5. bölüm · Kara Kuru İftira
4. Bölüm
Fadime elindeki dosyayı çalışma masasının üzerine bırakıp pijamalarını giydi. Makyajını çıkartıp bir süre aynadan kendine baktı. Daha sonra odadan çıkıp mutfağa girdi. Kendine sert bir kahve hazırladıktan sonra odasına geri döndü. Masasının başına geçti. Sandalyeyi çekip oturdu. Eli ilk önce İsmail'in dosyasına gitti. Açtı, incelemeye başladı.
"İsmail Furtuna"
"18 Kasım 2001"
Fadime doğum tarihine baktıktan sonra telefonunu açtı. Bugünün tarihine baktı. Bugün 10 Kasım 2026'ydı. Fadime sessizce kendine söyledi.
F: on gün sonra doğum günü...
Fadime telefonun ekranını kapatıp dosyaya geri döndü. Bilgileri tek tek okudu. Anne adı, baba adı... Medeni durumu; bekar.
Fadime tekrardan sessizce konuştu.
F: bekarmış... Nasıl kapmamışlar ki bu çocuğu...?
Daha sonra durdu ve kaşlarını çattı Fadime.
F: sana ne kızım?! Allah Allah!
Fadime İsmail'in verdiği ifadeyi okumaya başladı. Polislerin sorularına verdiği cevapları teker teker okuyordu.
_İfade_
*Bulunan tüm deliller şüpheliye gösterildikten sonra ifade alınmıştır.
Polis: amcanın işlerine neden karıştın?
İ. F: ben hiçbir işe karışmadım. Amcamın ne iş yaptığını bile bilmiyorum.
Polis: öyle mi?! Amcam kaçakçılık yapıyordu? Bunu bilmiyor muydun?
İ. F: yemin ederim bilmiyorum.
Polis: ben bu yalanları yemem İsmail Furtuna. Amcan bir silah kaçakçısı ve sen bu kaçakçılığın yapıldığı yere gidip bir poşet para ve bu işlerin yapıldığı kağıtları alıyorsun. Ama hiçbir şey hakkında bilgin yok öyle mi?!
İ. F: yok! Yok! Gerçekten yok!
Polis: neden gittin o zaman?!
İ.F: Amcam işyerim dedi bana! Git dedi! Maaşımı ve iş sözleşmemi al gel dedi! Ben bilmiyordum!
Polis: amcan sana camdan atla dese atlar mısın?! Atlamazsın! Çünkü sen mantığınla karar verirsin. Peki bunu niye yaptın?! Bu suçu neden işledin?!
İ. F: bu ne demek ya?! Suçlu değilim ben! Neden bana suçlu muamelesi yapıyorsunuz?! Yeter ya! Lütfen. Ben suçlu değilim. Ya ben mimarım! İşim var gücüm var! Niye böyle bir iş yapayım?!
Polis: bence sen naptın biliyor musun? Bence sen yaptın silah kaçakçılığını, şimdi de korktun diye amcanın üstüne atıyorsun. Yada dur! Amcanla birlikte yaptınız, amcan seni sattı, şimdi kaçıyor. Sende o seni sattı diye tüm suçu üzerine attıyorsun? Bence ikincisi daha mantıklı. Peki abin? O işin neresinde? Yoksa patron o mu? O daha zeki herhalde, hiç bir yerde yüzü gözükmemiş.
İ. F: ikisi de değil! Ben hiçbir şey yapmadım! Abim de yapmadı! İkimizde masumuz!
Polis: tüm ifaden "ben masumum, biz masumuz, yapmadım, bilmiyorum" larla dolu! Başka birşey eklemeyecek misin? İtiraf etmeyecek misin?!
İ.F: itiraf edilecek birşey yapmadım! Ayrıca farklı birşey söyleyemem çünkü abimde bende masumuz, suç işlemedik!
İsmail furtuna-İmza
**
Fadime sınırlı bir nefesle dosyayı kapattı. Kahvesinden bir yudum aldı. Daha sonra tekrardan dosyayı açıp delillere baktı. İsmail'in amcasının 'iş yerindeki' yani kaçakçılığın yapıldığı yerdeki fotoğrafları vardı. Para alırken ki fotoğrafları vardı. Fadime defterini çıkarttı. Büyük harflerle başlık attı.
