6. bölüm · "Karanlıkta açan ay."
"Karanlıkta açan ay."
Mia, Adrian'ın koluna girerken Luna'ya baktı.
Luna'nın midesi bir anda yeniden bulandı.
Önce derin bir nefes aldı.
"Geçecek… geçecek…"
Ama geçmedi.
Bir anda sandalyesinden kalktı ve hiçbir şey söylemeden sınıftan çıktı.
Koridorda hızlıca lavaboya koştu.
Lavaboya girer girmez kendini kötü hissederek kustu.
Bir süre sonra aynaya baktı. Yüzü bembeyazdı.
— Kimse bilmemeli… diye fısıldadı.
Özellikle de Adrian.
Bu sırada sınıfta Adrian kapıya bakıyordu.
— Luna nereye gitti?
Mia: — Bilmiyorum. Birden çıktı.
Adrian'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
Luna'nın peşinden gitmek için ayağa kalktı…Adrian kapıya doğru ilerlemek için ayağa kalktı.
— Luna'nın peşinden gideceğim.
Tam kapıya yönelmişti ki Mia onun kolunu tuttu.
— Nereye gidiyorsun?
Adrian kaşlarını çattı. — Luna'nın yanına.
Mia başını iki yana salladı. — Boş ver Adrian. Biraz yalnız kalmak istiyordur.
— Ama iyi görünmüyordu.
— Bence abartıyorsun, dedi Mia. Hem benim yanımda kalmanı istiyorum.
Adrian bir an kapıya baktı. Sonra Mia'ya döndü.
Bu sırada Luna lavaboda yüzünü yıkıyor, kimsenin onu görmemesi için kendini toparlamaya çalışıyordu.
Kendi kendine fısıldadı:
— Adrian bunu öğrenmemeli...
Luna lavaboda biraz daha bekledikten sonra derin bir nefes aldı. Yüzünü yıkayıp aynaya baktı.
— Sakin ol Luna… Kimse anlamayacak.
Tam kapıyı açacağı sırada koridordan ayak sesleri duydu.
Hemen durdu.
Sesler yaklaşınca kalbi hızlandı. Fakat gelen Adrian değildi. Bir öğretmendi.
Luna rahat bir nefes aldı ve sınıfa geri döndü.
Sınıfa girdiğinde Adrian hâlâ Mia'nın yanındaydı. Luna gözlerini kaçırıp sessizce yerine oturdu.
Adrian ona birkaç saniye baktı.
— İyi misin? diye sordu.
Luna başını kaldırmadan: — İyiyim.
Mia hemen araya girdi: — Adrian, bırak artık. Derse odaklan.
Adrian cevap vermedi.
Ama Luna'nın yüzündeki endişeyi görmüştü.
Ders başladığında Luna çantasından küçük bir kâğıt çıkardı ve üzerine bir şeyler yazdı. Kâğıdı hemen katlayıp çantasının en dibine koydu.
Kimsenin görmesini istemiyordu.
Fakat Adrian'ın gözleri bir anlığına çantaya takıldı.
İçinden, “Luna benden ne saklıyor?” diye geçirdi.Ders devam ederken Adrian, Luna'ya bir daha bakmadı.
Mia'nın yanına eğilip sessizce konuştu.
— İyi ki buradasın, dedi Adrian. Seninle olmak gerçekten hoşuma gidiyor.
Mia gülümsedi. — Ben de seninle olmaktan mutluyum.
Luna bu konuşmayı duydu ama hiçbir tepki vermedi. Defterine bakmaya devam etti.
İçinde kötü bir his vardı ama bunu belli etmek istemiyordu.
Adrian ise Luna'nın ne yaptığıyla ilgilenmiyordu. Onun için önemli olan Mia'ydı.
Teneffüste Adrian, Mia'nın elini tuttu.
— Kantine gidelim mi?
— Olur.
İkisi birlikte sınıftan çıkarken Luna yerinden bile kalkmadı.
