5. bölüm · Kanla yazılan yemin
Bölüm 5
Savaşın ortasında açan çiçek…
Lara’nın elleri titriyordu. Telefon ekranındaki o mesaj gözlerini delip geçiyordu:
“Sadece sen kaybetmeyeceksin Lara. Sıradaki kim olsun?”
Kalbi öyle hızlı çarpıyordu ki nefes almakta zorlanıyordu. Arda… ağabeyi… gözünün önüne düşen hayaliyle birlikte dizlerinin bağı çözüldü. Boğazından kısık bir çığlık döküldü ama sesini duyan olmadı.
Tam o anda kapı sertçe açıldı. Atlas içeri girdi, yüzündeki öfke ve panik birbirine karışmıştı. Lara’yı yerde, elinde telefonla görünce diz çöktü.
“Ne oldu?” diye sordu sert ama endişeyle.Lara, gözyaşları arasında zor konuştu:“Arda… Arda’yı öldürdüler. Atlas… mesaj geldi. Sırada kim olduğunu bana soruyorlar.”
Atlas telefonu kaptı, mesajı okudu. Gözleri karardı. Yumruğunu öyle sıktı ki, eklem yerleri bembeyaz kesildi.
“Berk…” diye fısıldadı dişlerinin arasından. “Bunu yapan sensin.”
O an odada bir sessizlik çöktü. Lara’nın ağlaması, Atlas’ın nefesleri ve duvar saatinin tik takları dışında hiçbir şey duyulmuyordu.
Atlas, Lara’nın yüzünü ellerinin arasına aldı.“Dinle beni Lara… Bundan sonra asla yalnız kalmayacaksın. Arda’nın intikamını ben alacağım. Sana dokunanı, sana gözdağı vermeye çalışanı… kendi ellerimle toprağa gömeceğim.”
Lara’nın gözlerinde korku ve acı aynı anda büyüyordu. İçinden geçen tek şey şuydu: “Atlas söz veriyor… ama bu kan gölünde biz de boğulacak mıyız?”
Tam o sırada Atlas’ın adamlarından biri içeri girdi.“Efendim… kötü haber. Berk, ortadan kaybolmuş. Onu koruyan birileri var.”
Atlas ayağa kalktı, yüzündeki öfke alevlendi.“O zaman onları da yakarız.”
_________
Atlas, adamlarına kısa ve keskin emirler verdi:“Berk’i bulun. Nerede saklanıyorsa, hangi deliğe girmişse çıkarın. Bu gece… son nefesini verecek.”
Lara, Atlas’ın bakışlarını yakaladı. O gözlerde yalnızca öfke değil, karanlık bir kararlılık vardı. Artık geri dönüş yoktu.Gece yarısı…
Şehrin dışındaki harabe bir depoda Atlas’ın adamları, Berk’i dizlerinin üzerine çökmüş halde getirdi. Kolları bağlı, yüzü kan içinde ve hâlâ meydan okuyan bir bakışı vardı.
Atlas ağır adımlarla içeri girdi. Ortalık buz kesti. Lara da arka tarafta, Atlas’ın gölgesinden çıkmamıştı.
Berk kahkaha attı.“Arda öldü. Senin için sıra sadece başladı Atlas. Lara’yı—”
Atlas susturmak için silahının kabzasıyla Berk’in çenesine vurdu. Sessizlik hâkim oldu.
“Konuşma.” dedi sert bir sesle.“Sen Arda’yı öldürdün… ve bunun bedelini ödeyeceksin.”
Berk gözlerini kısıp, alayla güldü:“Beni öldürsen de oyun bitmez. Arkanda daha çok düşman var.”
Atlas bir adım geri çekildi, silahını doğrulttu. Lara nefesini tuttu. O an, duvarda yankılanan tek şey Atlas’ın sesi oldu:
“Arda’nın kanı yerde kalmayacak.”
Tetik çekildi.
Kurşun, Berk’in göğsünü delip geçti. Sessizlikten sonra duyulan tek şey Lara’nın derin nefesiydi. Berk’in cansız bedeni yere yığıldı.
