4. bölüm · KARANLIĞA TUTSAK
SENİ TANIMAYA BAŞLARKEN
Maria, Alex'in son söylediklerinden sonra uzun süre konuşamadı.
Odanın içinde ağır bir sessizlik vardı. Dışarıdan gelen hafif rüzgârın sesi bile duyulabiliyordu. Maria, gözlerini önündeki ellerine dikmişti.
Onu yıllardır tanıyan bir adam...
Kendisinin ise hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediği bir adam.
Üstelik bu adam ona âşık olduğunu söylüyordu.
Maria ne hissedeceğini bilmiyordu.
Korkması mı gerekiyordu?
Şüphelenmesi mi?
Yoksa ilk defa birinin onu gerçekten düşündüğünü hissetmenin verdiği o tuhaf rahatlığa mı izin vermeliydi?
Başını kaldırıp Alex'e baktı.
Alex hâlâ karşısında oturuyordu.
Onu zorlamıyor, cevap vermesi için beklemiyordu.
Bu, Maria'nın dikkatini çekti.
Çünkü hayatında ilk kez biri onun sessizliğine saygı gösteriyordu.
- Neden?
Alex kaşlarını hafifçe kaldırdı.
- Ne neden?
- Bunca yıl...
Maria kelimelerini seçmeye çalıştı.
- Bunca yıl beni neden uzaktan izledin? Neden hiç yanıma gelip konuşmadın?
Alex bir süre düşündü.
- Çünkü seni korkutmak istemedim.
Maria hafifçe başını eğdi.
- Ama şimdi hayatımın tam ortasındasın.
Alex'in yüzünde buruk bir gülümseme oluştu.
- Biliyorum.
- Ve ben seni tanımıyorum.
- Biliyorum.
Maria ona bakarken ilk kez hafifçe gülümsedi.
- Sürekli "biliyorum" diyorsun.
Alex de gülümsedi.
- Çünkü gerçekten biliyorum.
Maria istemsizce gözlerini devirdi.
- Çok sinir bozucusun.
Alex'in gülümsemesi biraz daha genişledi.
- Bunu da biliyorum.
Maria birkaç saniye ona baktı.
Sonra ilk kez gerçekten güldü.
Çok küçük bir gülüştü.
Ama Alex'in gözleri bir anda onun yüzünde sabitlendi
Maria bunu fark edince gülümsemesi yavaşça kayboldu.
- Ne oldu?
Alex başını iki yana salladı.
- Hiç.
- Bana öyle bakıyorsun.
Alex gözlerini kaçırdı.
- Sadece...
Kısa bir sessizlik oldu.
- Gülmeni seviyorum.
Maria'nın yüzünde belli belirsiz bir şaşkınlık oluştu.
- Neden?
Alex ona baktı.
- Çünkü uzun zamandır seni böyle görmeyi bekliyordum.
Maria'nın kalbi hafifçe hızlandı.
Ne diyeceğini bilemeyince ayağa kalktı.
- Ben... uyuyacağım.
Alex başını salladı.
- Tamam.
Maria birkaç adım attıktan sonra durdu.
Arkasını dönmeden sordu:
- Alex?
- Efendim?
- İyi geceler.
Alex'in sesi yumuşaktı.
- İyi geceler, Maria.
Maria odasına gitti.
Kapıyı kapattığında sırtını kapıya yasladı.
Gözlerini kapattı.
Kalbinin neden bu kadar hızlı attığını anlamaya çalıştı.
Sabah olduğunda Maria, uzun zamandır ilk kez biraz daha rahat uyanmıştı.
Yatağından kalktı.
Üzerine rahat bir kıyafet geçirip odasından çıktığında evin içinde kahve kokusu vardı.
Mutfağa doğru yürüdü.
Alex mutfakta kahvaltı hazırlıyordu.
Maria kapının yanında durup onu birkaç saniye izledi.
Alex'in üzerinde sade bir tişört ve eşofman vardı. Dün nikâhta gördüğü ciddi adamdan oldukça farklı görünüyordu.
Alex, Maria'yı fark etti.
- Günaydın.
- Günaydın.
- Kahvaltı hazır.
Maria masaya baktı.
Kahvaltı hazırlanmıştı.
Bir fincan kahve de masanın kenarında duruyordu.
Maria sandalyeye oturdu.
Kahvesinden bir yudum aldı.
Sonra şaşkınlıkla Alex'e baktı.
- Bunu nereden biliyorsun?
Alex sandalyesine oturdu.
- Neyi?
Maria fincanı gösterdi.
- Kahveyi böyle içtiğimi nereden biliyorsun?
Alex omuz silkti.
- Seni tanıyorum demiştim.
Maria gözlerini kıstı.
