Karantina: NEXUM kitap kapağı

2. bölüm / 5

Karantina: NEXUM

2. Kısım: Aeterna'da Ne Oluyor?

Vaveyla Yazarı: Emir Furkan Gülkan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 2. Kısım: Aeterna'da Ne Oluyor?

— Mete!
— Hey Mete! Beni duyuyor musun?
Mete yavaşça gözlerini araladı. Bulanık görüyordu. Ortak alanın tavanındaki sarı ışık gözünü almıştı. Herkes başına toplanmış durumunu merak ediyordu.
— Ne oldu bana? diye fısıldadı güçlükle.
— Kamarada bayılmışsın.
— Kemal! Kemal nerede?
Ortam bir anda sessizleşti. Kimse cevap vermiyordu. Bir süre sonra İspanyol gezgin Marco titreyen bir sesle cevap verdi.
— O...
— O öldü.
Mete hala olayın şokundaydı. Kemal'in öldüğünü bir türlü kabullenemiyordu. Kafasında bir sürü soru vardı. Kemal'e ne oldu? Neden öldü? Bu soruları düşünen sadece Mete değildi elbette. Gemideki kimse Kemal'e ne olduğunu anlayamamıştı. Kaptan ise bu gizemli ölümün ardından rotayı değiştirmiş, Reykjavik'e geri dönüyordu. Mete, başına toplanan kalabalıktan dolayı bunalmıştı. Biraz yalnız kalmaya ihtiyacı vardı. Kimseye bakmadan ayağa kalktı ve sendeleyerek kendini güverteye attı. Kapıyı açtığı anda sert rüzgar yüzüne çarptı. Hava fırtınalıydı. Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. Sırılsıklam ıslanmıştı ama umurunda değildi. Aklına sürekli Kemal geliyor, kendini tutamayıp ağlıyordu. En sevdiği dostu artık yoktu. Ve Mete ilk kez kendini yalnız hissediyordu…
Aradan birkaç saat geçmiş fırtına bulutları dağılmıştı. Güneş tam tepede etkisini gösteriyordu. Mete'nin ıslanmış kıyafetleri güneşinde etkisiyle yavaş yavaş kurumaya başlamıştı. Saatlerdir yalnız başına güvertede oturuyor durgun bir yüz ifadesiyle dalgaları seyrediyordu. Birkaç kişi onunla konuşmak için yanına gelse de Mete hiçbiriyle konuşmamıştı. Bu sırada diğer gezginler ortak alanda öğle yemeği için toplanmaya başlamıştı. Önceki yemeklere nazaran katılım biraz azdı. Belli ki sabah ki olaydan ötürü bazılarının iştahı kaçmıştı. Masada derin bir sessizlik hakimdi. Geçen gün ki o neşeli ortamdan eser kalmamıştı. Sadece çatal, bıçak sesleri vardı. Kimseden çıt çıkmıyordu. Bir süre sonra ortak alanın kapısı açıldı. Gelen Mete'ydi. Sabahtan beri boğazından tek lokma geçmemişti. Açlıktan başı dönüyordu. Bir şeyler yemesi lazımdı. Masada kendine boş bir yer buldu ve oturdu. Bir süre yemekle bakıştı. Çatalıyla tabağındaki köfte toplarını bir sağa bir sola itip durdu. Tam karşısında oturan biraz tombul adam ise iştahla yemeğini yiyordu. Ağzından etrafındakileri rahatsız edecek derecede şapır şupur sesler geliyordu. Belki de bundan dolayı kimse yanına oturmamıştı. Mete onu tanıyordu. Adı Victor'du. Gemi kalkmadan önce biraz sohbet etmişler gezi hakkında konuşmuşlardı. Mete'nin gözü bir anlığına onun ellerine takıldı. Victor'un avuç içlerinde Kemal'in elindeki izleri andıran izler vardı. Mete biraz ürkek bir ses tonuyla sordu:
Pardon! Ellerine ne oldu acaba?
