KAYBOLAN GÜNEŞ kitap kapağı

3. bölüm / 4

KAYBOLAN GÜNEŞ

2. BÖLÜM-KARANLIĞIN İLK ÇATLAĞI

Vaveyla Yazarı: Ayşenur Melek

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 2. BÖLÜM-KARANLIĞIN İLK ÇATLAĞI

"Bazı yaralar kabuk bağlamaz; insan sadece yaşamayı öğrenir."

İlahi Bakış Açısı

Akşam, Ankara’nın her zamanki gri turunculuğuyla çökmeye başlamıştı. Kışın nasıl bir soğuk taşıdığını bilen herkes, hava kararırken pencereleri biraz daha sıkıca kapatırdı. Sokak lambalarının henüz tam yanmadığı o aralık saatlerde, şehrin hem çocukluğu hem de karanlığı aynı anda yaşadığını hissettiren bir sessizlik olurdu. Sare, o akşam o sessizliğin tam ortasında, Niranların salonunda yerde oturmuş minderlere yaslanıyordu.

Niran’ın annesi çay koymuş, babası masanın üzerinde duran puzzle parçalarını toplamış, Niran ise Sare’nin hemen yanına çömelmişti. İkisi de aynı yaşlarda sayılırdı; gülüşleri de, sıkıldıklarında gözlerini kaçırışları da birbirine benziyordu. Uzun zamandır arkadaşlardı, ama o akşam içlerinden biri daha fazla konuşuyordu: Niran.

“Keşke yarın okul olmasaydı,” dedi Niran, ayağını sallayıp durarak. “Dışarı çıksak, parka gitsek daha güzel olmaz mı?”

Sare, elindeki küçük arabayı yere bıraktı. “Hava çok soğuk ama,” dedi. “Annem de izin vermezdi zaten.”

Niran başını iki yana salladı. “Annen hep öyle söylüyor. Ama iyi ki bugün bize geliyorsunuz. Puzzle bitince birlikte film açarız. Babam izin verir.”

Sare gülümsedi. Ailesi evde birkaç parça eşya için durmuş, “Hemen geliyoruz.” demişti. Yıllardır yaşadıkları sokak, yıllardır aynı düzen, aynı komşular. Hiçbir şey değişmiyor gibi görünürdü. O yüzden Sare, annesinin birazdan geri döneceğine inanarak kendini güvende hissediyordu.

Niran’ın annesi, Sare’nin saçını okşadı. “Annen birazdan arar tatlım. Merak etme.”

Sare başını usulca salladı ama içinde anlam veremediği hafif bir sıkışma vardı. Bazen çocuklar, kötü bir şeyin yaklaşmakta olduğunu bilmeden önce o şeyin gölgesini hissederdi. Onu tanıyamazlar ama fark ederler. İçten içe bir şey “Dikkat et,” der. Sare’deki his buydu.

Ama altı yaşındaki bir çocuk, böyle bir hissin adını bile koyamazdı.

Niran’ın babası televizyonu açtı. Haberler sıradan şeylerden bahsediyordu: trafikte yaşanan küçük kazalar, soğuk havanın getireceği kar, belediyenin yeni duyurusu… Hepsi sıradandı. Ama ekranın ışığı odaya düşerken Sare bir an başını kaldırdı ve dışarıdaki camdan sokağa baktı.

Karanlığın içinde bir hareketlilik vardı sanki. Bir gölge. Belirgin değildi, hatta belki sadece hayal etti. Ama camdan yansıyan ışığın arasında kısa bir titreşim gibi bir şey görmüştü. Göz kırpması kadar kısa bir an. Hiçbir şey. Belki bir kedi. Belki rüzgâr. Belki de zihninin oyunuydu.

Yine de Sare’nin gözleri o pencerede birkaç saniye daha takılı kaldı.

Niran bunu fark edip omzuna dokundu.

“N’oldu?”

“Hiç…” Sare camdan ayrılıp yere oturdu. “Bir şey gördüm sandım.”

Niran eğlendi. “Hayalet mi yoksa?”

Sare istemsizce güldü. “Hayır. Sadece bir karartı.”

