi olan gözleri kararlı bir şekilde bana bakıyordu. Yüzünde başardığını gösteren gururlu bir gülümseme vardı. Çilleri her yere dağılmış yıldızlar gibiydi. Yumuşak yüz hatları fazlasıyla öne çıkıyordu.

Mor çiçeklerle kaplı beyaz bir elbise vardı üzerinde ve itiraf etmeliyim ki ona çok yakışmıştı. Boyu 1,68 civarıydı ve benden birkaç santim kısaydı. Bence ideal bir boyu vardı ama boyu hakkında konuşulmasından nefret ederdi.

Ellie, Zyran kadar benim için özeldi. İkisi de benim çocukluk arkadaşlarımdı ama Ellie'yle Zyran'ı hiç yanyana görmemiştim. İkisi de birbirinden uzak dünyalarda yaşıyordu. Eminim ki birbirlerinin sadece adlarını biliyorlardı, belki de onu bile bilmiyordu.

Ellie şu hayatta en çok güvendiğim bir diğer kişiydi. Hem Zyran hem de Ellie benim için çok büyük bir güveni temsil ediyordu. En küçük bir neşemi de en büyük bir hüznümü de onlarla beraber yaşamıştım. Farklı zamanlarda onlarla çok anılarım olmuş olabilirdi ama eminim ki onunla da Zyran 'la tanıştığım gibi ilk tanıştığım kişi olsaydı muhtemelen ben, Zyran ve Ellie çok mutlu bir üçlü olurduk, bundan hiç bir şüphem yoktu.

İkisi de benim için çok değerli ve çok güvendiğim iki kişi olsa da bir şey olsa ilk Ellie'ye anlatırdım. En küçük bir şeyimi bile bilirdi.O beni herkesten daha iyi tanırdı. Belki Zyran uzun zaman önce taşınmasa onunla da bu kadar yakın olabilirdik ama bazı mesafeler dostlukları öldürmez ama bozardı. Ta ki tamir edene kadar.

Elinde su dolu bir sürahiyle gururlu bir bakış eşliğinde bana bakıyordu. "Pişşttt" diye bir ses çıkardı. Bende uykulu bir mırıltı çıkardım.

"Uyandın mı?" Gözlerim uykuyla uyanmak arasındaydı. İstesem de açamıyordum. Açıldığı zaman tekrardan uyku moduna geçip kapanıyordu. En sonunda Ellie buna dayanamamış olacak ki tüm suyu yüzüme döktü. "Uyan artık uykucu, birazdan güneş doğacak!"

Yüzüme anı gelen sunun şokuyla hemen oturur pozisyonuna geçtim. Rüyalarımın içine sızmış manyak korkudan suya ikilemle bakıyordum resmen. Ellie bir planda başarılı olmuş gibi gururlu bir tavırla bana gülümsedi. "Hadi uyuşuk güneş doğmadan yapmamız gerekenler var. Muhafızlar uyanmadan halledelim."

Hemen uyuşukluğu bıraktım ve hızlı adımlarla banyoya gidip yüzümü yıkadım. Odama geri döndüğümde Ellie zaten giyeceğim elbiseyi hazırlamıştı.

Olin Diyarı 1. Yasa: Hiç bir kadın Tişört ve pantolon giyemez. Sadece elbise giyilebilir. (Asil olmayacak ama kötü de olmayan elbiseler.)

Hemen hazırlamış olduğu sade olan kahverengi elbiseyi yanıma aldım. Zaten üzerimi değiştireceğim için tekrardan çıkarıp giymeye üşenmiştim. Ellie ile beraber kahverengi dolabın yanında durdum. Üstünde beyaz bir vazo ve vazonun içinde beyaz laleler vardı. Vazonun yanında saksıda hâlâ açmamış olan ismini ve varlığını bilmediğim yeşil bir çiçek filizlenmişti. Önce Ellie'ye baktım daha sonra vazoyu hafif kaydırdım. Dolap yana çevrildi ve arkasındaki gizli kapı açıldı.

