Karantina: NEXUM kitap kapağı

5. bölüm / 5

Karantina: NEXUM

5. Kısım: Sessizliğin Başlangıcı

Vaveyla Yazarı: Emir Furkan Gülkan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 5. Kısım: Sessizliğin Başlangıcı

Gece boyu araştırma yapan Mete yorgun argın evine gitmişti. Bitkin hissediyordu ama verimli bir gün geçirdiği için de bir yandan mutluydu. Son günlerde hayatı birbirini takip eden enteresan olaylardan ibaretti. Her yeni cevap beraberinde daha fazla soru getiriyor, her bulduğu ipucu onu çözmeye çalıştığı gizemin biraz daha derinine çekiyordu. Eve girer girmez anahtarını bile masaya bırakmadan kendini salondaki kanepenin üzerine attı. Gözlerini kapatmasıyla uykuya dalması bir oldu.
Kafası o kadar doluydu ki gördüğü rüyalar yüzünden bu aralar pek iyi uyuyamıyordu. Kabuslardan dolayı sürekli terler içinde uyanıyor, sehpanın üzerindeki bardağa uzanıp bir bardak su içip geri yatıyordu. Ama gözlerini yeniden kapattığında kabus kaldığı yerden devam ediyordu. Bu kabusların vazgeçilmez konuğu ise Kemal'di. Mete, rüyalarında onunla geçirdiği güzel anıları yeniden yaşıyordu. Birlikte gülüyor, eğleniyor şehirleri geziyorlardı. Daha önce hiç gitmedikleri sokaklarda dolaşıyor, en ikonik yerlerin önünde fotoğraf çekiliyorlardı. Her şey olması gerektiği gibiydi. Ta ki rüyanın sonuna gelene kadar… Rüyanın sonunda Kemal hep Aeterna'daki o küçük kamarada ölüyordu.
Mete bu rüyalardan o kadar fazla görmüştü ki artık rüya devam ederken bir rüyada olduğunu biliyor ve sonunda ne olacağını da öngörebiliyordu. Bu durum psikolojide “Lucid Rüya” olarak bilinir. Kişi rüya gördüğü esnada rüyada olduğunun farkındadır. Mete'nin yaşadığı şey de tam olarak buydu. Bir rüya gördüğünü biliyordu. Rüyanın sonunda Kemal'in öleceğini biliyordu. Ama elinden hiçbir şey gelmiyordu. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ne kadar bağırırsa bağırsın olayların akışını değiştiremiyordu. Sadece çaresizce izliyordu.
Mete çok geç saatte yattığı için ancak öğlene doğru uyanabilmişti. O kadar yorgundu ki kendini resmen dayak yemiş gibi hissediyordu. Üstündeki lacivert gömlek kırış kırış olmuş, çorabının teki ise ayağından çıkmıştı. Yavaşça doğruldu. Biraz başı ağrıyordu. Eliyle alnına masaj yaptıktan sonra ayılabilmek için gözlerini ovuşturdu. Çorabının ayağından çıkan tekini tekrar giydiği esnada sessizde olan telefonu titremeye başladı. Ses yakından geliyordu. Önce sağına sonra da soluna baktı. Telefonu görememişti. Kalçasını biraz koltuktan kaldırınca telefonu sonunda buldu. Eline alıp ekrana baktı. Arayan Zeynep'ti. Mete hemen çağrıya cevap verdi.
— Efendim Abla.
Zeynep'in sesi her zamankinden ciddi geliyordu.
— Haberleri gördün mü Mete?
Mete biraz esneyerek cevap verdi.
— Hayır. Daha yeni uyandım. Ne olmuş yine?
— 22. Kanalı açsana hemen.
Mete'nin yüzündeki uykulu ifade bir anda değişti. Sehpanın üzerinde duran kumandayı aldı. Hızlıca 22. Kanalı tuşladı. Ekranda Türkiye ve birçok ülkede sokağa çıkma yasağının uygulanmaya başlandığı yazıyordu. Yasak başlayalı 1-2 saat kadar olmuştu. Fakat Mete'nin henüz yeni haberi olmuştu. Normalde birçok insan böyle bir haber görünce pekala şaşırırdı. Fakat Mete böyle bir gelişmeyi zaten bekliyordu. Televizyonun sesini biraz daha açtı. Ekranda peş peşe farklı şehirlerden canlı görüntüler gösteriliyordu. Paris, Berlin, Budapeşte, Lizbon…