- Şekerli ve sütlü kahve sevdiğimi bile biliyorsun.
- Evet.
- Daha neleri biliyorsun?
Alex gülümsedi.
- Çok şey.
Maria meraklandı.
Mesela?
Alex birkaç saniye düşündü.
- Yağmurlu havaları seviyorsun.
Maria şaşırdı.
- Evet.
- Kitap okurken müzik dinliyorsun.
Maria'nın gözleri büyüdü.
- Evet.
- Resim yaparken zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyorsun.
Maria bu kez tamamen sustu.
Alex devam etti:
- Ve üzgün olduğunda insanlardan uzaklaşmaya çalışıyorsun.
Maria'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.
- Beni gerçekten çok iyi tanıyorsun.
Alex başını hafifçe eğdi.
- Seni tanımak için uzun zamanım oldu.
Maria bir süre sustu.
Sonra tabağına baktı.
- Ben ise senin hakkında hiçbir şey bilmiyorum.
Alex gülümsedi.
- O zaman öğren.
Maria başını kaldırdı.
- Nasıl?
- Sor.
Maria düşündü.
- Kaç yaşındasın?
Alex cevap verdi.
Maria arka arkaya sorular sormaya başladı.
- En sevdiğin yemek?
- Kahve mi çay mı?
- Deniz mi dağ mı?
- Sabah mı gece mi?
Alex bütün sorularını sakince cevapladı.
Maria bir süre sonra gülmeye başladı.
- Senin hakkında bilgi topluyormuşum gibi hissediyorum.
- Belki de topluyorsundur.
- Peki sen benim hakkımda bu kadar şey öğrenirken ben neden hiçbir şey bilmiyordum?
Alex'in yüzündeki ifade biraz değişti.
- Çünkü senin hayatına girmeye cesaret edemedim.
Maria sessizleşti.
Alex devam etti:
- Seni uzaktan gördüğümde bile hayatında çok fazla şey olduğunu anlıyordum. Ailen, okulun, kardeşin...
Bir an durdu.
- Benim hayatım ise seninkinden çok farklıydı.
Maria onun ne demek istediğini anlamıştı.
Alex'in içinde bulunduğu dünya sıradan bir dünya değildi.
Mafya ailesinin içinde büyümüş bir adamdı.
Etrafında sürekli tehlike vardı.
Maria ilk kez bunu gerçekten düşünmeye başladı.
- Benden korkuyor musun?
Alex'in sorusu Maria'yı düşüncelerinden çıkardı.
- Ne?
- Benden.
Maria dürüstçe cevap verdi.
- Biraz.
Alex başını salladı.
- Haklısın.
Maria şaşırdı.
- Bunu kabul ediyor musun?
- Evet.
Alex kahvesinden bir yudum aldı.
- Çünkü beni tanımıyorsun.
Maria ona baktı.
- Ama tanımak istiyorum.
Bu söz ağzından çıkar çıkmaz Maria sustu.
Alex de sustu.
İkisi birkaç saniye boyunca birbirlerine baktılar.
Maria, söylediği şeyin farkına varınca gözlerini kaçırdı.
Alex'in yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
- O zaman bugün başlayabiliriz.
- Neye?
- Beni tanımaya
Kahvaltıdan sonra Alex, Maria'ya dışarı çıkmayı teklif etti.
- Evde bütün gün oturmak istemezsin.
Maria biraz düşündü.
- Nereye gideceğiz?
- Nereye istersen.
- Ben mi seçeyim?
- Evet.
Maria'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
- O zaman bir kitapçıya gidelim.
Alex şaşkınlıkla baktı.
- Kitapçı mı?
- Evet.
- Bütün şehirde istediğin herhangi bir yeri seçebilirdin.
- Kitapçı istiyorum.
Alex güldü.
- Tamam.
Bir süre sonra birlikte evden çıktılar.
Alex'in yanında korumaları vardı ama Maria'nın yanında yürürken onların varlığını mümkün olduğunca hissettirmemeye çalışıyordu.
Şehir kalabalıktı.
Maria arabadan indiğinde etrafına baktı.
Uzun zamandır ilk kez evinden bu kadar uzakta olmasına rağmen kendisini tamamen yalnız hissetmiyordu.
Kitapçıya girdiklerinde Maria'nın gözleri parladı.
Rafların arasında dolaşmaya başladı.
Alex onu birkaç adım geriden takip ediyordu.
Maria bir kitabı eline aldı.
Sonra başka bir kitabı.
Bir süre sonra Alex'in yanına geldi.
- Bunu okudun mu?
Alex kitaba baktı.
- Hayır.
- O zaman okuyacağız.
Alex kaşlarını kaldırdı.
- Birlikte mi?
