5. bölüm / 6
Karanfil/Gölge Bahçesi 1. Kitap3. BÖLÜM
Bölümler 6Şu an: 3. BÖLÜM
- 1 Giriş364 kelime
- 2 Karakter Tanıtımı402 kelime
- 3 1. Bölüm2.138 kelime
- 4 2. Bölüm1.704 kelime
- 5 3. BÖLÜM1.475 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 4. BÖLÜM2.768 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hepinize Merhabalarrrr
Dedim işim yok boş boş oturuyorum bölüm atayım dedim ve size aşağıdaki bölümü atmaya karar verdim.
Pek içime sinmese de olsun dedim, ne olacak?
Evet gelelim şimdi bölümümüze
Sizce ihanet eden kim ve bu bölümde neler yaşanacak?
Neyse sizi daha fazla tutmayayım iyi okumalarrrr💗💗
-------------------------------------------------------------------------------------------
İhanet, tam olarak ne demek?
Birini sırtından bıçaklamak mı?
Yoksa birinin güven duygusunu elinden almak mı?
Ne demek ihanet?
Yaşadığım şeyler bana ihanetin, güven duygusunu elinden almak olduğunu öğretmişti.
Peki bu sefer güven duygumu elimden kim almıştı?
Emre,
Eren,
Kerem,
Azra,
Ceren…
Hangisi ihanet edendi, hangisi güven duygumuzun katiliydi ve en önemlisi kimin gerçek anlamda katili olacaktı?
Benim, belki olabilirdi.
Mert babam yüzünü ellerinin arasına almıştı. Kara kara düşünüyordu.
Kim olduğunu düşünüyordu.
Hainin, kim olduğunu düşünüyordu.
Bana sıkıntılı gözlerle baktı.
-İlk olarak şunu soracağım çünkü emin olmak istiyorum kızım. İçimizde bir hain olduğunu nasıl biliyorsun?
Masumca omuz silktim.
-Şimdi şöyle babacım… Amcam ne zaman ona karşı bir operasyon yapmaya kalkışsak ya oradan kaçıyor ya da hiç orada bulunmuyor. Üstlerimiz de biliyor, evet ama diğer timler ona suikast girişiminde bulunduğunda orada oluyor ve hazırlıksız yakalanıyor; ama bir yolunu bulup kaçıyor, değil mi? Bu da bizim timimizde bir hain olduğunu gösteriyor.
Babam bana şaşkınlıkla bakıyordu.
Yani ne diyeyim şimdi? Yirmi yıllık albay bile bunu anlamadıysa ve ben anladıysam acilen yeni rütbe istiyorum.
- Operasyon planlarına gelirsek… Babamı gerçekten öldüreceğiz, hiç ölü göstermekle uğraşmayacağız. Çünkü onu amcam öldürecek. Kardeşi kardeş katili yapacağız.
Psikopatça gülümsedim.
-Babam öldükten sonra amcam annemi yanına alacak. Sare’yi de öyle. En çok onu yanında tutacak. Sena’yı ise senin yanına göndereceğim; daha on beş yaşında olduğu için onu bu işe bulaştıramayız. Anneme ne olacağına gelirsek… Bir süreliğine bizim için amcamın yanında mutlu rolleri kesebilir.
-Evet, biliyorum bu çok acımasız ama ancak amcamdan ve babamdan bu şekilde kurtulabiliriz.
Bana hâlâ ağzı bir karış açık bakıyordu.
- Kızım, şimdi sen babanı öldürecek, Sare’yi ve anneni riske atıp ardından da en küçük kardeşini koruyacak mısın?
-Ayrıca nasıl bu kadarını düşündün, aklım almıyor. Ben bile o kadar detayı fark etmemiştim. Bir daha seni kızdırmayacağım; kızdıkça psikopatlaşıyorsun. Birde aklıma şu takıldı, planını kimse bilmeyecekse nasıl uygulayacağız?
Sanki tek takıldığım yer buymuş gibi.
— Ben psikopat mıyım?
Bıyık altından gülerek:
— Evet, tam olarak öylesin.
Dudaklarımı büzüp kollarımı önümde birleştirdim.
— Tamam, öyle olsun. Psikopat olayım ben. Zaten bir tek siz akıllısınız. Sizin çözemediklerinizi bir haftada çözdüm ben be. Utanın, utanın… Benim gibi birine de psikopat denmez.
Gerçek anlamda gülmemek için kendini zor tuttuğu belliydi babamın.
Ellerini yukarı kaldırdı.
— Tamam küçük hanım, sakin olun. Ben bir şey demedim, ağzım konuştu.
Karşımda sanki bir salak varmış gibi babama baktım.
— Ağız kimin ağzı?
— Benim.
— O zaman kim konuşmuş oluyor?
— Ben.
— O zaman sen söylemiş oluyorsun ya!
diye resmen cırladım.
Bu sefer kahkahasını tutamadı.
— Tamam işte, ağzım söyledi.
