4. bölüm · Karanlıkta Kalmış Eski İz

4.Bölüm Okul Günü

Ebru ÖZDEMİR

Sabah birinin üzerime atlamasıyla uyandım.

Gözlerimi aralayıp baktığımda, her zamanki gibi Ezgi'ydi.

-Ya Ezgi, kalk üstümden, deli misin kızım ya?diye ciyakladım. Ezgi üzerimden kalkıp konuşmaya başladı.

Ezgi: Seslendim, uyanmadın. Uyansaydın kızım sen de, dedi.

Devam etti: Hadi hazırlan, in aşağı. Seni beklemem, giderim okula. Geç kalırız, dedi.

-Tamam, çık odamdan, dedim.

Ezgi: Sakın geri uyuma. Alya, çıkıyorum bak, dedi.

-Tamam deli, çık odamdan. Hazırlanacağım şimdi zaten, dedim.

Hemen banyoya girip üzerimdekilerden kurtulup duş almaya başladım. Çikolatalı duş jelimi alıp bol bol vücuduma sürdüm.

Bir süre çok fazla oyalanmadan havluyu bedenime sarıp banyodan çıktım. Odama girip dolaptan iç çamaşırımı ve aldığım kıyafeti de giydim üstüme.

Makyaj masasına oturup göz altıma kapatıcı sürdüm. Vişneli lip balımı da sürüp çikolatalı parfümümü de sıkıp aşağı indim.

Aşağı indiğim esnada babamla annem mutfak masasında oturmuş, beni bekliyorlardı.

Babam: Geç otur, Alya. Konuşalım seninle kızım, dedi. Dediğini yapıp sandalyelerden birine oturup annemle babama baktım.

Babam:Seni Kılıç Lisesi'ne kaydını yaptırdım. Ezgi'yle beraber o okula gidip geleceksiniz, dedi.Ben gözlerimi büyütüp konuşmaya başladım.

-Baba, orada bir sürü kavga oluyor. Her gün, biliyorsun, dedim. Ve sen beni orada okutmaya gönderiyorsun, farkında mısın? diyerek babama baktım.

Babam ise:Deden, "Eğer okuyacaksan o okula göndermeme müsaade etti." Ve o okula gidip o okulda okumak zorundasın. Sen okuyacaksın, kızım, dedi.

Beni dışarıda bekleyen Ezgi'nin yanına giderek yanında durdum. Bana bakarak:

Hangi okula gideceğiz? diye sordu.

Ben de:Kılıç Lisesi'ne, dedim.

Ezgi: Oha, oraya mı? diye ciyakladı.

-Yavaş be kızım, bendeki de kulak be, diyerek sitem ettim.

Ezgi:Kanka, orası çok kötü ama. Her gün kavga oluyor orada, dedi.

-Biliyorum ama yapacak bir şey yok. Babam aldırmış bile, kaydımızı çoktan, dedim.

Okul yarım saatlik uzaklıkta olsa bile dolmuşa binmeyi tercih ettik. Dolmuş gelmişti. Dolmuşa binip yerimize oturduk. Beş on dakikalık yolculuktan sonra okula gelmiştik.

Dolmuştan inip Ezgi ile okula yürümeye başladık. Okulun kapısından içeri girince etrafı süzmeye başladım. Bahçede kimse yoktu, derse girmişlerdi galiba. Okul büyüktü, rengi açık maviydi. Bahçesi de büyüktü, çardak vardı iki tane.

Binaya girip nöbetçiye müdürün odasını sorduk. Bir üst kattaymış odası. Bir üst kata çıkmadan önce koridorda bir çocuk bana dik dik baktı.

Sanki beni tanıyormuş gibi ve uzun zamandır görmediği birisiymişim gibi bana uzun süre boyunca baktı.

Hemen sonrasında göz temasını ben keserek önüme döndüm. Ama en son gördüğümde çocuğun bileğime bakmasıydı.

O bilekliği kimin verdiğini ya da kim tarafından bileğime takıldığını bilmiyorum. Tek bildiğim şey, o bilekliği hiçbir zaman çıkarmamamdı.

Bileğimde olan bilekliği saklayarak, onun olduğu tarafa bakmamaya çalışarak üst kata çıktık.

Bir üst kata çıkıp müdürün odasını bulup kapıyı çalıp bekledik.

"Gel," sesini duyunca kapıyı açıp içeri girdik.

Müdür: Evet, siz yeni gelen öğrencilersiniz herhalde, dedi.

Ben:Evet hocam. Sınıfımızı öğrenebilir miyiz? dedim.

Müdür: İsimlerinizi söyleyin, dedi.

Ezgi söze girerek: Alya Şahin ve Ezgi Doğan, dedi.

Müdür bilgisayardan bir şeylere bakıp:

11-C'desiniz. Sınıfınız bir üst katta, demesiyle teşekkür edip odasından çıktık.

Bir üst kata çıkıp sınıfı aramaya başladık. Çok geçmeden sınıfı bulmuştuk. Koridorun sonundaydı sınıfımız. Kapıyı çalıp içeriye geçtik.

