9. bölüm · Karanlığa Savrulmuş Gölgeler
BÖLÜM 8
Evde oturmuş kararı bekliyordum. Ne kararı mı? Kurtuluşumun kararı. Albay ve birkaç üstüm daha o itin kaçarken bıraktığı DNA testinin doğru olup olmadığını araştıyorlardı.
Eğer o it gerçekte babam değilse, ki olmadığına çok emindim aşağılık bir terörist benim babam olamazdı. Bırak benim babam olmayı, sülalemde bile olamazdı.
Babam o it değilse askerliğe geri dönebilecektim. Eğer babam oysa... Bunu düşünmek bile istemiyordum. Şu an tek yapabileceğim şey evde oturup Allah`a dua etmekti.
Kendi kendime kara kara düşünürken kapı çaldı.Aslında davet ettiğim kimse yoktu. Beklediğim herhangi birisi de yoktu.
Kalkıp kapıya yürüdüm, kapının deliğinden gelen kişiye baktım. Aslında gelen kişilere demem gerekirdi sanırım.
Çünkü bir değil, birden fazla kişi kapıma doluşmuştu. Tüm timim ve neden olduğunu anlamasam da yeni gelen time kapıdaydı.
Kapıyı açtım ama keşke açmasaydım. Bizimkiler beni gördüğü gibi üzerine atlamış, kocaman sarılmışlardı.
Hepsini keşke üzerimden itebilseydim ama o kadar da gücüm yoktu. Diğer timin kapıda kaldığını fark ettiğimde ellerimle onlara içeri gelin işareti yaptım.
Ayakkabısını çıkarıp ilk içeri giren Göktuğ oldu. Eskiden kalma bir tanışmışlığımız olduğu için ona Göktuğ diyebilirim sanırım.
Bizimkiler beni salmış, Direk mutfağa koşmuşlardı. Sanırım eve uğramadan direk buraya gelmişlerdi.
Aslında hepsini güler yüzle karşılamak istemiştim ama durumum ortadaydı. Onlarında destek amaçlı buraya geldiğinin farkındaydım.
Herşeyi anlasam da yeni timin buraya neden geldiğini anlamamıştım. Elbette gelsinler, Bunda bir sıkıntı yok. Ama daha onlarla tanışıklığımız bile yoktu.
Hepsi girince onları da içeri yönlendirdim. Onlar gelmişlerdi ama ne yapacağımı şaşırmıştım. Aslında çok boş bir heyecandı, niye böyle olmuştum ki?
Mutfağa girdiğimde bütün timin mutasyon geçirmiş eşek kılıklı maymun gibi yemeklere saldırdığını gördüm. Onun nasıl birşey olduğunu bilmiyorum, sormayın.
Tezgahta oturmuş bir somun ekmekle çorbaya dadanan Aktan`ı gördüğümde şok oldum. Çünkü böyle bir ana kuzusunun afedersiniz ama ayı gibi saldırmasını beklemiyordum.
"AKTAN! İN ORDAN AÇ MISIN AÇIKTA MISIN NİYE YEMEKLERE BÖYLE DADANIYORSUN ÇOCUĞUM? "
ben ona sesimi biraz yükseltince elindeki ekmeği bırakarak masumca bana döndü. Ama az önce kıtlıktan çıkmış boğaya benziyordu.
"Elbette ye aktan ama kıtlıktan çıkmış gibi değil. İçeri geç, şimdi geleceğim. Aç olan var mı diye sor, hep beraber yiyelim. "
Başıyla onaylayıp içeri doğru adımladı. O sırada zil tekrar çaldı. Bu sefer gelen büyük ihtimalle asi`di . Çünki markete gidip gelecekti.
Kapıyı açtığımda tahminimde yanılmamış olduğumu gördüm.Kapıdaki bir sürü erkek ayakkabısıyla bakışıyordu yavrucak.
Aslında haklıydı. Altı üstü bi markete gidip gelmişti. Bende olsam şaşırırdım. Asi ayakkabısını çıkardı ve içeri girdi.
