7. bölüm · KAYIP AŞK İBLİSLERİ
Bölüm-7
Akıl ve ruh sağlığı hastanesinin kapısından içeri adım attığımda, içimde hem bir korku hem de tuhaf bir huzur vardı. Kulağıma fısıldayan sesler bile sessizliğe bürünmüştü. Burası, dış dünyadan tamamen kopuk, kendine ait kuralları olan bir yerdi. Duvarlar bembeyazdı, koridorlar sessiz... Her şey, zihnimdeki karmaşanın tam zıttıydı. Gerçekten ben delilerin içindemiydim birisi kendi kendine koiuşuyor birisi gözünü oynuyor birisi ise benim gibi görünmeyen birisiyle konusuyordu bunlar evet gerçekti
Odama yerleştim. İçerisi sadeydi, sadece bir yatak, bir komodin ve küçük bir pencere vardı. Pencereden dışarı baktım. Ağaçlar rüzgarda hafifçe sallanıyordu. Sanki onlar da benim gibi kendi iç dünyalarında bir şeyler yaşıyordu.
Annem ve babamla vedalaştıktan sonra, telefonumu kapattım. Dış dünyayla bağlantım kopmuştu. O an, aklıma Özgür geldi. Ona ne diyecektim? Nasıl açıklayacaktım? Kalbimde bir sızı hissettim. Benden uzaklaşacak mıydı? Tıpkı diğerleri gibi...
Telefonumun sesi duyulmuyordu ama masanın üzerinde titrediğini hissedebiliyordum. Gözlerimi kapattım. Özgür'ün yüzü, nazik sesi... Bunlar, zihnimdeki fısıltılardan çok daha gerçekti.
Aynı zamanda, şehrin başka bir köşesinde...
Özgür, Alya'dan haber bekliyordu. En son onu evine bıraktığında yüzündeki endişeli ifadeyi unutamıyordu. Ona mesaj attı, aradı ama telefonuna cevap vermiyordu. İçini bir huzursuzluk kapladı. Bir şeyler ters gitmişti.
Alya'nın ailesini arayamazdı. Onları tanımıyordu. Tek çaresi, Açelya'ydı. Rehberinden Açelya'nın numarasını buldu. Çok geçmeden telefonuna cevap verdi.
"Açelya, merhaba," dedi. "Ben Özgür."
"Özgür, merhaba," dedi Açelya, sesi endişeli çıkıyordu.
"Alya'ya ulaşamıyorum. Bir sorun mu var?"
Açelya, bir an durdu. "Evet," dedi. "Alya... Alya şu an hastanede."
Özgür'ün kalbi göğüs kafesinde bir kuş gibi çırpındı. "HASTANE Mİ? NE OLDU?"
"Sakin ol Özgür," dedi Açelya. "Fiziksel bir şey değil. Akıl ve ruh sağlığı hastanesinde. Doktoru, 4 gün gözlem altında kalmasını istedi. İlaçları... İlaçlarıyla ilgili bir sorun varmış."
Özgür, derin bir nefes aldı. Bu bilgi, onun için bir şok etkisi yaratmıştı. Ama aynı zamanda, Alya'nın o gece yaşadığı krizin nedenini anlamıştı.
"Peki, onu görebilir miyim?" diye sordu. Sesi, umutsuz bir tını taşıyordu.
"Maalesef," dedi Açelya. "Sadece ailesi ziyaret edebiliyor. Ama... İstersen sana adresini verebilirim."
ÖZGÜR BİR SANİYE BİLE DURAKSAMADI. "Lütfen," dedi.
Odada tek başıma oturuyordum. Pencereden dışarı baktığımda, kapının gıcırdayarak açıldığını duydum. Gelen hemşireydi. Elinde bir tepsi vardı. "Ziyaretçin var," dedi, yüzünde hafif bir gülümsemeyle.
"Hayır, olamaz," diye düşündüm. Annemler bu kadar erken gelemezdi.
Kapı aralandı ve karşımda Özgür'ü gördüm. Yüzündeki ifade, endişe ve merhametle doluydu. Elinde küçük bir saksıda papatya vardı. O an, dünya durdu. Tüm fısıltılar sustu.
ÖZGÜR, YÜKSEK SESLE VE GÜLÜMSEYEREK, "SÖZ VERDİM DEĞİL Mİ? SANA GİDECEĞİMİZİ SÖYLEMİŞTİM," DEDİ.
Gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. O, benim için imkansız olanı yapmıştı. Ben kendimden kaçarken, o beni bulmuştu. Özgür, benim için sadece bir sevgili değil, aynı zamanda ruhumun kayıp parçasıydı. Ve o an, bu hikayenin sadece bir başlangıç olduğunu biliyordum.