Daha birkaç gün öncesine kadar insanlarla dolup taşan caddeler şimdi sessizliğe bürünmüştü. Trafiğin yoğun olduğu yollar ise arada bir geçen polis araçları haricinde bomboştu. Mete haber kanallarında gezinmeye devam ederken kapı çaldı. Mete'nin evi müstakildi. Sokağa çıkma yasağı uygulanırken kapısının çalması onu biraz tedirgin etmişti. Yavaşça delikten baktı. Gelen Gökhan'dı. Derin bir oh çektikten sonra kapıyı açtı. Onu içeri davet etti. Gökhan'ın elinde koca bir kutu vardı. İçeri girdikten sonra salondaki sehpanın üzerine kutuyu bıraktı. Mete kutunun içinde ne olduğunu merak etmişti. Üzerinde hiçbir şey yazmıyordu. Biraz kutuyu inceledi. Altına üstüne baktı. Sonunda merakını gidermek için sordu.
— Bu kutu ne abi? Üstünde hiçbir şey yazmıyor.
Gökhan oturup biraz soluklandıktan sonra cevap verdi.
— Bu… Tek kullanımlık eldiven.
Mete kutuyu açıp içine baktı. Ağzına kadar eldiven doluydu. Bu eldivenlerin neden alındığını aslında biliyor gibiydi. Ama emin olmak için yine de sordu.
— Neden bu kadar eldiven aldın ki? Hemde bir kutu dolusu…
Gökhan ellerini başının arkasında birleştirdi. Koltuğa iyice yaslandı.
— Bu akşam 20:00'de Sağlık Bakanlığı açıklama yapacak. Bakanlıkta çalışan, liseden bir arkadaşım bazı duyumlar almış. Muhtemelen tüm ülkede dışarı çıkarken eldiven takma zorunluluğu getirecekler. Açıklama yapıldıktan sonra bütün satıcılar fiyatları arttıracak. Bilirsin işte… Klasik iş ahlakı anlayışı. Bende önceden birkaç kutu aldım o yüzden. Bu kutuyu da sana getirdim.
Mete gülümsedi.
— Çok düşüncelisin. Sağolasın abi.
— Rica ederim. Benim şimdi işe dönmem lazım. Sonra yine görüşürüz.
Mete, Gökhan'ı uğurlamak için kapıya kadar eşlik etti. Gökhan tam arabasına binecekken Mete arkasından seslendi.
— Gökhan Abi! Bir saniye gelebilir misin?
Gökhan arabasının kapısını kapatıp tekrardan kapının önüne geldi.
— Ne oldu?
— Geçen gün şu bulduğumuz otomobil firmasını hatırlıyorsun değil mi?
Gökhan başını salladı.
— Evet… Nasıl unutabilirim ki?
— Benim babam o firmada mühendis. Onunla bu olaylar hakkında konuşabilir miyim? Belki bize yardımcı olabilir.
Mete'nin fikri Gökhan'a mantıklı gelmişti. Biraz düşündükten sonra cevap verdi.
— Aslında içeriden biri bize bilgi verse hiç fena olmaz. Bence konuşmalısın. Ama babanı uyar. Yaptığımız araştırmadan kimsenin haberinin olmaması lazım.
— Tamamdır abi. Merak etme!
Gökhan’ın arabası sokağın köşesinden dönüp gözden kaybolduktan sonra Mete bir süre kapının önünde öylece kaldı. Mahalle her zamankinden farklıydı. Çocuk sesleri duyulmuyor, kaldırımlarda yürüyen kimse görünmüyordu. Ara sıra uzaktan geçen polis araçları ve ambulansların siren sesleri dışında hiçbir ses yoktu. Kapıyı kapatıp tekrar salona gitti. Sehpanın üzerindeki eldiven kutusuna baktı. Daha birkaç gün öncesine kadar kimsenin önemsemediği sıradan bir eşya, şimdi insanların kendilerini güvende hissedebilmek için aradığı ilk şey olacaktı.
