7. bölüm · Karanlık yüzler

Bölüm-7

Elif Elif

Bölüm şarkısı:eklemedir koca konak- fasıl-ı jazz

2019.Ordu

Salonun içi ışıl ışıldı. Kristal avizelerden yayılan parlaklık, ince dantelli perdelerin üzerine düşüyor her köşede duran çiçekler mis gibi kokuyordu. Firuze aynanın karşısında son kez saçlarını düzeltti. Kalbi, sanki göğsünden çıkacakmış gibi hızlı atıyordu. Bir ömür boyu hayalini kurduğu gün gelmişti. Ama onun için bu nişan, sadece bir yüzük takma töreni değildi aynı zamanda hayatının en zorlu görevlerine adım atarken kalbini de emanet ettiği adama duyduğu güvenin ilanıydı.

Kapının önünde annesi belirdi. “Hazır mısın kızım?” diye sordu, gözleri nemliydi. Firuze, “Hazırım anne,” dedi ve derin bir nefes aldı. Birkaç dakika sonra salona girdiğinde, herkesin bakışları ona çevrildi.

Kerem, salonda onu bekliyordu. Üniformasını giymemişti, ama askeri disiplin her halinden okunuyordu. Dik duruşu, güven veren bakışları, yüzündeki kararlı ifade… Firuze’nin kalbine yeniden dokundu. Onun yanında olmak, sadece bir sevda değil, aynı zamanda gururdu.

İki aile yan yana oturmuştu. Büyükler, törenin adabını yerine getirmekle meşguldü. Yüzükler gümüş tabakta getirildi, dualar okundu, alkışlar yükseldi. Kerem, Firuze’nin parmağına yüzüğü takarken elini sıkıca tuttu. Göz göze geldiklerinde, kalabalığın gürültüsü sanki yok olmuştu.

Nişan bittikten sonra davetliler sohbet etmeye, çaylar ve tatlılar ikram edilmeye başlandı. Ama Kerem’in gözleri sürekli Firuze’yi arıyordu. Bir fırsatını bulup ona fısıldadı.

“Biraz dışarı çıkalım mı? Havası boğucu buranın.”

Firuze başıyla onayladı. Sessizce bahçeye çıktılar. Hava serindi, hafif bir rüzgâr etraftaki çam ağaçlarının dallarını sallıyordu. Yıldızlar gökyüzünde pırıl pırıl parlıyordu.

Kerem, ellerini cebine soktu. “Biliyor musun, yıllardır görevlerde aklıma hep bir şey gelirdi. Döner miyim, dönemem mi? Ama şimdi… Senin yüzünü görünce, her şeye değer olduğunu anlıyorum.”

Firuze gülümsedi. “Sen dönmezsen, ben zaten yarım kalırım. O yüzden, dönmek zorundasın Kerem.”

“Görev,” dedi Kerem, gözlerini yere indirerek, “her şeyin önünde gelir. Sen de ben de askeriz. Bizim sevdamız bile görev kadar disiplinli olmalı. Yarı yolda bırakmaz. Ama…” Gözlerini ona çevirdi. “Ama şunu bil ki, bu kalp senin için atıyor.”

Firuze’nin gözleri doldu. “Kerem… Ben seni kaybetmekten çok korkuyorum.”

Kerem gülümsedi, elini onun saçına uzattı. “Kaybetmeyeceksin. Ne olursa olsun, yanında olacağım. Ölsem bile ruhum hep seninle olacak.”

Firuze cevap veremedi. Gözlerinden süzülen yaşları Kerem’in elleri sildi. Sessizlikte sadece rüzgârın uğultusu vardı. Sonra Kerem, tereddüt etmeden Firuze’nin yüzüne eğildi. Dudakları birleştiğinde, zaman bir anlığına durdu. O öpücük, hem aşkın, hem bağlılığın, hem de vatan için verdikleri mücadelede birbirlerine duydukları desteğin simgesiydi.

Ama tam o anda…

Bir patlama sesi gibi yankılanan silah sesi geceyi böldü.

Firuze irkildi. Kalbi duracak gibi oldu. Kerem’in gözleri bir an büyüdü, sonra göğsüne ellerini götürdü. Ayaklarının altından güç çekildi, sendeledi ve yere yığıldı.

“Kerem!” diye çığlık attı Firuze. Dizlerinin üzerine çöktü, onu kucağına aldı. Ellerine bulaşan sıcak kanı gördüğünde kalbi paramparça oldu. “Dayan Kerem, ne olur bırakma beni!”

Kerem’in nefesi ağırlaşıyordu. Dudaklarından kan sızıyordu ama gözlerinde hâlâ o tanıdık parıltı vardı. Zorlukla konuştu:

“Firuze… Güzelim… Ağlama. Biz askeriz. Her anı göze alarak yaşarız.”

“Sus, konuşma! Yardım çağıracağım!” Firuze etrafına baktı, ama o an dünyada sadece Kerem vardı.

Kerem, titreyen elini kaldırıp Firuze’nin yanaklarına dokundu. “Dinle beni… Vatan için can veriyoruz. Bu beden gider… ama bayrak dalgalandıkça biz ölmedik sayılırız.”

Firuze hıçkırıklarla başını salladı. “Hayır, sensiz yapamam. Sen benim nefesimsin Kerem.”

Kerem gülümsedi, gözleri ağırlaşıyordu. “Senden bir şey isteyeceğim…”

Firuze gözyaşlarını silmeye çalıştı. “Ne istersen, yaparım.”

“İntikamımı al… Ama unutma, intikam sadece kinle değil, vatan sevgisiyle alınır. Düşmana boyun eğme. Ayağa kalk, dimdik dur. Çünkü biz askeriz.”

Firuze’nin gözlerinden yaşlar süzülüyordu. “Kerem…”

Kerem’in nefesi giderek zayıfladı. Son sözlerini fısıldadı:

“Vatan… sağ olsun.”

Başını Firuze’nin göğsüne yasladı, gözleri kapandı. Firuze, onu kollarında sıkıca sarıldı, gözyaşlarını durduramadı. Çığlıkları bahçede yankılanırken, kalbinde bir yemin şekillendi. O yemin, Kerem’in yarım bıraktığı hayali tamamlamak, onun istediği gibi vatan için mücadeleye devam etmekti.

Gece yıldızları hâlâ parlıyordu ama Firuze için dünya kararmıştı. Kucağında sevdiği adamın cansız bedeniyle, gözlerinden yaşlar süzülürken tek bir cümleyi mırıldandı:

“Sana söz veriyorum Kerem… İntikamını alacağım.”

...

Bir sonraki bölümü hızlıca yazmaya başliyacagim

Bu bölüm nasıldı?

Eskiden bir alıntı yapmak istedim. Sizce kerem mi yoksa Baran mı?

Yorum beklerim...