2. bölüm · Kanla yazılan yemin

2. Bölüm

Buğlemmişşş 🌺

kırık cam, yanan mum,sönmeyen hesaplar…

Karanlık, Lara’nın ciğerine kadar işlemişti. Ellerini sımsıkı yumruk yapmış, koltukta öylece bekliyordu. Her yan sessizdi. Sadece rüzgârın kırık dallarla pencereye vuran sesi vardı. Gözleri, kapanmakta olan mum alevine takıldı. Sönmesine izin veremezdi. O ışık, tek nefesiydi burada.
Birden…Tak tak tak!Kapı yeniden çalındı. Kalbi boğazına kadar geldi. Tüm kasları gerilmişti.
“Lara! Kapıyı aç!”Bu, Atlas’ın sesiydi. Sert, emir verir gibi ama içinde gizli bir endişe saklıydı.Lara gözlerini kapattı. Açmadı.
Ardından bir sessizlik…Sonra çatırt!Cam paramparça oldu. Bir gölge içeri sızdı. Cam kırıklarından güçlükle atlarken sesi duyuldu:
“İnatçılığın hayatına mal olacak bir gün.”
Atlas içeri girdiğinde mum ışığı sadece yüzünün yarısını aydınlatıyordu. Diğer yarısı hâlâ karanlıktaydı. Lara, geri çekildi.
“Ne yaptığını sanıyorsun?!”
“Hayatında en nefret ettiğin şey karanlık değil mi? Seni burada yalnız bırakacak kadar vicdansız değilim!” dedi ve yavaşça yaklaştı. Yüzünde alışılmadık bir yumuşaklık vardı.
Lara konuşmadı. Dudakları titredi sadece. O an, Atlas yere oturdu. Yanındaki cam kırıklarına aldırmadan… Mumu eline aldı. Işığı Lara’nın yüzüne çevirdi. Korku hâlâ oradaydı.
Bir süre konuşmadılar. Sadece birbirlerine baktılar. Atlas’ın bakışları, Lara’nın gözlerinin içinde bir şeyler arar gibiydi. “Korkma,” dedi fısıltıyla. “Ben buradayım.”
Lara istemsizce Atlas’ın yanına oturdu. Mum ikisinin de yüzünü aynı anda aydınlattı. Göz göze geldiklerinde zaman durdu. Sessizlik, kalp atışlarıyla bozuluyordu. Lara’nın gözleri Atlas’ın dudaklarına kaydı. Bir adım daha… ama o adım atılmadı.
Sadece yakınlık…Sadece nefes…Sadece ikisinin paylaştığı o kırılgan an.

Ertesi sabah…
Güneşin ilk ışıkları bağ evine sızdığında, Lara koltuğun ucunda kıvrılmış, üzeri Atlas’ın ceketine sarılıydı. Atlas, pencerenin önünde durmuş dışarıyı izliyordu. Omzuna mavi bir kuş konmuştu neredeyse — o kadar huzursuz, o kadar sessizdi.
Lara gözlerini açtığında ilk onu gördü. Uzun süre baktı ama seslenmedi. Bu adamı çözemiyordu. Bazen bir düşman gibi yaklaşıyor, bazen tüm dünya onun omzundaymış gibi susuyordu.
Dönüş yolunda ikisi de konuşmadı.

