11. bölüm · Karanlığa Savrulmuş Gölgeler
BÖLÜM 10
Asena hala ameliyattaydı. Onu beklemek ölüm gibiydi. Aslında onu kimseyi beklemediğim gibi bekleyebilirdim, bunda hiçbir sıkıntı yoktu. Ama onun içeride can çekişerek yattığını bilmek çok zordu.
Asena herşeyimdi. "Herşey" Kelimesi sözlükte "tümü, hepsi" Gibi anlamlara gelse de bende yaşam anlamına geliyordu. Gidipte birisine sen benim herşeyimsin diyemezdim mesela.
Çünkü herkes birbirinin herşeyi olamazdı. Asena, timim ve dilfeza ablam hayatımdaki herşeydi.
Yere çökmüş otururken omzumda bir el hissettim.Gelen borahan'dı. Elinde bir tepsi vardı ve bana karton bardaktaki kahveyi uzatıyordu. Diğer elindeki tepside de daha fazlası vardı.
"Elçin buyur iç. İçini ısıtır biraz. Yerden de kalk. Yer soğuktur üşütme. Asena sağ salim çıkacak bak görürsün. "
"Saol bora, inşallah dediğin gibi sağ salim çıkar. "
Deyip elindeki kahveyi aldım ve ayağa kalktım. Biraz ilerideki banka ilerledim ve oturdum.Gerçi oturduğum gibi de ayağa kalkmıştım, çünkü ameliyat odasından doktor çıkmıştı.
"Hastanın yakınları siz mısınız? "
"Yok biz çiftetelli oynamaya geldik buraya, kimseyi tanımıyoruz KÖR MÜSÜN BE ADAM?"
Ooo içses, nerelerdeydin ya? Gözüm yollarda tüttü.
"Salaklaşma elçin. Ben senin içinde olduğum için ne yaşarsan onun yüzünden depresyona giriyorum az değerimi bil daha atlatmadım olanları."
Tek anlatamayan sen değilsin iç ses diyeceğim de, aynı kişiyiz ya. Boş boş yerimde durduğumu fark edince Doktor'un yanına gittim.
"Ben arkadaşıyım"
"Hanımefendi hasta yaşıyor. Ama bünyesi hassas olduğu için biraz zorlandık. Hasta iyileşince bir psikiyatriste göndermenizi öneririm."
"Teşekkürler doktor bey. Görebilir miyim onu şimdi? "
"Elbette özel olmaya aldığımızda görebilirsiniz. Ama sadece bir kişi. Hastanın üzerine çok gitmeyelim"
Onu başımla onaylayıp en yakınımdaki Göksu'ya sarılıverdim. Nihayet çıkmış, sağ salim yine aramıza dönmüştü.
Bora bana döndü ve sana söylemiştim bakışı attı. Dudaklarımda hala Asena'nın çıktığında sevindiğimi belli eden kocaman bir gülüş vardı.
Asena'nın ailesi henüz burada değildi. Bizim bulunduğumuz yer Mardin'di ve onların yaşadığı yer İstanbul'du. Gelmeleri uzun sürerdi.
Evden çıkmadan önce cebime attığım telefonumu aldım ve Asena'nın annesi Necla Teyze'yi aradım. Telefon birkaç çalıştan sonra açıldı.
"Necla teyze Asena sonunda ameliyattan çıktı. Allah'a şükür sağ salim hiçbir şeycikleri yok. "
"Allah'ım sana şükürler olsun Yarabbim. Saol kızım haber verdiğin için. Biraz daha var gelmemize yavrum biz gelene kadar Asena'ya çok dikkat et olur mu? "
"Sen merak etme Necla teyze ben burdayım ona gözüm gibi bakacağım aklın kalmasın"
"Oldu yavrum haydi görüşürüz"
Bende ona görüşürüz dedim ve telefonu kapattım. Telefonu tekrar cebime attım.