Bu kapının yapımını geçen sene bitirmiştik.Ellie ile bu kapıyı yaparken çok kararlıydık. Hem ikimizin yalnız kalacağı bir dünya açmak hem de hayallerimizi gerçekleştirmek için
çok uğraştırmıştık ama fazlasıyla değmişti. Eğer muhafızların bundan haberi olsa büyük ihtimalle sonumuz idam cezası olurdu.

Kapının içine girdik ve kahverengi dar olan aralığın kahverengi tozlu merdivenlerden yavaşça aşağı inmeye başladık. Tozlar biz ilerledikçe havada dans edercesine uçuşuyordu. Merdivenler aşağı doğru yuvarlak çizercesine iniyordu. Evet, merdiven biraz uzun olabilir ama sonuca ulaşınca her şeye değiyordu.

Hızlı adımlarla aşağıya indik. Ellie arkamda konuşmaya başladı. "Bence bu merdivenleri bu kadar uzun yapmamız hiç iyi olmadı. Bı ara kısaltsak mı bunu" dedi alaycı ama ağlarcasına bir sesle. Ardından derin bir nefes alıp ayaklarına duyulur bir şekilde vurdu. "Ayaklarıma Kara sular indi! Bir de bunu çıkışı var dimi?!" Dedi hüzünlü bir sesle. Kıkırdadım. "Evet, cıkınca çekersin artık yarım kalan ahlarını." Dedim alayla.O da gülüp ilerlemeye devam etti.

Sonunda tozların uçuştuğu o merdiveni bitirdik ve kurduğumuz odaya ulastık. Oda kahverengi ahşap zemin döşemeleri ile kaplıydı. Duvarlarda mavi ve mor renklerin geçişleri ve onların üzerine çizdiğimiz yıldız ve ay motifleri vardı. Odanın içerisinde küçük bir delik vardı ve onun içerisine beyaz bir dürbün yerleştirmiştik. Tehlikelere karşı en önemli önleminizdi bu.

Etrafta bir çok eşya ile kaplıydı. Hepsi farklı işlevlere yarayan ama bizim için önemli olan eşyalardı. Ayrıca bu odanın içerisinde bir tane daha oda bulunuyordu. Diğer odanın kapısı yeşil renkle kaplıydı. İçerisinde ise bembeyaz duvarlar ve bir cok beyaz ve gri renkleri içerisinde barındıran bir tezgah vardı. Üzerinde içerisinde renkli sıvılar bulunan tüpler, gri bir mikroskop ve kesmeye yarayan aletler vardı. Orası bize ait olan bir labaratuvardı.

İçerisinde olduğumuz odaya gelecek olursak, bir rafında duvara değen büyük bir kitaplık vardı. Kitaplık, bulunduğu duvarı komple kaplıyordu. İçerisinde renk renk kitaplar vardı. Öğrenmek istediğimiz tüm bilgileri buradan öğreniyorduk. Kitaplığın yanında siyah bir çalışma masası ve iki tane sandalye vardı. Masanın üzerindeyse kalemlik ve içi açık defterler vardı. Masanın kenarındaysa birkaç tane kitap vardı. Buraya baktığımızda gördüğümüz tek şey her şeye rağmen başardığımızın buruk bir mutluluğuydu.

OLİN DİYARI 2. YASA: KADINLAR ASLA OKULLARA GİDEMEZ, OKUMA YAZMA ÖĞRENEMEZ!

Odanın bir diğer köşesinde ise bir sarı bir şövale vardı. Bu şövalenin üzerinde de boş bir tuval vardı. Şövalenin hemen yakınında yuvarlak sarı renkte bir sandalye vardı. Bir diğer tarafındaysa çoğunda resim çizilmiş olan tuvaller ve daha çizilmesini bekleyen tuvaller vardı. Sandalyenin üzerinde bir palet ve resim fırçaları vardı. Burası Ellie'nin en sevdiği yerdi. Resim yapmak onun için çok büyük bir tutkuydu. Fakat bir sorun vardı, bunların hepsi gizli olmak zorundaydı. Evet, kadınların resim yapması da yasaktı. Ve daha niceleri..

Burada tüm hayaller ya bizi dipsiz bir kukuya düşürürdü ya da öldürürdü.

