10. bölüm · Kasem
Karadeniz Sivası?
Hiç düşünmeden söyledim:
“Eee kayınbaba... Biz zaten evleniyik, yarın.”
O an etrafıma bakındım, gözlerim birini arıyodu. Ve buldum.
Merve donup kalmıştı. Şaşkınlığı yüzüne kazınmış gibiydi. Bunu beklemiyodu, hiç kimse beklemiyodu.
Herkes baktı Merve’ye doğru, babası sertçe sordu:
“Doğru mu bu?”
Merve gözlerini bana dikti.
Ben hafifçe göz kırptım ona.
O da, o güvenle, kekelercesine cevap verdi:
“Evet…”
“Eee, bi sorun yo’k yaa, çekil da artık kaynanamla baldızımı görelim artık!” dedim.
Kaan Kılıç ise katıldı:
“Yok öyle olmaz! Önce evlendiğinizi görüyüm öyle. Şimdi misafirliğin kısası makbuldür.”
---
Bu adam az önce beni kovmuşmuydu? Sinirden köpürüyordum.
“ kalmadık senin evine!” diye bağırdım.
Adamlarıma işaret ettim:
“Merve’yi alsınlar!”
---
Dışarı çıkanda Merve kafamı ütülüyordu. En sonunda dayanamayıp,
“Bir sus da!” dedim.
“Kızım, seni kurtardık, sağa yaranamayik. Ne nankör bi şeysin sen!”
---
Benimi kurtardin, yarın evlenmeyince görürsün kim kurtarılmış. Ayrıca annemler n’olacak dedim, o da “Hopba,” dedi, “Orda bir dur, yarın benimle evleneceksun, yoksa yardım etmem,” dedi. Karadeniz şivesi ile. Hakkaten bu niye böyle konuşuyordu bana? Baksana, sen niye Karadeniz şivesi ile konuşuyorsun? Sen Karadenizlimiydin diye sordum, o da evet dedi. Ben de biraz sesli mırıldandım, “Görüyormusunuz, elimde büyüyen çocuğun Karadenizli olduğunu yeni öğreniyorum.” O da “Elinde mi büyüdüm?” diye şaşırdı ve bir daha konuştu, “Saf ben senden büyüğüm,” dedi. Karadeniz Sivas'ı.