Çantasını açtı ve daha önce sakladığı kâğıda tekrar baktı.
Sonra hemen geri koydu.
Adrian'ın bundan haberi olmayacaktı.
En azından şimdilik...
Yıllar geçmişti
Luna artık bazı şartlardan dolayı okulu bırakmıştı.Yıllar geçti.
Luna artık okula gitmiyordu. Hayatındaki olaylar yüzünden eğitimini bırakmak zorunda kalmıştı.
Aras ise hâlâ küçücük bir çocuktu. Luna onu tek başına büyütüyordu.
Adrian ise bütün bu yıllar boyunca gerçeği hiç öğrenmemişti.
Aras'ın kendi oğlu olduğunu bilmiyordu.
Bir gün Luna'nın ailesi ona bir kararlarını açıkladı.
— Bu evliliği kabul edeceksin.
Luna'nın gözleri doldu.
— Ama ben onu sevmiyorum…
Kimse onu dinlemedi.
Luna, Aras'a baktı. Onu kucağına alıp sıkıca sarıldı.
— Seni hiçbir zaman bırakmayacağım, tamam mı?
Aras annesinin yüzüne bakıp küçük elleriyle yanağına dokundu.
Luna'nın önünde istemediği bir evlilik vardı.
Ama Adrian'ın bundan haberi yoktu.
Üstelik Adrian, Luna'nın yıllar önce hayatından tamamen çıktığını düşünüyordu.
Ve hiçbir zaman öğrenmeyecekti ki, başka bir şehirde kendi oğlunu büyüten kişi Luna'ydı.
Ve evlenmişlerdi
Ertesi gün Luna, Aras'la birlikte markete gitmek için evden çıktı.
Aras küçük adımlarla annesinin yanında yürüyordu.
Tam köşeyi döndüklerinde Luna bir anda durdu.
Karşılarında Adrian ve Mia vardı.
Luna'nın kalbi hızlandı.
Adrian da onları fark etti.
— Luna?
Luna hiçbir şey söylemedi.
Aras ise merakla Adrian'a baktı.
Adrian'ın gözleri bir an Aras'ın üzerinde kaldı. Bebeğin yüzünde kendisine tanıdık gelen bir şey vardı ama bunun üzerinde durmadı.
Mia gülümseyerek: — Tanıyor musun?
Adrian: — Eski okuldan tanıyorum.
Luna hemen Aras'ın elini tuttu.
— Gitmemiz gerekiyor.
Adrian arkasından seslendi:
— Luna, bir dakika.
Luna durdu ama dönmedi.
Adrian birkaç adım yaklaştı.
— Uzun zaman olmuş.
Luna sessizce: — Evet.
Aras annesinin elini bırakıp Adrian'a doğru bir adım attı.
Luna hemen onu yanına çekti.
Adrian şaşkınlıkla baktı.
— O senin oğlun mu?
Luna'nın yüzü gerildi.
— Evet.
Adrian başka bir şey sormadan Luna arkasını döndü ve Aras'la birlikte uzaklaştı.
Adrian ise arkalarından bakakaldı.
İçinde garip bir merak oluşmuştu.
Ama hâlâ gerçeğin yanından bile geçmiyordu.
Luna, Aras'la birlikte eve döndüğünde Kaan onları kapıda bekliyordu.
Kaan'ın yüzü ciddiydi.
— Luna, bugün kimi gördün?
Luna bir an durdu.
— Kimseyi.
Kaan gözlerini kıstı.
— Yalan söyleme. Seni Adrian'la gördüm.
Luna'nın yüzü bembeyaz oldu.
Kaan devam etti:
— Onu görünce neden panikledin? Aras'ı neden hemen yanına çektin?
Luna cevap vermedi.
Kaan, Aras'a baktı. Sonra tekrar Luna'ya döndü.
— Bana söylemediğin bir şey var.
Luna sessiz kaldı.
Kaan'ın şüphesi daha da arttı.
— Aras hakkında bir şey mi saklıyorsun?
