4. bölüm · Karanlığın Sahibi

BÖLÜM 4

Hilal Maraz

Sınıfa girdiğimizde Efsun'un anlattıklarının abartı olduğunu düşünmeye devam ediyordum.

Göktuğ, Asena, Elçin, Çisel...

Sanki okula değil de başka bir ülkeye gelmiştim.

Herkesin bir krallığı, bir kuralları vardı.

Benimse tek derdim derslerimi halledip eve dönmekti.

Efsun kendi masasına doğru ilerlerken yanındaki boş yeri gösterince tam oturacakken sınıftaki konuşmalar bir anda kesildi.

Önce anlam veremedim.

Sonra kapıya baktım.

Üç erkek içeri girmişti.

Önde yürüyen çocuk diğerlerinden biraz daha uzundu. Koyu renk saçları dağınıktı ve yüzündeki ifade, etrafındaki insanlarla ilgilenmediğini açıkça belli ediyordu.

Efsun hemen yanıma eğildi.

— İşte Göktuğ.

Gözlerimi devirdim.

— Dünyanın sonu gelmiş gibi söyledin.

— Helin, ciddi söylüyorum. Sakın—

Cümlesini tamamlayamadan Göktuğ'un bakışları üzerimizde durdu.önce Efsun'a gitti gözleri, sonra bana... Bi ağırlık hissettim üzerimde, sonra hiç bişey demeden sırasına oturdu, bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum, tam o sırada kapı bir kez daha açıldı.

Asena, Elçin ve Çisel

Doğrudan bana döndü bakışları, Efsun tekrar bana doğru yaklaşıp

-bunlar da Asena, elçin ve çisel

Sınıfa girdikleri anda keskin bir parfüm kokusu geldi burnuma

Karşımızda, okulun "vitrini" gibi duran
ama bakışları zehir saçan bir grup kız vardı.

En önde, platin sarısı saçlarını
omzundan geriye atan,

kusursuz makyajlı ve tepeden tırnağa

"popülerlik"

Asena duruyordu.
Kollarını göğsünde kavuşturmuş,
beni bir böcekmişim gibi süzüyordu.

Efsuna doğru eğildim

-niye bana ilk defa insan görmüş gibi bakıyor?

Sorumla güldü Efsun

Efsun-yenisin diye, buarada, Asena Göktuğnun eski sevgilisi, yani göktuğ ile takılan kızı Asena buluyor, hesap falan soruyor.

Şaşırdım, anladığıma göre ilişkileri bitmesine rağmen böyle bişey yapması garipti, Asena anında Göktuğnun yanına oturdu, Göktuğ hiç umursamıyor, telefonuyla uğraşıyordu, çantamdan kalemliğimi çıkarıp masanın üstüne bıraktığım anda Efsun kalemliğimi aldı.

Efsun-içine bakmazsam olmaz

Güldüm,bakmasına izin verdim ve kücük bir canta daha çıkardım, aslında bu bit makyajı çantasıydı, ama içinde bir sürü ilaç olduğu doğruydu, doğuştan beri Kalp Kapakçığı bozukluğu hastalığı olan biriydim, koşmalı oyunlar oynayamazdım hep, reçeteler... Hepsini yanımda taşırdım, çünkü annemin umrunda değillerdi, Efsun küçük çantaya baktı

Efsun-bu ne?
Ben-çanta.
Efsun-onu görüyoruz, içinde ne var?
Ben-ilaç

Sesim o kadar sakin çıkıyordu ki Efsun sanki bunun bu kadar normal olmaması gerektiğini düşünür gibi konuştu

Efsun-ne ilacı, yanında ilaç mı taşıyorsun, neden ilaç taşıyorsun, anlat hepsini.

Sonra bi ilaç çıkardı çantadan

Efsun— Ne ilacı bu?
Ben— Kalp ilaçlarım.
Efsun— Kalp mi? Helin, senin kalbinle ilgili bir şey mi var?
Ben— Kapakçığımda doğuştan bir problem var. Çok büyük bir şey değil, sadece ilaçlarımı yanımda taşımam gerekiyor.

Efsun birkaç saniye hiçbir şey söylemeden yüzüme baktı.

Efsun— Sen bunu bana neden daha önce söylemedin?

Ben— söyleyecek fırsat olmadı.

Asena'nın bakışları üzerimizdeydi, ilaç çantasını alıp çantama koyarken Göktuğnun gözleri bana döndü, bikaç saniye, bakışlarımız birleşti... Ne o çekti gözünü, ne de ben... En sonunda yine umursamaz bi sekilde önüne dönünce çektim bakışlarımı ondan, ders zili çaldığında, görebileceğim en dakik hoca olan, Efsun'un dediğine göre Sultan hoca sınıfa girdi.