"-İSMAİL FURTUNA-"
İsmail'in dosyası ve ifadesi hakkında defterine birkaç not aldı. Daha sonra Oruç'un dosyasını açtı bilgilerini okuduktan sonra ifadesine geçti. Bu ifade İsmail'in ifadesine göre daha sakindi.
_ifade_
*Bulunan tüm deliller şüpheliye gösterildikten sonra ifade alınmıştır.
Polis: amcanın işlerine niye bulaştın Oruç Furtuna? Doktor adamsın oğlum? Temiz yüzlüsün de, neden yaptın?
O.F: ben birşey yapmadım abi, kardeşim de yapmadı. Yemin ederim. Hiçbir şey bilmiyoruz. Kapıya gelen polislerden öğrendik amcamın böyle işler yaptığını. Kardeşim de gittiği yeri amcamın iş yeri sanıyordu. Amcam ona işyerine gidip maaşını ve sözleşmeyi almasını söyledi. O da aldı. Ben şahidim. Bakin biz bişey yapmadık.
Polis: tamam oğlum sakin. Sana sorduğum sorulara cevap ver sadece. Bu işle uzaktan yakından alakan var mı?
O.F: yok! Yemin ederim yok! Benimde kardeşiminde hiçbir suçumuz yok! Kendi işlerimizde insanlarız. Ben doktorum, o da mimar.
Polis: oğlum kardeşini bir bırak, bu senin ifaden.
O.F: ama onunda bir suçu yok!
Polis: peki amcan sence bu işi nasıl yaptı? Tek mi yaptı? Bişey biliyor musun?
O.F: Gerçekten bilmiyorum.
Polis: bak eğer bu kaçakçılık işine bulaştıysan itiraf et. "Pişmanım" dersin az ceza alırsın. Etkin pismanliktan yararlanırsın. Yaptıysan itiraf et.
O.F: ben itiraf edilecek yada pişman olabileceğim hiçbir şey yapmadım, kardeşim de yapmadı.
Polis: peki, eklemek istediğin farklı birşey var mı?
O.F: yok. Sadece kardeşim de bende masumuz
Oruç Furtuna-İmza
**
Fadime ifadeyi okuduktan sonra defteri tekrar büyük harfelerle yazdı.
"-ORUÇ FURTUNA-"
Birkaç not aldıktan sonra Şerif Furtuna'nin dosyasını açtı. İfadesi yoktu çünkü firari yani kaçaktı. Hakkında yakalama kararı vardı. Ama hakkındaki delilleri ve geçmişindeki suç kayıtlarını incelediğinde bu işten beraat almasının zorluğu ile birkez daha yüzleşti Fadime. Ancak Şerif Furtuna'nın hapse girmesi çokta önemli değildi Fadime için. Çünkü o suçu işlemişti. Ancak Oruç ve İsmail islememişlerdi. Onlar masumdu. Onları Fadime kurtaracaktı. Ama eğer teslim olursa mesleği gereği Şerif Furtuna'nın da avukatı olacak beraat olmasa da en az cezayı almasını sağlayacaktı.
Üç dosyayı da tekrar tekrar inceledikten sonra İsmail ve Oruç için çok iyi birer savunma hazırladı. Şerif içinde kafasında taslak bir savunma hazırladı Fadime ancak onun için fazla uğraşmadı. Çünkü hem onun avukatı değildi, hemde Şerif Furtuna şuan bir firariydi.
Fadime tüm bunları yapıp bitirdiğinde hava neredeyse aydınlanmak üzereydi. Fadime uykusuzluktan bayılmak üzereydi. Artık kahve bile onun gözünü açık tutmaya yetemiyordu. Masasındaki dosyaları toparlayıp çantasına koyduktan sonra yatağına ilerledi Fadime. Yorganını açıp yumuşak yatağına girdiğinde adeta bir pamuğun üzerine yatmış gibi hissetti. Yavaşça gözlerini kapattı. Gözlerinin önüne iki çift mavi göz geldi. Hızla gözlerini açtı Fadime. Gözlerini geri kapattığında yine o iki çift mavi göz geldi gözünün önüne. Bu sefer gözünü açmadı Fadime. Kulağına o mavi gözlerin sahibinin sesi doldu.