Hava kararmış, saat ise 20:00’ye gelmişti. Sağlık Bakanlığı herkesin merakla beklediği açıklamayı yapmıştı. Virüs fiziksel temas ile bulaştığı için eldiven takma zorunluluğu getirilmişti. Bununla birlikte virüse karşı daha birçok önlem alınmıştı. Artık çoğu iş temasın minimum olabileceği şekilde görülecekti. Bakanlık yaptığı açıklamada Dünya Sağlık Örgütü'nün virüse karşı duyurduğu slogana da yer vermişti: “Temassız Dünya”. Açıklamanın sonuna gelindiğinde ise ülkedeki vaka sayıları açıklanmıştı. Sayılar, henüz yeni ortaya çıkmış bir salgın için korkunç derecede yüksekti. Virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı da her il için tek tek açıklanmıştı. İstanbul 1834, İzmir 935, Ankara 806…
Açıklamadan sonra sosyal medya adeta yıkılıyordu. Tüm ülkeyi korku ve panik sarmıştı. Dünya tarihinin belki de en ölümcül salgınlarından biri yaşanıyordu. Hastaneler dolup taşıyor, acil servislerin önünde uzun kuyruklar oluşuyordu. Mete hayretler içerisinde haberleri takip ederken bir kez daha kapı çaldı. Mete, yine Gökhan'ın geldiğini düşünmüştü. Lakin bu sefer gelen Zeynep'ti. Mete karşısında ablasını görünce şaşırmıştı.
— Burada ne işin var abla! Sokağa çıkma yasağı var. Bilmiyor musun?
Zeynep biraz homurdandı.
— Boşver sen yasağı şimdi. Hazırlan hemen! Babamın yanına gidiyoruz.
Zeynep’in sözlerinden sonra Mete öylece bakakaldı.
— Sokağa çıkma yasağı varken nasıl gideceğiz? Ya polise yakalanırsak…
— Merak etme. Gökhan'da bizimle geliyor. Haydi! Çabuk ol!
Mete hemen odasına gitti. Üstüne bir hırka alıp evden çıktı. Zeynep’le birlikte arabaya bindi. Direksiyon başındaki Gökhan ile selamlaştıktan sonra babasının evine doğru yola koyuldular. Mete ön koltukta Gökhan’la sohbet ederken Zeynep ise arka koltukta boş İstanbul caddelerini seyrediyordu. Etrafı izlerken bir yandan da düşüncelere dalmıştı. “Acaba babası virüs hakkında bir şeyler biliyor muydu? Bize yardım edebilir miydi?” Onu en son aylar önce görmüştü. Yoğun iş temposundan dolayı pek ziyaretine gidememişti. Buna rağmen araları hiç açılmıyordu. Babası her ne kadar disiplinli ve katı biri olsa da çocuklarına karşı çok sevecendi. Hayatlarının her döneminde elinden geldiğince onlara yardımcı olmuştu. Mete ve Zeynep bir an olsun onun eksikliğini hissetmemişti. Bu yüzden Zeynep ve Mete için babalarının yeri hep ayrıydı.
Yollar boş olduğu için yolculuk kısa sürmüştü. Normal şartlardaki bir İstanbul trafiğinde en az 45 dakikada gidecekleri yolu 15 dakikada gitmişlerdi. Salgın döneminin tek iyi yanı da buydu belki de. Trafiksiz bir İstanbul… Gökhan evin karşısındaki kaldırımın önüne arabayı park etti. Zeynep ve Mete'yle birlikte evin kapısının önüne geldiler. Mete zili çaldı. Evin içerisinden gelen ayak sesleri iyice yaklaşırken Gökhan da büyüğe saygıdan ceketini düzeltiyordu. Bir süre sonra kapı yavaşça açıldı. Karşılarında altmışlı yaşların ortalarında, uzun boylu ve oldukça şık giyimli yaşlı bir adam duruyordu. Gözlüklerinin üzerinden önce Zeynep'e ardından Mete'ye baktı. Son olarak Gökhan'ın üzerinde durdu bakışları. Kısa bir sessizlik oldu. Adamın yüzünde şaşkınlıktan çok merak vardı.