Victor elindeki çatalı bıraktı ve şaşkın gözlerle ellerine baktı. Avuç içlerindeki izleri muhtemelen daha önce fark etmemişti. Bir süre donup kaldı. Nefes alış verişleri hızlanmaya başladı. Daha sonra masanın ortasındaki sürahiye uzandı, bardağına biraz su doldurdu. Tam suyu içecekken bardak elinden kaydı, yere düştü. Olduğu yerde tir tir titremeye başlamıştı. Alnından terler damlıyor suratı gitgide kızarıyordu. Bunu gören Mete ve birkaç gezgin ona yardım etmek için aceleyle yerlerinden kalktı. Bu esnada Victor birden yere yığıldı. Yerdeki cam parçacıkları vücuduna batmış bazı yerlerinden kanlar akıyordu. Herkes başına toplanmış hareketsiz bir şekilde yerde yatan adama ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Mete, Kemal’e yaptığı gibi nabzına bakabilmek elini Victor'un boynuna götürdü. Çok düşükte olsa nabzı vardı. “Yaşıyor!” diye haykırdı. Bu sırada İspanyol gezgin Marco, kaptana haber vermek için koşarak ana kumandaya gitti. Olanları anlattı. Kaptan, hemen karayla iletişime geçti. Konumlarını belirtti ve acil sağlık ekibi talep etti. Fakat halen Reykjavik'den çok uzaktaydılar. Sağlık ekibinin gelmesi saatler sürecekti. Kimsenin elinden bir şey gelmiyordu. Zavallı Victor adeta kendi kaderine terkedilmişti.
Yaklaşık 35-40 dakika sonra gemideki 2. gizemli ölüm gerçekleşti. Herkes yine şok içindeydi. Bazıları kendini tutamayıp ağlamaya başlamıştı. O an Mete'nin aklına Kemal ve Victor'un elindeki izler geldi. Ölümlerin bu izlerle bir alakası olabilirdi. Yüksek bir ses tonuyla diğer gezginlere seslendi:
Herkes hemen güverteye toplansın! Çabuk olun!
Birkaç dakika sonra tüm gezginler güverteye toplandı. Mete herkesin geldiğinden emin olmak için gelenleri saymaya başladı. 3 kişi eksikti. Gemide Rus bir grup vardı. Gelmeyenler muhtemelen onlardı. Mete İspanyol oda arkadaşı Marco'ya sordu:
— Marco, Rusların kaldığı kamara nerede biliyor musun?
— Galiba bizim kamaranın çaprazında kalıyorlar. Dün bir tanesini oradan çıkarken görmüştüm.
Marco'nun yardımıyla Rusların kaldığı kamarayı öğrenen Mete onları çağırmak için yanlarına gidiyordu. Planı basitti. Herkesin avuç içlerine tek tek bakacaktı. Çünkü bu izlerin tesadüf olma ihtimali çok düşüktü. Sonunda Rusların kaldığı kamarayı buldu. Kapı kapalıydı. Usulca kapıyı tıklattı. Biraz bekledi. Kimse açmayınca da kapıyı kendi açtı. Ruslar yataklarında yatıyordu. Odada ağır ve boğucu bir ter kokusu vardı. Mete, sağ üst ranzada yatan Rus’un yataktan aşağıya sarkan elini fark etti. Aynı izler onda da vardı. Bunu gören Mete aceleyle diğer iki Rus’unda üstlerine örtmüş olduğu yorganı kaldırdı, ellerine baktı. Hepsinde aynı izden vardı. Durumu az çok anlamaya başlamıştı. Oda da 3 kişi yatıyordu ama en ufak bir nefes alma sesi bile gelmiyordu. Her şey bariz ortadaydı. Rusların hepsi çoktan ölmüştü…
Aradan birkaç saat geçti. Sağlık ekiplerini taşıyan gemi Aeterna gemisine ulaşmıştı. Aralarında Kemal'inde bulunduğu 5 ceset güvertede örtülere sarılmış bir şekilde sıralanmıştı. Gemiye gelen sağlık ekiplerinden bazıları ölüleri titizlikle ceset torbalarına yerleştiriyorken bazıları da gezginler ve mürettebatı ayaküstü muayene ediyordu. Neyse ki durumu kötü olan başka biri yoktu. Mete ise kendisini muayene eden sağlıkçıyla konuşmaya başlamıştı:
— Ölenlerin hepsinin elinde aynı izleri gördüm. Avuç içinden kola doğru yayılıyordu. Korkunçtu. Ölümleri bir virüsten kaynaklanmış olabilir mi? Çünkü bulaşıcı gibi görünüyor.