En sonunda ne yapmaya çalıştığını anladım.
Kaşlarımdan birini şüpheyle kaldırdım.
— Şimdi sen dolaylı yoldan “sana psikopat dedim” mi diyorsun?
Sinsi bir şekilde sırıttı.
— Evet.
Dediği gibi yastığı yüzüne fırlattım. Tabi ki refleksleri galip geldi, yastığı havada tuttu.
Kınar gibi kafasını iki yana sallıyordu.
— Cık cık, babaya hiç yastık atılır mı?
Ben de onun gibi:
— Cık cık, babalar kızlarına psikopat der mi?
Neler demiyorlar ki Saye?
Yastığı yanına koydu.
Hafif bir gülümsemeyle:
— Kızlar da babalarına yastık atmazlar ama.
Somurtarak:
— Tamam ya, özür dilerim.
Yanıma geldi ve saçlarımdan öptü, canım babam.
— Baba, sana planın ayrıntılarını anlatmayı unuttum, dur daha.
Geri yerine oturdu ve ciddiyetle beni dinlemeye başladı.
— Bak şimdi… Mafya dünyasındaki insanları biliyoruz, değil mi?
Başını onaylarcasına salladı.
— Amcan da bu topluluğun içinde.
Ciddi bir şekilde:
— Evet. Peki masanın başındaki isim kim ve biz bir tek kime ulaşamıyoruz?
— Asyemur… dedi kısık sesle.
Tabii korkardı adını öyle sesli söylemeye. Kadın, bildiğiniz tüm suçlulara akıl almaz işkenceler çektiriyordu. Ama bazı mallar Asyemur’un bunu herkese yaptığını düşünüyorlardı.
Yanılıyorlardı; o sadece suçlulara böyle davranırdı.
Ve fark etmedikleri bir şey daha vardı: Masadaki isimler yavaş yavaş kayboluyordu.
Asyemur hepsinin ağzına sıçıyordu.
Buna adım gibi emindim.
Ve sonuna kadar olmayan adaleti getirmeye çalışan bu kadını da destekleyecektim.
— Ondan yardım isteyeceğiz.
Babam “Sen aptal mısın?” der gibi gözlerime baktı.
— Kızım, o kadın kaçığın teki. Daha kim on dokuz yaşında bu tür işlere başvurabilir ki?
Bu sefer ben ona aynı şekilde baktım.
— Baba, anlamıyorsunuz. O kadının suçsuz birini öldürdüğünü duydun mu?
Babam başını iki yana salladı.
— Kimleri öldürdü?
Babam mırıldanarak:
— Tecavüzcüleri, tacizcileri, insan kaçakçılığı yapanları, şiddet uygulayanları, sapıkları ve…
Cümlesini ben tamamladım.
— Masumları öldürenleri. Peki ya onların cesetlerini nasıl bırakıyor?
(BU SAHNE MİDE BULANDIRICI OLABİLİR – KAN VE VAHŞET. BİTTİĞİNDE İŞARET KOYACAĞIM.)
— Tecavüzcülerin özel bölgesini, taciz edenlerin elini, şiddet uygulayanların ellerini ve ayaklarını, sapıksa dilini kesilmiş bir şekilde bırakıyor. Masumları öldürenlerin ise kalplerini bedenlerinden çıkarıp ellerine veriyor. Kaç cesedi böyle bulduk.
(MİDE BULANDIRICI KONUŞMA SONA ERDİ.)
Başımı ağır ağır salladım.
— Baba, sen anlamıyorsun değil mi? O kadın kolay şeyler yaşamamış. On altı yaşında bu işlere atılması mümkün değil. O kadının çocukken çocuk olamamış, ömrünün baharlarında gençliğini yaşayamamış. Sence bu kadın normal şeyler mi yaşamış? Çocukluğu güle oynaya geçmiş olabilir mi? Sevgi veya şefkat görmemiş ki gözleri acımasız bakıyor. O kadar çok acı çekmiş ki gözleri boş ve hissiz. Ama o kadın acısını herkesten çıkarmıyor; o bunları yapanlardan çıkarıyor. Bu kişi kadın-erkek fark etmiyor. Suçluysa cezasını çektiriyor. Ama asla masumlara dokunmuyor.
Babam ilk kez bir şeylerin farkına varmış gibi gözleri kocaman oldu.
— O yüzden masadan sürekli isimler eksiliyor.
Sonunda anladın der gibi baktım gözlerine.
Hüzün sarmıştı içimi. Asya için içimi büyük bir hüzün sarmıştı. Bu yoldaki yoldaşım için içimi bir hüzün kapladı.