Atlas silahını indirdi, gözlerini Lara’ya çevirdi.“Bitti.” dedi kararlı bir tonla. “Bundan sonra sana yaklaşmaya cesaret eden olursa… aynı sonu yaşar.”Berk’in ölümüyle birlikte ilk büyük tehlike ortadan kalkmıştı. Ama Lara çok iyi biliyordu: Bu savaş yeni başlıyordu. Çünkü Berk yalnızca görünen bir düşmandı… gölgelerde çok daha büyük tehlikeler pusuda bekliyordu.
1 gün sonra…
Berk’in ölüm haberi şehirde yıldırım gibi yayıldı. Onun adıyla korku salan gruplar birer birer sessizliğe gömüldü. Kimse Atlas Albora’nın öfkesini üzerine çekmeye cesaret edemiyordu. Bir süreliğine sokaklarda huzursuz bir dinginlik hâkim oldu.
Lara, malikanenin geniş salonunda ayakta durmuş, pencereden dışarı bakıyordu. Dışarıda güvenlik önlemleri arttırılmış, adamlar nöbete girmişti. Ama içeride… kalbinin içinde… fırtına dinmiyordu.
Atlas içeri girdi. Adımlarını duymasa bile Lara, onun varlığını hissediyordu. Gözlerini dışarıdan ayırmadan konuştu:
“Bitti mi gerçekten? Yoksa sadece kısa bir sessizlik mi bu?”
Atlas arkasında durdu, sesini alçaltarak cevapladı:“Bitti sayılır. Berk’in ölümü, geri kalanına gözdağı oldu. Kimse kolay kolay karşımıza çıkamaz.”
Lara, derin bir nefes aldı. Gözlerini kapadı, sonra Atlas’a döndü.“Arda gitti, Atlas. İçimde bir boşluk var. Sanki hiçbir şey dolmayacak.”
Atlas onun yanına geldi, bir adım mesafede durdu. Elini kaldırmak istedi ama Lara’nın gözlerindeki kırılganlık onu durdurdu. Yine de bakışlarıyla onu sarıp sarmalıyordu.
“Arda’nın intikamı alındı.” dedi sert ama yumuşamaya çalışan bir sesle.“Ve ben… seni asla kaybetmeyeceğim, Lara. Seni korumak için gerekirse dünyayı yakarım.”
Lara’nın gözlerinden yaş süzüldü. Dudakları titredi.“Bazen düşünüyorum… bu savaşta senin yanında mı kalacağım, yoksa seninle birlikte yanıp kül mü olacağım?”
Atlas bu kez tereddüt etmedi. Elini Lara’nın yüzüne uzattı, yanağındaki yaşları sildi. Onun gözlerinin içine bakarak fısıldadı:“Benimle kal. Çünkü ikimiz yanarsak… bu şehir küle döner.”
O an aralarında, söylenmeyen binlerce söz dolaşıyordu. Sessizlik ağır ama derindi. Lara başını eğdi, Atlas’ın elini geri çekmesine izin vermedi.
İlk kez, düşmanların geri çekildiği bu kısa sürede, Atlas ve Lara aynı ateşte yanmaya başladılar.
__________
Sabahın ilk ışıkları malikanenin ağır perdelerinden içeri sızıyordu. Gece boyunca gökyüzü sakindi ama Lara’nın uykusu öyle değildi. Gözlerini açtığında garip bir sıkışma hissetti midesinde. Yataktan doğrulduğunda baş dönmesiyle birlikte soluğunu zor tuttu.
Hızla banyoya koştu. Elini lavaboya yasladığında, soğuk mermer avuçlarının altında titredi. Aynada kendine baktı: solgun yüz, kızarmış gözler… ardından gelen mide bulantısı.
“Hayır…” diye fısıldadı kendi kendine. İçinde tuhaf bir his vardı.