OLİN DİYARI 3. YASA: KADINLAR ASLA RESİM ÇİZEMEZ, BİR İHTİMAL ÇİZSEDE SAHİBİNİN İZNİ OLACAKTI.

Burada hepimiz birer hayvanla aynı tepkileri görüyorduk. Onların gözünde neydik? Bir köle, hizmetkâr, kurma Bebek ya da bir köpek mi? Bizler de insansak bu sınıf ayrımı da neyin nesiydi?

Ellie, küçüklüğünden beri resimle ilgilenmeyi çok severdi bir diğer tutkusu diyebilirdim buna. Sanki renkler onunla konuşuyormuş gibi onlarla ilgilenir ve mutlu olurdu. Sanki onun için tek mutluluk resimdi. Resimin olmadığı bir dünyayı düşünemiyordu bile. Bu odayı yaparken onun için en büyük motivasyonlardan biri olmuştu resim yapmak.

Odanın bir diğer yani son köşesine geçicek olursak, burası genellikle benim kullandığım bir yerdi. Nasıl Ellie genelde resim yapıyorsa bende bu köşede geçiriyordum boş ve ıssız saatleri.

Bu köşe de bir çok dövüş malzemesi vardı. Zırhlar, silahlar, kılıçlar, kum torbaları gibi gücüme güç katacak bir çok şey vardı. 1 yıl ya da daha uzun bir süredir burada bunlarla uğraşıyordum. İtiraf etmeliyim ki başta ne kadar zorlansamda benim için bir tutku gibiydi dövüşmek ve kılıç savurmak. Sahte heykeller vardı ve bunlarla kılıç savurup kendimi geliştiriyordum. Eğer sınıf ayrımı olmasaydı büyük ihtimalle bu tutkunun peşinden gider ve çok güçlü bir muhafız olurdum. Ya da daha niceleri..

Yüzümüzde buruk bir gülümseme ile odanın içerisinde ilerliyorduk. Ellie derin bir iç çekti ve bu sessizliği bozdu. "Vales, sence güneş bir gün bize de doğar mı?" Ellie, bana genellikle Vales diye hitap ederdi. Yönümü ellie'ye doğru çevirdim. Yeşillerim onun elalarıyla buluştu. Derin bir iç çektim. "Güneş hiç gecenin karanlığında doğar mı Ellie'm..."
Biraz durdum ve devam ettim. "Hem Güneş bizi nasıl bulsun? Karanlığın içinde gizlenmişken.."

"Olsun Vales, biz karanlıkta da buluruz ışığımızı.." cıvıl cıvıl gözlerini bir keder kaplamıştı fakat hemen toparlandı ve cıvıl cıvıl etrafına bakmaya devam etti. "Hadi Valeska, güneş doğmadan başlayalım. Vaktimiz daralıyor. Ona gülümsedim ve hemen dövüşle ilgilendiğim o yere ilerledim. Ellie de resim yerine doğru yürüdü.

"Pekala ressam hanım, bugün eserinizde ne çizeceksiniz?"

Ellie kıkırdadı. Boyalarını yanına aldı ve sandalyesine oturdu. Paletini eline aldı ve bir renk seçmek için boylarına ve paletine baktı. "Aklıma yeni bir fikir geldi." Dedi ve gülümseyerek bana döndü. " Karanlığı içindeki güneşi çizeceğim."

Gülümsemem genişledi. "Vay be, her şeyden de ilham alabiliyorsun Ellie." Dedim ve devam ettim. "Peki bu nasıl bir şey olacak, belirli bir anlamı var mı ressam hanım?". Ellie yüzünde kocaman bir gülümsemeyle bana baktı. "Bitirince görürsün Vales. Hem vaktimiz daralmadan başlasak mı artık. Gün uzun olsada zamanımız azalıyor Vales. Güneş doğmadan halledelim her şeyi." Dedi ve bir gözünü kırptı.

Bende onaylar şekilde başımı salladım ve ringe girdim.Acaba bugün yumruklarımı mı geliştirmeliydim yoksa kılıç tutan ellerimi mi?

