4. bölüm · Karanlık yüzler

Bölüm-4

Elif Elif

Bölüm şarkısı:Batsın bu dünya-iskender paydaş

Albayın çağırması üzerine Tugaya gitmiştim. Üstümdeki asker formasını düzelttim ve içeriye girdim. Buranın havası ne kadarda güzeldi. 1 haftadır neredeyse hiç buraya gelmemiştim. Koridorda giderken tam karşımda Alicanı gördüm.

"Komutanım,sizi ne zamandır görmüyordum."dedi. Bende uzun zamandır onu görmüyordum. Özlemiştim. Sadece onu değil. Bütün ateş timini ve şehit düşen timimi de.

"Alican sencede bir şey unutmadın mı?"dememle, asker selamını vermesi bir oldu. "Tamam,tamam. Baran komutan nerede?"

"Dışarıda komutanım."dedi. "Ha buarada komutanım albay sizi bekliyor."dedi. Çok saol Alican. Ben bilmiyordum sanki.

"Bende onun için geldim zaten. Neyse albayı bekletmeyim."dedim. Alicanla vedalaştıkdan sonra albayın odasının önüne geldim. Kapıyı tıklattım ve içeri girdim.

"Firuze,evladım neden bu kadar uzattın tatilini? Herkes seni bekledi. Heleki yeni tim."dedi albay. Bir dakika ne timi.

"Albayım ne timi?."

"Bilmiyormusun, Baran seni kendi timine yardımcı komutan olarak aldı. Yani benden istedi. Bende izin verdim. Ne de olsa Baran ile sen çok iyisiniz. Bir araya gelince yapmayacağınız iş kalmaz."dedi albay.

Ciddi miydi? Ah Baran. Ben hakkariyi bırakicakke n,buralardan gidicekken,beni daha zor duruma düşürmüştü.

"Albayım olmaz. Hem ateş timine katılmak isteyen bir sürü asker var. Onlardan alın."dedim. Albay tebessüm etti ve kafasını salladı.

"Hayır Firuze,anla bunu. Sen ateş timinden bir üysein artık."

Koskoca ateş timinin yeni bir yardımcı komutanı vardı;

Yüzbaşı Baran ulu Kartal

Kıdemli üsteğmen Firuze Akça

Üsteğmen Emre Ataoğlu

Kıdemli Çavuş üsteğmen Alya Çelebi

Kıdemli Çavuş üsteğmen Pamir Gülşah

Astsubay kıdemli Çavuş Kadir aybars Topbaş

Astsubay Çavuş Ertuğrul Günay

Astsubay kidemli Üstçavuş şahin doğan

Astsubay Üstçavuş Kasım Şengül

Astsubay kıdemli Başçavuş Eren Bora Öztoprak

Ben şimdi bu timde mıydım? Şasırmam gerekirdi. Çünkü bu time isteyen bile giremezdi. Girmesi çok zor bir tim di.

"Peki albayım. İzninizle. Ben şehitliğe gidiceğim."

"Tabiki."dedi albay. Albaya selamımı verdikten sonra odadan çıktım. Sehitliğe gidip ona selam vermeliydim. Ne zamandır yanına gitmemiştim. Umarım bana darılmamıştır. Çünkü ben onu çok özlüyordum. Hem bana o söz vermişti.

Sözleri aklımda canlanmaya başladı.

"Artık nişanlıyız Firuzem."

"Benim için yaşa,intikamımı al Firuzem. İntikamımı aldıktan sonrada yanıma gel. Birlikte gökyüzünde buluşalım."

İşte ben,onun bu ölmeden önceki sözlerinde bitmiştim. Benim neşem onun yanındaydı. Ama o artık yoktu. Hemen başka anılarımızda gelmeye başladı,gözümün önüne.

"Şu ela gözlerine bakmak için,görevleri hemen bitiriyorum. Hemen bitireyim ki o gözlerini izleyeyim. Sonrada saçlarınla oynayayım."

"Beni hiç bir zaman bırakma olurmu Firuzem?"

O bana onu bırakmamamı söylemişti,ama o beni bırakmıştı. Sehitliğe varınca mezarının başına geldim. Çatık kaşlarımı düzeltip yüzüme en sevimli halimi aldım.

Mezar yazısını okuyunca yine her zamanki gibi vücudun sanki diken ustundeymiş gibi gerildi.

Kerem Barlas
Ruhuna Fatiha
'ben yetim idim ama onun sayesinde bir ailem olmuştu.'

Bu sözü ise defterinde bulmuştum. Ölünce evini ben toplamaya gitmiştim. Tabii ağlamaktan toplayamamıştım. Evini satmayada kıyamadığım için evi öyle duruyordu. Bazen gidip havalandırıyordum.

