10. bölüm · KAYIP AŞK İBLİSLERİ
Bölüm -10
Hastanenin bahçe kapısından çıktığımızda, bahar rüzgarı yüzümü okşadı. Aylardır ilk kez bu kadar özgür hissetmiştim. Özgür, bana doğru yürüdü ve nazikçe elimi tuttu. Onun varlığı, bana, hastane duvarlarının bile bana veremediği bir güveni veriyordu. Arabaya doğru yürürken, annemle babam yanımızdan geçip Açelya'nın arabasına bindiler. Yüzlerindeki rahatlama ve huzur, içime su serpiyordu.
"Hazır mısın?" diye fısıldadı Özgür.
"Hazırım," dedim, sesim beklenmedik bir şekilde gür çıkmıştı.
Açelya, sürücü koltuğunda oturuyordu, aynadan bize gülümsedi. "Sonunda özgürsün!" diye bağırdı. "Hadi Alya, yeni hayatına hoş geldin."
Arabanın kapısını açtı. Ben ön koltuğa oturdum, Özgür ise arka koltuğa geçti. Araba hareket ettiğinde, sanki zihnimdeki her fısıltı, her gölge, geride kalmıştı. İstanbul'un tanıdık caddelerinden geçerken, her şey bana daha canlı görünüyordu. Güneşin ışığı, ağaçların yeşilliği... Sanki dünyaya yeniden gözlerimi açıyordum.
Açelya, en sevdiğimiz şarkıyı açtı ve şarkının ritmi, ruhumda bir dans başlatmıştı. "Ne zaman bu kadar popüler oldun Alya? Tüm ülke seni konuşuyor," diye takıldı Açelya, kahkahalarla.
"Ne?" dedim şaşırarak.
"Ne, ne? Özgür, anlat hadi," dedi Açelya, aynadan göz kırparak.
Özgür gülümsedi. "Aslında... Seninle ilk tanıştığımız yerde, o bankta oturuyordum," dedi. "Seni o gün görmem, hayatımı değiştirdi. Ve... Seni kaybetmekten çok korktum."
"Nasıl yani?" dedim, kalbim hızla atmaya başlamıştı.
"Ben bir blog yazarıyım," diye fısıldadı. "Her gün, hayatımdan bir kesit yazarım. Seni de yazdım."
"Ne yazdın?" dedim, sesim titriyordu.
"Yirmi beş yaşındayım ve hayatım, bir an anlamsızdı. Sonra bir kıza rastladım. Gözlerinde hem melankoli hem de bir umut vardı. O, benim için kayıp bir melodiydi. Ve ben, o melodiyi yeniden çalmak istedim."
O an, tüm dünyaya ne kadar yalnız olmadığımı anladım. Özgür'ün sözleri, benim içimdeki fırtınayı durdurmuştu. Açelya'nın gülümsemesi, benim en büyük destekçimdi. Onlar, benim için bir aile olmuştu.
Açelya, arabayı durdurdu. Önümüzdeki manzaraya baktım. Annemin ve babamın arabası, bizimkinin yanına park etmişti. Gözlerimden yaşlar süzülüyordu.
"Eve geldik," dedi Özgür, elini omzuma koyarak. "Ve bu kez, yanında ben de varım."
Bu söz, benim için bir vaat gibiydi. Artık yalnız değildim. Yanımda beni anlayan, seven ve destekleyen insanlar vardı. Ve bu, benim için dünyadaki en büyük zenginlikti.