— Bu saatte hepinizin burada ne işi var? Üstelik sokağa çıkma yasağı uygulanırken.
Zeynep gülümsedi.
— Biraz konuşmamız lazım babacım.
— Peki… Bu delikanlıda kim?
Gökhan hızlıca önünü ilikledikten sonra kendini tanıttı.
— Ben, Komiser Gökhan.
— Memnun oldum evladım. Buyrun, içeri geçin.
Mete ve Zeynep oturma odasındaki üçlü koltuğa otururken Gökhan bir süre ayakta kaldı. Hayran gözlerle etrafı izledi. Burası sıradan bir evden çok, yıllardır birikmiş hatıraların ve değerli eşyaların bir araya geldiği bir evdi. Duvarlarda farklı dönemlere ait yağlı boya tablolar ve antika saatler vardı. Pencerenin hemen yanında ise ahşap bir kitaplık duruyor, raflarında mühendislik kitaplarının yanı sıra tarih, coğrafya ve felsefe üzerine de sayısız eserler bulunuyordu. Gökhan sonunda kendisine ayrılan koltuğa oturdu. Yaşlı adam ise karşılarındaki tekli koltuğa geçti. Gözlüğünü çıkardı ve masanın üzerine bıraktı.
— Anladığım kadarıyla buraya yalnızca hâl hatır sormaya gelmediniz.
Mete başını sallayarak babasını onayladı.
— O zaman anlatın bakalım. Konu nedir?
Mete, Gökhan'a “sen mi anlatırsın, ben mi anlatayım” gibisinden bir bakış attı. Gökhan ise başıyla devam etmesini işaret etti.
— Son günlerde yaşananlarla ilgili bazı şeyler öğrendik.
Babası dikkat kesildi.
— Ne gibi?
— Virüsün kaynağıyla ilgili.
Yaşlı adamın yüzündeki ifade bir anda değişti. Mete derin bir nefes aldıktan sonra sözlerine devam etti.
— Virüsün bir otomobilden bulaştığını düşünüyoruz. Ve sen de bu otomobil firmasında mühendis olarak çalışıyorsun. Buraya asıl gelme sebebimiz bu baba.
Babası şaşırmıştı.
— Bu sonuca nasıl ulaştınız? Emin misiniz?
Mete, Reykjavik'ten başlayarak yaşananları tek tek anlattı. Aeterna'daki olayları, Kemal'in ölümünü ve ardından sosyal medya aracılığıyla yaptıkları araştırmayı… Mete'nin anlatmayı unuttuğu kısımları ise Zeynep tamamladı. Daha sonra Gökhan elindeki dosyayı Yaşlı adama uzattı.
— Burada anlattıklarımızı kanıtlayan belgeler var.
Yaşlı adam dosyayı Gökhan'ın elinden aldıktan sonra tekrardan gözlüklerini taktı. Birkaç dakika boyunca dosyayı inceledi.
— Ne diyeceğimi bilmiyorum. Harika iş çıkarmışsınız. Ama bütün bunlar gerçekten de çok ilginç. Dünya Sağlık Örgütü virüsün kaynağıyla ilgili zaten bir açıklama yapmamış mıydı?
Gökhan hemen cevap verdi.
— İşte asıl ilginç olan da bu. Birileri virüsün kaynağını gizlemeye çalışıyor. Bizde bu işin arkasında kimlerin olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Ama bunu sizin yardımınız olmadan yapmamız çok zor. Bu yüzden bize yardım etmenizi istiyoruz.
Yaşlı adam biraz düşündü. Çocuklarının gözlerinin içine baktıktan sonra cevabını verdi.
— Elbette! Size yardım edeceğim.
Mete, Zeynep ve Gökhan bu cevaba çok sevinmişti. İçeriden birinin desteği çok işe yarayabilirdi. Mete hemen işe koyulmak istiyordu. Tekrardan babasına döndü.
— Evet baba. Şimdi ne yapıyoruz?
Babası kendinden emin bir şekilde cevap verdi.
— Cevapları yerinde öğrenmeye, NEXUM'a gidiyoruz!

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

520okunma 125beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18