— Gelirken yaşananları bize anons geçtiler. Doğrusunu söylemek gerekirse bulaşıcı bir hastalık ihtimalini göz ardı edemeyiz. Ama net bir tanı koyabilmek için henüz çok erken. Ellerinde ki izlerin ne olduğunu tam olarak anlayamasam da toplu bir zehirlenme vakasıda olabilir. Ya da başka bir şey. Otopsi raporlarını beklememiz gerekecek. Durum tam olarak belli olana kadar hepiniz muhtemelen karantinaya alınacaksınız.
— Eğer bulaşıcı bir şey ise kimden ya da neyden bulaştı ki? Gemiye binmeden önce hepimiz iyiydik. Hiçbir sıkıntı yoktu. Emin değilim ama bence gemide bir şeyler olmuş olabilir.
— Merak etme. Limana yanaştığımızda uzmanlar gemide inceleme yapacaklar. İnceleme bitince az çok ne olduğunu anlarız.
Mete ve sağlık görevlisinin kısa sohbetinden sonra Aeterna gemisi yavaş yavaş Harbour limanına yanaşmaya başlamıştı. Toplamda 32 kişiyle kalkan gemi, yaşanan gizemli ölümler sebebiyle 27 kişiyle geri dönmüştü. Virüs şüphesinden dolayı kimsenin eşyasını dahi almasına izin verilmiyordu. Çünkü gemi baştan sona detaylıca incelenecekti. Tüm gezginler inmek için ön güverteye toplanmış gemi halatlarının bağlanmasını bekliyordu. Galiba haberler Reykjavik'de hızlı yayılmıştı. Limanda toplanan bir kalabalık vardı. Polis emniyet şeridi çekmiş geminin yanaşacağı yere kimseyi yaklaştırmıyordu. Haliyle basında oradaydı. İzlanda'nın yerel haber kanalları geminin önünden canlı yayın yapıyor izleyicilere olayı aktarmaya çalışıyordu. Haberlerde gemide 5 kişinin sebebi bilinmeyen bir şekilde hayatını kaybettiğinin altı çizilirken hepsinin manşeti aynıydı: Aeterna'da Ne Oluyor?
Mürettebatta dahil olmak üzere herkes inmiş gemi komple boşaltılmıştı. Sağlık ekipleri inenleri Reykjavik'de ki en büyük hastane olan Landspitali Hastanesi'ne götürmek üzere tek tek ambulanslara bindiriyordu. Bu sırada uzmanlar gemideki incelemelerine yavaştan başlamış her yere detaylıca bakıyorlardı. Durum çok ciddiydi. Dünya yeni bir virüs tehdidiyle karşı karşıya olabilirdi. Gemideki gezginleri ve mürettebatı taşıyan ambulanslar hastaneye gitmek için Harbour Limanından yola çıkmıştı. Trafik Polisi, ambulansların hızlıca ulaşabilmesi için bazı yollardaki trafiği kesmişti. Trafiğin kesilmesinden dolayı Reyjkjavik caddelerinde korna sesleri yankılanıyordu. Kısa bir süre sonra ambulanslar Landspitali Hastanesine vardı. Hastanenin en üst katındaki odalar gelenler için özellikle ayrılmış tek tek dezenfekte edilmişti. Her türlü önlem alınmış Sağlık Bakanlığı'da olayı yakından takip ediyordu. Gemide bulunan herkes bir süre bu odalarda karantinada kalacaktı. Mete kendi odasına girer girmez yatağa uzandı. Yorgun ve tükenmiş hissediyordu. Kemal bir türlü aklından çıkmıyor birlikte yaptıkları geziler, onunla geçirdiği anılar aklına geliyordu. Gözleri dolmuştu. Bu esnada odaya 2 tane İzlanda polisi girdi. Mete hızlıca doğruldu, gözlerindeki yaşları sildi.