Ezgi: Hocam, biz yeni öğrencileriz. Sınıfımız burasıymış, dedi.

Hoca kadındı, orta yaşlarındaydı.

Hoca: Peki, hoş geldiniz okulumuza. Kendinizi tanıtın, dedi.

Ezgi:

Ben Ezgi Doğan. Bu da arkadaşım Ayla Şahin, dedi.

Hoca:

Hangi liseden geldiniz? diye sordu.

Ben :

Yıldız Lisesi,dedim.

Hoca bir şey demeyip sınıfa baktı.

Ezgi:Sen Burak'ın yanına geç, dedi. Ezgi hocadan gözlerini çekip sınıfa baktı. Burak denilen çocuk el kaldırdı. Orta sıradan, önden üçüncü sıraydı. Ezgi sırasına gidip oturdu.

Hoca: Alya, sen de Ceylin'in yanına geç, dedi. Ben hocadan gözlerimi çekip sınıfa baktım. Ceylin denilen kız el kaldırmıştı.

Ona doğru yürüdüm. Duvar kenarı, en arkadan ikinci sıraydı. Yanına gidip oturdum. Hoca da derse devam etti.

Ceylin bana dönerek elini uzattı.

Ben Ceylin, dedi gülümseyerek.

Ben de gülümseyip elini tuttum. Ben de Alya, biliyorsun zaten, dedim.

Ceylin:

Ya, senin gamzen var, diyerek heyecanlandı.

Onun bu heyecanlı hâline daha da güldüm. Evet, dudağımın hemen yanında küçük bir gamze vardı. Ama diğer yanağımda yoktu.

Bir süre sonra zil çaldı.

Ceylin:

Hadi kantine gidelim, dedi.

Tamam,dedim.

Ayağa kalktığımda Ezgi ile Burak'ın iyi anlaştığını gördüm, gördüğüm kadarıyla.

Ceylin:

Bak, bu benim arkadaşım Hande ve İlayda, dedi.Bizim arkamızda oturan kızlardı.

Birisi elini uzatıp:Ben Hande, memnun oldum, dedi gülümseyerek.Güzel kızdı. Gülümseyerek elini tuttum.

Diğeri:

Ben de İlayda, deyip sarıldı. Şaşırsam da ben de sarıldım, geri çekildim.

Hadi kantine gidelim artık, dedi Ceylin.

Onu onaylayıp sınıftan çıkıp bir alt kata indik. Kantine giderken kızlarla sohbet ediyorduk, onlara bakıyordum. Birden birine çarptım.
Çarptığım kişi:

"Dikkat etsene lan," dedi.

Kafamı kaldırıp çarptığım kişiye baktım. Bu çocuk, benim koridorda gördüğüm, bana dik dik bakan çocuktu. Bana bakınca birden donup kaldı.

Ben çarptığım çocuğa dönüp:

"Özür dilerim, önüme bakmıyordum", dedim.

Cevap vermesine izin vermeden kızlarla yürümeye başladım. Kantine girip masaya oturduk.

Ben, onlar kimdi? dedim.

Hande: Mertgil mi soruyorsun? dedi.

-Demin çarptığım Mertgil ise evet, dedim alayla.

İlayda:Poyraz bizim sınıfta. Arkadaşları, yani yanında gördüklerin kişiler, onlar hiç ayrılmazlar. Çeteler yani. Poyraz'la beraber, dedi.

Hande: Mert ve çetesi tehlikelidir. Kimseye acımazlar. Okuldaki herkes onlardan korkar. Mert, yani çarptığın çocuk, çetenin başı. Mert'in çetesi.

Mert, çetesinden başka kimseyle konuşmaz, kimseye de acımaz. Merhamet etmez. İşkence falan, her şey onlarda var. Biraz da olsa merhametli arkadaşları Poyraz'dan. Onlar çok tehlikeli, Alya. Onlara bulaşma, dedi.

-Tamam, dedim onu onaylayarak.

Ders başladı. Ders başladıktan yaklaşık beş on dakika sonra Mert ve arkadaşları sınıfa girdiler. Hocadan özür bile dilemeden yerlerine oturdular.

O sırada ben dersime odaklanmaya çalışıyordum. Bir anda kafamı çevirdiğimde Mert'le göz göze geldim. Bana bakıyordu. Göz göze geldiğimiz anda hemen gözlerimi kaçırdım.

Sonraki dersler ise çok hızlı geçti. İkinci dersin sonlarına doğru uyuya kalmıştım. Arkadaşım Ceylin'in beni uyandırmasıyla eve gitmemiz gerektiğini anladım. Sonunda zil çaldı. Çantamı alıp ayağa kalktım ve yürümeye başladım.

Yanımda Ceylin ve Ezgi, onların yanında da Burak vardı. Arkamızda ise Mert ve arkadaşları yürüyordu.

Ezgi, Burak ve Ceylin'le birlikte ayrıldıktan sonra konağın yolunu tuttuk.