"Hoşgeldin asi. Bizim timle yeni gelen tim geldi eve. Sen içeri geç, bende çay koyup geliyorum"
"Tamam canım da, bizimkiler neden mutfakta ilk defa yemek görmüş ayılar gibi yemeklere dadanmışlar? "
"Aşkım her zamanki halleri, geç sen geliyorum"
Asi başıyla onayladı ve içeri girdi.
"Çıkın mutfaktan, Hadi çıkın çıkın, ben size getireceğim şimdi yemek gidin içeri oturun düzgünce"
"Ama elçin"
"Koş git uç burdan barbo. Ne zaman aç bıraktım sizi? Git içeri yemek getireceğim size dedim. "
Hepsi yavaş yavaş mutfaktan çıktı ve içeri girdi. Yanıma küçük adımlarla asi geldi.
"Yardım edilecek bir şey var mı elçin yardım edeyim? "
Diye sordu tatlı tatlı. Büyüse bile dışından çocuk gibi görünüyordu ve onu yiyesim geliyordu.
"Aslında çayın yanına konulabilecek şeyleri ayarayabilirsin, bende çayı yaparım"
O hazırlarken bende raftan çay kavanozunu bu alıp içindeki minik kürek ile çaydanlığa fazlaca çay koydum.
Asi`ye birkaç şeyde daha yardım ettim ve beraber içeri girdik.
"Kusura bakmayın hemen yanınıza gelemedim."
"Ne kusuru komutanım" Dedi içlerinden esmer tenli olan. Biraz büyük duruyordu.
"Komutanım demene gerek yok, askeriye dışındayız. Ha bu arada, tanışalım isterseniz, ben Elçin"
"Ben de kadir "
"Tanıştığıma memnun oldum Kadir"
yerime oturdum ve diğer askerlerle de tanıştım. Tim üyeleri, Ekrem, Alparslan, Burak, Ayaz ve Batuhan`dı.
İnşallah hiçbirinin ismini unutmazdım.
"Lavabo ne tarafta Elçin? "
"Göstereyim ben sana Göktuğ"
Yani o bana Elçin diyorsa arkadaştık demek ki. Benim de ona Göktuğ dememde bir sıkıntı olmazdı sanırım.
Koltuktan kalktı ve odadan çıktı. Bende koltuktan çıktım ve yanına gittim. Köşeyi döndüğümüzde aniden kolumdan tutunca kolunu tutup ters çevirecektim ki, Onun göktuğ olduğunu görünce kolumu geri çektim. O birden koluma tutunca reflex olarak yapacaktım.
Kolumu yavaşça çektim ve ona döndüm.
"Bir sıkıntı mı var Göktuğ? "
"Ha, Yok, Yani bir şey yok. Birşey olmadı sadece olanları duydum da inşallah askerliğine geri dönersin diyecektim. Başındaki durum kötü olmuş. Korkuttuğum için özür dilerim"
Deyip biraz geri çekildi.
"İnşallah dönerim dediğin gibi. Beni düşündüğün için teşekkür ederim. Lavabo şu karşıdaki kapı bu arada"
Deyip kapıyı gösterdim. O da başını salladı. Arkamı döndüm ve mutfağa girdim. Şu kaynamıştı. Bende çayı demledim ve içeri geçtim.
İçeride koyu bir muhabbet vardı. Bende bir köşeye geçip onları dinledim.
O akşam bol bol sohbet ettik, bol bol güldük. Bende onlar sayesinde o günlüğüne bütün dertlerimi unuttum.
GÖKTUĞ ŞEN
Elçin`in evinden ayrıldığımda arabama atladım ve evime sürmeye başladım. Bugün çok keyifliydi.
Ayrıca karnımda çok doluydu. Elçin bize çok fazla yedirtmişti. Yeni evimin önüne geldiğimde arabayı park ettim ve arabadan indim.
Kapının şifresini girdim ve içeri girdim. Asansöre binip 3.kata bastım.
Asansör 3.kata geldiğinde kapılar açıldı ve asansörden indim. Evinin kapısının önüne geldim ve anahtarları cebimden çıkaracaktım ki anahtarları bulamadım. Bir yerde düşürmüş olmalıydım.