Bir hemşireye lavabonun yerini sordum. Yerini öğrenince hızlı adımlarla - ne kadar hızlı olabilirsem bu bünyeyle tabii- lavaboya yürüdüm.
Elimi yüzümü yıkayacaktım.Asena'nın bu halde bir de beni görüp üzülmesini istemezdim.
Önümdeki çeşmeyi açıp avucuma şu doldurdum. Yüzüme avucumdaki suyu çarptım. Bunu daha iyi görünene kadar tekrarladım. Son olarakta saçımı başımı düzeltip lavabodan çıktım.
Köşeyi döndüğümde sekreterin masasını gördüm. Sekretere ilerleyip Asena'nın odasının numarasını ve yerini sordum. Cevap olarak 3.kattaki 281. Oda deyince daha önce gördüğüm asansörün tarafına doğru adımladım.
Asansöre bindiğimde 3.kata tıkladım. Asansör vardığında kapılar açıldığı gibi indim. Asena'nın odasını aramama çokta gerek kalmamıştı. Birkaç adım ötemdeydi.
Kısa yolu hızlıca arşınladım ve önümdeki kapıyı tıklattım. İçeriden ses gelmeyince uyuyor olduğunu düşünerek kapıyı yavaşça açıp içeri girdim.
Tahmin ettiğim gibi uyuyordu. Kaç saatlik ameliyattan sonra uyanık ve dini bir şekilde karşımda görmeyi düşünmüyordum herhalde.
Hasta yatağının yanındaki tekli koltuğa oturdum.
Onu izlemeye başladım diyeceğimi düşündünüz değil mi? Ne dikizleyeceğim ayol sapık gibi?
Cebimden telefonu çıkarıp Asena'nın fotoğrafını çekerek ifşasını yakaladım. Ne olursa olsun hayatıma bir şekilde devam etmek zorundaydım. Eğer hayatımdaki zorluklara kafayı fazla takarsam asla işin içinden çıkamazdım.
Elindeki telefonda kameradan çıkıp bir sosyal medya uygulamasına girdim. Videolar kısmına tıklayıp video kaydırmaya başladım.
Ben video izlerken odaya bir hemşire girdi. Bana gülümseyerek hastayı uyandıracağız dedi. Kafamı sallayarak hemşirenin işini yapmasını bekledim.
Hemşire Asena'nın kolundaki serumu çıkardı ve çöpe attı.
"Hasta yarım saat - bir saat sonra uyanacaktır. İyi günler"
Dedi ve odadan çıktı. Bende onun peşinden odadan çıktım ve Dilfeza abla'ya mesaj attım. Mesajda Asena'nın odasının boş olduğunu, istiyorsa onun yanına gidebileceğini söylemiştim.
Tekrar asansöre binerek aşağı indim ve hastaneden dışarı çıktım. Hastanenin önünde bir mangalcı vardı. Asena uyandığı için Asena ayaklandığında timi topluca buraya getirmeyi aklıma kazıdım.
Mangalcının hemen yanında ise dönerci vardı. Dönerciye girdiğim hıza istediklerimi almayı hedefle yi ördüm ama sırada 1-2 kişi vardı.
Bende sıraya girip sıranın bitmesini bekledim. Nihayet sıra bana geldiğinde siparişini verdim ve bu sefer de siparişimi beklemeye başladım.
İstediğim şeyler gelince ödememi yaptım ve dışarı çıktım. Kaldırımda birkaç asım attıktan sonra havada süzülerek önüme bir top geldi.
Ayağımı kaldırarak iç kısmı ile durdurdum ve topun sahibine bakındım.
Kafamı sağ tarafa çevirdiğimde bir grup çocuğun futbol oynadığını gördüm.
"Abla topu atabilir misin? "
diye bağıran çocuğa baktım. Onu kafamla onaylayıp topu onlardan yöne sertçe vurdum ve yoluma devam ettim.
Hastaneden içeri girdiğimde telefonum çaldı. Arayan Dilfeza abla'mdı.