"Kardeşim babasız büyüdü. Çok zor şeyler yaşadı. Bize çok bağlı o. Çok korkmuştur."
Daha sonra o iki çift mavi göz silindi ve yerine küçük Fadime'nin ağlamaktan kızarmış dolu gözleri yerleşti. Kendi sesi doldu kulaklarına.
"Bırakın abimi! O birşey yapmadı! Masum o!
Bir süre sonra kendi gozleri de silindi. Yerine İnci'nin gözleri geldi. Onun gözleri de doluydu. Hatta yaş akıyordu. Fadime'nin kulaklarina dolan İnci'nin sesi ağlamasıyla karışıktı.
"Abimleri aldılar Ali abi. Onlar birşey yapmadı. Masum onlar!"
Kendi gözlerinde birer damla yaş süzüldüğünü hissetti Fadime. Sağında döndü ve ayaklarını karnına doğru çekip yorganına sarıldı. Sessizce birkaç damla gözyaşı döktü. Fadime bazı geceler böyle sessizce ağlardı. Ama asla sesli aglamazdi Fadime. Kendi hıçkırıklarını, ağlayışını duymak istemezdi, sevmezdi. Yine gözlerini kapattı ve kendi sesi doldu kulaklarına.
"Bırakın abimi! O birşey yapmadı! Masum o!"
Fadime sinirle kulaklarını kapattı ve kendi kendine söylenmeye başladı.
F: yeter! Yeter! Yeter! Sus! Sus! Ben unuttum bunları! Duymuyordum işte! Geçti bunların hepsi! Yaşandı bitti!
Fadime ellerinin soğuduğunu, nefeslerini sıklaştığını fark etti. Ellerini yavaşça kulaklarından indirdi. Titreyen ellerine korkuyla baktı. Normallerdi. Fadime derin derin nefes alıp sakinleşmeye çalıştı.
F: sakin ol Fadime... Sen onları kurtarmak için bu işe girdim. Onları görüp eskiyi hatırlamak için değil. Geçmiş geçmişte kaldı. Sen bunları atlattın... Çok güçlüsün sen...
Fadime sakinleştiğini hissediyordu. Yavaşça komodinin üzerinde duran annesinin fotoğrafının olduğu çerçeveyi aldı. Sarılıp yatağa geri uzandı, sağına dönüp gözlerini kapattı. Annesinin hayatta olduğu bir günün hayalini kurarak uykuya daldı Fadime.
Sabah kapısının açılmasıyla gözlerini araladı Fadime. Giren yengesiydi.
Esme: günaydın bitanem
Fadime yarı uykulu bir şekilde gülümsedi.
F: günaydın yengem
Fadime hiç hareket etmeden uyumuştu. Uyandığında elinde hala annesini fotoğrafının olduğu çerçeve vardı. Fadime yatakta hafifçe doğrulup sırtını yatak başlığına yasladı. Esme buruk bir tebessümle Fadime'nin yanına oturdu.
Esme: annenin resmiyle mı uyudun?
F: gece uyumakta biraz zorlandım da, ondan.
Esme: neden?
F: şey... O günler... Aklıma geldi de...
Esme telaşla elini Fadime'nin saçlarına götürüp okşadı.
Esme: sen bunları atlatmıştın. Yeniden mi başladı?
F: atlattım. Ama arada aklıma geliyor, ama eskisi kadar rahatsız etmiyor.
Esme: eğer çoksa bir psikolo-
F: bu teklifi yapma. Lütfen.
Esme: peki... Sarılmak ister misin? Annenin yerini tutamam ama seni çok seviyorum biliyorsun. Sende benim evladımsın.
Fadime Esme'ye sıkıca sarıldı.
F: biliyorum. Bende seni çok seviyorum. Sen beni birgün eksik hissettirmedin. Hakkını ödeyemem
Esme: ne hakkı kız?! Bak ağlatacaksın beni!
Fadime gülümseyip geri çekildi.
F: Eleni uyandı mı?
Esme: çoktan uyandı
F: saat kaç ki?
Esme: on iki
F: oha! Niye uyandırmadınız beni?