Mezarın toprağını avcuma aldım ve kokladım. Onun gibi kokuyordu. Keremim gibi...

Mezar taşısının yanına kıvrıldım. Arada buraya gelip aynı bu şekilde yatardım. Sohbet ettikden sonra ise uyuya kalırıdım. Ama en rahat burada uydurdum.

"Bana kırgınsın değilmi?. Tabii ya kırgınsın. Özür dilerim. Bilerek yapmıyorum. Ama bak,bana her zaman seninle uyumayı çok seviyorum derdin. Şimdi geldim. Hadi birlikte uyuyalım."dedim. Hava soğuk olduğu için vücudumu kendime çektim.

Uykulu sesle mırıldanmaya başladım.

"Seni hâlâ seviyorum kerem. Merak etme sözün bende. İntikamını alacağım."dedim. Gerisi yoktu çünkü kendimi uykunun kollarına bıraktım.

...

Sabahtan beri Baran, Firuze'yi izliyordu. Firuze'yi görmüştü ve peşinden gitmişti. Arkasından bağırmıştı ama Firuze duymamıştı. Sonrada şehitliğe girdiğini görmüştü. O da uzaktan onu izliyordu. Firuzenin bir şeyler söylediğini duydu. Tam olarak algılayamamıştı ama. Sonrada Firuze mezarın yanında kıvrılarak uykuya dalmıştı.

Telefonuna bildirim gelince,telefonuna baktı Baran. Albay bütün timi 2 saat sonra toplantı odasına istiyordu. Baran firuzenin yanına doğru yürümeye başladı. Onu odaya götürmeliydi, çünkü dışarısı buz gibiydi ve Firuze burada uyuya kalmıştı. Baran firuzenin yanına varınca yüzüne baktı. Soğuktan titriyordu. Onu kucağına aldı ve arkasını döndü. Tam gidicekken mezar taşına baktı.

'sehit Kerem Barlas.'

Acaba bu kimdi diye düşünmeden geçirmedi. Firuze kucağında kıvranmaya başlayınca ona baktı. Kafasını baranın göğsüne gömmüş ve yüzüne hafif tebessüm belirmişti. Baran firuzenin bu haline anlam veremeden yürümeye başladı.

Baran Firuze'yi hiç anlamıyordu. Sağı solu belli bile değil di. Ateş timinin olduğu binaya varınca içeriye girdi. Herkes onlara bakıyordu. Baranın kucağında ilk defa biri görüyorlardı. Baran timin odasına varınca kapıyı ayağı ile ilerleterek açtı. Bütün ateş timi ayağa kalkıp selamını verdi. "Oturun."dedi Baran ve boş koltuğa geçti. Firuze'yi koltuğa yatırdıktan sonra, battaniyeyi açıp üstüne örttü.

"Komutanım nerede uyuya kalmış Firuze komitanım."dedi merakla Alya.

"Bir tane şehit mezarında. Mezarın yanına kıvrılmıştı."diye açıklama yaptı Baran.

"Kimmişki o."dedi Emre.

"Bilmiyorum,kerem diye biri."dedi Baran. Gerçekten de kim di o?.

...

Firuze hâlâ uyuyor idi. Baran ise basında oturmuş ona bakıyordu. Firuze hafif kıpırdayınca bütün timin bakışları ona döndü. Bir anda kalkıp sırtından silahını çıkardı Firuze. "Neredeyim ben." Dedi silahı barana doğru tutarken.

"Yuvadasın kurt."dedi Baran.

"Ben... Ben burada uyumadım. Ben buraya gelmedin ki. Ne oluyor burada."dedi hepsine bakarken.

"Ben getirdim. Mezarlıkta uyuyordun."dedi Baran.

Firuze barana baktı sonrada telefonuna. "Albay bizi çagırıyormuş."dedi. Hepsi birlikte ayaklandıktan sonra kapıya yöneldiler. Firuze üstüne çeki düzen verdikten sonra, o da çıktı.

Hepsi toplantı odasına varınca,girdiler. Albay içeride oturuyordu. Selamlarını verdiler ve oturdular.

"Çocuklar, TSK bir görev gönderdi. Yine sınır görevi. İki tane mağara var. Bu mağarada silah kaçakçılığı yapıyorlar. Sizden isteğimiz bu mağaraları yok etmeniz. Anlaşıldı mı?"

"Evet komutanım."

...

Arkadaşlarr...
Benden bu kadar. Şuan yoruldum o yüzden burada bitirdim. Bir kaç saat sonra diğer bölümüde yazacağım. Sizden rica ediyorum, lütfen bölüm şarkıları ile okuyun. Ben bölümü yazarken sarkıyı da bir yandan dinliyorum ve daha güzel oluyor emin olun.

Bir sonraki bölüm görüşürüzz...☺️☺️😍❤️