Cennetden kovulmuş

Yazar: Mahur Yazar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: Cennetden kovulmuş

Dünyadan uzakta, göğün yedi kat ötesinde sessizliğin bile korkuyla sustuğu bir kaos hüküm sürüyordu.
Melekler, yaratılışın ilk gününden beri Yaradan'ın huzurunda kanat çırpar, onun emrine boyun eğerdi. Fakat o gün...
İçlerinden biri öne çıktı.

Kanatları bembeyaz, yüzü kusursuzdu. Gözlerinde ise kibir, yıldızlardan daha parlak yanıyordu.
"Biz insanlardan üstünüz!" diye haykırdı. Sesi gök kubbeyi titretti.

"Neden biz onları koruyoruz? Neden o ölümlülere, o etten ve kandan yaratılmış varlıklara hizmet ediyoruz? Güç bizde, ölümsüzlük bizde... Hizmet etmesi gereken onlar değil mi?"
Sözleri göklerde yankılandı.Meleklerin bir kısmı dehşet içinde başlarını eğdi."Böyle konuşma..." diye fısıldayanlar oldu.

Bazıları ise sessizce birbirine baktı."Ya haklıysa?" diye geçirdi içlerinden.
Kibir, zehir gibi yayılmaya başlamıştı.

Tam o anda...Gök gürledi.
Yıldırımlar, göğün yedi katını yaran ilahi bir öfke gibi çaktı.
İtiraz eden melek, ışığın ortasında acıyla haykırdı.

Bembeyaz kanatlarına önce siyah lekeler düştü. Sonra o karanlık, mürekkep gibi bütün tüylerine yayıldı. Saflığın simgesi olan kanatlar, geceden daha kara bir renge büründü.
Gökyüzünü andıran mavi gözleri ise kana susamış gibi kızıl bir ateşe dönüştü.Sol gözün üstünde yara izi oluşdu.

Artık o eski melek değildi.Kalbindeki kibir, bedenine mühür olmuştu.Ve ilahi hüküm göklerde yankılandı.
"Kalbini kibirle kirleten, cennetin ışığını taşıyamaz."
Kibir karanlığın simgesidir...
Bir anda cennetin kapıları kapandı.

Işık onu reddetti.Kanatlarını son kez çırptığında, gökler onu artık taşımıyordu.Sonsuz bir boşluğa doğru düştü...Düştükçe ışığını kaybetti.Düştükçe öfkeye dönüştü.Ve cennet, o gün ilk kez bir meleği değil...
İlk düşmüşü kaybetti.

Siyaha bürünen melek, sonsuz boşluğun içinde öfkeyle haykırdı. Kanatlarından dökülen kara tüyler, karanlığın ilk gölgelerine dönüşüyordu.

O anda ilahi ses yeniden yankılandı.
"Artık lanetlisin."
Gökler sustu.

"Yerin, yedi kat yerin altıdır. Işığı değil, karanlığı yurt edineceksin. Kibrin seni cennetten kopardı. Bundan sonra attığın her adım, kendi seçtiğin yolun bedeli olacak."
Sözler biter bitmez, melek derin karanlığın içine savruldu.
Fakat öfkesi dinmedi.Başını göğe kaldırdı, kızıl gözleri nefretle parladı.
"Hepinize göstereceğim!" diye kükredi.
"O aciz insanların ne kadar bencil, ne kadar zalim ve ne kadar zayıf olduklarını göreceksiniz. Onların kalplerine nefret eker, ruhlarına hırs fısıldarım. Son güne kadar lanetimi onlara bulaştıracağım."

Kahkahası karanlıkta yankılandı.

"Onlar sevilmeye layık değiller! Sen beni değil, o etten ve kandan yaratılmış ölümlüleri seçtin. Öyleyse hepsini kendi cehennemime çekeceğim."
İlahi sessizlik kısa bir an sürdü.
Sonra Yaradan'ın sesi, zamanın kendisi kadar sakin ve sarsılmaz bir güçle duyuldu.
"İrade verdim. Seçimi de kendilerine bıraktım."

"Onlara vesvese verebilirsin ama kalplerini zorla ele geçiremezsin. Yol gösterebilirsin ama yürümeye mecbur bırakamazsın."
Bir an durdu.
"İstediğin kadar dene. İnsanları kandırmaya çalış. Onlara dünyanın süsünü göster, günahı güzel göster, umutlarını çalmaya çalış."
"Fakat eğer tek bir insan bile, sana rağmen bana inanmaktan vazgeçmez... Eğer tek bir kul bile senin fısıltılarına aldanmadan doğru yolu seçerse..."
Gökler yeniden gürledi.
"...o gün mağlup olduğunu kabul edecek ve hükmüm altında boyun eğeceksin."
Kara melek dişlerini sıktı.O an savaş başladı.
Kılıçlarla değil...
İnsan kalpleri için verilen, çağlar boyunca sürecek görünmez bir savaş.
O gün gökler yalnızca bir meleği kaybetmedi.
O gün...İlk iblis doğdu.Artık o bir melek değildi.
Kanatları, karanlığın kendisi kadar siyah; gözleri, sönmeyen bir ateş kadar kızıldı. Bir zamanlar ilahi ezgiler söyleyen sesi, şimdi nefret ve öfke kusuyordu.

Adı göklerden silindi.
Artık ona melek denmeyecekti.O artık bir DEMON'du

Yerin yedi kat dibini kendine taht edindi. Alevler onun nefesi, gölgeler ordusu oldu. Nefreti büyüdükçe karanlık da büyüyor, her öfkesi cehennemin ateşini biraz daha harlıyordu.
Tek bir amacı vardı:İnsanları yok etmek...
Kalplerini karartmak...Ruhlarını yakmak...
Onları birbirine düşürmek, kardeşi kardeşe kırdırmak, sevgiyi nefrete, umudu umutsuzluğa çevirmekti.
Çünkü biliyordu...
İnsanlık yok olursa, Yaradan'ın en değer verdiği emanet de yok olacaktı.
Bu yüzden yemin etti.
"Onların kulaklarına fısıldayacağım. Kibirlerini büyüteceğim, öfkelerini besleyeceğim. Açgözlülüğü erdem, ihaneti cesaret gibi göstereceğim. Birbirlerini öldürmelerini izleyeceğim. Ve sonunda, bana değil sana inanan tek bir kul bile kalmayacak."

Fakat gökler sessizliğini bozmadı.Çünkü Yaradan biliyordu...
Karanlık ne kadar güçlü olursa olsun, tek bir samimi inancın ışığı bile onu yenmeye yeterdi.
Ve böylece...Çağlar boyunca sürecek olan savaş başladı.Bir tarafta karanlığın efendisi...
Diğer tarafta ise, görünmeyen ama asla sönmeyen bir umut.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

96okunma 37beğeni 14yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…