Aşağı tekrar asansörle indim ve arabamın içine dışına her yere baktım.
Sanırım anahtarlarım Elçin`de kalmıştı. İnşallah uyumamışlardır.
Arabaya bindim ve çalıştırmadam ince Albaya mesaj attım. Elçin`in numarasını istemiştim. Anında geri dönüş yaptı ve Elçin`in numarasını attı.
Attığı numarayı Elçin diye kaydedip aradım.
Birkaç çalış sonrası telefonu açtı.
"Buyrun? Kimsiniz"
"Elçin ben Göktuğ. Kusura bakma rahatsız ettim ama bi evine bakabilir misin anahtarlarımı orada düşürdüm sanırım. "
"Bir saniye bakıyorum Göktuğ"
Dedi ve telefondan silik adım sesleri geldi.
Bir şangırtı sesi duydum sonrasından da.
"Burada düşürmüşsün evet. "
"Tamam o zaman gelip kapıdan alsam olur mu? "
"Aslında senin gelmene gerek yok adres atarsan ben gelebilirim. Hem dışarıda bir işim çıktı. "
"Sana zahmet olmasın? "
"Ne zahmeti Göktuğ, teklif eden benim sonuçta. Adresi bekliyorum. Görüşürüz"
"Görüşürüz"
Deyip telefonu kapattım. Adresi Elçin`e atıp beklemeye başladım.
5 dakika sonra Elçin`i görünce arabadan indim. O da arabasından inmiştim. Onunla benim evimin arabayla yakın olduğunu fark ettim.
Yanıma yaklaşıp anahtarları uzattı.
"Çok teşekkür ederim. Bu saatte sana da rahatsılık verdim"
"Dediğim gibi, rahatsız olmadım. Zaten ben dedim gelirim diye. Sıkıntı yok yani. "
Yakınımda olduğu için kokusunu alabiliyordum.
Vücudundan yoğun bir lavanta kokusu yükseliyordu.
"Ben gideyim. İyi geceler sana da. "
"Bekle! "
Neden ona bekle demiştim ki? Ona diyeceğim bir şey yoktu.
"Şey yani kokun. Hangi parfümü kullanıyorsan sana uymuş yani güzel kokuyor"
Ne?! Yani evet güzel kokuyordu da niye saçmalamıştım ben? Böyle birşey demeyecektim ki. Birden ağzımdan çıkmıştı.
Sanki ben söylememiştim. Kendi kendine ağzımdan çıkmıştı.
"Güzel mi kokuyor? Parfüm kullanmamışrım aslında ama iltifatın için teşekkür ederim. "
"İyi geceler Elçin."
"İyi geceler Göktuğ. "
Harika. Saçma saçma konuşup günü bitirmiştim. Neden öyle saçma sözler söylemiştim ki?
Oyalanmayıp merdivenleri tırmandım, Elçin de o sırada arabasıyla uzaklaşıyordu. Kapının şifresini girip asansörle evimin katına gelip evime geçtim ve üstümdeki ceketi çıkarıp direk kendimi yatağa attım.
Çok geçmeden de göz kapaklarım kapanmaya başladı ve kendini uykunun rahat hissine bıraktım.
ELÇİN ÇEVİK
Göktuğ birden bana güzel koktuğunu söylemişti. Yani iltifatı ani olsa da çok hoşuma gitmişti.
Bende gidip salak gibi batırıp parfüm kullanmadığım gibi şeyler zırvalamıştım.
Eve vardığımda ayakkabılarımı çıkardım ve eve girdim. Anahtarımı anahtarlığa asıp üstümdeki ince hırkayı askılığa astım.
Odama girip üstüme rahat bir şeyler geçirdim ve yatağa girdim.
İlk defa kötü bir günde hiç düşünmeden uykuya dalabilmişim.
Merhaba canlarımm.Nasılsınız iyi mısınız bakalım? Bölümle ilgili düşüncelerinizi yorumlarda bekliyorum sizi seviyorum hoşçakalınnn