Esme: biz uyandırmadık?! Kız üç cafe ben geldim, bir defa abim geldi uyandırmaya. Uyanmadın.
F: gece dosya inceledim de ondan da biraz geç yattım
Esme: ne dosyası?
F: Bir sürü dosyadan bir tanesi işte.
Esme: iyi peki, kahvaltı hazır. Seni bekledik. Bak çok açız hızlı gel.
F: tamam
Esme odadan çıktıktan sonra Fadime yataktan kalktı. Ardından o da odadan çıkıp lavaboya girdi ve kahvaltı masasında kendisini bekleyen ailesine baktı. Gülümsedi.
F: günaydın
A: günaydın. Sabahtan beri senin uyanmanı bekliyoruz. Gece kaçta yattın sen?
F: Güneş aydınlanıyordu
E: yuh! O saate kadar dosya mı incelenir?
F: önemli bir dosyaysa mecbur
A: dosyanın konusu ne?
F: dünden beri o dosyaya bakıyorum. Dosya kusucam. Kahvaltı da konuşmasak?
Adil gülmeye başladı.
A: eee sen istedin avukat olmayı
F: pişman değilim ya. Ama yoruldum.
A: iyi bakalım
Kahvaltı yapmaya devam ederken Eleni'nin telefonu çaldı. Ekranda "Ege" yazıyordu. Eleni oflarak ekranı alttan Fadime'ye çevirdi. Fadime ekrandaki yazıyı okuduktan sonra kıkırdamaya başladı. Sessizce konuşmaya başladı.
E: gülme! Açmasam mı?
F: aç ya! Belki önemlidir
Eleni gözlerini devirdi.
E: hiç sanmıyorum
F: aç hadi bekletme
E: iyi tamam
A: ne konuşuyorsunuz fısır fısır?
E: bişey yok
Eleni telefonu açıp kulağına götürdü. Bıkkın bir sesle konuşmaya başladı.
E: efendim Ege (...) işim var Ege (...) boş vaktim yok (...) evet yarında boş vaktim yok (...) ailemle olucam (...) evet tüm haftasonu ailemle olucam (...) pazartesi atölye de görüşürüz Ege (...) tamam haber veririm boş vaktim olursa ama sanmıyorum (...) Ege babamda yanımda, annemde. Kapatıyorum görüşürüz (...) söylerim Ege, görüşürüz.
Eleni oflayıp telefonu masanın üstüne bıraktı.
A: Ege şu senin yanında çalışan mı?
E: öyle bir söyledin ki, bilmeyen Ege'yi benim çalışanım sanar. Ege benim ortağım. Aynı zamanda arkadaşım. Tanıyorsun zaten şu sürekli gelip giden.
Esme: sana aşık olan?
E: YA ANNE NE ALAKASI VAR!?
A: hoop! Kimmiş o benim kızıma aşık ya?!
E: Ege! Ama aşık değil yani! Anlattığım kişi Ege. Hani bir ay önce eve gelmişti. Yemeğe.
A: he şu sevmediğim çocuk
F: aynen abicim tam olarak o, ama iyi çocuk. Yani damadın
E: FADİME!
A: Eleni?
E: ya bana yok öyle birşey! Valla yok! Tamam o bana karşı sanırım birseyler hissediyor ama o benim sadece arkadaşım
A: sadece arkadaşın olarak kalsın zaten! Hiç gözüm tutmadı o çocuğu!
F: niye ya gayet iyi çocuk.
A: yok olmaz!
F: yeğenimin kısmetini kapatma abi!
Esme: evet adil, düzgün çocuktu.
A: yok daha bu ikisi küçük, sevgilileri olamaz.
Esme: e yuh yani! Neresi küçük kızlarımızın! Gayette kocamanlar. Sevgilileri olabilir.
A: yok, yok küçükler.
F: abi ben yirmidört yaşındayım, eleni yirmi üç.
A: oldunuz mu o kadar ya?!
E: sen ne sanıyorsun baba?
A: bana daha on iki yada on üç gibi geliyorsunuz
E: yuh!
A: neyse, yarın pikniğe gidelim diyoruz. Ne diyorsunuz kızlar?
E: olur.
F: OLMAZ!
A: niye?