İki hafta sonra…
Evlilikleri üzerinden geçen bu iki haftada, herkes dışarıdan kusursuz bir çift olduklarını sanıyordu. Basın onları övüyor, aileler memnundu. Ama Lara hâlâ Atlas’a güvenmiyor, Atlas hâlâ her şeyin kontrolünü elinde tutmaya çalışıyordu.
Ve bir akşam, Altınsoy ailesinden bir davet geldi. Bir yardım gecesi. Lara, ailesini göreceği için gitmeyi kabul etti. Atlas da mecburen yanında yer aldı. Lara, siyah dar bir elbise giymişti. Zarifti ama her zamanki gibi mesafeliydi.
Ve sonra…
Gece boyunca Lara’ya uzaktan göz diken bir adam dikkat çekti. Keskin bakışları, Lara’ya olan ilgisi ve tanıdık duruşu… Atlas fark etti. Yanına yanaşan Yağız fısıldadı:
“O, Lara’nın eski sevgilisiymiş. Adı Demir. Yurt dışından yeni dönmüş.”
Atlas’ın çenesi sıkıldı. Yumruklarını cebine gizledi. Lara’nın yanına giden adamla göz göze geldi. Lara, onu fark ettiğinde bir an irkildi ama sonra hafifçe gülümsedi. Eski alışkanlık…Atlas bir adım daha yaklaştı.
“Kim bu?” diye sordu Lara’ya, sesi sakin ama altındaki öfke duyuluyordu.
Lara gülümsedi.“Demir… Sadece eski bir dost.”
“Sadece mi?”Atlas’ın gözleri kıskançlıkla parladı. Lara bu bakışı ilk defa görüyordu. Kalbinde bir şey kıpırdadı.Demir, Lara’ya dokunacak gibi olduğunda Atlas araya girdi.“Karım sana mesafeli davranıyorsa, bir sebebi vardır. Eskiyi kurcalama.”
Demir alayla güldü. “Kimin karısı olduğu belli mi?”
Atlas’ın yumruğu, aniden Demir’in çenesinde patladı.Salon sessizliğe gömüldü.
Atlas, Demir’in yakasından tuttu.“Belli. Ve bunu kimse sorgulayamaz!”
Lara, öfke ve şaşkınlıkla baktı Atlas’a. Bu, ilk kez onun için kavga eden bir adam görüyordu. Kalbinde istemsizce bir şey çatladı… kıskançlıkla karışık bir güven.
Ertesi gün…
Atlas ellerini sıkıca masanın kenarına bastırmış, önündeki dosyaya bakıyordu.Demir…Lara’nın geçmişi…Ve o cümle, tüm gece beynini yakıp geçmişti:“Aralarında sadece bir ilişki değil, bir bağ da olmuş.”
Adamları birkaç gün önce Demir hakkında araştırma yapmaya başlamıştı. Şimdi ise önündeki belgelerde her şey yazıyordu.
Demir ve Lara…Üniversite yıllarında aynı evde kalmışlardı bir süre. Aynı okul, aynı çevre, aynı duvarlar. Ve sadece dost değillerdi. Daha fazlasıydılar. Belgelerin arasında Demir’in arkadaşlarıyla yaptığı bir konuşmanın kayıtları vardı:
“Lara’yla geçirdiğim o geceyi unutamam… Hâlâ tenini hatırlıyorum. Öyle kolay unutulacak biri değildi.”
Atlas’ın dişleri sıkıldı.O gece…O adam…Lara’nın başkasına ait olmuş olması…
O an masaya öyle bir yumruk attı ki, kristal kalemlik yere düşüp paramparça oldu.

Lara Altınsoy Albora malikanesinin geniş salonunda tek başınaydı. Atlas’ın son birkaç gündür ne kadar gergin ve öfkeli olduğunu fark etmişti. Ama sebebini bilmiyordu.Ya da… belki de çok iyi biliyordu.
Demir gecesinden sonra Atlas’ın değişimi açıkça ortadaydı. Dokunuşları uzaklaşmış, bakışları sertleşmişti. Fakat o gece, Lara için bir kıvılcım olmuştu. Artık bu oyunu kendi kurallarıyla oynayacaktı.
Gecenin ilerleyen saatlerinde sabahlığını geçirdi üstüne. İpek, ince ve diz hizasında beyaz bir sabahlıktı. İçine hiçbir şey giymemişti. Saçlarını dağınık bırakmış, çıplak ayaklarıyla merdivenlerden salına salına indi. Salonun ortasında Atlas duruyordu.
Bir süre göz göze geldiler. Atlas, onu baştan ayağa süzdü. Boğazı kurudu.Bu kadın…Onun karısıydı ama başkasının da olmuştu. Ve şimdi, önünde bir ceza gibi duruyordu. Cezbedici… Ama acıtan.
Lara hafifçe gülümsedi.“Bir şey mi düşünüyorsun Atlas?”
“Üstünü giyin.” dedi dişlerinin arasından.
“Rahatsız mı oldun?”Sabahlığıyla mutfağa geçti, bir bardak su aldı. Bilerek yüksek sesle içti. Dönüp Atlas’a baktı.“Bir karı–koca gibi yaşamıyoruz. Ama sen hâlâ kıskanıyorsun beni. Bu bana yetiyor.”
Atlas’ın gözleri kısıldı. “Demir’i hâlâ düşünüyor musun?”
Lara yaklaştı. “Hayır. Onu çoktan unuttum. Ama sen belli ki hâlâ bizdeki geçmişten rahatsızsın.”
“Senin geçmişin bir utanç. Benim karım başka bir adamın yatağından geçmiş olamazdı.”
Lara’nın yüzü gerildi. Gözleri dondu.“Beni seçmedin Atlas. Almak zorunda kaldın. Bu yüzden geçmişim senin değil. Ama bugünüm de kolayca senin olmayacak.”
Atlas bir adım attı. Lara da bir.İkisinin nefesleri birbirine karıştı.Tutuşacak gibi… ama Lara yine geri çekildi.“İyi geceler.” dedi ve merdivenlere doğru yürüdü.
Ama Atlas, kolundan tutup onu geri çekti.“Seninle işim bitmedi.”
“Senin benimle hiçbir zaman işin olmadı, Atlas. Sadece anlaşmalarınız vardı.”
Atlas’ın yüzü öne eğildi. Dudakları Lara’nın boynuna çok yakındı.“Demir’le o geceyi yaşadın… ama benimle tek bir gece bile yok. Neden?”
Lara eğildi, Atlas’ın kulağına fısıldadı:“Çünkü senin kalbinde yerim yok. Ama canını acıtan o yara hâlâ benimsin, bunu unutmuyorum.”