O anda Niran’ın babası salona seslendi. “Puzzle bittiğine göre biraz çikolata getireyim mi çocuklar?”

İkisi de birden ayağa fırladı. Birkaç saniye önceki sessizlik, birkaç saniye önceki gölge tamamen unutulmuş gibiydi.

Ama dışarıdaki gölge unutmamıştı.

Saat sekize yaklaşırken Sare’nin içindeki sıkışlık yeniden kendini hatırlattı. Bir çocuğun tarif edemeyeceği, ama gözlerine yer eden türden bir his. Niran’ın annesi mutfakta bir tencere çorba karıştırıyor, babası bardakları çıkarıyordu.

Sare ellerini birbirine kenetledi.

Acaba annesi neden hâlâ aramamıştı?

Sare’nin telaşını Niran fark etti. “Bir şey mi oldu?”

“Annem… hâlâ gelmedi.”

“Elbet gelir. Belki komşuya uğramıştır.”

“Babam da yok ama.”

“Belki birlikte gitmişlerdir.”

Sare başını salladı, haklı gibi görünse de içindeki his bir türlü dinmiyordu.

Sokak lambalarının titrek ışığı camdan içeri düşerken, dışarda bir kez daha bir ses duyuldu. Çok hafif bir cızırtı. Elektrik kablosu gibi. Sonra bir klik sesi.

Niran’ın babası o an mutfaktan çıktı, “Elektrik gidip gelebilir, hava çok soğuk,” dedi. “Bu mevsimde sigortalar sürekli atıyor.”

Sare bir an durdu. “Bizim sokakta da olur mu öyle?”

“Olabilir tatlım, merak etme. Onarım ekipleri çalışıyor.”

Ama Sare’nin merakı dinmedi. İçinde açıklayamadığı bir çekilme hissi büyüyordu.

Saat 20.14

Bazen bir ses vardır.
Sessizliğin üstüne düşen, tüy kadar hafif ama kalp kadar ağır.
Kimse önce anlam veremez.

Niran mutfağa doğru koşarken ŞAK diye bir şey duyuldu. Elektrik aniden gitti. Salon karardı.

Niran’ın annesi, “Aman çocuklar korkmayın, şimdi gelir,” dedi. Gülmeye çalıştı ama sesindeki titreme fark edilmeyecek gibi değildi.

Sare’nin kalbi hızlandı.

Karanlık nefeslerini büyütmüş gibi üzerlerine çöktü.

Bir saniye…

İki saniye…

Sonra sokaktan bir ışık parladı. Nar gibi patlayan kısa bir alev görüntüsü.

Ve ardından kısa ama derin bir patlama sesi.

BOOF—

Herkes irkilip camlara döndü.

Niran’ın babası hızla perdeyi araladı, dışarı baktı ve göz bebekleri büyüdü.

“Bizim sokağın orada… bir yangın var.”

Sare’nin nefesi kesildi.

“Bizim ev?”

Niran’ın babası cevap vermedi. Sadece kapıya koştu, montunu aldı ve dışarı fırladı.

Bir şey söylemesine bile gerek kalmamıştı.

Sare yere çömeldi. Dizleri kendiliğinden titriyordu. Boğazı düğümlendi.
İçinde bir şey kırılıyordu ama adı yoktu.

Niran hemen yanına diz çöktü. “Sare, dur, tamam… belki değildir… belki başka evdir…”

Ama Sare’nin başı dönüyordu.

Sesler boğuklaşmıştı.

Her şey ağır çekim gibiydi.

Az önceki gölge zihnine saplandı.

Az önceki his…

Keşke… keşke anneme sorsaydım… keşke gitseydim…

Niran’ın annesi Sare’yi kolundan nazikçe tutup kanepeye oturttu.

“Tatlım, sakin ol. Baban hemen haber verir. Belki sadece kablo patlamıştır, anladın mı? Belki kimseye bir şey olmamıştır.”

Kelimeler ulaşmıyordu.

Aradan dakikalar geçti.

Niran’ın babası hâlâ dönmemişti.

Sokaktan siren sesleri geliyordu.