— Baba, Asyemur kolay şeyler yaşamadı. İnan, insanların aklını alamayacağı şeyler yaşadı. O buna rağmen intikamını tüm insanlıktan almıyor. O şu ana kadar Türkiye’de adaleti sağlayan tek tük insanlardan biri. Mafya olmasına rağmen bir kere masumlara dokunmamış. O kaçık dediğin kadın, bu kişi olmak için zorlanmış. Sana sadece bu kadarını söyleyebilirim. Daha fazlasını söyleyemem ama anla artık. Asyemur da masum. O sadece adaleti sağlıyor. O hâlâ ağlayan ve yardım isteyen bir çocuk. O, çığlıkları feryatları duyulmayan çocuklardan sadece biri.
Keşke bir kişi olsa. Ama o çocuklardan binlercesi var.
Babam hüzünlü gözlerle baktı bana.
— Nasıl yardım isteyeceğiz kızım? Üstlerimiz izin vermezler.
— Ben ondan bir yüzbaşı olarak yardım istemeyeceğim. Ben ondan sadece Saye olarak yardım isteyeceğim, adalet isteyeceğim. Şimdi diyeceksin ki “Amcan sana bir şey yapmadı.” İnan baba, bana şu hayatta en çok kötülüğü yapanlardan biri de amcamdı. Amcam için adalet isteyeceğim ama ondan önce planımızı anlatacağım. Masada alttan alta ona çaktıracak, uyaracak. Ama amcam uymayacak… sonra bummm. Amcam artık burada yok.
Babam bu planı sevmese de başka çaremiz olmadığını bildiği için:
— Ona nasıl ulaşacaksın?
Göz kırptım.
— Benim de güçlü bağlarım var yani.
Kollarını önünde birleştirerek:
— Nasıl elde ettin o bağları bakalım.
Burukça gülümsedim.
— Baba, hatırlıyor musun? Küçükken dedem ölmüştü ya.
— Evet, diyerek bana baktı.
— Onunla ilgili. Ama bunu sana anlatamam.
Anlatırsam sevmezsin beni baba… Bir katili sevmezsin.
- Çok önemli bir mesele değil; dedem yüzünden elde ettim o bağları ama hiç kullanmadım. Galiba artık kullanmak zorundayım.
Kullanmadım baba… Kullanırsam ne asker olabilirdim ne de böyle biri. Ben Saye olmaktan çıkardım.
Aramızda uzun bir sessizlik oluştu.
Babam:
— O bağlarını kullanma kızım. O bağlar hayatını karartır. Sen sadece Asyemur ile görüşmeye çalış. karargaha gelme. Timindekilere derim ben, “Rahatsız, gelemeyecek” diye.
Büyük bir minnetle baktım babama.
— Baba, babam, canım ciğerim… Teşekkür ederim. Sen olmasaydın ben bu kadar güçlü olamazdım, belki de hayata yenik düşerdim.
Burada ne kastettiğimi anlamamıştı.
Ama ben ne kastettiğimi iyi biliyordum.
On altı yaşımda beni soğukta tir tir titrerken bulduğu geceyi kastetmiştim.
Anlamasındı çünkü anlasaydı üzülürdü.
O gecede kendi karısı ve kızını kaybetmişti.
— Emin ol kızım, ben olmasaydım bile sen çok güçlü bir kız olacaktın.
Hayır, yanılıyordu. Bana baba sevgisini göstererek beni çok kötü şeylerden kurtarmıştı.
Duygusallığı dağıtmak amacıyla gülümsedim.
— Hadi şu psikopatça yaptığım planın üzerinden geçelim,
dediğimde babam güldü. Off, bu adam çok gülüyor ama bana.
— Hadi geçelim.
Ellerimi birbirine çarparak:
— Tamam o zaman başlıyorum. İlk olarak babamı gerçek anlamda öldüreceğiz. Ben pek ölmek istemiyorum açıkçası, yani ben ölmeyeceğim. Annem amcamın yanında mutlu pozlar kesecek. Sare amcama sadıkmış gibi davranacak. Sena senin yanında olacak. Kesinlikle onu tehlikeye atmayacağız. Onu kaçırılmış gibi göstereceğiz.
Tam bir şey daha söyleyecektim ki kapı çok hızlı ve sert bir şekilde vurulmaya başlandı.
Babam tam konuşacaktı ki ona “Sessiz ol” işareti yaptım.
Bu gelen kimdi acaba?
Böyle kapıya vuruyorsa gelişi hayra alamet de değildi zaten.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Evet bir bölümün sonuna daha geldikkkk.
Ben ve bölümü olaylı bitirme arzusu sjjsjsjs
Neysee gelelim bölümü
Kapıyı çalan kim?
Saye'nin planı nasıl?
Acaba bizden sakladığı planları da var mıdır?
Ve en önemli soru:
Kapıya kim vuruyor?
Birde hikayede bahsettiğim Asyemur var.
O da başka bir kurgumun baş rol karakteri.
Bir mafya ile komutan yol arkadaşı
Çok iyiii
Bu kurgumu da yayınlıyorum, kurgumun adı da Gerçek Adalet
Neyseee ben sizi daha fazla tutmayayım.
Diğer bölüme kadar iyi gölgelemeler.
Bölüm etkileşimi