Hızlı bir düşünce analizinden sonra kum torbasına doğru ilerledim. Ellie gülümsedi ve "Bugünde kararını yumruklardan yana kullanıyorsun anlaşılan."dedi ardından bir gözünü kırptı. Nefesimi sesli bir şekilde verdim. "Yumruklarımı geliştirmem lazım, çok yetersizler. Yanımda bir kılıç olmadığında savunmasız kalmak istemiyorum." Dedim ve eldivenlerimi zarar görmemesi için beyaz bir beze sardım.

Ellie'ye itinayla resmini çizmeye başlamıştı.

2 SAAT SONRA:

"DAYANAMIYORUM, YORGUNLUKTAN KAFAYI YİYECEĞİM." Diye koca bir serzenişte bulundum. Tamı tamına 2 saattir önümde duran koyu mavi torbaya vuruyordum ama yerinden bir adım bile ilerlemiyordu! Sinirden ellerimi daha çok sıkıyordum ve daha sert vurmaya çalışıyordum ama gücüm çok yetersiz geliyordu.

Ellie gülmemek için dudaklarını ısırdı. Sabahtan beri bu halim çok keyfine gidiyor gibiydi. "Vales, hâlâ ilerlemiyor gibi sanki. Biraz daha mı yüklensen şu torbaya." Kendi resminin son dokunuslarını yaparken alayla benimle konuşuyordu. Bana sataşmaktan keyif alıyor gibiydi. "Yükleniyorum zaten ama bu şerefsiz yerinden kımıldama zahmetine girişimiyor bile!" Dedim sinirle ve torbaya bir yumruk daha attım. Torba yine bir harekette bulunmayınca sinirle bir çığlık attım.

'Sen kimsin de hareket etme zahmetinde bulumuyorsun. Sadece bir kim torbasısın kendine gel!" Ellie gülmemek için kendini o kadar tutamamış olacak ki kıkır kıkır gülmeye başladı. Eğer bu kadar sinirli olmasaydım odayı şuan kahkahalar doldururdu fakat sinirlerinin üstüne gitmemeye çalışıyordu.

Ellie gülüşünü saklamaya çalışarak bana doğru döndü. "Vales, sanki hiç vurmuyor gibisin torbaya." Kaşlarım çatık bir şekilde ona döndüm şaşırmış bir şekilde ona baktım. "Vurmuyor muyum?" Sarılı olan bezelere rağmen kıpkırmızı olan ellerimi gösterdim ona. "Bu hiç vurmadığım halimse vurduğum hâli düşünemiyorum bile!"

Ellie resmini bitirmiş olacak ki tuvali kuruması için orada bıraktı. Boyalarının kapağını kapattı ve paletiyle fırçalarını alıp temizlemek için labaratuvarın lavabosuna gitti. Suyu açtığında paketini ve fırçalarını yıkadığını anlamıştım.

Karşımda olan kum torbasına çatık kaşlarla bakmaya devam ettim. Gözlerindeki sinirden bu kim torbasını delebilirdim resmen! Eğer gerçek hayatta yaşasaydı onu şuracıkta boğardım.

Çok az zamanım kalmıştı ve benim yaptığım tek şey odun gibi hiç bir tepki göstermeyen bu kim torbasına vurmaktı. Bari çok az hareket ettiğini görseydim keşke.

Ellerimi yumruk yaptım ve yumruğumu kum torbasına geçirdim. Peki yine noldu? Bir hiç. Bir milim bile ilerlemiyordu. "Ama artık ömrünü kısaltacağım senin. Kendini insan falan mı sanıyorsun gerizekalı!" Aşırı kinlenmiştim bu kim torbasına. Öyleki gözlerimden alevler fışkırıyordu.

Yine bir odun gibi durduğunu görünce sinirden bir çığlık attım. " AMAN YETER BE! BARİ NE OLDUĞUNU BELLİ ET KUM KAFA."
Hâlâ boş boş duruyordu. "BANA BAK SENİ SÜRÜM SÜRÜM SÜRÜNDÜRÜRÜM, TORBALARININ ÜZERİNE DELİKLER AÇAR KUMLARINI DA DENİZE ATARIM AMA! ODUN MUSUN KUM TORBASI MI BELLİ DEĞİL YA ŞAKA GİBİ."