Sabahlar, geceden artakalanları unutturmaz.
Ama o gece, hiçbir sabaha benzemeyecekti.
Lara odasına çekilmişti. Sabahlığını çıkarmış, dantel geceliğini giymişti. Kendine kırmızı şarap doldurmuş, pencere önündeki koltukta oturuyordu. O an kapı çalındı. Cevap vermedi.
Atlas içeri girdi. Gözleri kararlı, nefesi sertti.“Artık yeter.” dedi.Lara şaşkınlıkla ayağa kalktı.
Atlas birkaç adımda yanına geldi.“Benden intikam alıyorsun. Ama farkında değilsin… o intikam, beni daha da sana bağlıyor.”
Lara konuşacak oldu, ama Atlas’ın dudakları konuşmasına izin vermedi.
Geceliği tutup omzundan aşağıya kaydırdı. Lara’nın gözleri bir anlık kapandı.O öfke, yerini tutkuya bıraktı.O kıskançlık, arzuyla boğuldu.O intikam, tenle susturuldu.
Birbirlerine karşı koyamadılar.Ne gurur kaldı, ne söz, ne anlaşmalar…
Sadece bedenler vardı.Sadece tutuşan tenler…Sadece gecenin sessizliğine karışan derin nefesler.
O gece, ilk kez gerçekten karı–koca oldular.Ama bu bir aşk değildi.Bu, savaştan doğan bir ateşti.
Ve o ateş, her şeyi yakmaya daha yeni başlıyordu.
______
Sabah güneşinin ilk ışıkları Lara’nın teninde dans ediyordu. Yanındaki yatakta uzanan Atlas’ın yüzü huzurluydu, ilk kez. Sessizdi, sakin… Ve her zamanki gibi diken üstünde değil.
Lara, başını onun göğsüne yasladı. Bu, bir düş gibi geliyordu.Birbirlerine her zaman nefretle dokundular. Ama o gece… o gece her şey değişmişti.Ona alışmak istemiyordu. Ama alışmıştı.Atlas onun adamıydı artık. İsteseydi de kaçamazdı.
Atlas gözlerini açtı, Lara’yla göz göze geldi.“Günaydın,” dedi, sesi yumuşaktı.“Günaydın Atlas.”
İkisinin arasında ilk kez gerçekten huzurlu bir sabah yaşanıyordu. Kahvaltıyı birlikte yaptılar. Gülüştüler. Birlikte bahçede yürüyüşe çıktılar. Gözlerindeki sertlik azalmıştı. Aşk kendini gösteriyordu, inkar etseler bile…
O geceyi konuşmadılar. Ama o geceden sonra artık her şey sessizce değişmişti. Lara, Atlas’a güvenmeye başlamıştı. Atlas ise ona âşık olduğunu henüz adını koyamasa da hissetmeye başlamıştı.
Birlikte geçirdikleri her saniye, aralarındaki bağın daha da derinleşmesine neden oluyordu.
Ta ki o kadına kadar…

Akşam saatlerinde Albora malikanesinin kapısı çalındı. Hizmetçi telaşla kapıyı açtı. Şık giyimli, sarışın, iddialı bir kadın kapının önünde dikiliyordu.Yüzü gururlu, sesi netti.
“Atlas Albora ile konuşmam gerek.”
Atlas salonda Lara’nın dizlerinde uyuyordu. Gelen haberi duyar duymaz kaşları çatıldı. Kadının kim olduğunu sorduğunda ise, kalbi bir anlığına durdu.
Melis.
Geçmişin bir başka parçası… Ama unutulmuş bir detay değil.Bir hata…
Atlas, kadını bahçeye aldı. Lara uyanmamıştı henüz. Melis’in yüzündeki ifade her şeyi belli ediyordu.
“Ne işin var burada?” diye sordu Atlas, gergin.
Melis, gözlerini onun gözlerinden kaçırmadan konuştu.“Konumuz basit. Hamileyim, Atlas. Ve bu bebek… senin.”
Atlas bir adım geri çekildi.“Bu saçmalık.”
Melis dudaklarını kıvırdı.“Dilersen DNA testi yapabiliriz. Ama senden bir şey istemiyorum. Sadece, çocuğunun varlığını bilmeni istedim.”
Atlas’ın eli yumruk oldu.Kafasında tek bir soru yankılanıyordu:“Lara bunu öğrenirse… ne olur?”