Siren sesleri büyüdükçe Sare’nin nefesi daralıyordu.

Sonunda kapı açıldı. Niran’ın babası içeri girmek için birkaç saniye bekledi… Derin, acı bir nefes aldı.

Yüzü bembeyazdı.

Niran’ın annesi o an anladı. Onun çöküşü Sare’nin dünyasını sildi.

Adam dizlerinin üzerine çöküp Sare’nin göz hizasına indi.

“Sare…”

Sesi çatladı.

“Tatlım… annenle baban… eve girmişler. Elektrik panosunda bir arıza olmuş. Yangın çıkmış. İçeride… çıkamamışlar.”

Sare’nin dili tutuldu. Gözleri sabitlendi. Bir şey söylemek istedi, olmadı. Nefes aldı, nefesi yutuldu.
Boşluk karnına yerleşti.

Niran’ın annesi ağlamaya başladı. Niran ona sarıldı ama gözleri Sare’den ayrılmadı.

Sare, hiçbir şey duymuyordu artık. Dünya geniş bir sessizliğe dönüşmüştü. İçinde yalnızca bir cümle yankılanıyordu.

“Ben orada olsaydım…”

Sare o geceyi nasıl geçirdiğini hiç hatırlamayacaktı. Bazen beynimiz, dayanamayacağımız anları siler.
Kalır sadece kırık bir his, boş bir göğüs sıkışması.

Niran’ın odasında, yatağın kenarında oturmuş, battaniyenin altına gizlenmişti. Gözyaşları akıyordu ama ağlamayı hissetmiyordu bile. Sadece yüzünün ıslandığını fark ediyordu.

Niran yanına yaklaştı.

Dizlerinin üzerine çöktü.

Minik elleri Sare’nin eline dokundu.

“Sare… ben buradayım.”

Sare ilk kez kafasını kaldırdı. Gözleri kızarmıştı ama boştu.

“Ben… orada olsaydım… belki…”

Cümleyi tamamlayamadı.

Niran başını hızla salladı. “Hayır. Hayır Sare. Senin suçun değil. Sen burada olmasaydın… belki…” Bu defa Niran cümlesini tamamlayamadı.

Sare’nin kalbine kazınan tek şey, o gece duyduğu cızırtı idi. Elektriğin karanlıkla buluştuğu o kısa an.
Belki bir işaretti. Belki de sadece hayatın acımasız tesadüfü.

Ama altı yaşındaki bir çocuk o tesadüfü, bir yük olarak taşıyacaktı.

Sabahın soğuk aydınlığı

Ertesi sabah, dışarıdan gelen ambulans sesiyle uyandılar. Sare’nin ayakları titriyordu. Niran’ın annesi ona kıyafet uzattı. Her şey yavaş, ağır ve karanlıktı.

Sokağa çıktıklarında insanlar fısıldaşıyordu.

Komşuların yüzü solgundu.

Bazıları Sare’yi gördüğünde gözlerini kaçırıyordu.

Polis şeridinin arkasında bir bina vardı. Sare’nin evi.

Dumanı kesilmiş, camları siyaha bulanmış. Tavanından hala su damlıyordu.

Bir çocuk için tüm dünya o su damlalarıyla birlikte yere çökebilirdi.

Ve çöktü.

Akşam olduğunda Sare yine Niranların evindeydi. Birkaç oyuncak, birkaç kıyafet… Hepsi bir çantaya sığmıştı.

Bir ömre sığan hiçbir şey kalmamıştı.

Niran pencerenin kenarında Sare’ye baktı.

“İstersen yatağımı paylaşabiliriz. Yalnız kalma.”

Sare başını salladı, teşekkür etti. Konuşmak zordu.

O gece Niran uyuduktan sonra Sare pencereden dışarı baktı. Sokak lambasının altında, hafifçe titreşen bir gölge vardı sanki. O anki gölge mi, yoksa zihninin yorgunluğu mu, bilemedi. Bir damla gözyaşı yanağından süzüldü.

Kader bazen bir çocuğu korur, sonra o çocuğa bütün dünyanın ağırlığını bırakırdı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18