Arkamdan gelen kocaman bir kahkaha tüm sesleri bozmuştu. Ellie dehşete düşmüş gibi bir torbaya bir bana bakıyordu. O gülümsemeden önce suyun sesinin kesildiğini farketmemiştim bile. Ellerinde boya fırçalarını ve paletlerini de göremeyince uzun zamandır burada durduğunu anlamıştım.

Ellie ona döndüğümde dudağını dişleyerek gülüşünü bastırmaya çalıştı. En sonunda derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı. "Sen demin kum torbasıyla kavga mı ettin yoksa ben mi yanlış duydum." Diye söze girdi.

Ona döndüm. Gözlerimdeki sınırlı alevlerin dağılması için bir süre gözlerimi kapatıp bekledim. Ardından gözlerimi açıp derin bir nefes aldım. Sakin bir şekilde "Yok, yanlış görmüşsündür. Ben niye bir torbayla kavga edeyim ki?" Dedim.
Hiç inanmayan gözlerle bana bakıyordu ve basinitonaylar şekilde bir aşağı bir yukarı şeklinde salladı. Kafasını yana yaslayıp "Peki, sen devam et çalışmaya. "
Önüme döndüm ve sinirle torbaya baktım. "Artık gidemez miyiz, vaktimiz neredeyse hiç olmayacak kadar az değil mi?"
Ellie'nin aklına bir fikir gelmiş olacak ki gözlerinde bir anlık şeytani pırıltılar belirdi. Dudağının bir kenarı sinsice kıvrıldı. "Sana o torbayı hareket ettirmeyene kadar burda duracağımızı söylemiş mıydım?" Dedi sesini tatlı çıkarmaya çalışarak.

Biz kesilmiştim. Anlamadım? Ben bu kim beyinliyle biraz daha vakit geçirecek mecali kendimde bulamiyordum resmen. Umarım yanlış duymuşumdur. Dehşete düşmüş gibi gözlerim irilesşti ve hızla kafamı Ellie'ye doğru çevirdim. Hatta gerçekmi diye gözlerimi uzun bir süre kapatıp açtım. Bir kaç kere bunu tekrarladım. Sonra şaka olduğunu varsayarak kocaman bir kahkaha attım.

"Neden benim bundan haberim yok peki?"

Ellie gülmemek için kendini tuttu ve ciddi görünmeye başladı. Bir elini beline sardı diğer eliniyse çenesinin altına koydu. "Artık var Vales, hadi bekliyorum seni."

Dehşete düşmüş gibi karşımda rahatça beni izleyen Ellie'ye bakıyordum. Masum çıkan bir sesle "Ama bu bildiğin Çin işkencesi..!"

Ellie bı anda kahkaha attı. "Hadi oyalanmadan bitirmeye odaklan."

Torbaya yutkunarak baktım. "Daha çok o beni bitirecekmiş gibi duruyor. Hazır yol yakınken dönmeye ne dersin?" Dedim.

Ellie motive verircesine "Hadi Vales yaparsın. Hem düşman uyumaz değil mi? Her an karşına çıkabilme ihtimaliyle o torbayı vurmayı dene."

Onlar aklıma gelince kaşlarımı çattım. En nefret ettiğim canlı tiplemeleri. Evet, insan demiyordum çünkü onlar benim için hiç bir şey olamayacak iğrenç yaratıklardı.

Onları gördükçe yüzlerini dağıtasım geliyordu.

Gözlerimi kapattım ve derin bir nefes aldım. Karşımda düşmanın varlığını düşünmeye başladım. Gözlerimi açtığımda artık karşımda bir kum torbası değil, düşmanın ya kendisi vardı. Sinirle kaşlarımı çattım ve ellerimi sinirle sıktım. Çıktığım yumruğun birini onun suratına geçirdim.

İlk bir kaç denememde bir şey yapmamıştım fakat yapamadığım her şey beni daha çok hırsa sokuyor ve onu yıkmak için elimden geleni yapmaya çalışıyordum. Her onu yenemedigim hamle beni daha da güçlendiriyordu.