Melis gittikten birkaç saat sonra Lara gerçekleri kendi kulağıyla duydu. Hizmetçilerden biri Melis’i gördüğünü fısıldamıştı. Lara önce kıskanmış, ardından şüphelenmişti. Bahçede yerde duran Melis’in çantasından düşmüş bir reçete parçası gerçeği doğrulamıştı:
Hamilelik: 11. hafta.Baba adı: Atlas Albora.
Lara’nın kalbi sarsıldı. Nefesi daraldı.Ona inanmaya başlamıştı.Gerçekten bir şeyler hissetmeye başlamıştı.Ama yine hayal kırıklığı.
Atlas, Lara’yı konuşmak için çağırdığında Lara’nın yüzü donuktu.
“Benim sana anlatmam gereken bir şey var, Lara.”
“Benim de.” dedi Lara.
Göz göze geldiler. Atlas başını eğdi. “Bunu senden önce yapmalıydım. Geçmişten biri… Melis. Uzun zaman önceydi ama—”
“Bana ne zaman yalan söyleyeceğini düşünüyordum. Beklediğimden erken oldu,” dedi Lara buz gibi. “Ben sana güvenmeye başlamıştım.”
“Bu, şu anla ilgili değil.”
“Öyle mi?”Lara yaklaştı.“Demir’i unuttum. Senin için. Geçmişi yaktım. Ama sen geçmişinle hâlâ yatmaya devam etmişsin.”
Atlas ne söyleyeceğini bilemedi.“Bilmiyordum, Lara. Gerçekten bilmiyordum.”
Lara’nın sesi kırıldı ama yüzü hala güçlüydü:“Ben seni sevmiştim Atlas.”
O an, Atlas’ın kalbi bir okla delinmiş gibi oldu. Bu cümle…İlk defa o sözü ondan duyuyordu.Ve duyduğu anda her şey elinden kayıp gitmişti.
Lara, gözlerinde yaşlarla odadan çıktı.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Atlas içki içmişti. Duvardaki her şeyi dağıtmış, yumrukları kan içinde kalmıştı. Lara odasına kapanmıştı.Ama içinden bir ses ona hep Atlas’ı anlatıyordu. Kalbine söz geçiremiyordu.Gerçekler ne kadar acıtsa da, aşk geri adım atmıyordu.
O gece…Lara, uzun bir gecelik giyip odasından çıktı. Sessizce Atlas’ın odasına gitti.Kapı aralıktı. İçeri girdiğinde onu yerde oturmuş, başını ellerinin arasına almış buldu.
Gözyaşlarıyla değil, sessizlikle kırılmıştı Atlas.
Lara eğildi, elini onun omzuna koydu.
“Bu bebek… seni değiştirmez. Ama bana yalan söylemen her şeyi mahveder.”
Atlas başını kaldırdı.“Seni kaybetmekten korkuyorum, Lara.”
Lara gözlerini kaçırmadı.“Ben zaten senin olmuşum, Atlas. Ama sen beni korumayı beceremedin.”
Atlas ayağa kalktı. Göz göze geldiler.
O an… kelimeler sustu.Aşk konuşmaya başladı.
Lara’yı ellerinden tutup kendine çekti. Dudakları birleştiğinde her şey sustu.Geçmiş, Melis, Demir, acılar…Hepsi o anda yandı.
Atlas, Lara’yı öyle bir tutkuyla öptü ki, sanki sonsuzluğa dokunuyordu. Gecelik yere düştü. Eller titredi, nefesler karıştı.İlk kez bir aşk, tamamen teslimiyetle yaşandı.
Yatakta birbirlerine sarıldıklarında, Atlas Lara’nın kulağına fısıldadı:
“Ne olursa olsun, sen benim her şeyimsin.”
Lara, gözlerini kapattı.Ama bu defa gözyaşları suskunluktan değil… gerçek aşktandı…

Bölüm Sonu

Kusura bakmayın yeni bölüm biraz geçikti🫶Umarın beğenmişsinizsinizdir🫶