F: yarın bir müvekkilimin yanına gitmek lazım, görüşe.
Esme: sen Pazar günü kimseyle görüşmeye gitmezsin ki?
F: bu önemli
A: niyeymiş?
F: önemli işte ya, boşverin.
Esme: gece çalıştığın dosya mı?
F: evet
Onlar kahvaltılarını yapıp normal bir gün geçiriyorlardı.
Ancak Furtuna'lılar için gün aynı başlamamıştı. Hayatlarının en kötü ikinci gününü geçiriyorlardı. İlki Mehmet Furtuna'nın ölüm haberinin alındığı gündü. Bu ise ikinci.
İnci odasına çekilmişti. Telefonundan abileri ile olan fotoğraflarına bakıp sessizce ağlıyordu. Zarife ise kızı için kahvaltı hazırlıyordu. Kendisi için olsa tek lokma ağzına sokmazdı ama kızının hasta olmaması için kendi de yiyor gibi yapacaktı. Ali bu gece onları yalnız bırakmamak için İsmail'in odasında kalmıştı. Kimsenin gece gözüne uyku girmemişti. Zarife kahvaltıyı hazırladıktan sonra Ali'nin kapısının önüne gitti. Kapıyı tıklattı. Ali'nin 'gel' dediğini duyduktan sonra içeri girdi. Ali'nin kızarmış gözlerini gördü.
Z: iyi misin oğlum?
A: iyiyim Zarife teyze
Z: gözlerin kızarmış?
A: gece uyuyamadım da ondandır, senin de öyle
Z: bende uyuyamadım ki.
A: İnci uyumuş muydu peki? Hiç gittin mi odasına?
Z: gittim. Uyumuş taklidi yaptı, yanına uzandım sarıldım falan. Kulağına eğilip "istersen yanıma gelebilirsin" dedim. Ama gözlerini açmadı, bence çıktım.
A: kıyamam mahvoldu o da.
Z: hemde ne mahvolmak. O abilerini babası yerine koyuyordu. Perişan halde. Dünden beri yemek yemiyor. Sevdiği şeyleri hazırladım, yer belki. Hem sende gel iki lokma birşeyler sende hiçbir şey yemedin
A: tamam, ben inci'yi de zorlarım yesin diye.
Z: tamam
Zarife odadan çıkıp inci'nin odasına girdi. Yanına oturdu ve saçlarını okşadı.
Z: abimlerin fotoğraflarına mı bakıyorsun?
İ: evet
Z: ağlama güzel kızım benim. Bak Allah biliyor ki abinler birşey yapmadı, onlar masum, kurtulacakta ordan. Hem avukat Fadime ablam ne dedi. İyi bir savunmayla kurtarırım dedi.
İ: ama amcam hala yok anne. O gelmezse işler zorlaşır da dedi.
Z: ama iyi bir savunma hazırlayacakmış, belki amcan da o zamana kadar bizi arar yada bir yerden duyar ve gelir.
İ: ya orda kalırlarsa anne? Hem şuan açlar mı acaba? Nasıl davranıyorlar onlara? Fadime abla İsmail abime kötü davrandıklarını söyledi.
Z: kötü değil, biraz sert sadece. Ama merak etme orası düşündüğün gibi korkunç bir yer değil. Yemekte veriyorlar, su da veriyorlar.
İ: ama canları sıkılıyordur
Z: biraz
İ: ben abimleri çok özledim anne, sen nasıl dayanıyorsun?
İnci ağlamaya başlamıştı. Zarife kızına sarıldı.
Z: bende çok özledim annem, ama gelicekler tamam mı? Hadi gel bir kahvaltı yap, en sevdiğin şeyleri yaptım.
İ: istemiyorum
Z: istemiyorum olmaz annecim, hastalanırsın bak. Hem abinler senin hastalanmanı ister mi? İstemez. Geldiklerinde seni hasta mı görsünler.
İ: ama-
Z: aması yok, hadi bakalım.
İ: peki
İnci ve Zarife odadan çıktıklarında Ali de aynı anda odadan çıktı. Ali gülümsedi.
A: günaydın fıstık.
İ: günaydın Ali abi
Üçü hep birlikte kahvaltı masasına geçtiler.