"Seni gebertmeye geliyorum!" Dedim sinirle ve gücümün son hâliyle bir yumruk attım, Başarmıştım. Bu sefer olmuştu. Kim torbası fazlasıyla sarsılmıştı.

Yapabilmemin sevinciyle dudağımın bir köşesi kıvrıldı.

Ellie ellerini bir birlerine gecirerek beni alkışlamaya başladı. "Demek ki istediğinde yapabiliyormuşsun Vales."

Dürbünün yanına gitti ve dışarı baktı.

"Ayrıca tam vaktinde hemen şu elbiselerini giy de gidelim Vales, buradan çıkmamız gerekiyor. Hem ablam sabah buraya geleceğini söylemişti, belki gelmiştir bile."

Onaylar şekilde başımı salladım. Önce bu katta olan küçük bir banyoya girip kısa bir duş aldım. Ardından Ellie'nin benim için seçtiği elbiseyi giymiştim.

Kahverengi elbisenin bel kısmında belime göre ayarlama için yine kahverengi renkte bir bodis vardı. Ellerim bodisin siyah renkteki kuşgözlerine gitti. Bodisi belime göre ayarlamak için boşta kalan ipleri sıkıca çektim ve bağladım. Kahverengi bodis belimi sımsıkı sarıyordu ve önü çapraz bağcıklı koyu kahverengi bir korseydi. Çapraz bağlar belimin kıvrımını güzel bir şekilde ortaya çıkarıyordu. Ayrıca dik duran balenleri kendi gibi beni de dimdik durmama yardımcı oluyordu .Ayakkabı olarak kahverengi pabuçlarımı giymiştim. Bunlar da her ne kadar elbise kadar şık olmasa da güzeldi.

Sıra saçıma gelince Ellie'nin ablasının benim için diktiği beyaz bandanayı elime aldım. Saçıma bağlayıp saçımın önlerinden bir kaç tutamı çıkardım. Saçlarımın arkasını toplamadan salık bırakmıştım.

Aynanın karşısına geçtiğimde kendimi beğenen gözlerle izliyordum. Normalden daha çok beğenmiştim kendimi. Genelde daha az süslü bir şeyler tercih ederdim fakat Ellie seçince onun tercihlerine uymayı seçmiştim.

Aynanın karşısında ki tek kusurum yüzümdeki çiller diyebilirdim. Onlardan her zaman nefret ederdim. Onun dışında yeşil, tilki gibi bakan gözlerimi oldukça seviyordum. Bazen çillerim keşke olmasaydı diye çok fazla dua ederdim ama onlar her zaman oradaydı. Benim için kirli küçük lekelerden başka bir şey değildi.

Kendime biraz fazla bakmış olmalıyım ki Ellie bağırmaya başladı. "VALES, KENDİNİ İZLEMEYO ARTIK BIRAK VE HEMEN MERDİVENLERE GEL!" Onun bağırışıyla yerinden zıpladım ve koşar adımlarla merdivenin yanına geldim. Ellie umutsuz bakışlarla merdivenlere bakıyordu. Yutkundu.

"Bu merdiveni biz mi koymuştuk."
Yukarı doğru baktığımda yutkundum. " Maalesef."
Ellie derin bir nefes alarak merdivenleri tırmanmaya başladı.

Ellie önden hızlı hızlı ilerlerken. Oflayarak yavaş yavaş merdivenin basamaklarını çıkıyordum. "Arkamdan oflayacağına hızlı hızlı gel Vales! Zamanımız normalden daha da az."
"Bu merdivenleri koymak isteyen kimdi ya!"
Ellie gülmemek için kendini tuttu. " Sen."
Aklıma gerçekten benim yaptığım gelince durdum. "Olabilir."
Sonra merdivenler aklıma gelince "Neden beni durdurmadınız!" Diye söyledim.

"Aslına bakarsan durdurmayı denedim." Göz devirdi. "Ama sen her zaman kendi bildiğini yaptığın için umurunda bile olmadı."

