15. bölüm · Kanlı Aşk

KARAR ANI

Kaan Yiğit

Urla’daki yazlık evde sabah erken saatlerde Ela gözlerini açtığında odanın tavanına uzun uzun baktı. Gece neredeyse hiç uyumamıştı. Telefonundaki son mesaj aklından çıkmıyordu:
“Yarın sabah 09:00’da limanda ol. Seni güvenli bir yere götüreceğim. Aras’tan uzak dur. O seni öldürecek.”
Saat 08:10’tu. Ela yavaşça yataktan kalktı. Çantasını hazırlamıştı bile. İçine birkaç kıyafet, USB bellek, gece aldığı dosyalar ve biraz para koymuştu. Aynanın karşısına geçti. Yüzü solgun, göz altları morarmıştı. Kendi kendine fısıldadı:
“Ya aptallık ediyorum ya da hayatımı kurtarıyorum.”
Salona çıktığında Aras mutfaktaydı. Kahve kokusu eve yayılmıştı. Ela’yı görünce gülümsedi ama Ela’nın yüzündeki ifadeyi fark edince gülümsemesi soldu.
“Günaydın. Kahve ister misin?”
Ela başını salladı. “İstemiyorum.”
Aras fincanı tezgâha bıraktı ve Ela’ya yaklaştı.
“Ne oluyor? Dün geceden beri çok garipsin. Konuş benimle.”
Ela bir adım geriledi. Sesinde hem korku hem kararlılık vardı:
“Aras… ben gidiyorum.”
Aras donup kaldı. Yüzü bir anda sertleşti.
“Ne demek gidiyorum?”
“Burada kalamam. Artık sana güvenmiyorum. Her yerde yalan ve kan var. Dosyalar, kayıtlar, listeler… Hepsi senin aleyhine.”
Aras Ela’nın kolunu tuttu. Bu sefer sıkıca.
“Kimseyle görüşme demiştim sana! O adamlar seni kullanıyor. Seni benden ayırmak istiyorlar. Eğer şimdi gidersen tek başına ölürsün Ela!”
Ela kolunu şiddetle çekti. Gözlerinden yaşlar akıyordu.
“Seninle kalırsam da öleceğim! Listede adım var Aras! ‘Kaldırılacak’ yazıyor. Senin bilgisayarında kendi dosyamı gördüm. Fotoğraflarım, ailemin adresi… Beni de mi temizleyecektin?”
Aras’ın yüzü kireç gibi oldu. Bir an ne diyeceğini bilemedi. Sonra sesini yükseltti:
“O dosyalar sahte! Birisi evin sistemine girdi, bilgisayarımı hackledi! İnanmıyor musun bana?”
Ela acı acı güldü.
“Kaç kere ‘İnan bana’ dedin? Kaç kere? Her seferinde yeni bir ceset çıktı. Emre, Bora… Sırada ben varım. Ben gidiyorum.”
Ela çantasını alıp kapıya yöneldi. Aras arkasından koştu ve kapının önüne geçti. Gözleri kıpkırmızıydı.
“Gitme Ela. Lütfen. Sensiz yapamam. Seni seviyorum.”
Ela kapı kolunu tuttu. Titriyordu.
“Sevgin öldürüyor Aras. Beni de öldürecek. Bırak gideyim.”
Aras Ela’nın önüne diz çöktü. İlk defa bu kadar çaresiz görünüyordu.
“Gitme… Yalvarırım. Dışarıda yalnız kalırsan seni koruma şansım kalmaz. O limana gitme. Bu bir tuzak.”
Ela bir süre Aras’a baktı. Bir yıl önce âşık olduğu adam şimdi karşısında diz çökmüş, yalvarıyordu. Kalbi parçalanıyordu. Bir yanından “Git” diyor, diğer yanından “Kal” diye bağırıyordu.
Sonunda kapıyı açtı ve dışarı çıktı. Aras ayağa kalkıp peşinden geldi.
“Ela! Dur!”
Ela Jeep’e binmedi. Yürüyerek bahçe kapısına doğru gitti. Aras arkasından sesleniyordu:
“Gidersen pişman olursun! Tek başınasın! Ela!”
Ela durmadı. Yol boyunca gözyaşları akıyordu. Bir taksi durdurdu ve şoföre “Limana” dedi.
Saat 08:55’te limana vardığında kalbi deli gibi atıyordu. Etrafı gözleriyle taradı. Kimse yoktu. Birkaç dakika bekledi. Tam vazgeçmek üzereyken siyah bir araç yaklaştı. Camı indi.
“Ela?”
“Evet.”
“Bin. Hızlı ol.”
Ela tereddüt etti ama bindi. Araç hızla hareket etti. Arabayı kullanan adam orta yaşlı, sakallıydı.
“Nereye gidiyoruz?” diye sordu Ela.
“Güvenli bir yere. Aras’ın seni bulamayacağı bir yere. Seni kurtaracağız.”
Ela camdan dışarı baktı. İzmir hızla geride kalıyordu. Çantasında USB ve dosyalar vardı. Kalbi hem korku hem rahatlama karışımı bir duyguyla doluydu.
Ama arabada bir şey onu rahatsız ediyordu. Adamın bakışları ve gerginliği… Birkaç kilometre gittikten sonra Ela sordu:
“Sen kimsin gerçekten?”
Adam dikiz aynasından Ela’ya baktı ve soğuk bir sesle cevap verdi:
“Aras’ın en büyük düşmanlarından biri. Ve sen… onun en büyük zayıf noktası.”
Ela’nın kanı dondu. Tam o sırada adam aracın kapı kilidini kapattı.
“Üzgünüm Ela. Ama bu iş böyle bitecek.”
Ela çantasındaki bıçağa uzandı ama çok geçti. Adam gazı kökledi.
Aras ise yazlık evde deli gibi Ela’yı arıyordu. Telefonu çalıyordu ama Ela açmıyordu.
“Ela… ne yaptın sen?” diye fısıldadı Aras boş odada.
Hikâye artık kontrolden çıkmıştı.
Ve ikisi de farkındaydı ki, bu yolun sonu kanlı olacaktı.