Bir süre sonra kapı aralandı. Atlas endişeyle içeri girdi.“Lara?” Sesindeki sertlik kaybolmuştu.Onu banyonun köşesinde, dizlerinin üzerinde görünce gözleri karardı. Yanına çöktü.
“Ne oluyor sana?” diye sordu, elini omzuna koyarak.
Lara, bir süre suskun kaldı. Gözleri dolu dolu, sesi titrek çıktı:“Atlas… Ben…”
Sözcükler dudaklarından çıkmakta zorlanıyordu. Ama o ihtimal artık zihninde kocaman bir yer kaplıyordu.
Atlas, gözlerini onunkilere dikti.“Bana doğruyu söyle.”
Lara, derin bir nefes aldı, titreyen dudaklarından döküldü kelimeler:“Sanırım… hamileyim.”
Atlas’ın bakışları bir anlığına dondu. Çenesindeki kaslar gerildi, kalbi göğsünde gürültüyle çarpıyordu. Önce hiçbir şey söylemedi, sonra yavaşça doğruldu, Lara’nın yüzünü ellerinin arasına aldı.
“Bana bak…” dedi kısık ama kararlı bir sesle.“Eğer doğruysa… bu sadece senin değil, bizim bebeğimiz. Ve kimse… kimse size dokunamayacak.”
Lara’nın gözlerinden yaş süzüldü. Bir yanıyla korku, bir yanıyla tarifsiz bir umut vardı. Onun hayatı Atlas’la zaten ateşin içinde başlamıştı… şimdi o ateşin ortasında küçük bir hayat yeşeriyordu.1 saat geçmişti.
Malikaneye çağrılan özel doktor, Lara’yı dikkatle muayene etti. Odanın içinde sessizlik vardı; Atlas pencerenin önünde ayakta durmuş, kollarını kavuşturmuş halde bekliyordu. Gözleri her an parlayacak bir öfke gibi, ama kalbinin derininde çırpınan bir umut da vardı.
Doktor, gülümsemeye çalışarak başını salladı.“Kesinlikle… hamile.” dedi.“Yaklaşık altı haftalık olabilir. Bundan sonra dinlenmesi, stres ve tehlikeden uzak durması çok önemli.”
Atlas’ın yumruğu hafifçe titredi, boğazındaki düğümü yutkunarak bastırdı. Doktoru uğurladıktan sonra oda yeniden sessizliğe gömüldü.
Lara yatakta oturuyordu, elini karnına koymuştu. Yüzünde hem korku hem de tarifsiz bir ışık vardı. Başını kaldırıp Atlas’a baktı.“Atlas… Bu bizim için ne anlama geliyor? Bu hayat… bu savaşın içinde…”
Atlas yavaş adımlarla yanına geldi. Onun karşısında diz çöktü, ellerini Lara’nın ellerinin üzerine koydu. Gözlerinde ilk kez bu kadar farklı bir şey vardı: sertliğin altında yanan bir kor gibi bir sahiplenme.
“Bu…” dedi, Lara’nın karnına bakarak.“Benim en büyük zaferim.”
Lara’nın gözlerinden yaşlar aktı.“Ya düşmanların öğrenirse? Onlar için bebeğim, en büyük silah olur. Atlas… ben korkuyorum.”
Atlas yüzünü ona iyice yaklaştırdı, sesini fısıltıya indirdi:“Korkma. Bu şehirde herkesin adı silinir, unutulur… ama benim çocuğumun adı asla lekelenmeyecek. Seni ve bebeğimizi korumak için gerekirse bütün dünyayı yakarım, Lara.”
O an Lara, Atlas’ın gözlerinde hiç görmediği bir şey gördü: sadece öfke değil, gerçek bir aidiyet, belki de sevgiden daha güçlü bir bağ.
Ve ilk kez, içinde filizlenen hayatla birlikte, kendi karanlığının içinde bir umut ışığı hissetti.
Bölüm sonuuuu
🤍Umarım beğenmişsinizdir🤍
🌸Bir sonraki bölüm final bölümü olacaktır🌸
🫶Final bölümünde görüşmek üzere🫶