"Keşke olsaydı.." dedim kendime fısıldayarak. İçimden kendime şuan fazlasıyla küfür ediyordum. Küfürler eşliğinde merdivenleri çıkarken yukarıdan gelen bir sesle Ellie arkasını döndü ve kaskatı şekilde birbirimize baktık.
Kapı hızlıca ve sert bir şekilde çalıyordu.

Yutkundum ve anlık olarak sesli bir küfür savurduk. Yavaş yavaş ilerledigimiz merdivenlerden hızlıca ilerledik .

Korkuyorduk, hemde fazlasıyla. Hiç bir şeyden korkmazdım ama yakalanıp tüm planlarımı gerçekleşmemesinden öylesine korkuyordum ki ne merdivenlerin uzunluğu ne de merdivenlerden düşme kaygısı yaşıyordum.

Boşuna içinde bir korku salgıladığımı düşünüyordum ama muhafızların kapıda olup burayı bulacakları fikri öylesine ödümü kolarıyordu ki nefes bile alamıyordum.

Ellie titreyen bir sesle konuştu. "Vales, sence yakalandık mı."
Hızlı adımlarla basamakları çıkarken korkmamaya çalışan bir sesle "Şimdi değil Ellie, daha zamanı var."

Sonunda merdivenleri bitirmiş ve kapının önünde bitmiştik. Nefes nefese kalmıştık. Kendimi toparlamak için elimi kalbime bastırdım ve içimde sıkışan nefeslerimin normale dönmesini bekledim.

Ellie o zamana kadar elinde bir sürahiyle gelmişti ve bana bir bardak su doldurup verdi. " Hemen toparlanmamız lazım Vales!" Ellerini saçına geçirdi. "Keşke o kadaroyalanmasaydık. Yakalanmaktan ödüm kopuyor!"

Suyu içip yanımda duran sehpaya bıraktım. "Ellie, kapıyı kapattın değil mi? Ortada hiç bir delil bırakmayalım! Hiç bir şeyi unutma."
Ellie başını olumlu anlamda salladı ama emin olmak için tekrar bakmaya gitti.

Bu sırada kampındaki kişi kapıya hızlıca vurmaya devam ediyordu ve seslerin ardı arkası kesilmiyordu.

"Kapalı, tüm delilleri ortada yok. Burada bir geçit olduğundan şüphelenmiyorlarsa bulmaları imkanız." Fısıltılı şekilde bunları söylüyordu. Duyulmamalıydık.

Ellie bakışlarıyla kapıyı gösterdi. " Bence artık açmalıyız. Bir emri çiğnediğimiz düşünülürse sonumuz sadece ölüm olur Vales! Daha yapacak olanlarımız var. Şimdi olmaz."

Hayallerimiz ele avuca sığacak şeyler degildi o yüzden fazlasıyla korkuyorduk. Çünkü gerçekleşmemesi ihtimali bir ölümü tekrarlamak la aynı şeydi. Bir dilek nasıl dünyayı değiştirir, bir güç nasıl dünyayı değiştirmek için mücadele edebilir bunu fazlasıyla göstermek istiyorduk.

Hızlı adımlarla kapının yanına geldim ve elimi kapının koluna koyarak hamleyi yaptım.

Belki bir son ya da bir başlangıcın sesiydi bu kapı ama sağ salim buradan ayrılmak istiyordum. Belki boş bir kuruntuydu içimizdeki ama geç kalmak kadar korkutucu olamazdı.

------------------------------------------------------------------
-> Selamlar, tekrardan benn. Bölümü nasıl buldunuz?
•Bu bölüm de arka planda Valeska'nın nelerle uğraştığını göstermek istedim ki olayları ve kuralları daha da net anlayabilelim. İleriki bölümlerde de bazı kuralları öğreneceğiz 🌚 ta ki güneş bize de doğana kadar⛅

• Bu arada Ellie'nin tablosu umarım akıllara aynı şeyleri getirmiştir. Sonraki bölümlerde tabloları daha net göreceğiz ama umarım herkes bu tabloların bir özgürlük düşüncesi altında olduğunu görebilmişir.🖼️

• Ben sizi daha fazla tutmayayım. Şimdilik benden bu kadar, bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle 💕 🌙

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

42okunma 19beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18