"Alo Elçin, görev emri çıktı karargaha geçin."
"Emredersiniz Komutanım"
dedim sert bir şekilde. Albay yüzüme kapatınca asansöre doğru yöneldim ve tuşuna bastım. Dolu olduğu için asansör bir türlü gelmeyi bilmedi.
En sonunda dayanamayacağımı anladığımda merdivenlerden hızlı hızlı çıkmaya başladım. Asena uyanmışsa görece gittiğimi söylecektim.
Asena'yı bu halde bırakmak elbette zordu ama görev her şeyden önce gelirdi.
3.kata vardığımda hızla Asena'nın odasına girdim. Asena ben gelene kadar uyanmıştı. Yanında da benim bütün timim vardı.
Benimle ilişkileri nasılsa aynısı Asena'da da geçerliydi. Onu her zaman kardeşi gibi görür, korur kollarlardı.
"Asi" deyip Asena'nın kucağına bildiğiniz atladım. Kocaman sarıldım. "Hatunum uyanmışsın"
"Allah'a şükür uyandım kavuştuk beyim"
İkimizden de hafif bir kıkırtı yükseldi. Üstünde olduğumdan olacak, canını acıtmış olduğum için acıyla inledi.
Hızla üzerinden doğruldum.Acıyacağını anlık sevinçle hesap edememiştim.
"Asena ben göreve gidiyorum. "
"Yolun açık olsun canım, sapa sağlam gelin inşallah"
"Amin"
Ne olursa olsun yadırgamamıştı çünkü görev biz askerlerin istediği güne göre gelmiyordu. Görev birden gelirdi, bize de sorgulamadan gitmek düşerdi.
Asenanın üstüne eğildim ve yanaklarını öptüm.
"Haydi ben gidiyorum canım, Önce Allah'a sonra da Elif'e emanetsin. Elif'i şimdi arayacağım yanına gelsin seninle ilgilensin. Necla teyzeyi de aradım yoldalar."
"Peki Elçin"
Odadaki timime döndüm
" Haydi haber arayacağınız kişileri arayın hızlı olun göreve gidiyoruz. "
"Emredersiniz komutanım"
Diyerek odadan çıktılar. Herkesin arayacağı, helalleşeceği bir ailesi vardı.
Son kez Asena'ya döndüm ve el salladım. Bende odadan çıktım ve aşağıya inip arabama atladım.
Askeriyeye doğru sürdüm . Varınca kapı nöbetçi askerler tarafından açıldı. Arabamı park edip askeriyeye girdim.
Odama ilerleyip içeri girdim ve üstüme kamuflajımı giydim. Oradan da karargaha geçtim.
Kapıda timimle karşılaştım. Hepsi hazır ola geçip selam verdi.
"Rahat asker"
Rahat deyince hepsi rahat pozisyonunu aldı. İçeri girdik ve hepimiz rahat ola geçtik.
"YÜZBAŞI ELÇİN ÇEVİK EMRET KOMUTANIM"
"Rahat asker"
Az önce kendi timime yaptığım şimdi bana yapılınca bir nevi dejavu yaşamış gibi oldum.
Hepimiz yerimize geçtik ve albayın anlattığı planı dinlemeye başladık.
°°°
Hangarda tüm timle beraber göreve hazırlanıyorduk.
Nihayet hazırlandığımızda bizi görev yerine götürecek araca bindik.
Aslında arena'da aklımın kalması gerekiyordu ama onu Elif'e bırakmıştım. Zaten yarında ailesi gelirdi.
Biz asker olduğumuz için, bizim ne zaman döneceğiniz belli değildi. Gerçi, dönebileceğimiz bile belli değildi ya.
Selamlar canlarım ballarımmm.Nasılsınız iyi mısınız bugün?? Umarım iyisinizdir keyfinizde yerindedir.Sizleri seviyorum ve kaçıyorum hoşçakalınn