Luna hemen Aras'ı kucağına aldı.
— O benim oğlum.
Kaan soğuk bir sesle: — Ben de onun babası olduğumu sanıyordum.
Luna'nın gözleri doldu.
Kaan birkaç saniye sessizce Aras'a baktı.
— Bu iş burada bitmeyecek, Luna. Gerçeği öğrenene kadar peşini bırakmayacağım.
Luna Aras'a daha sıkı sarıldı.
Çünkü Kaan'ın artık gerçeğin peşine düştüğünü anlamıştı.
Ve Luna'nın en büyük korkusu gerçekleşmek üzereydi:
Adrian'ın oğlu olduğunu herkes öğrenebilirdi.
Luna mutfakta birkaç dakika oyalanmıştı.
Geri döndüğünde Aras'ın odası sessizdi.
— Aras?
Cevap gelmedi.
Luna hemen salona baktı.
Aras yoktu.
Kalbi hızla çarpmaya başladı.
— Aras?!
Koridora koştu, odaları tek tek kontrol etti.
— OĞLUM NEREDE?!
Kaan'ın annesi salonda oturuyordu. Luna'nın panik hâline bakıp soğukça gülümsedi.
— Bağırmayı kes. Kaan onu yanında götürdü.
Luna'nın gözleri doldu.
— Ne?! Nereye götürdü?!
— Sana hesap vermek zorunda değil.
Luna'nın gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.
— O benim oğlum! Aras'ı bana geri getirsin!
Kaan'ın annesi ayağa kalktı.
— Sen zaten hiçbir şeyi doğru düzgün yapamıyorsun. Bir de çocuğun üzerinden kendini önemli sanıyorsun.
Luna başını iki yana salladı.
— Hayır… Aras'ımı istiyorum…
Tam o sırada telefonu çaldı.
Ekranda Kaan'ın adı vardı.
Luna titreyen ellerle telefonu açtı.
Kaan'ın sesi sakindi:
— Aras benim yanımda. Merak etme, güvende.
Luna ağlayarak: — Kaan, lütfen… Oğlumu bana geri getir.
Kaan cevap vermeden telefonu kapattı.
Luna olduğu yerde kaldı.
Artık tek düşündüğü şey Aras'tı..
Luna ağlayarak: _ lütfen o benim oğlum bana getirsin nolur lütfen.
Kaanın annesi: _ otur oturduğun yerde o Kaanin oğlu ve hep onla birlikte kalacak.
Luna şoka girmişti.
Luna: _ siz ne saçmalıyorsunuz o benim oğlum kurbanınız olayım bana geri verin ondan benim başka kimsem yok.
Kaanın annesi: _ nasıl yok Kaan var ilk odakın o olacak sonra oğluna geliriz.
Luna: _ ya siz ne nasıl annesiniz
Luna Kaanin annesinin ayağına ağlayarak kapanır
Lütfen benim yerimde siz olsaydınız sizde ağlardınız bana yardım edin lütfen
(Ağlar)
Annesi: Üff bi gitt (iter)
Luna: oğlumm oğlumm (Ağlar)
"Akşam olur"
Annesi:luna sofraya
Luna:ya benim oğlum yok oğlum yokken benim boğazıma geçmez
Kaan: ne demek şimdi bu geç şu sofraya
Luna: Kaan lütfen oğlumu arası geri getir
Annesi:ya demek arasla beraber mi Adriana kaçacak siniz
Luna:ya artık Adrian yok bitti
Kaan:aa demek o gün Adrianlaydın
Luna:ya zaten onun eşi var mia ve ben Adrian olduğunu bilmiyordum yoksa gerçekten gitmezdim ben onu sev_
Annesi: seviyorsun,sen
Kaan: çık odana napiyorsan yap
Luna:ya sevmiyorum yaa beni bırakın...
Annesi:luna
Luna:peki arası. Zaten hiç vermessiniz
(Odasına çıkar)...
(Kötü oldu)