Maria biraz utanarak:
- İstersen.
Alex'in yüzünde sıcak bir gülümseme oluştu.
- İsterim.
Maria kitabı elinde tuttu.
O an, evliliklerinden beri ilk kez her şey normalmiş gibi geldi.
Sanki zorla yapılan bir nikâhtan çıkıp sıradan bir çift gibi kitapçıda dolaşıyorlardı.
Ama Maria bunun gerçek olmadığını biliyordu.
Henüz değildi.
Kitapçıdan çıktıklarında hava serinlemişti.
Maria kollarını kendine sardı.
Alex bunu fark etti.
Ceketini çıkardı.
- Al.
- Hayır, üşümem.
- Üşüyorsun.
- Hayır.
Alex hafifçe gülümsedi.
- Maria.
- Ne?
- Üşüyorsun.
Maria istemeden güldü.
- Tamam.
Alex ceketini onun omuzlarına bıraktı.
Maria ceketin kollarını geçirdiğinde Alex'in kokusunu aldı.
Bir anlığına duraksadı.
Sonra hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam etti.
Alex de yanında yürüyordu.
Bir süre sonra Maria:
- Sana bir şey soracağım.
- Sor.
- Beni ilk gördüğünde ne düşünmüştün?
Alex birkaç saniye düşündü.
- Çok sessiz olduğunu.
Maria güldü.
- Ben mi?
- Evet.
- Beni yanlış tanımışsın.
Alex gülümsedi.
- Şimdi fark ettim.
- Başka?
Alex ona baktı.
- Çok güzel olduğunu.
Maria'nın adımları yavaşladı.
- Alex...
- Ne?
- Böyle şeyler söyleyince ne diyeceğimi bilmiyorum.
Alex gülümsedi.
- Alışırsın.
Maria başını iki yana salladı.
- Hiç sanmıyorum.
Birlikte yürümeye devam ettiler.
Aralarında artık sabahki kadar büyük bir mesafe yoktu.
Maria hâlâ onu tanımıyordu.
Ama artık ondan korktuğu kadar merak da ediyordu
Akşam eve döndüklerinde Maria kendisini beklemediği kadar huzurlu hissediyordu.
Ayakkabılarını çıkarıp salondaki koltuğa oturdu.
Alex mutfağa geçti.
- Ne içersin?
- Su yeterli.
Alex ona bir bardak su getirdi.
Maria bardağı alırken:
- Teşekkür ederim.
dedi.
Alex karşısına oturdu.
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra Maria:
- Bugün güzeldi.
dedi.
Alex'in yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.
Beğendin mi?
- Evet.
Maria kısa bir süre düşündü.
- Uzun zamandır ilk kez bir günün nasıl biteceğini düşünmeden geçirdim.
Alex'in yüzündeki ifade yumuşadı.
- Bunu duymak güzel.
Maria gözlerini ona çevirdi.
- Alex?
- Efendim?
- Sana hâlâ tamamen güvenmiyorum.
Alex başını salladı.
- Güvenmek zorunda değilsin.
Maria şaşırdı.
- Ama...
- Zamanla olur.
Alex sakin bir şekilde konuştu.
- Sana kendimi kanıtlamak için zamanım var.
Maria'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
- Peki ya ben sana hiç güvenemezsem?
Alex ona baktı.
- O zaman yine de sana saygı duyarım.
Maria'nın gözleri bir anlığına doldu.
Bu adamı anlamakta gerçekten zorlanıyordu.
Çünkü Alex'in dünyası karanlıktı.
Ama kendisine karşı davranışlarında, beklemediği kadar sakin bir taraf vardı.
Maria ayağa kalktı.
Ben odama gidiyorum.
- İyi geceler.
Maria birkaç adım attı.
Sonra durdu.
Arkasını dönüp Alex'e baktı.
- Alex?
- Efendim?
Maria birkaç saniye düşündü.
Sonra hafifçe gülümsedi.
- İyi geceler.
- İyi geceler, Maria.
Maria odasına gitti.
Kapıyı kapattığında sırtını kapıya yasladı.
Elini göğsünün üzerine koydu.
Kalbi yine hızlı atıyordu.
Ama bu kez korkudan değildi.
Maria bunu kabul etmek istemese de, Alex'e karşı içinde küçük bir merak oluşmaya başlamıştı.
Belki de...
Onu tanımaya gerçekten başlayabilirdi.
Ve belki bir gün, karşısındaki adamın sadece babasının borcunun karşılığı olmadığını anlayabilirdi.
Belki Alex, Maria'nın hayatına zorla giren adam olmaktan çıkıp...
Maria'nın kendi isteğiyle yanında kalmayı seçtiği adam olabilirdi.