— Mete Bey, müsaitseniz gemide yaşananlarla ilgili ifadenize başvurmamız gerekiyor.
— Tabi ki buyrun.
— Marco Gonzalez'den aldığımız bilgiye göre 12 Mart'ı 13 Mart'a bağlayan gece Kemal Demircioğlu'na bir ilaç içirmişsiniz. Bu doğru mu?
— Evet, Kemal'in çok ateşi vardı. Bu yüzden ona bir ilaç verdim. Ne var ki bunda?
— Bildiğiniz üzere Kemal Demircioğlu bu ilacı içtikten 6-7 saat sonra öldü. Bu bizim için şüpheli bir durum. Her ihtimali değerlendiriyoruz.
— Anlamadım! Kemal'in ölümü için beni mi suçluyorsunuz? O benim en yakın arkadaşımdı. Asla ona zarar verecek bir şey yapmam!
— Sizi anlıyoruz ama işimizi yapmak zorundayız. Gemideki inceleme bittikten sonra çantanızda arama yapılacak. Bilginiz olsun.
— İstediğinizi yapın. Ben hiçbir şey yapmadım.
— Peki... Yabancı olduğunuz için Türk Büyükelçiliğine bilgi verdik. Ayrıca ülkenizdeki yetkililere de olayla ilgili bilgi geçtik. Biraz sonra ilgili dosyaları ve ifade tutanaklarını da onlara göndereceğiz. Şimdilik bu kadar. İyi istirahatler.
Mete polis ifadesinden sonra adeta mahvolmuştu. En yakın arkadaşının öldüğü yetmezmiş gibi üstüne birde polisin şüpheli listesindeydi. Belki de hayatındaki en kötü günü geçiriyordu. İzlanda’da bir hastane odasında tıkılıp kalmıştı. Saatlerdir yatağında uzanmış boş boş tavanı seyrediyordu. Canı sıkılmıştı. Gemide yaşananlarla ilgili bir gelişme olup olmadığını öğrenmek için odasındaki televizyonu açtı. Olay yavaş yavaş dünya basınında yayılmaya başlamıştı. Mete'nin o gemide olduğunu bilen birkaç arkadaşı haberleri görmüş ona ulaşmaya çalışıyordu. Mete ise çağrıların hiçbirine cevap vermiyor, kimseyle konuşmak istemiyordu. Biraz sonra telefonu yeniden çaldı. Bu sefer arayan avukat olan ablasıydı. Mete bu çağrıya da cevap vermemişti. Akabinde telefonu tekrar çaldı. Ablası ısrarla arıyordu. Mete dayanamadı. Hafifçe doğruldu ve telefonu açtı.
— Abla kimseyle konuşmak istemiyorum. Önemli bir şey yoksa kapatıyor-
— Dur, dur! Sakın kapatma.
— Ne oldu abla?
— Mete… Bu nasıl söylenir bilmiyorum ama... Gemide yaşananlarla ilgili Türkiye'de soruşturma başlattılar. Dosyaya şüpheli sıfatıyla eklenmişsin.
— Ne diyorsun abla sen! Nasıl olur?
— Kemal'i öldürdüğünden şüpheleniyorlar.
— Beni anladın mı? Alo! Kime diyorum!
Telefon Mete'nin ellerinden yavaşça kayıp yere düştü. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Olanları idrak edememişti. Ablasının telefonda söylediklerinden sonra yıkılmıştı. “Ben şimdi ne yapacağım.” diye söylenip duruyordu. Evinden binlerce kilometre uzakta, Reykjavik'de tıkalı kaldığı hastane odasında hayatının şokunu yaşamıştı.
Bu bir kâbus muydu? Yoksa sadece kâbusun başlangıcı mı…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

980okunma 279beğeni 10yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18